Series Banner
Novel

Bölüm 1452

I Shall Seal The Heavens

I Shall Seal The Heavens - Bölüm 1452: Dokuzuncu Paragon Gelir!

Bölüm 1452: Dokuzuncu Paragon Gelir!

Tao Koruyucusu genç adamın boynundaki çiziklere bakarken kaşlarını çattı. Belli ki kolyeyi çıkarırken endişelenmişti.   O Patrik Chi Feng'in oğluydu ve 6 Özlü Tao Hükümdarı gelişim merkezine sahipti. Engin Genişlik Okulunda Paragon seviyesindekilerden sonra gücün zirvesi konumundaydı. Normalde o kararlılıkla öldürebilecek birisiydi. Özellikle onun babası büyük ihtimalle bir sonraki Sekizinci Paragon olacaktı ve bu yüzden statüsü sürekli yükselirken gelişim tecrübesi de sürekli ilerleyecekti.   Sekizinci Tarikattaki insanlar baba ve oğuldan birlikte Paragon olarak bahsetmeye başlamışlardı bile. Genç torun çok fazla saygı kazanamamış olsa da yine de aynı soydandı. Bu yüzden eğer Tao Hükümdarı babası onu cezalandırmak ve hatta öldürmek isterse kimse buna karşı çıkamazdı. Fakat birisi oğluna bir tokat atarsa bu tokat hem ona hem de Patrik Chi Feng'e atılmış gibi olacaktı.   Özellikle de Patrik Chi Feng'in gelişimde kritik bir noktaya geldiği göz önüne alınınca. Tao Hükümdarı için birilerinin oğluna bunu yapmış olması hamle yapmaya çalışan rekabetçi bir kuvvetin varlığını işaret ediyordu ama amacın ne olduğundan emin değildi.   Fakat emin olmasına gerek yoktu.   "Bunu kim yapmış olursa olsun soyumu kızdırmaya cüret edenlerin kökü kazınacak!" Tao Hükümdarı soğuk bir homurdanmayla birlikte elbise kolunu fiskeledi. Cani aurası kabararak bölgede dalgalandı ve yakınlardaki Sekizinci Tarikat gelişimcilerinin kalplerinin soğuk bir korkuyla dolmasına neden oldu. Herkes Patrik Chi Feng'in soyunun bir katliama hazırlandığının farkındaydı.   "Ne kadar acı. Bir Tao Alemi canavarı ha...? Bu kız tarikatında bazı bağlantılara sahip olmalı. Ama ne yazık ki Engin Genişlik Okulunda en önemli şey güç ve nüfuzdur.   "Engin Genişlik gezegeninde Patrik Chi Feng ile kıyaslanabilecek çok az kişi var...." Çoğu insanın aklından geçen düşünce buydu ve hatta bazılarının öldürme arzusu yaymaya başlaması sorgusuz sualsiz Tao Hükümdarının yanında olacaklarını gösteriyordu.   Tao Hükümdarı bundan hoşnut olmuş gibiydi. Genç adama doğru bakarak konuştu, "Ne diye bekliyorsun? Engin Genişlik Okulumun öğrencisine zarar vermek için öyle bir canavar göndermeye cüret eden her kimse beni ona götür!"   Yan'er'e ise hiç bakmaya bile tenezzül etmedi. Oğlunun ahlak bozukluğunun farkındaydı ve bu durum bazen onun başını ağrıtsa da aynı Patrik Chi Feng gibi aynı tavra sahipti. Onun bakış açısına göre genç adam daima dikkatliydi ve gelişimciler için dikkatli davranmak güvenmek için gerekli bir özellikti.   Kızın bir Tao Alemi canavarı koruyucusu olduğunu düşününce belli ki tarikatta bazı bağlantılara sahipti. Ama Chi Feng için bu bağlantılar dikkate bile değmezdi.   Kalabalıktaki diğer gelişimciler de Tao Hükümdarı gibi düşünüyordu. Onun soyunun kalbine korku salabilecek kişi sayısı çok nadirdi.   Tao Hükümdarı, oğlunun tarikatın dışına yaptığı seyahatte bu kızdırılmaması gereken varlıklardan herhangi birine bulaşmayacak kadar dikkatli olduğundan emindi.   Tao Hükümdarı'nın enerjisi yükseldi ve bölgedeki her şey titredi.   Genç adamın gözler keyifle genişledi. Tüm hayatı boyunca bu olay kadar hiç korkuya kapılmamıştı. Neredeyse mental olarak dağılmanın eşiğine gelecek kadar ölümle burun buruna gelmişti.   İçten içe gülerek korkuya düşmüş olan Yan'er'e doğru bakarken gözlerinde ahlaksız bir parıltı titreşti.   "Hey güzelim, o köpeği tanıyor musun? Onu senin gözlerinin önünde kaynatacağım ve ardından onu yiyeceğim. Endişelenme, sana da biraz vereceğim."   Yan'er sarsılarak dudağını ısırdı. Bu noktada kalbi tamamen dehşet ve korkuyla dolmuştu. Yalnız hissetti, çaresiz ve umutsuzdu, ve aniden Ustasını inanılmaz özlediğini hissetti.   "Usta...." diye mırıldandı titrek bir tonla. "Usta..."   "Ustanla ilgili bir şeyler mi geveliyorsun? Hahaha! Ustanın o hayvanla ilgisi olup olmadığı umurumda değil. Beni kızdırmaya cüret etti, o ölecek. Ve ölmeden önce onu köpeğim yapacağım!"  Kahkahası havada çınlayan genç adamın gözlerinde vahşi bir parıltı belirdi. Tam gruba yol göstermek için yola çıkmaya hazırlanırken aniden çevredeki gelişimci grubunun öldürme arzusunu bıçak gibi kesen soğuk bir homurtu çınladı. Adeta bir gök gürültüsü gibi her yeri titretti.   Yer sallandı ve zemin taşları küle dönüştü. Aniden peyda olan bir rüzgar tüm Sekizinci Tarikatı kapladı.   Sekizinci Tarikat devasaydı ama daha büyük bile olsaydı rüzgar yine de onu doldururdu. Aynı zamanda sanki devasa, görünmez bir ayak yere inmişti. Büyük bir şok dalgası yayılarak Sekizinci Tarikatı doldurdu, bütün dağların, binaların ve yerin şiddetle sallanmasına neden oldu.   Çevredeki fiziksel etkilerin yanısıra Sekizinci Tarikatta o an herkes gelişim merkezi ne olursan olsun yada o an ne yapıyor olursa olsun... titremeye başladı. Sanki dağlar üstlerine devriliyormuş gibi ağızlarından kan gelmeye başladı. Bu hayret halindeyken aniden... kımıldayamadıklarını fark ettiler.   Dünyayı dolduran öfkeli bir kükreme tarifsiz bir baskıyla Sekizinci Tarikatı adeta ezip geçti!   Bütün gelişimciler mutlak bir şok içindeydi. Kalpleri dehşetle doldu ve zihinleri allak bullak oldu. Ardından uzaklarda bir kişi belirdi... siyah cübbeli genç birisiydi, mor saçlarıyla dünyayı soğukluk ve karanlığa boğuyordu.   Arkasında Gökler adeta parçalanacak gibi titredi. Bakışları sanki ona bir yol açar gibi havanın çarpılmasına neden oldu ve altında yeryüzü sanki ona tapar gibi sarsıldı!   Gökleri bastıran ve Yeryüzünü sarsan bir figür. Her şey bozulup çarpıldı. Bu genç adam bütün dikkatlerin odağında... sonsuza kadar kalabilecek bir figürdü!   Onun ortaya çıkmasıyla birlikte sonsuz bir öfke ve öldürme arzusu barındıran soğuk bir ses yankılandı. Binlerce gök gürültüsü gibi yankılanarak her yeri sarstı. "Dokuzuncu Tarikatımın öğrencisine zarar vermeye cüret eden kim?"   Sesi sayısız dağın yıkılmasına ve binaların çökmesine neden oldu. Sekizinci Tarikat gelişimcileri bir kez daha ağız dolusu kan tükürdüler.   Sıradan bir adam öfkelendiğinde kan her yere saçılabilirdi. Bir Paragon öfkelendiğinde ise Gök ve Yer ağlardı!   Sekizinci Tarikat Meng Hao'nun zayıf noktasına dokunarak onu öfkelendirmişti. Ve Meng Hao öfkelendiğinde sonuç Gök ve Yer'in ağlaması değil Engin Genişlik'in gömülmesi olacaktı!   Ses çınladığı anda renkler parladı ve rüzgar uğuldadı. Dağlar çöktü ve binalar yıkıldı. Sekizinci Tarikat insanlarının gelişim merkezleri dengesini kaybetti ve ağızlarından, burunlarından, gözlerinden ve kulaklarından kan geldi.   "Dokuzuncu... Dokuzuncu P-P... Dokuzuncu Paragon!!" Genç adamın babası, Tao Hükümdarının gözleri inanamaz bir ifadeyle adeta patlarcasına açıldı. Ağzından kan geldi ve fiziksel olarak hareket edemese de ruhunun en derinlerine kadar titredi.   Bunun sebebi sadece... tek bir cümleydi!   Sanki Meng Hao Göklerin kudretini temsil ediyordu ve sözleri Göksel Tao ve büyülü kanun gibiydi!   