Series Banner
Novel

Bölüm 761

Rebirth of the Thief Who Roamed the World

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 761: Erotik Antrenman

Bölüm 761: Erotik Antrenman

Nie Yan iki adet hedef eldiveni aldı ve Xie Yao'ya doğru yürüdü. Aralarında 2-3 metre olacak şekilde pozisyon almıştı.

“Hadi başlayalım. Tüm gücünle saldır, " dedi Nie Yan. Xie Yao'ya iyi bir antrenman yaptırmayı planlıyordu. Bu şekilde gelecekte onun yanında olmadığı zamanlar kendisini koruyabilirdi.

Fiziksel güç konusunda kadınlar genellikle erkeklerden daha zayıf oluyordu. Fakat vücutlarının esneklikleri sayesinde daha zor teknikleri daha kolay şekilde uygulayabiliyorlardı. Düzgün bir eğitim sonrasında her biri ölümcül uzmanlar haline gelebilirlerdi.

"Tamam! Hazır mısın?” Xie Yao pozisyonunu aldı.

Xie Yao'nun enerji dolu gülüşü Nie Yan'ın kalbindeki bütün umutsuzlukları kaldırıyordu. Aklındaki huzursuz ve negatif düşünceleri bir kenara itmişti.

Nie Yan bir ayağını geri alarak kendini hazırladı. "Hazırım!"

Xie Yao bir adım ileri attı ve bir döner tekme savurdu. İnce bacağı havada iyi bir hilal çizerek hedef eldivenine çarptı.

Nie Yan'ın vücudu hafifçe titredi. Xie Yao'nun tekmesindeki güç oldukça iyiydi.

"Fena değil. Kalçalarına daha fazla güç ver. Üstelik hamlenin devamında biraz dengesiz kalıyorsun," dedi Nie Yan.

Xie Yao döner tekmeden sonra durmamıştı. Bir başka tekme daha savurdu, sonra bir tane daha, ve bir tane daha.

Bum! Bum! Bum! Xie Yao durmaksızın hedef eldivenine saldırıyordu, Nie Yan'ın tavsiyesine uyunca daha dengeli tekmeler atmaya başlamıştı.

Nie Yan sürekli geriye doğru ilerliyordu, Xie Yao'nun hamlelerinden memnundu. Derisini sıkıca kavrayan spor şortları kalça figürünü oldukça fazla belli ediyordu, bu durum Nie Yan'ın ilkel içgüdülerini tetikliyordu.

Çok sayıda tekme attıktan sonra, Xie Yao nihayet nefesini toparlamak için durdu. Bugün modu yerindeydi. Erkek arkadaşıyla böyle antrenman yapmaktan başka ne isteyebilirdi ki? Dürüst olmak gerekirse, Nie Yan'la beraberken zaten hangi eylemi yaptığı pek fark etmiyordu.

Sonraki bir saat boyunca su molası haricinde Xie Yao hiç durmadı. Nie Yan'ın karşısındayken zayıf görünmek istemiyordu. Bundan dolayı sabırlı şekilde antrenmanına devam etti.

Diğer kızlara kıyasla Xie Yao bir adım daha ilerideydi, hem fiziksel güç açısından hem de teknik açısından. Ortalama bir insanla başa çıkabilecek durumdaydı. Elbette uzman bir kişiyle karşılaşırsa durumu vahim olurdu.

Xie Yao çoktan terlemişti ve nefes nefese kalmıştı. Nie Yan'ın nefesi de düzensizleşmişti, bakışlarını Xie Yao'ya çevirdi. Terlediğinden dolayı ilk başta kendisine bol gelen tişörtü artık cildine yapışıyordu, vücut hatları daha da belli olmuştu. Yuvarlak göğüsleri şu anda en güçlü halindeydi.

Ortamın atmosferi anında garipleşmişti. Xie Yao aceleyle tişörtünü düzeltti, Nie Yan'ın delici bakışlarıyla karşılaşmaktan çekiniyordu. Yanakları kızardı.

Xie Yao'nun bu çekici duruşunu gören Nie Yan'ın zihni ateşli düşüncelerle doldu. Huahai'deki tatil zamanlarında Xie Yao ailesinin evinde kalmıştı. Bundan dolayı pek yakınlaşamamışlardı.

