Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 848: Silinmiş Tarih
Belirsiz bir zaman sonra Nie Yan'ın bilinci açıldı. Yüzüne esen soğuk rüzgar yanaklarını donduruyordu.
Burası neresi? Ölmedim mi ben?
Nie Yan çevreye bakındı. Gördüğü manzara onu şoke etti. Uçsuz bucaksız bir ovadaydı. Etraf zırhları üstünde, paslanmış silahları ellerinde cesetlerle doluydu. Kırılmış savaş arabaları ve kuşatma silahlarından çok sayıda görmek mümkündü. Burası eski bir savaş meydanı olmalıydı.
Bir bildirim geldi.
Kadim savaş alanı Ölüm Ovasını keşfettiniz.
Ölüm Ovası mı? Nie Yan internete girip burası hakkında araştırma yaptı. Pek çok bilgi edinmişti. Despot Abak'ın hükmü süresince Lich Kral İnsar dünyayı hakimiyetine alabilmek için altı defa sefer düzenlediği halde hiçbirinde başarılı olamamıştı. İntikam alabilmek adına bir çağı kapatan, iki ay boyunca süren savaş başlatmıştı. İnsanlığın altmıştan fazla efsanevi şahsiyeti bu savaşta hortlak ordusu önünde can vermişti.
Lich Kral İnsar, son nefesini vermeden önce Yasaklı Büyüsüyle bu savaş alanını yeraltı dünyasına bağlamıştı.
Savaş hakkında fazla detay bulunamıyordu. O çağdan geriye pek bir şey kalmamıştı. Despot Abak'ın yenilgisini takiben tarih kayıtları onun ismini silmişti.
İnsanlar sesi en gür çıkanı izleyen garip bir ırktı. O insana bağlanıp onun sesini kuşanırlar, karşıt sesleri cehaletleriyle bastırırlardı.
Nie Yan savaş meydanında dolaşan devasa Ceset Yiyenler tespit etti. Altı metre uzunluğundaki çarpık bedenlerinde, omurgaları boyunca sivri dikenler büyümüştü. Gökyüzünde koca akbabalar uçuyorlardı.
Burası sanki başka bir dünyaydı.
Nie Yan etrafı kontrol ettikten sonra öldüğünü, ardından Ölüm Ve Dirilme ile burada dirildiğini anladı. Kalbi titredi. Ölüm Tanrısının Kenarı neredeydi?
Yere baktı. Ölüm Tanrısının Kenarı, Tespih Çekici ve Düzen Kitabının bölümleri etrafa saçılmıştı.
Hızla düşürdüğü eşyaları topladı. Neyse ki tek kaybı az miktarda tecrübeydi.
Canını ve manasını yeniledikten sonra ayağa kalktı. Ölü bir ağaca tünemiş akbabalarla arasında on metre mesafe bulunuyordu. Akbabalar yaptığı her hareketi izliyorlardı.
Vay anasını! Beni yiyecek olarak görüyorlar!
Nie Yan Üstün Sezi ile akbabalardan birini inceledi. Bunlar sıradan Seviye 180 yaratıklardı.
Normalde bunları kolaylıkla öldürebilirdi. Ancak Kabus Lanetiyle vurulduktan sonraki statüleriyle bu iş çok zordu.
Nie Yan akbabaların üzerine gitti. Tam onlara vardığında yaratıklar havalanıp gökyüzüne yükseldiler.
Nie Yan ile dövüşmeye niyetleri yoktu.
Nie Yan Dullahan Arbaletini alıp akbabalara ateşledi. Birkaç oktan isabet alan akbabalar, okların erişemeyeceği bir yüksekliğe çıktılar. Ancak hala Nie Yan'ın üzerinde uçuyorlardı.
Nie Yan Rüzgar Adımıyla savaş meydanında 1 km ilerledi. Yukarı baktığında akbabaların da onunla birlikte geldiklerini gördü.
Bu yaratıklar kamuflajını görebiliyorlardı.
Nie Yan onlardan kurtulmazsa başına bir bela gelebilirdi.
