Series Banner
Novel

Bölüm 1372

I Shall Seal The Heavens

I Shall Seal The Heavens - Bölüm 1372: 33 Cehenneme Geri Dönüş!

Bölüm 1372: 33 Cehenneme Geri Dönüş!

"Tabii ki... 33 Cehennemde sahtelik ve tehlike de var...." Bir an sessizlikten sonra Deniz Rüyası Meng Hao'yu ne tür tehlikelerden bahsettiği konusunda bilgilendirdi.   Meng Hao'nun gözleri ışıldadı ve açıklamayı dinledikten sonra başıyla onayladı.   Zaman geçti.   Şuanlık savaş durmuştu. Kalpleri hüzün ve suskunlukla dolu gelişimciler Paragon Deniz Rüyası'nın emirlerini yerine getirerek on ay sonra gelecek yeni dalga için hazırlıklar yapıyordu!   Herkes son savaş için hazırlık yaparken Dağ ve Deniz Alemindeki herkesin kalbine derin bir baskı çökmüştü. Sanki... ya sessizce ölecekler yada vahşilikle patlayacaklardı!   Bazı insanlar savaş bittikten sonra artık Dağ ve Deniz Alemi diye bir yerin olup olmayacağını düşünüyordu. Fakat bu tür düşünceler kişinin donmasına, nefes almaya bile derman bulamayacak hale gelmesine neden olan dipsiz bir kuyuydu.   Güneş ve ayın yok olması nedeniyle Dağ ve Deniz Alemi uzayın karanlığına boğulmuştu.   Karanlığın içinde ölümlüler korkudan titriyordu ve hatta gelişimciler bile üzerine baskı çöktüğünü hissetti.   Paragon Deniz Rüyası'nın verdiği görevleri yerine getirdikten sonra birçok gelişimci ailelerinin ve arkadaşlarının yanına dönmeyi seçtiler. Böyle zamanlarda sevdiğin kişilerle zaman harcamak keyif verici olacaktı.   Yıllardır yakın arkadaş olan ama asla açıkça söyleyemedikleri derin hisler geliştirmiş olan kadın ve erkek gelişimciler vardı. Şuan kalpleri açılmış ve aşk itirafları yapılmıştı.   Uzun süreli kin ve düşmanlık barındıran bazı insanlar en sonunda bu hislerinden kurtulmaya karar vermişlerdi....   Sanki insanlar ölümlerine hazırlanıyordu ve kalan zamanlarını en iyi şekilde harcıyorlardı.   Bazı insanlar bu savaşın neden yapıldığını düşünüyordu. 33 Gök'ün yarısı yok edilmişti ve Dağ ve Deniz Aleminin yarısı yok olmuştu. Ölen Yabancı ve gelişimcilerin sayısı akıl almaz miktardaydı.   Neden... dövüşüyorlardı...?   Bu savaşın amacı neydi? Ölmenin anlamı neydi? Tüm bunlar ne içindi?   Fakat böyle sorular aslında önemli değildi. Önemli olan şey savaşın devam ettiğiydi ve hayat ve ölüm arasındaki kırılgan denge karanlık ve ışık arasındaki gerçek farkı ortaya çıkaracaktı.   Dağ ve Deniz Alemi dinlenip yenilendi. Çeşitli gruplar son hazırlıkları yaparken Meng Hao buluştuğu 33 Seçilmişle birlikte Sekizinci Dağ ve Deniz doğru yola koyulacaklardı.   Bu Seçilmişlerin çoğu Meng Hao'ya yabancıydı. Diğerleri ise Ji Yin gibi tanıdık kişilerdi. Bu Seçilmişlerin içinde Üç Büyük Taoist Toplumlarından kimse yoktu.   Meng Hao'nun sevinmesi için Chen Fan ve Wang Youcai de bu 33 kişinin arasındaydı. Şişko orada olmasa da, bu iki uzun süreli yoldaşı Meng Hao'ya kalbine çöken ağır baskıya rağmen eski güzel günleri hatırlatmıştı.   Geriye kalan gelişimciler Meng Hao'nun tanımadığı, diğer Dağlar ve Denizlerin gelişimcileriydi. Fakat onlar Meng Hao'yu tanıyorlardı ve ona baktıkları anda gözleri fanatizm ile alevlendi.   Bu Seçilmişlerin hiçbiri Tao Alemi gelişim merkezine sahip değildi. Hepsi de erken aşamadan zirve aşamaya kadar Antik Alem'deydi.   Buluştuları anda bütün Seçilmişler ellerini kenetleyip baş selamı verdiler.   "Selamlar, Taç Prensi!"   “Selamlar, Dağlar ve Denizlerin Taç Prensi!"   Chen Fan ona bakarken gülümsedi ve sanki Reliance Tarikatı'nda yaşanan anıları düşünüyor gibiydi.   