Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 694: Ölüm Listesi
Nie Yan sırıtıyordu. "Doğru düzgün dövüşemeyen korkaklar internette ahkam kesiyorlar." Niuren Birliği forumlarda pek sessizdi. Nie Yan kelimelerden ziyade eylemleriyle konuşmayı tercih ediyordu. Bu özelliğini başkalarına da bulaştırmıştı. Bazı lonca üyeleri forumlarda düşmanlarla savaşıyordu.
Nie Yan ise kendi başlığını oluşturmaya karar verdi.
「İlahi Muhafızlar Ölüm Listesi - Nirvana Alevi」
Listede İlahi Alev, Çılgın Büyü, Kana Susamış Çılgın Kılıç, Gök Kıran ve dikkate değer birkaç kişinin daha isimleri yazılıydı.
Nie Yan'ın gönderisi kafaları karıştırmıştı. Listenin ardında yatan anlamı çözememişlerdi. İsmi yazılanlar hala Karukes Kalesi'nde ve canlılardı. AN itibariyle adamlarına emirler veriyorlardı.
Anlamsız göründüğü halde gönderen kişi sebebiyle insanlar gönderiyi en üst sıraya taşımıştı. Forumlardan bazıları listenin asıl anlamını çözmüşlerdi. Ancak Nie Yan ve grubunun durumu vahimdi. Listedekileri öldürmek şöyle dursun, kendi canlarını kurtaracakları meçhuldü.
İlahi Alev şu anda loncasından 600 usta oyuncuyu Tang Yao, Xie Yao ve diğerlerine göndermişti. Meydandaki oyuncuların sayısı önemli miktarda azalmıştı.
"Nirvana Alevi forumlarda bir şey paylaşmış herhalde."
İlahi Alev forumlara kuşkuyla baktı. Nie Yan'ın gönderisi onu öfkelendirmişti. Soğuk bir ifadeyle güldü. "Nirvana Alevi, seni şerefsiz. Bu kadar küstahlık sana bile fazla. Karukes'te dilediğini yapabileceğini mi sanıyorsun?" Nie Yan'ın niyeti aşikardı. Yeteneklerine o kadar güveniyordu ki, kendi sonunun geldiğini bildiği halde gözdağı vermekten çekinmiyordu.
"Bizim isimlerimiz de listede. Sence Nirvana Alevi bize saldırır mı?" Kana Susamış Çılgın Kılıç Nie Yan'ın aklından geçenleri merak ediyordu.
Nie Yan meydandaki sayının azaldığını gördüğünde kararını verdi. "Zaman geldi."
Sokağa geri çekildi. Gerekli sözleri okuduktan sonra bir parıltıyla birlikte Küçük Altın ortaya çıktı.
Küçük Altın kükreyerek meydandaki oyunculara doğru alev püskürttü.
Yakındaki oyuncuların tepki verecek zamanları olmamıştı. Ejderha nefesiyle vurulduktan sonra acı içinde kıvranarak küle döndüler.
"Bu Altın Ejderha! Nirvana Alevi burada!"
Meydana karmaşa hakim oldu. İlk tepki verenler Dövüşçülerdi. Küçük Altının önüne geçip ilerleyişini durdurmak istediler.
Meydandaki hareketlilik İlahi Alev ve yanındakilerin dikkatini çekmişti. Başlarını çevirdiklerinde altın ejderhayla karşılaştılar. Aniden renkleri soldu. Korktukları başlarına gelmişti.
Dehşete kapılmış halde birbirlerine baktılar.
İlahi Alev homurdanarak söylendi. "Tek başına gelmiş! Bir kişinin bizi ezmesine izin mi vereceğiz? Birlikte onu öldürebiliriz!"
Çantasına baktı. Onlarca yüksek seviye parşömen, totem ve benzer eşyalar birikmişti. "Elimdeki parşömenleri paylaşacağım. Gerektiğinde kullanmaktan çekinmeyin." Nie Yan'ın izini bulmak bile zordu. Onu öldürmek ise bambaşka bir şeydi. Dışarıdan yardım almaktan başka çare yoktu.
