I Shall Seal The Heavens - Bölüm 1489: Köpek
Bölüm 1489: Köpek
Engin Genişlik gezegeninde üçüncü kıta hiç kış görmediği için diğer kıtalardan farklıydı. Bütün mevsimler ilkbahar gibiydi. Yine de o yıl kar yağdı. Bu kar kıtanın tamamına değil sadece oradaki çöllerden birisine yağmıştı. Karla birlikte dünyaya bir çocuk geldi. Bu Meng Hao'nun klonunun yedinci hayatıydı ve sadece bir deve ve bir köpeğe sahip oldukça fakir bir ailede doğmuştu. Babası bir çöl rehberiydi. Çocuk doğduğu gün köpek donarak öldü ve bu yüzden baba oğluna... Köpek ismini vermek için diretti. Köpek şanslı doğmamıştı. Üç yaşına geldiğinde babasını çölde bir karavana rehberlik ederken bir yılan ısırmıştı. Eve geri dönmeyi başarmış olsa da bundan kısa süre sonra da öldü. Annesi kocasının ölümünü fazla kafasına takmadı. Onu gömdükten sonra Köpek ile beş yıl daha ilgilendi. Sekiz yaşına geldiğinde anne oraya uğrayan bir tüccarla birlikte kaçtı. Anne kapıdan çıkarken Köpek'e babasının bir zamanlar haydut olduğunu söyledi. Rehber gibi davranarak kadının ailesini çöle götürmüş ve onun dışında hepsini öldürmüştü. Ardından onu kendisiyle evlenmeye zorlamıştı. Kadın bundan sonra bütün hayatı boyunca onun ölmesini beklemişti. Köpek annesinin uzaklarda kayboluşunu sessizce izledi. Bunun ardından yalnız başına yaşamaya başladı. Bir gün ortaya çıkan yaşlı bir adam onu yiyecek olan bir yere götürmeyi teklif etti. Köpek tereddüt etmedi; hemen yaşlı adamla birlikte ayrıldı. Çölden ayrılacaklarını düşünmüştü ama beklentisinin tam tersine yaşlı adam onu aynı çölde başka bir yere götürdü. Orada adeta dünyada cehennemi yaşadı. Onunla aynı yaşlarda çocuk grubuyla birlikte geniş çaplı günlük antrenman yapmaya başladı. Bu çocuklar... suikastçilere dönüştürülecekti! Bunun ardından geçen yıllarda Köpek birçok insanın öldüğünü gördü. Bazılarını bizzat kendisi bazılarını ise başkalarının öldürdüğünü gördü. Bazıları antrenman sırasında öldü. Eğer hayatta kalmak istiyorsan acımasız olmalıydın. Eğer yaşamak istiyorsan öldürmeliydin. Köpek yaşamak istedi ve bu yüzden acımasız oldu, öldürdü. Hiç kimseye güvenmedi ve bu yüzden hiç arkadaşı olmadı. Onunla etrafındakiler arasındaki tek şey düşmanlık ve vahşi dövüşlerdi. Her yıl yeni bir çocuk grubu getiriliyordu. Her yıl çok sayıda ceset gömülüyordu. Köpek zamanla tüm bunlara duyarsız hale geldi. Bir noktada diğer çocuklar ondan korkmaya başladılar. Hatta bazı yetişkinler de aynı durumdaydı. "Belki çirkin olabilirim," diye düşündü bir gün parmaklarını yüzüne sürterek. Daha on altı yaşındaydı ama yüzü çoktan yara bere içinde kalmıştı ve bu onu son derece habis gösteriyordu. Buradaki ikinci yılında ondan daha büyüklerden birisi onu isyana zorlamaya çalışmıştı ve reddedince adam suratına vurmuştu. İki yıl sonra Köpek adamın kellesini aldı. Köpek kulağının olması gereken tarafı okşadı. Kulağını en sonunda bir kişinin sağ çıktığı bir eğitim turunda kaybetmişti. Rakibi kulağını parçalamış ama o da rakibinin boğazını kesmişti. Köpek soğuk yüz ifadesiyle aynada vahşi bir yara bulunan boğazına baktı. Aslında tüm vücudu yaralarla doluydu ama umursamadı. On yedi yaşına geldiğinde