Wang Youcai uzun zaman önce gözlerini kaybetmişti. Fakat sahip olduğu cani aura onu adeta tamamen yasaklı ve yaklaşılamaz gösteriyordu. Gözleri olmasa da Meng Hao'ya bakıyor gibiydi. Bir an geçtikten sonra ellerini kenetledi ve baş selamı verdi.   Aralarında en karmaşık duygulara sahip olan kişi Li Ling'er'di! Son zamanlarda ona Meng Hao ile aralarındaki evlilik anlaşması hakkında soru soranların sayısı çoktu. Yıllar önce evlilikten o şekilde kaçması şuan tam çocukça bir hareket gibi görünüyordu. Daha sonra Meng Hao'nun şöhretini artırmasına şahit olmuştu ve onun Dağlar ve Denizler savaşındaki kudretli performansını izlemişti.   Bazen o yıl evlilikten kaçmasaydı neler olacaktı diye düşünmekten kendini alamamıştı....   Meng Hao da kaçmayı seçmiş olsa da ahlak ve kanun anlamında o teknik olarak Meng Hao'nun sevgilisi olarak kalacaktı.   Ji Yin de karmaşık duygular içindeydi. Normalde Meng Hao'yu kendisinden daha düşük olarak görmüştü. En sonunda onu kendine eşit olarak almaya başlamıştı. Ama bu uzun zaman önceydi. En nihayetinde Meng Hao onun başını eğmekten başka fırsatının olmadığı klan Patriğinin seviyesine kadar yükselmişti.   O zaman Meng Hao'nun mutlak limitinin bu olacağını düşünmüştü. Ama sonra savaş çıkmış ve Meng Hao'nun... bir Patrik seviyesinin çok ötesine geçtiğini fark etmişti.   O herkesin başını eğeceği bir insan haline gelmişti.   Meng Hao etrafındaki Seçilmişlere baktı ve ardından yavaşça konuşmaya başladı.   "Daha önce 33 Cehenneme girdim," dedi. "Orası Paragon Dokuz Mühür'ün Dağ ve Deniz Alemi gelişimcileri için hazırladığı bir yer. Orada, Paragon Ölümsüz Alemi savaşı sırasında içeri mühürlediği otuz üç güçlü uzman formunda inanılmaz iyi talihler bıraktı.   "Bu uzmanların dünyevi vücutları yok edildi ama geriye ruhları kaldı. Onlar gücün kaynakları gibidir ve eğer onları özümseyebilirseniz gelişim merkeziniz sıçrama yapar!   "Fakat bu işlem kulağa geldiği kadar kolay değil. Büyük tehlike olacak.   "Eğer başarısız olursanız öleceksiniz.... Dahası, başarılı olsanız ve gelişim merkeziniz inanılmaz bir büyüme yaşasa da ödeyeceğiniz bedel... gelecekte daha fazla gelişim merkezi ilerlemesi elde etmenin inanılmaz zorlaşması olacak!   "Bir açıdan gelecekteki ihtimalleri sonlandırıyor gibi olacaksınız. Fakat karşılığında... gelişim merkeziniz bir Tao Hükümdarından daha güçsüz olmayacak. Ek olarak, eğer bir miktar ömrünüzü feda etmeyi göze alırsanız, hayat kuvveti Özü'nüzden vazgeçerseniz... Tao Hükümdarını bile aşan bir gelişim merkezi gücü elde edebilirsiniz. Fakat... bu sadece altmış yıllık bir döngü boyunca devam edecek ve onun ardından sonsuza kadar öleceksiniz."   Bunu duyunca 33 Seçilmiş şaşkına döndü. Bu açıklama daha önceki anlayışlarına göre biraz farklıydı. Fakat Meng Hao'nun yüzündeki ciddi ifadeyi görünce... doğru söylediğini hissettiler.   33 Seçilmiş sessiz kaldı ama bir tanesi bile geri dönmedi.   Meng Hao gruba baktı, ardından konuştu, "İçeri girene kadar sizlere eşlik edeceğim. Birlikte gidip 33 Cehennemin içindeki iyi talihleri kazananacağız. Diğer bir mesele ise 33 Cehennemin içindeki 33 Yabancı canavarın 33 Cehennem dağıldığında serbest kalacak olması." Bilgiler çoğu Paragon Deniz Rüyası'nın na verdiği bilgilerden geliyordu.   "Vazgeçmek için hala zamanınız var. Fakat, bunu kimse istemiyorsa... hemen 33 Cehenneme doğru yola koyulalım!"   