Küçük Altın meydanı birbirine katarken, İlahi Alev iki adamına uçan bineklerini çağırmalarını emretti. Küçük Altının kudretini bilmeyen kalmamıştı. Onun üzerine sıradan oyuncular göndermek anlamsızdı. Sıradan oyuncular ona hiçbir zarar veremeden ölürlerdi. Yok yere ölmeleri gereksizdi. Burada sadece uçan binekler işe yarardı. Uçan binekler Küçük Altını oyalarken Büyücüler en güçlü büyüleriyle saldıracaklardı.
İki uçan binek pozisyon aldığında İlahi Alev adamlarına etrafa tuzaklar ve totemler yerleştirmelerini emretti. Böylece Nie Yan'ı öldürmeyi umuyordu.
Küçük Altın dikkatleri üzerine toplamıştı. İlahi Alevi koruyan oyuncuların sayısı anbean azalıyordu.
İlahi Alevin yere döşettiği şeyler Nie Yan'ın gözünden kaçmamıştı.
Hakikat Gözü!
İlahi Alevin etrafı türlü tuzaklarla kaplanmıştı. Anlaşılan Nie Yan'ı hazırlıksız yakalamak istiyorlardı.
Nie Yan bu duruma güldü. Gerçekten onların tuzaklarına düşecek kadar aptal mıydı?
Dullahan Arbaletini çıkardı. Hedefe meydanın ortasındaki İlahi Alevi koyduktan sonra aralarındaki mesafeyi 200 metre olarak tahmin etti. Atış menzili 120 metre kadardı. İlahi Alev ve yanındakileri uzaktan öldürmeyi planlıyordu.
Hırsızların saldırmak için yakında olması şart değildi. Onlar da uzaktan öldürebilirlerdi.
Normalde Hırsızların menzilli saldırılardaki hasarları düşüktü. En iyi ihtimalle mobların aggrolarını çekmekte kullanılırdı. Lakin Güçlendirilmiş Dullahan Arbaleti bu normu yıkıyordu. 120 metre menzil, tuzaklara düşmeden saldırıya olanak sağlıyordu.
100 kadar oyuncuyu yok eden Küçük Altın, Rüzgar Engereği ve Yıldırım Kartalının saldırısına uğradı. Ancak olağanüstü yüksek canı sayesinde 15 dakika kadar dayanabilirdi.
Nie Yan gizlice hedefine yaklaşıyordu. Aradaki mesafe 200 metreden 120 metreye inmişti. Yani saldırı menzilindeydi! Yalnızca birkaç metre uzağında ondan fazla düşman oyuncusu duruyordu. Dikkatle etrafı gözledikleri halde Nie Yan'dan haberleri yoktu.
Sezgileri birkaç metre ötedeki Nie Yan'ı tespit etmeye yetmiyordu.
Tuzaklar kurdukları halde Nie Yan hala ortalıkta yoktu. Gözleriyle bütün meydanı tarıyorlardı.
"Korktu mu acaba?"
"Hayır," dedi İlahi Alev. "O kolay vazgeçecek biri değil." Şu anda fazlasıyla gergindi. Planı başarılı olmalıydı. Fakat olmazsa... Nie Yan'ı öldürmek için farklı yöntemler düşünmüştü bile.
Nie Yan harekete geçmeyince adamlarını biraz geri çekti. Biliyordu ki bu kişiler feda edilebilirlerdi. Nie Yan ortaya çıkmazsa tuzaklar boşa gidecekti.
İlahi Alev bir anlık gafletle tedbiri elden bırakıp yanındakilere bir şey söylemek için başını çevirdi. O kısacık anda Nie Yan tetiği çekti.
Beş ok İlahi Alevin boğazına ilerliyordu.
