Series Banner
Novel

Bölüm 706

Rebirth of the Thief Who Roamed the World

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 706: Köle Yallop

Nie Yan Kara Kanat Ejderhasını sürerken çantasındaki üç eşyayı inceledi.

İlk eşya kumaş bir haritaydı. Abernathy Büyük Otlağındaki ormanlar, nehirler, göller düzlükler vs. burada gösteriliyordu. Altın renkle çizilen sınırlar içerisindeki her şey onundu.

Otlağı dolaşırken sınırların yerini öğrenmişti.

İkin eşya Sahiplik Tapusuydu. Nie Yan'ın otlak üzerindeki hakimiyetinin kanıtı tapuydu.

İki eşya da ona bağlıydı. Bunlar olduğu sürece bölgenin sahibini kimse değiştiremezdi.

Sırada üçüncü eşya vardı. Koni şeklindeki kristal, keskin bir hançere benziyordu. Kristali eline aldığında zümrüt renginde parlak bir ışıkla birlikte güçlü bir aura etrafa yayıldı.

"O da ne?" diye sordu Kılıç Parıltısı.

Kristal parça herkesin ilgisini çekmişti.

"Büyük Jebiah'ın asasından bir parça." Nie Yan afallamıştı.

"Jebiah mı? Zümrüt İmparatorluğunun hükümdarı olan Jebiah mı? Asasının parçası sende ne geziyor?"

"Evet. Mantık olarak böyle eşyalar sahibinde olmalı. Jebiah ölmedi ya. Asasını niye durduk yere kırsın ki? Garip."

Tartışmayı duyduğunda Nie Yan'ın gözleri açıldı. Büyük Jebiah'ın asasından kopan bu parça ne anlama geliyordu? Bunu bilmesinin bir yolu yoktu. Kristal parçayı çantasına attı.

Aşağıda büyük bir kabilenin yerleşkesini görüyordu. Binlerce beyaz çadır, çayırlar üzerinde uzanıp gidiyordu. Çobanlar yerleşimin dışında hayvanlarını otlatıyorlardı.

"Aşağı inip bir bakalım." Abernathy Büyük Otlağına geldiğinden beri gördüğü en büyük kabile buydu.

Bineklerini kabilenin merkezine doğru inişe geçirdiler. Altı koca uçan binek meydanın çoğunu kaplamıştı.

Ok ve yay taşıyan muhafızlar ileri çıkıp Nie Yan'ın grubunu kuşattılar.

Uzun boylu, orta yaşlı bir adam öne çıktı. Bir elinde yay, diğer elinde hançer tutuyordu.

"Kavannas bölgesine giriş yaptınız. Ben Reis Sampur. Yabancılar, kendinizi tanıtmazsanız düşman olarak görüleceksiniz!"

Meydanda ortam gerildi.

Bölgedeki az sayıda oyuncu elleriyle meydanı gösteriyorlardı. Nie Yan'ı tanıyan birkaçı olayları izlemeye koyulmuştu.

Abernathy Büyük Otlağı iki imparatorluğun sınırında yer alsa da, buraya yerleşen oyuncular yok değildi. Görev yaparak, yaratık avlayarak ve ticaret yaparak yerlilerle dostane ilişkiler kurmuşlardı. Burada yaşayabilmenin tek yolu yerlilerin onayını almaktı.

"Reis Sampur, Zümrüt İmparatorluğundaki Kalor'dan geliyorum. Zümrüt ve Atlas imparatorluklarının bana verdiği tapu da elimde." Nie Yan Sahiplik Tapusunu çıkardı.

Sampur tapuya şüpheyle baktı. Okuduktan sonra tapuyu sahibine verip saygıyla eğildi. "Efendim, Kavannas'a hoş geldiniz."

Muhafızlar yaylarını indirip reislerini takip ettiler.

Nie Yan'ın gelişi, etraftaki oyunculara bir şeylerin değişeceğini söyler gibiydi. Abernathy Büyük Otlağı düzensiz bir sınır bölgesinden oyuncu kontrolündeki bir bölgeye dönüşmüştü. Bazı oyuncular bölgeden ayrılmaya karar vermişlerdi. Diğerleri ise kalıp, Nie Yan'ın bölgeyi nasıl değiştireceğini görmek istiyorlardı.

Nie Yan Kılıç Parıltısıyla bakıştı. Gerçekten de Sahiplik Tapusu işe yarıyordu.

Lakin tapu sadece bir caydırıcı etmendi. Otlaktaki her kabilenin kendi gelenekleri ve kuralları vardı. Bir kağıt parçası gösterdi diye Nie Yan'a boyun eğecek değillerdi. Nie Yan'ın ordu kurmak için üç ayı vardı. Üç ay sonunda ordu kuramazsa, Melek Müfrezesi gelmese bile yerli kabileler ona saldıracaktı.

"Efendim, lütfen benimle gelin. Onur konuğumuz olun. Kavannas sizi en iyi şarabı ve en güzel kadınlarıyla karşılıyor." Sampur elini salladığında muhafızlar kenara çekilip yol verdiler.

