Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 755: Geri Çekilmek Yok
Bölüm 755: Geri Çekilmek Yok
Nie Yan kör olsa da güçlü sezileri sayesinde düşmanın nerede olduğunu kestirebiliyordu.
Sıradan bir oyuncunun yapacağı gibi paniklemedi. Aksine, sakinliğini koruyordu.
Nie Yan artık bambaşka gizemli bir hal almıştı. Görüşünü kaybettikten sonra bütün duyuları keskin şekilde yükselmişti.
Sanki kör bile değil gibiydi. Nie Yan düşmanın hançerinin kendisine yaklaştığını hissedebiliyordu. Hançerin üzerindeki soğukkanlı öldürme arzusunu bile hissedebiliyordu.
İşte Gölge Dansçısının üstün sezgi yeteneği buydu. Nie Yan'ın sınıfına dair kavrama yeteneği daha da gelişmişti.
Olağanüstü hızının yanı sıra Gölge Dansçısı ayrıca gizli bir yeteneğe daha sahipti ve o da keskin sezgilerdi. Bu keskin öngörü hissiyatı, Gölge Dansçılarının içinde bulunduğu tehlikeye karşı tahminlerde bulunmasına yarıyordu.
Düşmanın hançerinin kendisine yaklaştığını hisseden Nie Yan içgüdüsel şekilde kendi hançerini kaldırarak saldırıyı blokladı. Çınnn! İki hançerin çarpışma sesi havada yankılandı.
Nie Yan aceleyle iki adım geriledi. Etrafındaki objelerden yankılanan sesi dinlerken kulakları titriyordu.
Ne?? Saldırı başarısız mı oldu? Kasap Sark buna hazırlıksız yakalanmıştı. Nie Yan'ı öldüreceğinden emindi.
Sark bakışlarını Nie Yan'a çevirdiğinde gözlerinin bulutlu ve odaklanamıyor olduğunu gördü. Hata yoktu. Parıltı Bombası işe yaramıştı. O halde Nie Yan nasıl olmuştu da saldırısını engellemişti?
Bu kısa süreli duraksama Nie Yan'ın nefesini toparlaması için yeterli olmuştu.
Hızlı Kaçış!
Sark Nie Yan'ı küçümsemeye cesaret edemiyordu. Tekrar ileri atılarak hançerini savurdu.
Nie Yan vücudunu hafifçe kenara kaydırdı. Bu esnada Zenard'ın Kılıcını tersten kavrayarak Sark'ın bileğine doğru savurdu.
Sark refleks olarak tepki verdi. Kullandığı becerisini yarıda keserek elini geri çekti.
Bu esnada Nie Yan kendi etrafında dönerek Sark'ın göğsüne bir tekme savurdu.
Sark ilk defa bu tarz bir savaşa giriyordu. Aceleyle iki kolunu göğsünde çapraz şekilde birleştirerek saldırıyı önlemeye çalıştı.
Bum! Nie Yan'ın güçlü tekmesi Sark'ın ayaklarını yerden kesmişti. Yerde altı metre kadar yuvarlandıktan sonra dengesini toparlayabildi.
Sark ve Nie Yan aynı seviyede değildi. Bu kısa süreli karşılaşma aralarındaki farkın ne kadar belirgin olduğunu göstermişti.
Nie Yan nasıl oluyordu da görüşünü kaybetmesine rağmen böylesine başarılı şekilde savaşabiliyordu? Sark şu anda kalbindeki şaşkınlığı tarif edemezdi. Bu zamana kadar Nie Yan'ın nasıl hiç ölmediğini düşünmüştü ve şimdi anlayabiliyordu bunu.
Beceri konusunda Nie Yan yüksekliği ölçülemeyen bir dağ gibiydi. Sark gibi olağanüstü kibirli birisi bile şu anda üzerinde yoğun bir baskı olduğunu fark edebiliyordu.
Nie Yan odağını topladı. Attığı tekmenin gücünü biliyordu, Sark'ın ne kadar geriye savrulduğunu ve şu anda kendisine ne kadar uzaklıkta olduğunu kestirebiliyordu. Diğer duyularına güvenerek etrafındaki dünyanın sanal bir halini zihninde yaratmıştı.
Nie Yan tam da Sark'a doğru atılarak hamlesini yapacakken... Vın! Vın! Vın! Çok sayıda okun üzerine ateşlendiğini fark etti, aynı zamanda kendisini hedef alan birkaç büyü de vardı.
Üzerine gelen saldırının yönünü ve hızını hesaplayan Nie Yan son anda geriye sıçrayarak saldırılardan kurtuldu. Put put put! Oklar zemine saplandı.
Bu esnada gökten güçlü bir varlığın geldiğini hissetti. Bu Şeytan Katledendi!
Nie Yan artık Sark'la uğraşarak vakit kaybedemezdi. Aceleyle arkasını dönerek uzaklaştı. Arazide koşan bir çita edasıyla, yıldırım hızıyla ilerliyordu.
