Series Banner
Novel

Bölüm 1440

I Shall Seal The Heavens

I Shall Seal The Heavens - Bölüm 1440: Dokuzuncu Nazarı Tamamlama Zorluğu!

Bölüm 1440: Dokuzuncu Nazarı Tamamlama Zorluğu!

Beş gün geçtiğinde Jin Yunshan hiç mutlu görünmedi. Hatta sanki görünmez bir tokat yemişti.   Birkaç saat önce Meng Hao'nun beş günü geçemeyeceğini cesurca dile getirmişti. Ama şuan Meng Hao hala orada titremeksizin sakince oturuyordu.   Bu sahne onun yüzünde sert bir ifadenin belirmesine neden oldu. Diğerlerinin ise yüzlerinde garip ifadeler oluştu.   Yine de insanların Meng Hao'ya dair şüpheleri şuan oldukça derindi ve altı gün sürse bile hala kuşkuları kalacaktı.   Tabii ki... bir mucize gerçekleştirip bu kuşkuları tamamen ortadan kaldırabilirdi. Eğer Meng Hao bunu başarırsa statüsü ve görkemi hayal edilemez bir seviyeye yükselecekti.   "Altı gün onun sınırı!" Jin Yunshan homurdandı. Herkes Meng Hao'ya odaklandığından bu sözlerini sessizlik izledi.   İki saat geçti. Dört saat. Altı saat.... On saat. On iki saat. On dördüncü saat geldiğinde Jin Yunshan'ın ifadesi daha da sertleşti. Meng Hao'yu izleyen diğer insanların yüzlerinde garip ifadeler vardı. Dokuzuncu Öz konusu birçoğunu şaşırtmıştı.   Kısa süre sonra on altı saat geçti. Ardından on sekiz. En sonunda... yirmi dört saat geride kaldı. Hep bir ağızdan nefesler tutuldu.   "Yedi gün!!"   “Dokuzuncu Paragonda garip bir şeyler var. Daha önce bariz şekilde uyanmanın eşiğindeydi ama sonra bir gün daha direndi!"   "Buna rağmen yedi gün muhtemelen onun sınırı olacak."   İnsanlar arasında tartışırken Jin Yunshan'ın yüzü bembeyazdı. Daha fazla kasvetli hissedemezdi. Meng Hao'nun sınırının beş gün olacağını açıkça söylemişti ama bunu aşmıştı. Ardından sınırının altı gün olduğunu söylemiş ama şuan yedinci güne girmişti.   Ayrıca insanların kendisine doğru attıkları kaçamak bakışları fark edince kalbinde bir öfke patlaması oldu.   "Yedi gün! Bu kesinlikle sınırı!" diye homurdandı dişlerini sıkarak.   Herkes ona katılıyor gibiydi. Kimse sesli olarak dile getirmese de ortak fikir Meng Hao için yedi günün sınır olacağı yönündeydi.   Tarikat Lideri bile aynı şekilde düşünüyor gibiydi. Sha Jiudong ise gözlerini kapattı ve izlemeyi bıraktı. Bunun yerine içten içe Meng Hao'nun gerçekten de dokuzuncu Öze sahip olup olmadığı üzerine düşündü.   Herkes sessizce bekledi. On saat geçti. Ardından on altı saat. Yirmi saat geride kalmıştı. Bu noktada Jin Yunshan sakin kalamadı. Yüzünde inanamaz bir ifadeyle ayağa kalktı.   Sadece o değildi. Sha Jiudong gözlerini tekrar açtı ve tarikat Lideri gözlerini dikmişti. Bu üç zirve 9 Öz gelişimcisinin zihinleri allak bullak olmuştu.   Onların böyle bir tepki verdiğini düşününce diğerlerini anlatmaya bile gerek yoktu. Herkesin yüzünde hayret dolu ifadeler oluştu.   "Yedinci gün bitmek üzere. Yoksa... o gerçekten de sekizinci güne ulaşacak mı!?"   "Bu imkansız! Tarikat Lideri ve Yoldaş Taoistler Jin ve Sha bile yedi günde kaldılar!"   İnsanlar hala tartışırken yirmi dördüncü saat geçti ve sekizinci güne gelindi!   O anda Jin Yunshan, Tarikat Lideri, Sha Jiudong ve diğer herkes afallamıştı. Sekiz gün orada bulunan kimsenin sunak üzerinde geçiremediği bir süreydi.   