Kısa süre sonra iki akbaba daha geldi. Artık üzerinde yedi akbaba uçuyordu.
Nie Yan seçeneklerini değerlendirdi. Küçük Altının sadakati epey düşüktü. Evcilini düzgünce besleyerek sadakatini yükseltmesi gerekiyordu. Çağırabileceği tek yardım Şövalye Lafus idi. Ancak Lafus'un statüleri de kendisininkine göre şekilleniyordu. Şu anki statüleriyle Lafus'un pek yardımı dokunmazdı. Yani onu çağırmak da işe yaramazdı. Gölge kopyası bekleme süresindeydi. Kara Kanat Ejderhası ise uyuyordu.
Nie Yan ilk defa bu kadar çaresiz kalmıştı. Elinde hiçbir silah yoktu.
Akbabalar birbirlerine mesaj gönderir gibi ötüyorlardı.
Nie Yan'ın kalbi sıkıştı. İleri baktığında Ceset Yiyenlerin etrafını sardığını anladı.
Başı beladaydı!
Hızlanıp Ceset Yiyenlerden kaçtı. Bunlar Seviye 180 moblar olsalar da Nie Yan onlara rakip olamayacak kadar zayıftı.
Peşinde akbabalar olduğu sürece Ceset Yiyenler onu takip edecekti.
Takibe katılan Ceset Yiyenlerin sayısı hızla artıyordu. Gökyüzündeki akbabalar onları yönlendiriyor ve sürekli daha fazlasını çağırıyordu.
Ceset Yiyen sürüsü iyice kalabalıklaştığında Nie Yan'ın aklına bir fikir geldi. Doğru ya! O beceriyi nasıl unuttum!
Beceri çubuğundaki Hortlak Ayinine baktı. Uzun süredir bu beceriyi kullanmıyordu.
Ceset Yiyenler karanlık özellikli yaratıklardı. Hortlak Ayini ile kontrol edilebilirlerdi!
Nie Yan kaçmaya devam ederken uygun bir rota çiziyordu. Bir süre sonra 20 kadar Ceset Yiyen peşinde birikmişti.
"Mükemmel!" Nie Yan'ın gözleri parladı. Çantasından bir parşömen çıkarıp etkinleştirdi. POOF! Parşömen etkinleştiği anda kayboldu.
İçindeki büyü salınırken ortam sıcaklığı aniden düştü. Yerden fırlayan buz mızrakları arkasında otuz metre boyunca uzanıyordu. Temas ile patlayan mızraklar Ceset Yiyenlerin üzerini buzla kaplıyor ve hareketlerini engelliyordu.
Bu yüksek seviye büyülerden Don Bağıydı!
Ceset Yiyenler donup kalmışlar ve hareket edemiyorlardı.
Nie Yan en öndeki Ceset Yiyeni Hortlak Ayini ile hedefledi.
Hortlak Ayini başarısız oldu!
Birkaç defa daha Hortlak Ayini denedi. Beceriyi elde ettikten sonra çok defa kullanarak seviyesini maksimuma dayamıştı. Şu anda başarı ihtimali oldukça yüksekti ve aynı anda on yaratık kontrol edebiliyordu. Başlangıçta bu sayı sadece üçtü. Kabus Laneti statülerini %80 azaltmış olabilirdi, fakat becerileri olduğu gibi duruyordu!
Hortlak Ayini başarısız oldu!
Hortlak Ayini başarısız oldu!
Hortlak Ayini başarılı!
Evet! Sonunda ilk hizmetkarını edinmişti.
Emrindeki Ceset Yiyene geri çekilmesini emredip donuk haldekiler üzerinde deneme yapmaya devam etti. İkinci hizmetkarını edinme zamanı gelmişti!
Yirmi saniye sonra yaratıkları saran buz çözünmeye ve çatlamaya başladı.
Ancak yaratıklar hareket edemeden Nie Yan bir parşömen daha kullandı. Bataklık! Zemin bir anda yumuşadı. Yaratıkların hareketleri yine engellenmişti.
Nie Yan Hortlak Ayini kullanmaya devam etti. On saniye geçtiğinde ikinci Ceset Yiyeni kontrol altına aldı.
