Series Banner
Novel

Bölüm 1456

I Shall Seal The Heavens

I Shall Seal The Heavens - Bölüm 1456: Sen Fang Mu'sun!

Bölüm 1456: Sen Fang Mu'sun!

Dong, dong, dong, dong.... Dong, dong, dong, dong.... Dong, dong, dong, dong.... Sedalı çan sesi kutsal bir şeyi temsil ediyordu, geniş çapta kıskançlık yaratacak bir şeydi ama aynı zamanda ses sanki bir ölümlü davula vuruyormuş gibi çınlıyordu.   Çan Dokuzuncu Tarikat tarihinde hiç bu şekilde çalmamıştı. Yıllar boyunca hiç bu kadar kısa sürede defalarca duyulmamıştı....   "Ne... neler oluyor? Neler oluyor böyle!? Kaç kişi çan çaldırıyor?"   "Ama... ama neden aslında sadece bir kişi buna sebep oluyormuş gibi görünüyor? Aksi taktirde bu çok rastlantısal olacak.... Ama eğer bunu tek bir kişi yapıyorsa bu basitçe akıl almaz olurdu. Yani rastlantı olduğunu düşünmek tek bir kişinin sebep olduğunu düşünmekten daha mantıklı."   Dokuzuncu Tarikat bu olay sonucunda hareketlenmişti. Ölümsüz Alem ve hatta Antik Alem'de olan neredeyse bütün gelişimciler dağa doğru uçuyordu.   İnsanlar toplandı ve sayıları on milyonlara kadar ulaştı. Herkes Engin Genişlik Mabedinin etrafında toplanıyordu. Bazıları oraya uçmak yerine kutsal duyularını dağın üzerine kilitlemişlerdi.   Havada Yan'er şaşkın gözlerle bakakaldı. Çan seslerini duydu ve insanların akın ettiğini görünce biraz afalladı. Adeta bunun Ustası yüzünden olduğuna inanamamıştı.   Tabii ki bu duruma en çok şaşıranlar zorlu sınavdaki basamaklarda bulunan kişilerdi. Kulaklarında çan sesleri çınlarken gözlerini dağın zirvesine dikmişlerdi ve mutlak bir şok içindelerdi. Hepsinin de aklında aynı sorular dolanıyordu.   "Kim bu herif!?"   "Tanıdık geliyor ama tam olarak kim olduğunu çıkaramıyorum!"   Çoğu kişi şok olmuştu ama Dokuzuncu Tarikatın içinde tepki vermeyenler de vardı. Tabii ki Kıdemliler ve Tao Alemi uzmanları şaşırmamıştı ama benzer duygulara sahip olan bir grup daha vardı. Onlar en zayıfının ismi Engin Genişlik Mabedi isim listesinde ilk on binde olan Dokuzuncu Tarikatın parlak güneşleriydi.   Karmaşayı pek umursamadılar. Fang Mu'yu bir tehdit olarak hissetseler de onlar için bu gereksiz bir hareketlilikti.   "İster tek kişi olsun ister birden fazla kişi, 50,000 basamak sınırı geçilene kadar bir önemi yok. Ondan önce çoğunlukla anlamsız kalacak."   "50,000 basamağı geçenler listede ilk on bine girebilir. Aynı şekilde 80,000 basamak demek ilk üç bin anlamına gelir."   "Engin Genişlik Dağı çok mühim değil. Ancak Engin Genişlik Mabedinin kendisine ulaştığında gerçek bir Seçilmiş sayılırsın ve listede ilk yüze girebilirsin!" Tüm bu insanlar inanılmaz doğal yeteneklere sahip kişilerdi ve her biri eskiden Engin Genişlik Mabedine meydan okuduklarında büyük bir heyecan yaratmışlardı. Bu yüzden meselenin üzerinde durmuyor ve hatta umursamıyorlardı bile.   Fakat aralarında meraklı olan birkaç kişi vardı ve bu yüzden oraya uçmuş, dağa tırmanmaya başlamışlardı. Aslında bunu yapan birkaç bin kişi vardı ve dağa çıkmalarının amacı Engin Genişlik Mabedine meydan okumak değil çan seslerini kimin çaldırdığını gözleriyle görmek istemeleriydi. Buna sebep olan bir grup insan mı yoksa tek bir kişi miydi!?   