Eğer tüm süreç boyunca sakinliğini korumuş olsa bu kadar şaşırtıcı olmayacaktı. Ama bir ara uyanmanın eşiğine geldikten sonra azimle devam etmişti. Bunu izleyen herkesin zihni adeta şaşkınlık dalgalarıyla saldırıya uğramıştı.   Jin Yunshan yine adeta bir tokat yemişti. Sekizinci güne girildiğinde gözleri kocaman açılmış bir halde izlemeye başladı.   Altı saat. On iki saat. On sekiz saat.... En sonunda yirmi dört saat geride kaldı. Meng Hao dokuzuncu güne kadar direnmişti!   "İmkansız!!" Jin Yunshan bağırdı. Tarikat Liderinin gözleri çay fincanı gibi genişledi ve Jin Yunshan'ın nefesi hızlandı. Kalabalığın ağzı açık kalmıştı.   Bu sırada Meng Hao'nun içinde Dokuzuncu Nazarın mühür işareti bir kez daha yüzde doksan dokuz oranında tamamlanmıştı. Vücudunun çeşitli kısımlarına akan bol miktarda Ölümsüz Qi'si onları mühür işaretine bağlıyordu. Sonuç olarak içinde bir Ölümsüz hissiyatı giderek güçleniyordu!   Eğer başarırsa neler olacağını hayal etmek mümkündü. Dokuzuncu Nazar tamamlandığında Meng Hao'nun yolunu tamamen tersine çevirecek ve Şeytan'dan... Ölümsüz'e geri dönecekti!   Meng Hao o kadar odaklanmıştı ki Nazarın bir tamamlanma durumuna ulaştığını, gelişim merkezinin değişiyor olduğunu bile tespit edebilecek haldeydi. Dağ ve Deniz Alemindeyken olan haline, Ölümsüzlük yolunda geliştirdiği hale geri dönüyordu!   Mühür işareti Meng Hao'nun konsantrasyon ve aydınlanma gücünü tamamen ortaya çıkarmıştı ve herhangi bir hata yapmadığından emindi.   Bir dokuzuncu Öz aurası da ortaya çıktı ve diğer sekiz Nazar ile bütünleşmesi Meng Hao'nun analizine daha da güvenmesine neden oldu.   Hiç tereddüt etmeden son kısmı da bitirmek için devam etti. Gümbürtü sesleriyle birlikte Dokuzuncu Nazarın mühürleme işareti... beklenmedik şekilde tekrar yıkıldı!!   Meng Hao'yu bir titreme aldı ve ağzının kenarından kan sızdı. Daha önce ortaya çıkan güç tekrar patladı ve bu sefer daha da şiddetliydi.   Bronz lamba titreşti ve Meng Hao'nun ağzından kan sızdı. Büyük bir çaba gerektirdi ama Meng Hao kendini zorlayarak aydınlanma halinde kalmayı başardı. Zihni adeta gök gürültüsüyle dolmuş gibi çınladı ve içten içe fırtınalar koptu.   "Bir şey yada birisi benim Dokuzuncu Nazarımı tamamlamamı istemiyor!!" Dokuzuncu Nazarı ikinci kez bitirme girişiminde son derece dikkatli davranmıştı ve şuan tamamlanma anında bazı dalgalanmalarının vücudunun içinde ortaya çıktığından emin olmuştu ve onları aramıyorsan tespit etmesi oldukça zordu.   Bu dalgalanmalar tamamen şekillenmiş Dokuzuncu nazarın ortaya çıkışına müdahale etmiş ve Meng Hao'nun ikinci kez başarısız olmasına neden olmuştu.   Meng Hao'nun gözleri kapalı olsa da kan çanağına dönmüştü. Dişlerini sıktı ve bir kez daha sunak tarafından bahşedilen aydınlanma gücünü çekti. Gelişim merkezini tamamen deveran etti ve bronz lambanın ışığı vücudunun bütün kısımlarına enerji aktardı. Sanki sunağın kendisiyle bir olmuştu.   Gümbürtü sesleriyle birlikte sunağın aydınlanma gücü patlayarak Meng Hao'yu doldurdu. Aşkınlık aurası adeta sunağın etrafında köpüren bir fırtına gibi giderek güçlendi.   