Series Banner
Novel

Bölüm 847

Rebirth of the Thief Who Roamed the World

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 847: Lich Kralın Mezarı

Tanrılar Tapınağı lonca karargahı... Tanrı Kral korku içinde titriyor, başını kaldırmaya dahi cesaret edemiyordu. Angud Şeytan Kabilesinin kuzeybatısına gidip de Nie Yan'dan iz bulamadığı için öfkeden deliye dönmüştü.

"Yarına kadar bana doğru bir konum söyle. Yoksa... Yoksa ne olacağını biliyorsun." Angud dik dik Tanrı Krala bakıyordu.

Tanrı Kral ayvayı yediğini düşünüyordu. İstihbarat ekibi uzun süredir Nirvana Alevinin izine rastlamamıştı. Şeytan Kabilesinin genişliği düşünüldüğünde yaptıkları samanlıkta iğne aramaya benziyordu. Onu bulsalar bile daha önce yaptığı gibi ışınlanarak kaçabilirdi. Ancak Tanrı Kral Angud'un emrine karşı gelmeye cesaret edemezdi. Nirvana Alevini bulmayı başaramazlarsa onu bir felaket bekliyordu. Angud sinirlenirse bütün lonca tehlikeye düşerdi.

"E-efendi Angud, Nirvana Alevi sürekli elimizden kaçıyor. Onu bulmamın hiçbir yolu yok." Cümlesi bittiği anda bir kuvvet vücuduna dolanıp boynunu kavradı ve bütün vücudunu havaya kaldırdı. Bu kuvvet karşısında çaresizdi. Boğulmanın eşiğindeyken devam etti. "Ama onun size gelmesini sağlayacak bir yol biliyorum!"

Tanrı Kralın boynunu saran kuvvet gevşedi. Yere düştüğünde yeniden nefes alabiliyordu.

Angud gözünü ona dikmişti. "Umarım planın beni tatmin eder."

Tanrı Kral nefesini toplayıp açıkladı. "Şeytan Kabilesi gibi devasa bir bölgede tek bir Hırsızı bulmamız imkansız. Üstelik Nirvana Alevi İyi Taraftan olduğundan istediği zaman yüzeye dönebilir. Onu bulsak bile yakalamanın ne kadar zor olduğunu siz de biliyorsunuz. O yüzden tek çaremiz onun bize gelmesini sağlamak. O kişi Zümrüt İmparatorluğunda yüz binlerce üyesi olan bir loncanın lideri. Loncasının üyelerini katledersek bize gelmek zorunda kalacaktır. Ölüm Tanrısının Kenarını kendi rızasıyla size sunacaktır."

Angud kısa süren sessizlikten sonra Tanrı Krala baktı. "Eğer bana yalan söylediğini anlarsam..."

"Buna cüret edemem Efendi Angud! Lonca hakkında topladığım bütün veriler bu dosyada. Bir şey daha var. Kalelerine saldırmamanızı öneriyorum. Son derece gelişmiş kuşatma silahlarına sahipler."

Angud Tanrı Kralın uzattığı dosyayı aldı. O da Hayalet Prenses Ina gibi Seviye 180 Şeytanlaşmış Lord olsa da, ikisinin birbiriyle alakası yoktu. Ina aklında tek bir düşünceyle yıkımın vücut bulmuş haliyken, Angud düşünüp karar verecek zekaya sahipti. Amaçsızca saldırıp aptal gibi canını çöpe atmazdı. Hayalet Prenses Ina'ya kıyasla çok daha zorlu bir düşmandı.

"Anlaşılan yüzeye gitmem gerekecek. Acaba son gittiğimden beri ne kadar değişti?"

Angud giderken Tanrı Kralın dalkavuk gülümsemesi yerini soğuk bir ifadeye bıraktı. "Basit bir NPC. Sonunda planlarıma alet oldun." Angud'un Niuren Birliğinin başını ağrıtacağına emindi.

....

Zaman akıp gitti. Nie Yan zayıflamış haline iyice alışmıştı. Altı saat sonra becerilerinin bekleme süresi doldu.

İleri baktığında karanlık geçidi devasa bir yaratığın ağzına benzetti.

Ayaklanıp mezarın derinlerine ilerlemeyi sürdürdü.

Karanlıkta belirsiz bir süre yürüdüğünde ortasında havuz olan bir odaya girdi.

Hisleri ona havuzun dibinde bir şey olduğunu söylüyordu.

Nie Yan havuzun yanına gelip aşağı baktı. Suyun dibi görünmüyordu.

Kim bilir içinde ne tehlikeler yatıyordu?

Nie Yan tedbir amaçlı gölge kopyasını çağırdı. Tedbiri elden bırakmamalıydı.

Gölge kopyası suya daldı.

Nie Yan onun karanlık sularda kaybolduğunu gördü. Aniden aralarındaki bağlantı koptu. Gölge kopyasının yerini hissedemiyordu. Havuzda en ufak bir dalgalanma yoktu.

Nie Yan kopyasının nerede olduğunu anlamıyordu. Lakin hala hayatta olduğunu biliyordu. Ölseydi sistem bildirim gönderirdi.

Esrarengiz havuz tehlikeliydi.

Nie Yan tereddüdün ardından kendisinin de dalması gerektiğine ikna oldu. Risk yoksa ödül de yoktu!

Bunca yol gelmişken buradan geri döner miydi?

Suya atlayıp nefes becerilerinden birini etkinleştirdi.

Vücudunu bir titreme aldı. Buz gibi suda hareketleri hantallaşıyordu. Dirençleri de Kabus Lanetinden etkilenmişti. O yüzden maruz kaldığı soğuk onu zorluyordu. Vakit kaybetmeden bir Buz Direnci İksiri içip kendine geldi.

Havuz dipsiz bir kuyuydu. Derinlere daldıkça sıcaklık düşüyordu.

Birkaç dakika sonra ne kadar derinde olduğunu anlamasa da su onu boğmaya başlamıştı.

Derken havuzun dibinde bir parıltı tespit etti. Gördüğü parıltıya doğru yüzüyordu.

Orası yüzeyin en azından 60 metre altında olmalıydı. Nie Yan içinden mırıldanıyordu. Ansızın bir terslik hissetti. Sanki bir şey ona yaklaşıyordu. İzleniyordu!

Bir bildirim geldi.

Gölge kopyası ölmüştü.

Lanet olsun!

İçinde bir kriz hissi belirdi. Yüzeye tekrar çıkmak için hareketlense de bir şey bacağını kavrayıp onu dibe çekmeye başladı. Bacağını kavrayan şeyi tekmeleyecekken diğer bacağı da yakalandı.

Ne kadar çırpınsa da nafileydi. Havuzun dibine yaklaşıyordu.

Şekilsiz bir güç boğazını kavradığında nefesi kesildi. Adeta gücü çekiliyordu.

Düşmanın kim olduğuna dair fikri yoktu. Dibe doğru çekilirken vücudunu hiçbir şekilde kontrol edemiyordu.

Sualtı nefes becerisi etkisiz hale gelmişti. Birkaç saniyeye ölecekti!

Dipteki ışık yaklaşıyordu.

Bilinci kapanırken ışığa yüzmeye gayret etti.

Çabası boşa gitmedi, eli bir şeye temas etti. Dokunduğu şeyi sıkıca kavradı. Ancak iş işten geçmişti. Gözleri kararıyordu.

Lanet olsun! Sanırım yolun sonuna geldim! Cümlesi bittiği anda bilinci kapandı.

97 Görüntülenme
3 Nis 2025
Bölüm 847