Series Banner
Novel

Bölüm 754

Rebirth of the Thief Who Roamed the World

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 754: Kördüğüm

Bölüm 754: Kördüğüm

Yükselen Melek sürekli olarak Şeytan Katledene ok fırlatıyordu. Diğer dört Usta Sınıf oyuncu da boş durmuyordu. İpsiz asasını sallayarak büyü bombardımanına başlamıştı.

Taş Yarıcı yaratığa doğru harekete geçmişti. Yaratığa saldırmıyordu, sadece hamlelerinin önünü kesip etkisini azaltmak için savunma pozisyonuna geçmişti.

Zalim Kenar etrafa tuzak totemler yerleştiriyordu. Şeytan Katleden her adım attığında bu tuzaklardan birini aktif ediyordu. BUM! BUM! BUM! Tuzaklar her ne kadar çok hasar veremiyor olsa da yine de yaratığın hareketlerini kısıtlıyordu.

Sark ise bu esnada tamamen gözden kaybolmuştu. Kimse nerede olduğunu bilmiyordu, muhtemelen bir yerde gizlenmiş ve olayları izliyordu.

"Sefil insanlar!" Şeytan Katleden öfkeli bir ses tonuyla bağırdı. Büyük kılıcını savurarak hilal şeklinde bir alev huzmesini Yükselen Melek ve İpsizin bulunduğu noktaya gönderdi.

BUM! Zeminde büyük bir yarık oluşmuştu. Kılıç zemine ulaştığı anda İpsiz bir beceri kullanarak hem kendisini hem de Yükselen Meleği 60 metre uzağa ışınlamıştı. Sonrasında ise Şeytan Katledene oklar ve büyülerle saldırmaya devam ettiler.

Şeytan Katledenin hareketleri etraftaki binaların etkisiyle de oldukça kısıtlanıyordu. Yaratık aynı zamanda sayısız okçu kulesi ve toptan da büyük oranda hasar alıyordu.

Ne kadar da yoğun bir ateş gücü! Toplardan çıkan şarapneller ve kulelerden yağan oklar neredeyse gökyüzünün tamamını kaplayacak derecedeydi.

Şeytan Katledenin can değeri %70'e düşmüştü. Bu manzarayı gören Nie Yan yaratığın yaklaşık yarım saat sonra ölü olacağını tahmin ediyordu.

Bu savaş açık alanda gerçekleşseydi yaratık tüm potansiyelini sergileyebilirdi. Fakat Clemenci Kalesi sırf oyuncular için açık olan bir askeri üs gibiydi, 6 metre uzunluğundaki yaratıkların burada rahat etmesi pek mümkün değildi. Üzerine gelen yoğun saldırının yanı sıra bir de alanı dar olunca yaratık zorlanıyordu. Bu ağır şekilde güçlendirilmiş kale görünüşe göre Şeytan Katledenin laneti gibi bir şeydi.

Yükselen Melek çevreye gelen zararı minimum seviyeye indirmek amacıyla yaratığın dikkatini üzerine çekmişti. Çabaları etkisini gösteriyordu.

Şeytan Katleden ara sıra duraksayarak Yükselen Meleğin nerede olduğuna bakıyordu. Etraftaki çok sayıdaki bina ise yaratığın açık alanda olduğu gibi özgür hareket etmesini engelliyordu. Bu esnada Yükselen Melek caddeler arasında hızla ilerliyor ve yayını doldurduğunda arkasını dönerek yaratığa ateş ediyordu. Şeytan Katledenin onun izini takip etmesinin yolu yoktu.

Manzara resmen kedi fare oyunu gibiydi. Şeytan Katleden büyük kılıcını sürekli olarak savuruyordu fakat bir türlü Yükselen Meleğe isabet ettiremiyordu.

Nie Yan yakınlardaydı ve kamuflajdaydı. Hızlıca Yükselen Meleğe yaklaştı. Bu vaziyetteyken Yükselen Meleğe bir suikast düzenlerse oldukça kolay bir başarı olacaktı.

