I Shall Seal The Heavens - Bölüm 1455: Uzun ve Genel Bakış
Bölüm 1455: Uzun ve Genel Bakış
Çanın antik sesi Dokuzuncu Tarikat boyunca yankılandı. Ses adeta antik zamanlardan bir rüzgar gibi tarikatı doldurarak sayısız gelişimcinin şaşkın gözlerle kafasını kaldırmasını ve Engin Genişlik mabedinin bulunduğu dağa doğru bakmalarına neden oldu. "Engin Genişlik Mabedine meydan okuyan birisi... 1,000 basamağı geçti!!" "Bu çok yaygın görülen bir şey değil. Son yıllarda sadece birkaç kişi bunu başarabildi." "Acaba kim? 1,000 basamak çanı iyi talih verecek bir Vaftize yol açabilir. Ama o çan sadece belli basamaklara gelindiğinde çalacak. Bu yüzden çan şuan Seçilmiş olan birisi için değil yeni birisi için çalabilir!" Her yerde konuşmalar yükseldi ama büyük bir şok etkisi yoktu. Ne de olsa bu daha sadece bin basamaktı. Çoğu kişi tarikatta ilk defa isim yapan bu kişinin kim olduğunu merak ediyordu. Merak duygusu kısa sürede kayboldu ve her yer tekrar sessizleşti. Hatta zaten yakınlarda olan yüzlerce kişi dışında kimse durumu kontrol etmek adına Engin Genişlik Mabedine doğru uçmadı bile. Dokuzuncu Tarikatta on milyonlarca üye olduğunu düşününce birkaç yüz kişi... hiçbir şeydi. Fakat 1,000 basamak sınırının altındaki öğrenciler tamamen şok içindeydi. Hepsi de Meng Hao'nun basamakları kolayca yürüyüp geçtiğini görmüşlerdi. Ve bunun ardından çanların çalınmasıyla birlikte hepsinin ağzı açık kalmıştı. Onun kim olduğu konusunda merak etmeye zaman bulamamışlardı ama hepsi de bu kişinin... tamamen sıradışı birisi olduğu hissine kapılmışlardı!! "O hızlı ilerleyecek!!" “Kıdemli Kardeş Bi Yun ve bazılarının izlediğim zamanı hatırlıyorum ve onlar da çevikti ama... ama onlar ilk bine girebilmişlerdi. Hatta bazıları ilk yüze ulaşmıştı!!" "Bu herif... sıralamada ilk bine girebilecektir!!" Herkes hayretle dolmuşken Meng Hao sakince adım adım ilerlemeye devam etti. Devam ederken hızını korudu. 1,200 basamak. 1,500 basamak. Diğer öğrencileri geçmeye ve onları şok etmeye devam etti. Onun rahat görünüşü ve yürüme şekli herkesin üzerinde şaşkınlık yaratıyordu. 1,800 adım.... Kısa süre sonra 1,999. basamağa ulaşmıştı! O basamakta gözleri kan çanağına dönmüş, nefes nefese kalmış bir orta yaşlı bir gelişimci duruyordu. tüm benliğiyle titreyerek ayağını havaya kaldırdı ve bütün gücünü, bütün gelişim merkezini 2,000. basamağa adımını atmak için ortaya koydu. "Yapabilirsin, Xu Liu!" diye homurdandı kendi kendine. "Sadece adımını indireceksin. Ardından çan çalacak ve Vaftiz kazanacaksın. Gelişim merkezin ilerleme kazanacak ve en sonunda tarikatta isim yapacaksın!!" Fakat zeminden yükselen bir güç ayağını indirmesini adeta imkansız kılıyordu. Bu inanılmaz zorluk anında aniden arkasında genç bir adam olduğunu fark etti. Genç adam yakışıklıydı ve yürürken hiç zorluk yaşamıyor gibiydi. Hatta hafif gülümsüyordu. Orta yaşlı adam şok içinde kaldı. Biraz kafası karışmış halde Meng Hao'nun kendisini geçip 2,000. basamağa adım atmasını ve ardından devam etmesine tepki bile veremedi. "İmkansız!!" diye düşünen adamın beyni allak bullak oldu ve yüzü hayret ve şok ile doldu. Meng Hao'ya baktı ve ardından kendi ayağına döndü. Ona göre bu adımı atmak inanılmaz zordu ama bu genç adam kendisini kolayca geçip gitmişti. Adam biraz önce gördüklerine adeta inanamamıştı. Zihni gürültüyle doldu ve düşünceleri kaosa sürüklendi. Üzerine çöken muazzam baskı son adımı atmasını imkansız kılıyordu. Geriye doğru sendelerken Meng Hao'nun arkasından bakakaldı. Ardından çan yine çaldı ve bu kez iki kez çaldı. Dong, dong.... Engin Genişlik Mabedinden yankılanan ses tüm Dokuzuncu Tarikatı doldurarak geniş bir hayret dalgasının yayılmasına neden oldu. bunun ana sebebi ilk çan ile ikincisi arasındaki süre çok kısa olmuştu, bir tütsülük bir süre bile değildi! "Bugün neler oluyor? Çok güzel. İlk önce birisi bininci basamağa ulaştı ve ardından şimdi birisi iki bininci basamağa adım attı." "İlginç, çok ilginç. Acaba üç bininci basamağa ulaşan olacak mı?" Dokuzuncu Tarikattaki çok sayıda kişi şaşkındı ama bu olay hemen şaka ve kahkahaların başlamasına neden oldu. Kimse aynı kişinin çanı ikinci kez çaldırdığına ihtimal vermiyor değildi. Ama neredeyse bir tütsülük sürede bunu gerçekleştiğini fark edince bu düşünceyi bir kenara bırakmışlardı. Bu