Şeytan Katledenin yaklaştığını gören Yükselen Melek ve diğerleri aniden etrafa dağıldı.
「Sark, Goblin Parıltı Bombası işe yaramadı mı?」 diye sordu Yükselen Melek. Aslında Nie Yan'ın parıltı bombasından isabet aldığını kendisi de görmüştü. Fakat Nie Yan bundan hiç etkilenmemiş gibi görünüyordu, normalde nasıl hareket ediyorsa şu anda da o şekilde hareket ediyordu.
「Hayır, başarısız olmadı.」 Sark kafasını iki yana salladı.
「Gerçekten mi? Bu imkansız!」 diğerleri buna inanmakta zorluk çekiyordu. Nie Yan kör olduğu halde saldırılardan kaçınmakla yetinmiyor, bir de üzerine misilleme mi yapıyordu yani?
「Bahsettiğimiz kişi Nirvana Alevi. Hiçbir şey imkansız değil,」 dedi Sark, sesinde tatsız bir ton vardı.
Diğer dörtlü buna bir cevap veremedi. Sonuçta, Sark'a inanmaktan başka çareleri yoktu.
Şeytan Katledenin acımasız şekilde Nie Yan'ı takip ettiğini gören dörtlü iç çekti. Eğer ortamda Şeytan Katleden gibi bir faktör olmasaydı Nie Yan'ın etrafını sarmaları bile mümkün olmayacaktı. Üstelik bunu denemeye bile cesaretleri yetmeyebilirdi.
İkinci bir kedi fare oyunu daha başlamıştı.
Parıltı bombasının etkisi oldukça uzun sürüyordu. Nihayet, Savaş Meleği Kalenna Nie Yan'ın üzerinde Körlük Giderici kullandı. Sonrasında ise Nie Yan görüşünü tekrar kazanmıştı. Etrafını eskisi gibi görebiliyordu artık.
Nie Yan genellikle Kalennayı kendi haline bırakıyor ve ne isterse onu yapmasına izin veriyordu. Daha evvel çok defa onu kontrol etmeye çalışmıştı fakat başarılı olamamıştı. Yine de, şu anda körlüğünü iyileştirmesi iyi bir şeydi. Sonrasında ise elbette her zaman yaptığı gibi tekrar uykuya geçmişti.
Görünüşe göre Kalennadan yana bir beklenti içine girmemesi gerekiyordu. Nie Yan hayatı için kaçmaya devam ediyordu. Şeytan Katleden hemen arkasında kendisini takip ediyordu.
Şeytan Katleden irtifasını alçaltarak saldırıya geçtiğinde Nie Yan aniden arkasını döndü. Nie Yan eğilerek hızını artırdı ve Şeytan Katledenin altından sıyrılarak geçti.
BUM! Şeytan Katleden bir binaya çarptı.
Yaratık harabeye dönmüş binanın tepesinde duruyordu. Kafasını sallayarak öfkeli bir kükreme yaptı. Etrafa bakarak Nie Yan'dan izler arıyordu.
Nie Yan çoktan 200 metre uzaklaşmıştı.
İşte şans ayağıma geldi! Nie Yan bir süre düşündü. Fakat bu umudu kısa sürmüştü, bir sonraki saniye üzerine gelen bir oyuncuyu fark etti. Bu oyuncu Taş Yarıcıydı.
Taarruz! Müdahale!
Taş Yarıcı bir tank yapılı oyuncu gibiydi, yoluna çıkan her şeyi devirerek ilerliyordu.
Yükselen Melek, Sark ve diğerleri de kısa süre sonra yaklaştı.
Nie Yan'ın ayaklarını bastığı yerde bir bataklık oluşmuştu. Kaşlarını çatarak geriye doğru zıpladı. Yakınındaki bir duvara ayağıyla basarak bir binanın çatısına zıpladı.
Bu esnada Sark Nie Yan'ın arkasına geçerek ensesine doğru hamlede bulundu.
Nie Yan hamlelerini yaparken izlediği yolu belli eden bu elemanın az evvel kendisini kör eden kişiyle aynı olduğunu anlamıştı. Arkasından yaklaşan hançeri fark eden Nie Yan kenara kayarak Ters Hain Bıçakla misilleme yaptı.
Nie Yan'ın hamlesi tam da isabet alacakken Sark Rüzgar Adımını aktif ederek uzaklaştı.
Vın! Vın! Vın! Çok sayıda ok Nie Yan'a doğru geliyordu.
Nie Yan daha fazla oyalanamazdı. Saldırısı isabetini bulamayınca sıçrayarak 6 metre kadar uzaklaştı.
Bu esnada Şeytan Katleden artık aradaki mesafeyi bırakmıştı. Nie Yan'ın kaçış planı bir kez daha Yükselen Meleğin ekibi tarafından engellenmişti.