Meng Hao 33 çift gözdeki kararlılık ve azmi görebiliyordu. Zihinlerinde ne düşüncelerin döndüğünü ona sözlü olarak anlatmalarına gerek yoktu.   Eğer Dağ ve Deniz Alemi yok olursa gelecekte konuşacakları hiçbir şey olmayacaktı. Bu iyi talih bir kumar ve özveri olarak görülecekti ama aynı zamanda Dağ ve Deniz Alemine bir hayatta kalma şansı verecekti.   Başka bir şey konuşmadan Meng Hao elbise kolunu fiskeledi ve bir ışık ışınına dönüşerek tüm grubu Sekizinci Dağ ve Denizdeki 33 Cehenneme doğru taşıdı. Mutlak karanlıkla kaplı bölgeye yaklaştıklarında Meng Hao şuanki gelişim merkezine güvenerek girişi zorla açtı.   İçeri girmeleriyle birlikte 33 Seçilmiş kendini sonsuz bir sisin içinde buldu ve altında zar zor görülebilen yıkık ve parçalanmış topraklarda şiddetli büyülü savaşlar yapılıyordu.   Yavaş yavaş çalkalanan sislerin içinde görünür hale gelen devasa bir figür kudretli bir kükreme kopardı. Aniden Meng Hao ve diğerlerine doğru uzun demir bir zincir uçtu.   Aynı zamanda orada bulunan herkesin zihninde bir ses çınladı: "Açım... açım... çok açım...."   Meng Hao'nun arkasındaki herkesin buraya ilk gelişiydi ve inanılmaz korkutucu figür onların adeta bilincini alt üst etmişti.   Meng Hao soğukça homurdandı ve parmağını demir zincire doğru salladı.   "Kaybol," dedi.   Homurdanma sesi gök gürültüsüne dönüşerek arasındaki kalabalığı şaşkınlıkla doldurdu. Kelimesi doğal kanun barındırıyordu ve demir zincir yaklaşırken titremeye başladı ve ardından basitçe patladı.   Meng Hao'nun sesi bir ok gibi sisleri delerek devasa figüre doğru fırlayan sayısız görünür büyülü sembole dönüştü. Ardından parmağını ileri geri sallayarak tüm dünyanın gürlemesine ve sisin kaynamasına neden oldu. Yavaş yavaş bütün sis iki tarafa doğru ayrılmaya başladı.   Kısa süre sonra... içeride gizlenen şey gözler önüne serildi!   Bu demir zincirlerle kaplı kükreyen bir devdi. Gözlerindeki bakışa göre sezgileri vardı ve Meng Hao'nun bakışları altında titredi.   "Bu, 33 Cehennemdeki ilk Yabancı canavar," dedi Meng Hao sakince. Ardından peşinde Seçilmişlerle birlikte ilerledi.   Kükremeye devam eden ama gözleri dehşetle dolu olan devi geçtiler. Belli ki onun korktuğu şey Seçilmişler değil Meng Hao'ydu.   Meng Hao'dan ve onun üzerindeki şiddetli cani auradan korkmuştu!   Bu, yeterli bir gelişim merkezi olmadan kimsenin tespit edemeyeceği bir auraydı. Fakat onu hissedebilenler onun... Paragonları öldürmüş olduğunu anlayabilirdi!   Meng Hao grubu birinci bölgenin merkezindeki dikili taşa doğru götürdü ve içeriye giden yarığın kenarına vardıklarında arkasındaki dev aniden biraz çarpık bir sesle konuşmaya başladı, "Sen... öldürdün mü... Paragonları?"   "Evet. Bir tanesini öldürdüm, birini köle yaptım ve üçüncüsünü kendini patlatmaya zorladım. Sen bir Paragon olmaya çok uzaksın, o yüzden endişelenme seni öldürmeyeceğim." Bununla birlikte Meng Hao yarığın içine adı mattı. Arkasındaki kalabalık birbirine baktıktan sonra hemen onu takip ettiler.   Li Ling'er'in yüzünde garip bir ifade vardı ve Chen Fan boğuk bir gülme sesi çıkardı. Wang Youcai'nin dudakları titredi. Hiçbiri konuşmasa da Meng Hao'nun sözleri onlar için çok cesur gelmişti....   Zincirli dev ise korkuyla doldu ve yüzü şaşkınlıkla doldu. Onun basit beyni akıl oyunlarına yatkın değildi. Meng Hao'nun aurasını hissetmiş ve sözlerini anladıktan sonra titremekle kalmıştı. En sonunda başını eğdi.

32 Görüntülenme
20 Nis 2025
Bölüm 1372