Çantası çeşitli parşömenlerle ağzına kadar doluydu. Bu şekilde yaratıkları birer birer emrine almaya devam edebilirdi.
Gelecek birkaç dakikada yedi Ceset Yiyeni daha kontrol altına aldı. Toplam hizmetkar sayısı böylece dokuza yükseldi. Hortlak Ayiniyle kontrol altına alınan Ceset Yiyenlerin güçleri %60 oranında yükseliyordu. Üstelik başlarında bir liderle takım çalışması yapabilecekleri için savaş kabiliyetleri daha da artıyordu. Hal böyle olunca kendi türdeşlerini katletmeye başlamışlardı.
Ceset Yiyenler avlanırlarken Nie Yan gökyüzüne baktı. Akbabalar hala dağılmamışlardı.
Aklına bir fikir geldi. Dokuz Ceset Yiyene üzerine gelmelerini emretti. Ceset Yiyenler pençelerini savurarak Nie Yan'ı yere devirdiler. Ondan sonra dağıldılar. En azından akbabalar olayı böyle görüyorlardı.
Nie Yan yerde hareketsiz yatıyordu.
Akbabalar kafaları karışmış halde aşağıyı izliyorlardı. Ancak yiyeceğin cazibesine karşı koyamıyorlardı. Şüphelerini bir kenara bıraktılar.
Daireler çizerek Nie Yan'a doğru alçaldılar. Nefes almadığını gördüklerinde hep birden Nie Yan'ın üzerine çullandılar.
Akbabalar üzerine gelirken Nie Yan elindeki parşömeni etkinleştirdi.
Yerden fırlayan kara sarmaşıklar akbabaları yakaladı.
Nie Yan bir akbaba üzerinde Hortlak Ayini kullanırken, Ceset Yiyenlere diğer akbabalara saldırmalarını emretti.
Hortlak Ayini başarılı!
Kısa sürede akbabaların işleri bitirildi.
Mükemmel!
Nie Yan etrafı kolaçan etti. Oldukça başarılı bir işe imza atmıştı. Ceset Yiyen ve akbabaların cesetleri kayboluyordu. Gökyüzü yüzlerce ışık huzmesiyle aydınlandı.
Her bir huzme bir ruhu temsil ediyordu. Ceset Yiyen ve akbabalar sadece kurbanlarını değil, onların ruhlarını da yiyorlardı. Nie Yan bu yaratıkları öldürünce ruhlar da serbest kaldılar.
İlginç şekilde Kutsal Ruh Kalbi tamamlanmaya bir adım daha yaklaştı. Nie Yan'ın heyecanı büyüyordu. Biraz daha uğraştığında kalbi tamamlayacaktı! Uzun süredir son bir adım eksikti. O adım, atması en zor olandı. Son zamanlarda Kutsal Ruh Kalbinin tamamlanma oranında hiçbir değişim yaşanmamıştı. Ancak şu anda minik olsa da bir artış yaşanmıştı! Nie Yan'ın kalp atışları hızlandı. Sonunda Kutsal Ruh Kalbini elde edebilecek miydi?
Oturup kendini toparladı. Akbabasını etrafı keşfedip Ceset Yiyenleri bulmaya gönderdi.
Bir grup Ceset Yiyeni daha katlederken iki mesaj geldi. Melek Müfrezesinin elit takımı Günah Şehrinde Niuren Birliği takımını taciz ediyordu. Neyse ki Niuren Birliği kayıp vermemişti. Kılıç Parıltısı oradayken endişeye gerek yoktu. Ancak ikinci haber gerçekten endişe vericiydi. Angud Niuren Birliğinden 1.000 kişilik bir takım tarafından yeraltı geçidinde tespit edilmişti. Kaçmayı başaran birkaç düzine adam dışında takımın hepsi katledilmişti.
Angud'un yeraltı geçidinde işi neydi?
Nie Yan'ın içine kötü bir his doğdu. Yoksa Angud yüzeye mi çıkıyordu? Eğer öyleyse Niuren Birliğinin başı belada demekti!