Eğer birçok kişiyse çok mesele olmayacaktı. Fakat bunu bir kişi yapıyorsa işin rengi değişirdi....   Biraz önce yola çıkanların hepsi geçmişte 50,000 basamağın altında bir yerlere kadar ulaşmıştı. Düşüncelerine göre buna sebep olan gruba yada kişiye ulaşmaları zor olmayacaktı.   Meng Hao o sırada 10,000. basamakta gözleri kapalı duruyordu. Çan sesi çınlarken bir Vaftiz yaşadı. Çoğu insan için bu biraz zaman alacak süreçti ama onun için sadece on nefeslik süre yeterliydi.   Ne de olsa o zaten inanılmaz bir gizli yeteneğe sahipti. O yüzden Vaftiz adeta zaten kusursuz olan bir şeyin üzerine yapılacak bir dekorasyon gibiydi. Ona fayda sağlayacak olsa da temel olarak şok edici bir durum yoktu.   "Fena değil," diye düşündü Meng Hao. "Görünüşe göre bu Engin Genişlik Mabedini küçümsemişim." Sıradaki çan sesleri için gözleri beklentiyle titreşti.   "Pekala, sanırım biraz daha hızlı hareket etmem gerekecek." Gülümseyerek harekete geçtiğinde bu sefer basamakları yüzer yüzer aşmaya başladı!!   On adımda bin basamak. Kısa süre sonra 18,000. basamağa ulaştı. Ve ardından 20,000!   Meng Hao için 10,000 basamak sadece 100 adımdı. Fakat bu zorlu sınava gerçekten katılan gelişimciler için adeta üzerlerine çullanan bir rüzgar patlaması gibiydi....   Meng Hao 20,000. basamağa adım attığında iki çan sesi duyuldu. Fakat bu seferki sesler öncekilere göre daha derin, daha şok edici ve antikti!   Ses çınlamaya başladığı anda dağın dışındaki insanlar hayrete düştü.   Dağda ona yetişmeye çalışan insanlar içinde en hızlı olanı hala Meng Hao'dan on bin adım uzaktaydı. Tüm bu insanlar sarsılmıştı ve gözleri inanamaz ifadelerle dolmuştu.   "20,000... 20,000 basamak!!"   "Bu bir tütsülük süreden bile daha kısaydı! Sadece... birkaç düzine nefeslik süre. Nasıl 20,000. basamak çanı çalabilir!?!?!?"   Dağın dışındaki kalabalıktan yükselen bağırışlar dört bir yana taşan bir ses dalgası yarattı.   Meng Hao ise çan sesinden gelen Vaftiz ile biraz sarsılıyordu. Gelişim merkezinin bir ilerleme kazanmanın eşiğine geldiğini hissettiğinde gözleri ışıldadı.   Gülümseyerek bir kez daha yürümeye başladı. 23,000 basamak. 27,000 basamak. En sonunda 30,000 basamak!!   Çan çaldı ve beraberinde büyük bir hayret ve şaşkınlık oluştu.   "Bugün neler oluyor? Birçok insan ilerleme kazanıyor! Hahaha. Ha ha.... Ne kadar tuhaf...."   Tartışmalar ve bağırışlar kısa süre sonra dindi ve sayısız gelişimci sessizlik içinde dağı izlemeye devam etti.   Artık bu noktada bunu yapanın bir grup insan değil... bir kişi olduğunu anlamamak için aptaldan daha fazlası olmaları gerekiyordu!!   Yine de kimse buna ihtimal vermeye cesaret edemedi. Eğer çan gerçekten de tek bir kişi tarafından çaldırılıyorsa o zaman bu inanılmaz bir olaya dönüşecekti.   En başından beri sadece birkaç tütsülük süre geçmişti. Eğer bir kişiyse bu kadar sürede 30,000 basamak aşmış olmalıydı! Eğer birisi bunu sesli dile getirirse adeta inanması güç bir söz olacaktı. Dokuzuncu Tarikat tarihinde böyle bir şey hiç olmamıştı.   "Belki bir hata vardır. Belki de... dağda bir sorun olabilir mi?"   "Belki de bu büyük bir rastlantıdır ve sebebi tek bir kişi değildir...."   İzleyicilerin dördüncü çanı duymaları için çok beklemelerine gerek kalmadı. Herkes hayrete düştü ve çan sesi onları adeta sarstı. Herkesin gözünde garip parıltılar belirdi ve zihinleri alt üst oldu. Yan'er nihayet daha geldiğinde gözleri kocaman açılmış, kalbi hızlanmıştı.   40,000 basamak çanı dört bir yanda yankılandı. Dağa yetişmek umuduyla tırmanmaya başlayanlar şuan tamamen afallamışlar ve vazgeçmişlerdi. Şuan akıllarındaki soru cevaplanmıştı.   Fakat grubun içinde vazgeçmeyen birisi vardı! Dişlerini sıkarak devam etti.   Onun hızı aslında Meng Hao'ya göre biraz fazlaydı. Meng Hao 45,000. basamağa ulaştığında o da 40,000. basamaktaydı. Yorgun bir haldeydi, onun sınırı 45,000 ile 48,000 arasında olsa da tek bir fırlayışla 40,000 basamak aşmak kolay bir iş değildi.   Bu noktada kendisinden yaklaşık beş bin basamak yukarı olan birini zar zor çıkarabiliyordu. Bu, artık çanları tek bir kişinin çaldırdığına mutlak bir kanıttı!   Onun gerçekten de tek bir kişi olduğunu görünce ağzı açık kaldı ve zihni allak bullak oldu. Dağa tırmanan diğerleri gibi o da yolda gördüğü kişilere sormuş ve gerçeği zaten öğrenmiş olmasına rağmen yine de afallamıştı.   Bu gerçeği kendi gözleriyle teyit edince kalbi şok dalgalarıyla vuruldu. Daha yakından bakmak için kendini zorlarken Meng Hao da 47,000 basamağa ulaşmıştı. Ardından on adımda 48,000'e geldi. ardından on adım daha atarak 49,000 oldu.   "Bu... bu...." arkasındaki gelişimci tamamen şok oldu. Meng Hao'nun hızını ve nasıl rahat göründüğünü düşününce adam kısa süre sonra Dokuzuncu Tarikatta şimdiye dek hiç görülmemiş bir Seçilmişin ortaya çıkacağına dair güçlü bir hisse kapıldı!   "Kimsin sen!?" diye bağırdı avazı çıktığı kadar.   Meng Hao olduğu yerde durarak yüzünde sorgular bir ifadeyle arkasına baktı. O hiçbir şey söylemese de gelişimci onun yüzünü net şekilde görebildi.   Bu olduğunda adamı bir titreme aldı. Diğer insanlar Fang Mu ile ilgili çok güçlü bir izlenime sahip olmasa da bu adam onu Felaketi geçerken izlemişti ve bu yüzden onu hemen tanımıştı.   "Fang Mu... sen Fang Mu'sun!!" Şaşkınlıkla kalbi titredi ve gelişim merkezinin dengesi bozuldu. Devam edemedi ve gümbürtü sesleriyle birlikte dağdan dışarı ışınlandı.   Dışarıda ortaya çıktığı anda avazı çıktığı kadar bağırarak dağın dışındaki bütün gelişimcilere seslendi.   "Onu gördüm. Bir grup değil, tek bir kişi. O... Fang Mu! Ölümsüzlüğe sadece on yılda ulaşan kişi.... Fang Mu! Kısacık sürede sıfırdan 50,000. basamağa yükselmiş!!"   Adamın sesi dört bir yanda yankılandı.   Yan'er de dahil duyan herkes adeta afallamıştı. Herkes şuan Fang Mu ismini düşünüyordu.   Sayısız nefes kesilme sesi duyuldu ve bir an sonra büyük bir gürültü yükseldi. Bunun ardından... beşli çan sesi duyuldu!!   Dong, Dong, Dong, Dong, Dong....   Antik, sedalı ve kıyaslanamaz. Çan son derece şok ediciydi ve tarikatta yankılanarak herkes tarafından duyulduğunda o anda akıllarındaki isimle bütünleşerek inanılmazın ötesinde bir şeye dönüştü!

34 Görüntülenme
20 Nis 2025
Bölüm 1456