onu buraya getiren yaşlı adam onu iki oğlan ve bir kız ile birlikte götürdü. Diğer üçü de Köpek gibi eğitim hayatları boyunca sayısız rakibini katleden kişilerdi. Dörtlü grup aynı yaşlarda gençlerin bulunduğu başka bir eğitim alanına getirildiler. Aynı monoton varoluş devam etti. Üç yıl sonra Köpek yirmi yaşına geldiğinde zorlu sınavına girdi. Yüz rakibinin kellesini alması herkesin ona korku dolu gözlerle bakmasına neden oldu. Yıllar önce onu bulup getiren yaşlı adamın bile gözlerinde aynı ifade vardı. Köpek umursamadı. Sadece sessizce durdu. Sonraki aylar yaşadığı en mutlu zamanlar oldu. Görgü kurallarını öğrenmeye gönderildi ve aynı zamanda vücudundaki yaraları silen garip tıbbi bitkiler kullanan bir doktor da onunla ilgilendi. Kulağı tekrar yerine gelmese bile mucizevi ilaçlar görünüşünü yakışıklı bir genç adama çevirmişti. Ondan sonra suikast görevleri için kıtanın çeşitli yerlerine gönderildi. Yaşlı adamın talimatları altında kadın erkek, genç yaşlı birçok hedefini öldürdü. Her türden insanı katletti ve onlarla ilgili hiç soru sormadı. Hızlı ve etkili biçimde öldürüp geçti. Fakat kurbanlarının sağ kulaklarının olduğunu görmek onda şahsi bir nefret uyandırmıştı. Yerine getirdiği her görevde hedefinin sağ kulağını kesiyordu. Zaman geçti. On yıl sonra artık kaç can aldığının hesabını tutamaz hale gelmişti. Fakat söylentiler yayılmaya başlamıştı. O artık "Köpek" dışında yeni bir isimle daha anılıyordu. Onun adı Kulak Kesen idi. Bu onun dehşetli ismiydi. Daima hayatının aynı rotada gideceğini düşünmüştü hep. Ama iki yıl sonra yine bir görevi bitirdikten sonra bir kasabada yürürken yaşlı bir dilenci kadın gördü. Gözleri oyulmuş, dili kesilmiş, bacakları kırılmıştı. Köpek onun karşısında dururken menfur bir koku aldı. Ona baktı ve bacaklarının kangren olduğunu ve kemiklerinin doğru düzgün iyileşemeyecek kadar birçok kez kırılmış olduğunu gördü. Yüzünde yıllardır tek bir duygu belirtisi oluşmamıştı ama şimdi ifadesi titreşti. Kadına boş gözlerle baktı ve ürperdi. Hayatında ilk defa bir görevden sonra doğrudan karargaha dönmemiş ve aynı zamanda hedefi dışında başka birini daha öldürmüştü. O kasabada birçok kişiyi katletti. O dilenci kadına zarar veren yada tehdit oluşturan herkesin boğazı ve kulakları Köpek tarafından kesildi. Denilene göre kasabada bir zamanlar seyyah tüccarlar ailesi olan ve nitekim bir dereceye kadar kabahatli olan zengin bir hane vardı. Tüm aileyi katletti. En sonunda yaşlı kadını yanına alarak gitti. Bu olay tüm ülkede büyük bir yankı uyandırdı. Sayısız polis ve dedektif bölgeye geldi ve suikastçiler loncası da onu susturmak için insanlar gönderdi. Sonraki yıllarda yorgun kaçış günleri oldu. Birçok insan öldürdü ve kendini tehlikeli bir durumun içinde buldu. En sonunda yaşlı kadın öldü. Öldürülmemiş sadece önceki yaralarına artık direnememişti. Öldüğü güne kadar kendisiyle ilgilenen Köpek'in kimliğini asla bilmemişti. O öldükten sonra Köpek onun mezar taşına birkaç şey yazdı. Annem. - Köpek Mezarın başında uzunca bir süre sessizce durdu. Bu sırada insanlar çevrede belirmeye başladı. Onlar tanıdık yüzlerdi, her biri suikastçiler