Nie Yan Xie Yao'ya doğru yürüdü.

Nie Yan yaklaştıkça Xie Yao nefes almakta zorlanıyordu, sanki boğulacak gibi olmuştu.

Nie Yan'ın üst vücudu çıplaktı. Kasları bir vücut geliştirmecide olduğu gibi abartılı bir büyüklüğe sahip değildi. Aksine, sıkı yapılı ve güç doluydu, patlayıcı bir güç barındırıyordu. Xie Yao'nun kalbi hızla atmaya başladı. Nie Yan'ın niyetinin ne olduğunu anında anlamıştı. Kalbinde derhal buradan uzaklaşma duygusu oluştu fakat bacakları şu anda jöle gibiydi.

Bu geniş spor salonunda sadece bu ikili vardı. Etrafları parlak camlarla doluydu, güneş ışığının içeri rahatça girmesini sağlıyordu. Fakat dışarıdan hiç kimse içeriyi göremezdi. Bu camların özelliği buydu, içeriden dışarısı görünüyordu fakat dışarıdan bakıldığında içerisi görünmüyordu. Fakat Xie Yao yine de rahatsız hissetmişti.

"Nie Yan, ne dersin yatak odasına mı geçsek?" Xie Yao konuşurken sesi titriyordu.

"Hmm? Yatak odasına mı? Ne yapacağız ki orada?" Nie Yan hafifçe gülümseyerek sordu. Xie Yao spor salonuna girdiğinden beri Nie Yan'ı baştan çıkarmak amaçlı hamleler yapıyordu. Sonunda bu çabaları sonuç vermeye başlamıştı.

Nie Yan'ın sinsi sırıtmasını görünce anında utandı. Arkasını dönüp kaçmak istedi ama Nie Yan onu tutarak kendine çekti.

"Yerimizi değiştirmeye gerek yok. Bizi kimse göremez," diye fısıldadı Nie Yan. Elini tişörtünden içeri sokarak karnını okşadı. Yavaşça yukarı doğru çıkarak vücudunun hatlarını izledi, sonunda göğsüne ulaşmıştı ve sıkıca kavradı.

Xie Yao zaten zorlu antrenman sonrası oldukça yorgundu. Nie Yan'ın kendisiyle böyle uğraşması sonucunda ise bütün direncini yitirmiş ve hareketsiz kalmıştı.

Nie Yan'ın ellerini vücudunda hisseden Xie Yao gözlerini kapattı.

Nie Yan Xie Yao'yu spor salonunun zeminindeki mat zemine yatırdı ve tişörtünü çıkardı.

...

İkili duş aldıktan sonra evde vakit geçirmeye başladı. Nie Yan akşam yemeğini hazırladı ve beraber güzel bir yemek yediler. Sonrasında ise yürüyüş yapmak için dışarı çıktılar, dönüşlerinde ise güneş artık ufuktaydı ve batıyordu.

Nie Yan İnanç'a girerek Ork Kralı Şehrinde oyuna başladı.

Sokaklarda çok sayıda ork ve elf vardı, Nie Yan transfer noktasının yolunu tuttu.

Bir ana caddeden geçtikten sonra kalabalık bir grup fark etti. Görünüşe göre burada bir şeyler yaşanıyordu.

Nie Yan bu tarz olaylara pek ilgi duymuyordu. Tam uzaklaşacakken kalabalıktan birinin Melek Müfrezesiyle ilgili konuştuğunu duydu. Adımlarını duraksatarak kalabalığa doğru baktı. Ortamda çok sayıda Melek Müfrezesi oyuncusu vardı. Mesele ilgisini çekmeye başladığından dolayı kalabalığa doğru yürüdü.

Kalabalıktaki oyuncular bir konu hakkında konuşuyordu. Kalabalığın ortasında dikkatleri üzerine çekmiş bir insan Şövalye vardı.

İnsan ırkından oyuncular eğer Atlas İmparatorluğunda seyahat edebiliyorlarsa muhtemelen üst düzey uzmanlardan olmalıydı. Fakat bu Şövalyenin ekipmanları çok yüksek kalitede olmadığı gibi aynı zamanda Seviyesi de sadece 103'tü, çok yüksek değildi.