Nie Yan bir süre düşündü. Peki, madem bu şekilde oynamak istiyorsunuz, öyle olsun! Rüzgar Adımını aktif ederek ileri atıldı ve Clemenci Kalesindeki karargaha doğru ilerlemeye başladı.
"Nereye gitti?" Yükselen Melek etrafına bakıyordu. Nie Yan'ın izini kaybetmişti.
"Bilmiyorum."
Herkes kafasını iki sallayarak şaşkın şekilde etrafını izliyordu. Zalim Kenar da Nie Yan'ın izini kaybetmişti.
Bu esnada Şeytan Katleden üzerlerinden uçuyordu, Clemenci Kalesinin merkezine doğru ilerliyordu.
Yükselen Meleğin rengi attı. "Karargaha doğru ilerliyor!"
Beş Usta Sınıf oyuncu aceleyle yönlerini değiştirerek birliğin karargahına doğru ilerlemeye başladı.
「Şeytan Katledenin birlik karargahını yıkmasına izin vermeyin! Savunma bariyerlerini aktif edin! Bütün okçu kuleleri atış odağını Şeytan Katledene çevirsin!」 Yükselen Melek emirlerini sesli sohbetten iletti. Nie Yan Şeytan Katledeni kendi silahı gibi kullanabilirse bu durum Melek Müfrezesine çok büyük bir dezavantaj olacaktı. Melek Müfrezesi bu riski alamazdı.
Birlik karargahının görüş alanında çok sayıda oyuncu Nie Yan'ı arıyordu.
Fakat bu oyuncular Nie Yan'ın kendisini değil gölgesini bile takip edemezlerdi.
Nie Yan'ın kamuflaj becerileri bu oyuncuları kolaylıkla geçebilmesini sağlardı.
Usta Sınıf oyuncular bu sıradan oyuncuları kolaylıkla alt edebilirdi. Nie Yan'ın karşısında bu oyuncular birer karınca gibiydi!
Birlik karargahının savunması oldukça güçlüydü. Etrafında yüzlerce okçu kulesi vardı. Bu kuleler duvarlardaki kulelere kıyasla çok daha yoğun halde toplanmıştı.
Şeytan Katleden birlik karargahına ulaştığında yüzlerce okçu kulesi ateşe başlamıştı.
Yaratık bu okların neredeyse hepsinden isabet aldı. Büyük kılıcını savurdu. BUM! Okçu kulelerinden biri ikiye bölünmüştü.
Birliğin en önemli binasını korumak amaçlı karargahın etrafında bir bariyer oluştu.
Görünüşe göre Melek Müfrezesi tarafı da temkinli davranacaktı. Ne olursa olsun, Şeytan Katledenin birlik karargahını yıkmasına izin veremezlerdi. Bundan dolayı çok sayıda oyuncuyu Şeytan Katledenin üzerine yönlendirdiler.
Yaratık tekrar dalışa geçerek çok sayıda oyuncuyu ölüme gönderdi. Aggrosu hala Nie Yan'ın üzerindeydi. Sayısız oyuncudan ve okçu kulesinden gelen saldırı direkt olarak yaratığı hedef alıyordu.
Nie Yan karargahın bir bariyer tarafından korunduğunu fark etti. Tam da yaratığın saldırısından kurtulmak için bir daire çizecekken önünde alevlerden oluşan bir bariyer belirmişti, bu alevler içeri girişini engelliyordu.
Şeytan Katleden yüzünde kötü niyetli bir ifadeyle alevli duvara doğru ilerledi.
Nie Yan'ın arkasında kırılamaz bir bariyer vardı. Önünde ise aşılamaz bir alevli duvar vardı. Nie Yan tuzağa düşmüştü. Buradan çıkışı yoktu.
Şeytan Katleden giderek yaklaşıyordu. Aralarında sadece 50 metre mesafe kalmıştı.
Rüzgar Adımı ve Gölge Valsinin bekleme süreleri hala dolmamıştı. Nie Yan bir dokunulmazlık becerisi kullanarak alevli duvara ilerleme planı yapıyordu. Fakat ileri adım attığında güçlü bir gölge enerjisi etrafını sardı. Hareketsiz kalmıştı.
Hareketsiz kalmasının sebebi Şeytan Katledenin Ölüm Bağı becerisiydi!
Nie Yan Gölge Valsi ve Rüzgar Adımını uygulamakta gecikmişti. Ölüm Bağı tarafından hareketsiz kılındıktan sonra artık hareket becerilerini kullanamazdı.
Şeytan Katleden büyük kılıcını savurdu. Hilal şeklindeki dev bir ışık huzmesi Nie Yan'a yaklaşıyordu ve bu esnada yoluna çıkan her şeyi yıkıp geçiyordu.
Kılıcın oluşturduğu rüzgardan uluma ve kükreme sesleri yükseliyordu. Nie Yan rüzgarın yanaklarını kesecek kadar güçlü olduğunu hissedebiliyordu. Devasa kılıç saldırısı burnunun dibindeydi.