Yükselen Melek şu anda kendisinin varlığından haberdar değildi.

Nie Yan tam da harekete geçecekken Şeytan Katleden bir şey fark etmiş gibi kendisinin olduğu tarafa baktı.

Lanet olsun... Nie Yan ensesinden aşağı soğuk su dökülmüş gibi hissetti. Şeytan Katleden kendisini fark etmişti! Görünüşe göre bu sefer fazla ileri gitmişti. Bu yoğun saldırılar altında bile yaratık aggrosunu Nie Yan'a çevirebiliyordu.

Rüzgar Adımı!

Nie Yan aceleyle hızlandı. Silueti bulanıklaşarak binaların arasındaki labirentte ilerlemeye başladı. Clemenci Kalesinin haritasını inceledikten sonra buraları avucunun içi gibi biliyordu. Bundan dolayı binaların en yoğun olduğu kısımlardan ilerleyerek kendisine ekstra kamuflaj sağlıyordu.

Şeytan Katleden havaya sıçrayarak Nie Yan'a doğru atıldı, bu esnada yoluna çıkan her şeyi deviriyordu.

Agrrosu benden uzaklaştı mı? Yükselen Melek şaşkındı. Şeytan Katledenin deli gibi başka bir hedefi kovalamaya başladığını görünce zihninde bir şey canlandı. Sesli sohbetten bağırarak konuştu, 「Bu Nirvana Alevi! Durdurun onu! birlik karargahına ulaşmasına izin vermeyin!」

Yükselen Melek Nie Yan'ın Şeytan Katledeni birlik karargahına yönlendirmek istediğine inanıyordu. Fakat bilmediği şey ise şu anda Nie Yan'ın sadece kendini korumaya çalışıyor olmasıydı.

Yaratık önüne çıkan binaları içi boş karton kutular gibi deviriyordu. Yükselen Melek kalbinin kanadığını hissediyordu. Zihninde Nie Yan'a milyonlarca kez küfür savurmuştu.

「Patron! Kuzeye ilerle! Bütün Melek Müfrezesi oyuncularının toplandığı yer orası!」 dedi Atik Acer.

Nie Yan Atik Acer'in aklındaki planı anında anlamıştı. Aceleyle yönünü değiştirdi.

Melek Müfrezesinin elit oyuncuları bir araya toplanmıştı, hepsi de Yükselen Meleğin emirlerini bekliyordu. Kendi aralarında Şeytan Katledenin neden buraya geldiğini tartışıyorlardı.

"Patronun dediğine göre Nirvana Alevi Clemenci Kalesindeymiş. Acaba bu gerçekten doğru mu?"

"Bence %99 doğrudur. Aksi halde Şeytan Katleden neden buraya gelsin ki?"

Giriş kısmındaki kargaşayı gördüklerinde gözlerinde endişe dolu bakışlar oluştu. Bu meselenin nasıl bir sonuca bağlanacağını merak ediyorlardı. Çok sayıda oyuncu enselerinden soğuk bir rüzgarın geçtiğini hissetti. Hiçbiri de bunu önemsememişti, sıradan bir rüzgar olarak nitelendirmişlerdi. Bu esnada etraflarında büyük bir karmaşa oluştu.

"Bu Şeytan Katleden! Bize doğru geliyor!"

"Aman tanrım!"

Bu esnada Şeytan Katleden kanatlarını çırparak oyuncuların üzerine geliyordu. Büyük kılıcını savurdu ve bir alev huzmesi fırlattı.

BUM! Çok sayıda oyuncu bir anda ışık huzmesine dönüşmüştü.

"Saldırın!"

"Herkes derhal geri çekilsin!"