Saldırıdan sonra Nie Yan'ın kamuflajı bozuldu ve vücudu ortaya çıktı. Lakin kimse tepki veremeden yeniden kamuflaja girip onlarca metre uzaklaştı. Çantasından beş ok daha alıp arbaleti doldurduktan sonra tekrar tetiği çekti. Bütün hareketleri pürüzsüz gerçekleştiriyordu.
Nie Yan'ın karartısı bir anlık ortaya çıkınca İlahi Muhafızlar Aydınlık, İlahi Gözleri gibi becerilerle onu bulmaya çalıştılar. Ancak Nie Yan sanki yok olmuştu. Ona dair tek bir iz dahi bulunamıyordu.
"İlahi Alev! Dikkat!" Çılgın Büyü bağırdı.
İlahi Alev arkasını döndü. Üzerine gelen beş ok yüreğini ağzına getirdi. Oklar etrafına yerleştirilen bariyere isabet ettiler. Üçüncü okla birlikte bozulan bariyer, dördüncü ve beşinci okları durduramadı.
Parlak Bariyer
İlahi Alev asasını sallayıp kendisini korumaya aldı. O bariyer de dördüncü okla delindiğinde beşinci ok hedefe ulaştı.
−6.332
"Bu ne biçim hasar?!" İlahi Alev ecel terleri döküyordu.
Bariyeri üzerine gelen hasarı %70 oranında engelliyordu. Lakin Nie Yan'ın okundan 6.000 üzerinde hasar almıştı. Bu durum tek kelimeyle inanılmazdı.
Sırtında soğuk terler birikmişti.
Hırsızların arbaletlerinin zayıf olmaları gerekmiyor muydu?
Qin Han da Nie Yan'ın arbaletiyle öldürülmüştü. Ancak bu meseleyi İlahi Alev ve diğerlerinden gizlemişti. O yüzden Nie Yan'ın korkutucu menzilli hasarından haberleri yoktu.
İlahi Alev şaşkınlığını atamadan beş ok daha üzerine gelmekteydi.
"Patron! Dikkat et!" Yakındaki bir Savaşçı ileri atılarak vücudunu oklara siper etti.
−11.818
−10.142
−23.099!
O da anında can verdi.
Nasıl öldüğünü anlamamıştı bile. Sadece üç ok işini bitirmeye yetmişti. Okların hasarlar nasıl bu kadar yüksekti?
Nie Yan saldırıyı kesmedi. İnanılmaz bir hızla saldırıyordu. Doldur, fırlat, doldur, fırlat, doldur, fırlat... Bir saniye zaman kaybetmiyordu.
Kendilerini İlahi Alev'e siper eden oyuncular birer birer can veriyorlardı.
İlahi Alev alnına gelen üç oku gördüğünde kenara yuvarlandı. Burun farkıyla oklardan kurtulduğunda korkusu bir kat daha arttı. Ölümden kıl payı kurtulmuştu.
Ancak daha ayağa kalkamadan yine okların hedefindeydi. İster istemez içinden sövüyordu. Bu nasıl bir atış hızıydı?!
Nie Yan 100 metreden uzak bir yerden saldırıyordu. Dolayısıyla okların hedefe ulaşmasına kadar geçen zamanda saldırılardan kurtulabilirdi. Nie Yan biraz daha yakında olsa çoktan ölmüştü.
Tam isabet almak üzereyken başını yana eğdi. İki ok yanağını sıyırdı.
"Lane..." Daha kelimesi bitmeden boğazı bir okla delindi. Ardından başka bir ok alnına saplanıp başının arkasından çıktı. Okların şiddetiyle vücudu savruldu.
−8.921
−17.382!
Başının üzerinden iki hasar değeri fırladı. Canı sıfıra düşerken bedeni yere yığıldı.
İlahi Alev'in ani ölümü yanında bulunanların ağzını açık bırakmıştı.
Nie Yan pis pis gülüyordu. "Bu bir!" Yeniden kamuflaja girip gözden kayboldu.