tamamen ihtimal dışıydı. Tabii bu kişi... Engin Genişlik Mabedinde ilk bine girebilecek birisi değilse. Engin Genişlik Mabedine doğru havada uçarken Yan'er de şaşırmıştı. Aniden kalbinde hevesli bir beklenti duygusu yükseldi. "Acaba... bu çalan çanla ustamın bir ilgisi var mı?" Daha önce bunun imkansız olacağını düşünürdü. Ama şimdi Dokuzuncu Paragon ve Ustasının oldukça benzedikleri hissinden bir türlü kurtulamıyordu. Yüz hatları tıpatıp aynı değildi ama onlarda bir şey vardı, auraları adeta birebir aynı gibiydi. Yan'er'in kalbi güm güm atmaya başladı. Bir tıbbi hap çıkararak onu ağzına atınca gelişim merkezi hareketlendi ve ona bir hız artışı sağladı. İki çan sesiyle birlikte daha fazla öğrenci toplanmıştı. Daha önce birkaç yüz kişi vardı ama şuan bini aşmıştı ve hepsi de Engin Genişlik Mabedine ilgiyle bakıyordu. "Bin ve iki bin sınırlarını geçen kişileri göremememiz çok kötü.... Belki Kıdemli Kardeş Xu Liu'dur. Hatırladığıma göre yıllar önce 1,999. basamakta tıkanmıştı!" "Engin Genişlik Mabedinde toplam 100,000 basamak var. İlk bin basamaktayken her bin basamakta bir çan çalar. Bunun ardından her on bin basamakta çalmaya başlar. Ardından 80,000. basamağa ulaşıldığında ilk 3,000'e girmiş olursun ve ismin Engin Genişlik Taşında belirir." "Gerçekte çanın üçüncü kez çalışını duymak istiyorum." Herkes konuşup gülüşüyordu ama gerçekte kimse üçüncü kez çan çalacağını beklemiyordu. Ama sonra... Engin Genişlik Mabedi sarsıldı ve dağ havayı dolduran çan sesiyle birlikte sallandı! Dong, dong, dong!! Üç çınlamalı çan sesi yankılanırken beraberinde izleyicilerin yüzlerine antik bir aura çarptı. Çevredeki öğrenciler hayretle bağırdılar ve gözleri kocaman açıldı. Engin Genişlik Mabedine bakan insanların ağızlarından şaşkınlık sesleri yükseldi. Bu sadece küçük grupla sınırlı değildi. Daha çok Dokuzuncu Tarikat öğrencisinin ilgisi Engin Genişlik Mabedine yöneldi. "Üçlü çan sesi!!" "Bir tütsülük süre bile geçmedi daha!!" "Bu çanı kim çaldırmış olabilir...? Şok edici! Üç kişi bugün çan çaldırmayı başardı. Birisi 1,000 basamak, birisi 2,000 ve birisi de 3,000 basamağa ulaştı...." Bunun tam tersine 3,000 basamak sınırının altındaki dağdaki öğrenciler neyin ne olduğunun farkındaydı. Zihinleri titredi ve çanları çaldıran üç kişi değil buna sebep olan kişinin aynı kişi olduğunun farkındalardı! Üç tütsülük sürede hepsini geçmişti. O... çanı üç kez çaldırmayı başarmıştı! "Bu nasıl mümkün olabilir? Bir tütsülük sürede bin basamak...." "Bugün büyük bir olay gerçekleşiyor!!" Bu insanların çoğu artık merdivenden tırmanıyormuş gibi hissetmiyordu. Nefesleri kesilmiş bir halde merdivenlere baktılar ve adeta Meng Hao'nun basamakları kolayca birer birer aştığını görür gibi oldular. Meng Hao için bu gerçekten de basit bir işti. Bu noktada çoktan 3,500 basamağı aşmıştı ve yoluna devam ederken de hala herhangi bir baskı hissetmiyordu. Dahası, çan sesleri onun Vaftiz belirtileriyle yıkanmasına neden olmuştu. Ne yazık ki bu daima eksik bir hissiyattı, sanki çanın sesi onu tam anlamıyla Vaftiz etme noktasına ulaşmamıştı. "İlginç," diye düşündü. "Görünüşe göre çok sayıda çan sesi gerekiyor. En iyisi çanı sürekli çalar duruma getirmek." Tekrar ilerlemeye başladı ama bu kez basamak basamak yükselmek yerine üçer basamak atlamaya başladı! Hızını üçe katladı ve kısa süre sonra 3,700. basamağa geldi. Ardından 3,800. 3,900. 4,000!! Üç bin ve dört bin arasındaki gelişimcileri adeta rüzgar gibi geçip gitmişti. Adeta bulanık bir figürün rüzgar gibi geçtiğini görünce gelişimciler adeta gözlerine inanamamışlardı. "K-Kim bu?" Dördüncü kez çan çalmaya başladığında herkesin zihni alt üst oldu. Tüm Dokuzuncu Tarikatın sesi sarsıldı. Dağın yakınına toplanan gelişimcilerin sayısı giderek artıyordu. Şuan binlerce kişi vardı ve konuşma sesleri havayı doldurdu. Fakat... çok geçmeden çan beşinci kez çalmaya başladı!! Meng Hao tekrar hızını artırmıştı! Basamakları üçer üçer geçmek yerine tek seferde onar onar geçmeye başlamıştı! Bu hız artışı nedeniyle altıncı ve yedinci çan kısa sürede gelmişti! Adeta birlikte çalıyorlardı! Yedinci çanın sesi daha bitmeden önce sekizinci geldi.... Şok edici bir olaydı! Daha sonra gelen dokuzuncu çan sesi serisi tüm tarikatı sarstı. Ardından onuncu.... Herkesin ağzı açık kalmıştı.