Oyuncular delirmiş gibi çığlıklar atıyordu. Büyücüler ve Şeytan Avcıları derhal saldırıya başlamıştı. Gökyüzünü büyüler ve oklar kaplamıştı. Fakat yaratığa verdikleri hasar neredeyse hiçti, oyuncuların arasında en güçlü olan bile sadece 100 hasar verebiliyordu. Çoğu iki haneli sayılarla hasar verebiliyordu. Bu tarz bir saldırı yaratığı ancak gıdıklamaya yarıyordu.

Şeytan Katleden elbette bu tarz saldırılar karşısında zarar almayacaktı. Yaratık saldırıya başlayalı kısa süre geçmişti fakat arkasında yüzlerce ceset bırakmıştı.

"Lanet olsun! Dağılın sizi aptallar! Birbirinize yakın durmayın!" Yükselen Melek sonunda olay yerine yetişmişti.

Şeytan Katleden topların açısından çıkmıştı. Yükselen Melek topların namlusunu kalenin içine çevirmeye cesaret edemiyordu. Fakat okçu kuleleri hala aralıksız şekilde ateşe devam ediyordu. Şeytan Katleden ne zaman irtifasını yükseltse sayısız ok tarafından isabet alıyordu.

Nie Yan'ın peşinden koşarken yaratığın kendisi de biraz hasar almıştı.

「Şu tarafa!」Yükselen Melek yaratığın nereye yöneldiğini görünce emrini verdi. Dört Usta Sınıf oyuncuyu yaratığın etrafını sarması için yönlendirdi.

Ateş Yağmuru!

Nie Yan'ın üzerine ateşten bir yağmur boşaldı.

Bu ateş yağmurundan isabet almak üzereyken bir ağ fırlatarak uzaktaki bir binaya tutundu ve uzaklaştı. Anında 30 metreden fazla mesafe açmıştı.

Ateş yağmuru isabetini bulamayınca Şeytan Katleden derhal Nie Yan'ın bulunduğu noktaya bakışlarını kilitleyerek takibine devam etti.

"Ne oluyor? Hala benim peşimden mi geliyor!?" Nie Yan küfürler savurdu.

Ağ-Palet Yüzüğünün Sıçrama becerisini aktif ederek 30 metre kadar daha yükseldi ve bir başka binaya tutundu. Sonrasında ise çatıdan çatıya zıplamaya başladı.

「Okçu kuleleri, atış gücünüzü odaklayın! Öncelikle Nirvana Alevini öldürün!」 Yükselen Melek inanılmaz derecede öfkeliydi.

Nie Yan etrafındaki kulelerin nişanını kendisine çevirdiğini fark etti. Hem Şeytan Katledenin hem de okçu kulelerinin saldırılarından kaçınmaktan başka çaresi yoktu.

Elinde çok sayıda kaçış, hayat kurtarma becerisi ve yüksek savunması olsa da, eğer bir adım bile geç atarsa buracıkta ölürdü.

Nie Yan yukarı bakıp da neredeyse güneş ışığını kesecek yoğunluktaki ok yağmurunu görünce derhal sıçrayarak uzaklaştı. Kendisi ilerledikçe arkasında da oklardan oluşan bir patika bırakıyordu. Daha nefesini toparlamaya bile fırsat bulamadan bir başka ok yağmuru daha üzerine geldi.

Nie Yan aceleyle bir duvarın arkasına saklandı. Fakat yine de birkaç ok tarafından isabet almıştı.

−4,267

−3,833

−3,955

...

Can değeri %56'ya düşmüştü!

Nie Yan duvarların olduğu tarafa kaçmak üzereydi, bu esnada Şeytan Katleden kanatlarını çırparak tam üzerinde belirdi. Elindeki büyük kılıç tıpkı Azrail’in tırpanına benziyordu.

Gölge Valsi!

Nie Yan aniden gözden kayboldu. Birkaç binanın üzerinden zıplayarak uzaklaştı.

Kaçışı biraz daha kolaylaşmıştı. Fakat Nie Yan uzaklaştığında önünü birkaç siluet kesti. Bir Şaman asasını sallayarak Kamuflaj Karşıtı Totem yerleştirdi.