Sekizinci kıtanın üstündeki gökyüzü karardı ve Paragonlar da dahil Sekizinci Tarikat üyelerinin hepsi titriyordu. Patrik Chi Feng de titriyordu ve kapalı meditasyon odasından dışarı baktığında ölüler şehri seyahatinden sonra kalbine en fazla korku saçan kişiyi, en korkunç figürü gördüğü anda yüzünde inanamaz bir ifade oluştu.   "Dokuzuncu Paragon.... Bu-Burada ne işi var? Lanet olsun bu deliyi kim kızdırdı böyle!?!?!?" Patrik Chi Feng'in gözleri kan çanağına dönmüştü.   Yan'er dışında herkes titriyordu. Yan'er kafasını kaldırdı ve yüzünden gözyaşları akıyor olsa da birisinin yaklaştığını görebiliyordu. Bu kişinin dış hatlarını net bir şekilde göremese de tanıdık hissiyat veriyordu ve istemsizce ağzından bir kelime çıktı, "Usta...."   Bu kelime ağzından çıktığı anda genç adam ve Tao Hükümdarı da dahil bölgedeki bütün gelişimciler adeta yıldırım çarpmışa döndüler.   Özellikle genç adam. Adeta kemikleri unufak olmuş gibi sendeledi. Kızın mırıldandığı kelime havda yankılanırken zihninde şimşekler çaktı.   "Beğendiğim bu gelişim damarı... Dokuzuncu Paragon'un çırağı mı?" Genç adam aniden gülmek istedi. Sanki hayatında duyduğu en komik şakayı işitmiş gibiydi. Yine de kalbinin derinliklerinde çılgınca titriyordu.   Zihni allak bullak olurken tüm dünyası alt üst oldu; ışık onu terk etti ve karanlıkta kaldı.   Bu tepki sadece ona özel değildi. Babası, Tao Hükümdarı normalde kudretli ve yüce bir figürdü. Sekizinci Tarikat İçinde sayısız insan ona korku ve hürmet gösteriyordu. Ama şuan Meng Hao'nun karşısında bir sokak köpeği gibi titriyordu. Nefesi kesildi, şaşkın gözlerini kan çanağına dönmüş halde oğluna doğru çevirdi. Eğer onu şuan öldürebilseydi bu vefasız evladı paramparça ederdi!   "Seni lanet piç kurusu!" diye bağırdı. "S-s-sen... hepimizin ağzına sıçtın!!"   Kalabalıktaki herkes sarsılmıştı, özellikle de Chi Feng'in soyuna katılarak düşmanlarını silmek istediklerini belirten kişiler. Hepsinin yüzünde şaşkın ve inanamaz bakışlar belirdi ve aniden Chi Feng'in soyu için biraz acıma hissettiler.   Görünüşe göre... onlar Engin Genişlik Okulunun dokuz büyük Paragonundan birini kızdıracak kadar yürekliydiler.   Her yer ölüm sessizliğiyle dolarken insanlar korku içinde kalakalmıştı.   Meng Hao'nun gerçek benliği Sekizinci Tarikatta yürüdü, insan kalabalığını geçti ve en sonunda Yan'er'in karşısında durdu. Bakışları onun üzerine geldiği anda gözleri yumuşak ve samimi bir ifadeyle doldu.   "Ben senin ustan değilim," dedi yavaşça. "Ama... Dokuzuncu Tarikattaki herhangi bir gelişimci benim çırağım sayılır."   Ortamdaki herkes, özellikle Tao Hükümdarı rahat bir nefes aldı. Gerçekte onlar usta-çırak değilse durum kötü olmayacaktı....   Yan'er Meng Hao'ya baktı ve gerçekten de ustasına benzemese de bir nedenden ötürü son derece tanıdık gelmişti. Sözlerindeki sıcaklık ve diğer her şey onu sanki karşısında ustası duruyormuş hissine kapılmasına neden oldu.   Bu tanıdık his gözyaşlarının yanaklarından akmasına neden oldu. İleri doğru fırladı ve ağlayarak ona sarıldı. Sanki gözyaşları yaşadığı bütün aşağılanma, korku ve dehşeti serbest bırakmıştı.   Sekizinci Tarikat sessizdi. Herkes en güçlü varlığın genç bir kızı kollarında nazikçe tutuşunu titreyerek izliyordu. Meng Hao tekrar kafasını kaldırdığında gözlerinde güneş ve ayın ışığını bile söndürebilecek bir soğukluk vardı.   Yan'er onun kollarında ağlarken izleyenler sarsılmıştı. Ardından Sekizinci Tarikatı dolduran sessizliğin içinde Meng Hao Yan'er'in yanağına baktı.   Orada... belirgin bir el izi vardı!

31 Görüntülenme
20 Nis 2025
Bölüm 1452