Meng Hao'nun tekrar eden girişimlerinin sebebi başarısızlığa gönülsüz olmasıydı. Fakat diğer izleyen insanlar için olay tamamen şok ediciydi.   Sunağın dışındaki kalabalık Meng Hao'nun Aşkınlık aurasının büyümesini izledi ve ondan yayılan baskının şiddetini hissedebiliyorlardı.    Tarikat Lideri de dahil herkes gerilemeye başladı. Aşkınlık aurası ve güçlü fırtına Gök ve Yer'i sarsabilecek şeylerdi.   Havada vahşi renkler parladı ve izleyenler için Meng Hao adeta Aşkınlık sürecindeydi.   Bu onların tüylerinin diken diken olmasına neden olan bir histi.   "İmkansız!!" Jin Yunshan şaşkın gözlerle mırıldandı.   Bir gün daha beklerken onu ve diğerleri adeta şok ile yıkandı. Dokuzuncu gün sonuçlandı ve onuncu gün başladı. Ardından... on birinci gün ve on ikinci gün.   "O-on ikin gün?"   "Bu Dokuzuncu Paragon insan mı? Nasıl on iki gün direnebilir!?!?"   "Gelişim merkezi ne seviyede? Zirve 9 Özlü uzmanlar sadece yedi gün direnebildi ama o gerçekten de on ikinci güne ulaştı mı!? Ve görünüşe göre devam edecek!!" Meng Hao tarafından şaşkına dönen insanlar tartışmalarla inledi.   Tabii ki ne kadar şaşkın olsalar da bu hissiyat düşmeyecekti. Bundan sonra da giderek şiddetlenecekti!   On üçüncü gün. On dördüncü gün. On beşinci gün....   On altıncı gün geldiğinde Meng Hao bütün beklentileri aşmış ve bir mucize yaratmıştı!!   O kimsenin yanına bile yaklaşamayacağı bir şey başarmış, gerçek bir mucize ortaya koymuştu!!   İnsanların Meng Hao'ya dair olan şüphe ve düşünceleri tamamen dağılmıştı. Daha yeni zirve 9 Öz seviyesine adım atan İkinci Paragon da artık Meng Hao'ya karşı meydan okuma isteğini tamamen kaybetmişti.   Jin Yunshan buna inanmayı reddetti, on altı gün dayandıktan sonra ve böylesine güçlü bir Aşkınlık aurasının yayılmasından sonra Meng Hao bir dokuzuncu Öz'e sahip değildi.   "Lanet olsun, o gerçekten de dövüşte düşündüğümden daha fazlasını geri tutmuş!! Bunu bilerek yaptı! Beni kullanarak yerini sağlamlaştırmak istedi ve beni bırakarak eğer ona karşı bir hamle yaparsam öldürme bahanesi yaratmış olacaktı!!" Bu sonuca vardıktan sonra Jin Yunshan içten içe titremeye başladı. En sonunda sakinliğini korumaya çalıştı. Fakat acı bir duyguyla doldu ve istemsizce Meng Hao'nun ne kadar habis biri olduğunu düşündü.   Tarikat Liderinin yüzünde benzersiz bir ciddiyet vardı. Tamamen sarsılmıştı, Meng Hao ile Jin Yunshan'ın dövüşünden bile daha fazla şaşkındı. Hatta o da tıpkı Jin Yunshan gibi düşünüyordu.   Sadece onlar değildi. Sha Jiudong da aynı sonuca ulaşmıştı ve Meng Hao'ya karşı olan korkusu öncekinden daha yukarı çıkmıştı.   Meng Hao bu eylemleri sayesinde insanları ne kadar korkuttuğunun farkında değildi. Tek bildiği şey üçüncü denemesinin de başarısızlıkla sonuçlandığıydı.   Fakat bu başarısızlığı tamamen bir sakinlikle karşıladı. Bu sefer tamamen Dokuzuncu Nazarı şekillendirmeye odaklanmak yerine onu durdurmaya çalışan kişiyi tespit etmeyi denemişti!   Dokuzuncu Nazar yıkıldığı anda sunakta bacaklarını çaprazlamış oturuyordu ve bir titreme yaşamıştı. Aniden gözleri açıldı ve Engin Genişlik'in yıldızlı gökyüzüne bakan gözleri tamamen kan çanağına dönmüştü. Öfkeli ve delirmiş bir ifadeyle konuştu, "Demek başından beri sendin!"

31 Görüntülenme
20 Nis 2025
Bölüm 1440