loncasındandı. Hiçbiri konuşmadı. Uzun bir an sonra öldürme arzuları patladı ve Köpek'in etrafını kuşatmaya başladılar. Köpek kafasını kaldırdı ve vahşi bir köpek gibi dövüşmeye başladı. Düşmanları birer birer düştü. En sonunda ayakta kalan tek kişi o oldu. Ona göre bu rakipler basitçe zayıf bireylerdi. Başını sağa sola sallayarak onların kulaklarını kesti ve ardından ayrıldı. Seyahati onu kimsenin kendisini bulamayacağını düşündüğü yerde, çölde bitti. İnsanları öldürmekten yorulmuştu ve huzurlu ve yalnız bir hayat sürmek istedi. En sonunda babası gibi çölde insanlara rehberlik yapma işine girdi. Yıllar geçti, on yıl geride kaldı. Bir gün uyandığında evinin etrafının sarıldığını gördü. Kapıdan dışarı çıktığında kendini yıllar önceki aynı yaşlı adam tarafından yönetilen bir suikastçi grubuyla karşı karşıya buldu. Yaşlı adam yaşlılığın getirdiği yıkımla titreyerek Köpek'e bakıyordu. Uzun bir an sonra yaşlı adam yumuşak bir sesle konuştu. "Öldürün." Görülmeye değer bir katliam yaşandı. Sağda solda cesetler birikti ve Köpek'in her yeri yara içinde kaldı. Fakat bunu umursamadı. Bütün rakiplerini öldürdükten sonra iç geçirdi ve yaşlı adama doğru yürüdü. Yaşlı adam yıllar önce çocukken loncaya götürdüğü adama acı bir sessizlikle baktı ve onun bir şeyler söylemesini bekliyor gibiydi. Ama bunun yerine bir bıçak parladı. Köpek etrafındaki cesetlere bakarak kaşlarını çattı. Oradan ayrılarak çöldeki ilk eğitim alanına gitti, ardından ikinciye ve en sonunda loncanın karargahına ilerledi. Kaç insan öldürdüğünü bilmiyordu. Tıpkı eski günlerdeki gibi öldür yada öl durumundaydı. Suikastçi loncasındaki herkesi öldürdükten sonra yorgunluk hissetti. Çöle geri dönerek rehberlik işine devam etti. Bir yıl geçti. Ardından bir yıl ve bir daha. En sonunda zaman kavramını yitirdi. Bir gün kendisini yaşlı bir adam olarak buldu ve vücudu son derece zayıftı. Ardından çöle bakarak kafasının sağ tarafındaki kulağının olması gereken yeri dalgınlıkla hissetti. Kar taneleri gökyüzünde düşmeye başladı ve aynı zamanda uzaklarda bir ışık ışını görüldü. Bu ışının içinde bir kadın vardı. Kar yağdı ve Köpek'in gözleri kapandı. Böylece yedinci hayatı sona erdi. Ruhu bir kez daha reenkarnasyona girmek için havalanırken kadın onun vücuduna doğru inanılmaz bir hızla uçtu. Kadın güzeldi ve nihayet Köpek'in cesedine ulaştığında reenkarnasyon gücünü hissetti. Yüzünden yaşlar akmaya başladı. "Usta...." Bu kadın Yan'er idi. Yıllar süren arayışın ardından buraya gelmiş ve tanıdık dalgalanmaları hissetmişti. Fakat biraz geç kalmıştı. Ustasının çoktan reenkarnasyon döngüsüne girdiğini biliyordu. Uzun bir sessizlikten sonra Köpek'in cesedini gömdü. Ardından dönerek gözlerinde kararlı bir ifadeyle çoktan kaybolmaya başlayan reenkarnasyon aurasını takip etmeye başladı. Ustasını bulmaya giderek yaklaştığı konusunda ikna olmuştu. O yıl Meng Hao'nun klonu yedinci mühür işaretini tamamladı. Ardından sekizinci hayatı ikinci kıtada başladı. Her reenkarnasyonda Ölümsüz Kök dalları daha da ışıldıyordu. Fakat anıları daha da derinlere mühürleniyordu. Gerçekten de her seferinde tamamen yeni bir hayat yaşıyor gibiydi.