Şövalyenin elinde çok sayıda satılık materyal vardı. Bu eşyalar Uyanış Yaprakları ve Parlak Gece Otları gibi yüksek kademeli eşyalardı. Bu Şövalye eğer bu eşyaları satabilirse kendine yeni bir ekipman seti alabilecek kadar parası olurdu.

Nie Yan'ın sezgisi bu durumun göründüğü kadar basit olmadığını söylüyordu. Mantıklı düşünülecek olursa bu derece nadir ekipmanlara sahip birinin aslında ekipman konusunda problem yaşamaması lazımdı. Aklında aniden bir fikir oluştu. Zamanının çoğunu vahşi doğada seviye kasarak geçiren ve nadiren şehirlere uğrayan çok sayıda oyuncu vardı. Bazen harcamalarını dengelemek adına üretim ve toplama becerilerini kullanırlardı. Genellikle ayda iki ya da üç defa kalabalığa karışırlardı. Bunu yapıklarında ise ekipmanları artık oyunun geneline göre eskimiş olurdu. Fakat bu ekipmanları satarak vahşi doğada geçirdikleri zamanı değerlendirebilir ve yeni ekipman arayışına girebilirlerdi.

Bu Şövalye de muhtemelen bu tarz oyunculardan biriydi.

Kalabalıkta bir düzineden fazla Melek Müfrezesi oyuncusu vardı, aralarından üç tanesi Şövalyeyle bir şeyler tartışıyor gibiydi. Arlarındaki tartışma gittikçe hararetleniyordu, birbirlerine bağırmaya başlamışlardı.

"Siktir lan piç, sen benim otoritemi mi sorguluyorsun!? Seni bir daha Atlas İmparatorluğuna adım attırmam!" bir tauren Savaşçı sinirli şekilde Şövalyeye küfür savurdu.

"Daha önce anlaştığımız fiyata satacaksın. Gerçekten de bize böyle zorbalık edebileceğini mi sanıyorsun?" dedi bir ork Savaşçı.

"Sizler sadece Uyanık Yaprağını sordunuz. Onun fiyatı 700 altın. Parlak Gece Otu ve Gümüş Engerek Otuna gelince, o konuda fiyat konuşmadık. Onların fiyatı daha fazla. Saçmalamayı bırakın!" Şövalye de sinirlenmişti, suratı öfkeden kıpkırmızı olmuştu.

"Hepimiz duyduk, sen bu şifa bitkilerini 700 altına bize satacağını söyledin! Biz sırf bu anlaşmaya uymak için arkadaşlarımızdan borç aldık. Şimdi bize bu fiyattan satmayacağını mı söylüyorsun? Dolandırıcı!"

Kalabalıktaki oyuncular birbirlerine fısıldamaya başlamıştı. Melek Müfrezesinin oyuncuları çoğunluktaydı. Şövalye ise tek başınaydı, yanında kendisine yardımcı olabilecek birisi yoktu. Doğal bir dezavantaj söz konusuydu. Üstelik bu kadar çok sayıdaki Melek Müfrezesi oyuncusunu kışkırtmayı da istemiyordu. Bu elemanların gücü kendisini Atlas İmparatorluğuna bir daha ayak bastırmayacak büyüklükteydi.

"Neler oluyor?" Nie Yan sıradan bir izleyici gibi sordu.

"Ben de tam bilmiyorum. Görünüşe göre şu Şövalye ve Melek Müfrezesi oyuncuları her bir şifa bitkisi üzerine 700 altınlık anlaşma yapmış. Ama Şövalyenin dediğine göre bu fiyat sadece Uyanış Yaprağı için geçerliymiş. Bence basit bir yanlış anlaşılma var. Melek Müfrezesi oyuncuları ise bu anlaşma için arkadaşlarından borç alarak buraya gelmişler, ama Şövalye bütün materyalleri aynı fiyattan satmak istemiyor. Bence zor bir durum. Kimin doğruyu söylediğini bilmek imkansız." Nie Yan'ın sorusuna bir elf Büyücü cevap vermişti, bu esnada Nie Yan'ın figürü bir cübbe ile gizlenmiş durumdaydı.

Bu Şövalyenin elinde Uyanış Yaprağı, Parlak Gece Otları ve Gümüş Engerek Otu olduğuna göre sıradan bir oyuncu olamazdı.

98 Görüntülenme
3 Nis 2025
Bölüm 761