Nie Yan reise baktı. Neden bilmiyordu, ama bir hoşnutsuzluk, hatta ufak bir düşmanlık sezmişti. Belki de beklemesi gereken buydu. Bölgeye gelişi yerli kabilelerle otlağın kontrolü için savaşmasıyla sonuçlanacaktı. Destek kazanmak epey zor olacaktı. Anlaşılan bölgeye hükmetmek sandığı kadar kolay değildi.

Güzel kadınları duyduğu anda Düşkün Çocuğun gözleri parladı. "İri kıyım reisin bahsettiği güzel kadınlar, güzellikleriyle dillere destan olan NPCler olabilir mi?" İnanç sisteminin ürettiği güzel NPCler, krallıklar yıkabilecek cinstendi. Lakin oyuncular genelde bunlarla ilgilenmezdi. Muhafızlar tarafından yakalanırlarsa işleri biterdi.

"Saf çocuk. Kabiledeki kadınları görmedin mi? Hepsi de kaslıydı. İçeride göreceklerin farklı mı olacak?" İzmarit Düşkün Çocuğun hayallerini suya düşürdü.

Kılıç Parıltısı Nie Yan'a fısıldadı. "Bu Sampur'un bizi pek sevmediğini hissediyorum."

"Ben de. Şimdilik izlemeye devam edelim." Sampur onlara bir şey yapamazdı. Neticede Nie Yan bölgenin efendisiydi.

"Pekala."

Grup Sampur'un peşine düştü. Çadırlar arasından geçip az ötedeki büyük altın çadıra yöneldiler.

Kabile sakinleri varlıklı değillerdi. Giydikleri giysilerden bunu anlamak mümkündü. Sampur'u gördüklerinde hepsi de korkudan titriyordu.

Bu sahne Nie Yan'ın aklına takılmıştı.

Birkaç dakika yürüdüklerinde, on tane tepeden tırnağa silah kuşanmış muhafızın, iplere bağlı bir genci çekiştirdiğini gördüler. Mahkumun kaslı vücuduna bakıldığında ne kadar güçlü olduğu anlaşılabilirdi. Vücudunun üst yarısı çıplaktı. Güneşte kavrulan teni bronzlaşmıştı. Eski ve yeni kırbaç izleri, vücudunda çirkin izler bırakmıştı.

"Yallop, birazdan ölümün ne kadar güzel olduğunu öğreneceksin. Etini parça parça deşip akbabalara yedireceğiz," dedi bir muhafız.

"Ben yanlış bir şey yapmadım!" Yallop iplerden kurtulmaya çalışsa da başaramadı.

"Yanlış bir şey yapmadın. Yanlış bir şey yapmadın. Ha! En büyük hatan karının çok güzel olması. Bundan ala yanlış mı olur!"

Muhafızlar alaycı bir şekilde güldüler.

Sampur'u gördüklerinde yerlerinde durup selam verdiler. "Reis Sampur, Yallop hırsızlık suçu işledi. Onu infaz alanına götürüyoruz."

Sampur'un gözleri şahin gibiydi. Derin bakışlarla Yallop'u süzdü. "Sen kabilemizin en güçlü savaşçısıydın. Ölmeni hiç istemiyorum. Ancak suç işleyen cezasını bulmalı. Yarım saat sonra infaz edileceksin."

Nie Yan ve mahkum göz göze geldi. Yallop dipsiz bir nefret ve boyun eğmez bir kibir taşıyordu.

Yanağında üç büyük yara açılmıştı. Yüzünün bir tarafına köle anlamına gelen bir damga vurulmuştu.

Zümrüt İmparatorluğunda her gün mahkumlar infaz edilirdi. Nie Yan ilk defa bu durumla karşılaşmıyordu.

Yallop'un yanından geçerken ezici bir baskı hissetti. Mahkum kesinlikle güçlüydü.

"Reis Sampur, bu Yallop ne suç işlemiş?" diye sordu Nie Yan.

"Hırsızlık yaptı. Birkaç evden eşya çaldı." Sampur acımasızca yanıtladı.

"Hırsızlığın cezası ölüm değil ama."

"Haklısınız. Ancak o bir köle. Kavannas'ta kölelerin işlediği suçların cezası ölümdür. Savaşçı olduğu zamanlarda Keliran'ı yendiği için ona gökyüzünde bir ölüm bahşediyorum."

Gruptakiler sarsıldılar. Sampur aşırı zalimdi! Bir insanın hayatından bahsederken böyle soğuk duruyor, üstelik ona iyilik yapıyor gibi konuşuyordu.

"Abernathy Büyük Otlağının efendisi olarak ölüm cezalarını affetme yetkim var mı?" diye sordu Nie Yan. Yallop'u gördüğü anda aralarında bir çeşit bağ hissetmişti. Onu kurtarması gerekiyordu.

Otlağın efendisi olarak ilk eylemi bu olacaktı!

"Var, evet." Sampur'un gözleri soğukça parladı.

Dük unvanı gerçekten güç sembolüydü.

"Öyleyse Yallop'u affediyorum. Abernathy Büyük Otlağının efendisi olarak suçlarını bağışladım." Bu yaptığıyla Sampur ve Kavannas'a giden köprüleri yıktığının farkındaydı. NPClerle etkileşim kurmak çaba isterdi.

Yallop muhafızlar tarafından getirildi.

85 Görüntülenme
3 Nis 2025
Bölüm 706