Yükselen Melek ve diğerleri de bu esnada yaklaşmıştı. Kaçış rotalarını kapatmışlardı.

「Burada!」 Zalim Kenar sesli sohbetten bağırdı. Kullandığı Kamuflaj Karşıtı Totem Nie Yan’ın yerini belli etmişti.

Nie Yan'ın silueti bulanıklaşmaya başladı. Yan tarafında duran duvara zıpladı.

「Lanet olsun! Bu eleman gerçekten de kaçma işini iyi beceriyor!」 Zalim Kenar da duvarın üzerine zıpladı. Bu esnada gökten devasa bir meteor geliyordu. Aceleyle asasını sallayarak bir öteleme becerisi kullandı.

BUM! Çok sayıda bina harap olmuştu.

Savaş ortamına tam bir kaos hakimdi. Şeytan Katleden ve Melek Müfrezesinin ortak düşmanı Nie Yan'dı. Yükselen Melek ve arkadaşları Nie Yan'ın hareketlerini kısıtlamaya çalışırken Şeytan Katleden ve okçu kuleleri de direk olarak öldürücü hamleleri yapıyorlardı. Şu anda her ne kadar yaratıkla entegre şekilde çalışıyorlar gibi görünse de , Melek Müfrezesi yine de dikkatli davranmalıydı. Ortamdaki herkes biliyordu ki Nie Yan öldükten sonra yaratığın sonraki hedefi kendileri olacaktı.

「Nirvana Alevini ne pahasına olursa olsun ölü istiyorum!」 Yükselen Melek kükreyerek konuştu. Nie Yan'ı öldürmek için eline bundan başka bir fırsat geçmeyeceğini iyi biliyordu. Bu tarz bir durumda bile onu öldüremezlerse, bu olay Melek Müfrezesi için büyük bir utanç kaynağı olurdu.

Yükselen Melek yayına beş ok daha yerleştirdi, üzerinde bulunduğu çatıdan ateşleme yaptı. Bulunduğu yüksek noktadan aşağıdaki olayları rahatça takip edebiliyordu.

Nie Yan durumun bu kadar hızlı şekilde değişim gösterebileceğini tahmin etmemişti. Çantasındaki Belirsiz Işınlanma Parşömenlerine baktı, hepsini tüketmişti. Eğer bugün ölürse, Düzen Kitabından çok sayıda bölüm düşürmekle kalmayacak aynı zamanda Ölüm Tanrısının Kenarını ve Tespih Çekicini de düşürecekti. Bu tarz bir kayıp yaşamak kalbini derinden yaralardı.

Kendine olan güveni gözlerini kör etmişti. Nie Yan şu anda kaderine küfür etmekten başka çare bulamıyordu. Fakat şu anda yaşadığı pişmanlıklarla vakit kaybetmenin anlamı yoktu. Buradan geri dönüş yoktu. Öncelikle kendisini takip edenleri atlatmalıydı.

Nie Yan hızlandı. Önünde dar bir sokak vardı. Aceleyle hızını artıran becerilerini kullanarak Gölge Dansçısı yeteneklerini sergilemeye başladı. Silueti bulanıklaşmıştı, hareket ederken arkasında figürler bırakıyordu.

Sokağın sonuna ulaştıktan sonra bir köşeye denk geldi. Tam köşeden dönecekken önünde bir şey patladı ve gözlerini kör etti.

Bu bir Goblin Parıltı Bombasıydı!

Nie Yan'ın kalbi sıkıştı. Şu anda bütün görüşü beyaz bir perdeden ibaretti. Hiçbir şey göremiyordu.

Görüşü kaybolduktan kısa süre sonra ensesine yaklaşan bir soğukluk hissetti.

Bir düşman Hırsız!

97 Görüntülenme
3 Nis 2025
Bölüm 754