Series Banner
Novel

Bölüm 1159

I Shall Seal The Heavens

I Shall Seal The Heavens - Bölüm 1159: Yaşlı Tilki

Bölüm 1159: Yaşlı Tilki

Meng Hao'nun ifadesi her zamanki gibiydi. Artık Guru Gökbulut'un peşini bıraktı ve ellerini kenetleyerek Patrik Fang Shoudao'ya başını eğerken son derece masum ve tatlı bir tavır takındı.

"Küçüğünüz selamlarını sunuyor, Patrik," dedi boğazını temizleyerek, sanki şuanki açmazın sorumlusu kendisi değilmiş gibiydi ve Fang Shoudao'nun durumu nasıl çözeceğini merakla bekliyordu.

Aslında bilmek istediği şey kendisinin Fang Klanı ve Fang Shoudao için ne kadar önemli olduğunu görmekti.

Taç Prensi ünvanının... Bir şeyler ifade edip etmediğini bilmek istiyordu! Belki de bu ünvan önemsizdi ve hiçbir şeye değmezdi. Meng Hao'nun tavrı bu sorunun yanıtına bağlı olarak değişecekti.

Eğer Fang Klanı durumu onu önemsemeden çözmeye çalışırsa direkt olarak saldıracaktı. Fang Klanı'na bir Yücegök Klanı Patriği'nin anlamını gösterecekti!

Fang Shoudao Meng Hao'ya doğru vahşi bir bakış attı ama bir an sonra gözleri belirsiz bir şekilde genişledi. Onun arkasındaki Büyük Kıdemli Fang Tongtian da dahil beş yada altı klan Kıdemlisi Guru Gökbulut'un öfkeli sözlerini ışınlanma portalından çıktıktan sonra duymuşlardı.

Bir kez daha Guru Gökbulut söylendi, "Kıdemli Shoudao, lütfen adaleti sağla!"

Aynı sırada pazardaki magenta cübbeli gelişimciler ellerini Fang Shoudao'ya doğru kenetlediler ve hep bir ağızdan bağırdılar, "Kıdemli Shoudao, lütfen adaleti sağla!"

Onların sesi dalga gibi çınladı ve Fang Shoudao'nun yüzünde çirkin bir ifadenin belirmesine neden oldu. İçten içe olup bitenler konusunda hafiften şüphelendi. Bir kez daha sert bir ifadeyle Meng Hao'ya baktı.

Uzun bir an sonra soğukça homurdandı ve söylendi, "Fang Tongtian, sen ve diğer Kıdemliler bu olayı çözün."

Fang Tongtian ona şaşkınca bakakaldı. O tereddüt yaşarken biğer Kıdemlilerden birisi ellerini kenetleyerek öne çıktı ve Guru Gökbulut'a baş selamı verdi.

"Yoldaş Taoist Gökbulut, lütfen sakinleş. Bu gerçekte Fang Klanı tarafından yapılan bir anlık dikkatsizlikti. Açıklayabiliriz." Meng Hao bu yaşlı adamı daha önce görmüştü. O tarafsız soylardan birinin Kıdemlisiydi. Adamın ağzından bu sözler çıktığında Meng Hao'nun ifadesi tamamen sakin kaldı. Fakat gözleri buz gibi oldu.

"Meng Hao hemen Guru Gökbulut'tan özür dile ve ona çaldığın şeyi geri ver!" dedi Kıdemli ivedilikle. "Taç Prensi olarak diğer üyelere örnek olman lazım! Burada yaptığın şey tamamen taşkınlık!" Bu Kıdemli'nin ilk konuşan olmasının iki nedeni vardı. İlki Patrik Shoudao'nun durumdan hiç memnun olmadığını hissetmesiydi. İkincisi ise Gökbulut Pazarı ile birçok bağlantısı vardı ve durumun hızlıca çözüme kavuşmasını istemesiydi.

Onun düşüncesine göre kararını Meng Hao'ya taraf olarak vermesi uygun olmayacaktı. Ne de olsa Fang Klanı Taç Prensi için bile birçok insan karşısına alacak pozisyonda değildi. Meng Hao klan için bazı inanılmaz hizmetler yapmış olsa da kişisel çıkarları asla grubun önüne konulmamalıydı. Bazen geri adım atmak gerekliydi.

Bu düşüncelere sahip olan sadece o değildi. Diğer Kıdemliler de, Meng Hao'nun soyundan olan iki üye bile en iyi çözümün Meng Hao'yu azarlamak olduğunu hissediyordu.

Kıdemliler birer birer konuşmaya başladılar.

"Hao'er, burada kimseyi öldürmemeliydin. Hemen özür dile! Yoldaş Taoist Gökbulut, bu sadece Fang Klanı Taç Prensi'nin biraz fevri davranması durumu. Olayı uzatmayalım, olur mu?"

"Bu doğru. Hao'er, ne diye orada dikiliyorsun? Hemen özür dile!"

Kıdemliler birer birer konuşurken Guru Gökbulut kalbinden soğuk kahkahalar atmaya başladı ve ayrıca Fang Klanı üyeleri mantıklı kişiler olduğu için de rahatladı.

Düşüncesine göre Meng Hao özür diledikten sonra meseleyi uzatmasına gerek olmayacaktı. Kendisi Fang Klanı'na kolyeyi öncekinden daha yüksek bir fiyata satabilirdi. Ne de olsa Meng Hao'nun yaptıklarından sonra elini kolunu sallaya sallaya gitmesine razı olmayacaktı.

Fang Klanı'nın kendisi gibi insanları kolay kolay karşısına almak istemeyeceğinden emindi. Ne de olsa gelişim merkezi bir ilerleme elde ederek herhangi bir tarikat yada klan için güçlü bir düşman olabilecek seviyedeydi.

Bu olduğunda onu yok etmek için bütün güçlerini kullansalar da o onlara gelecekte bitmez problemler zinciri yaratacaktı.

Benzer şekilde o da güçlü klanları fazla kızdırmaya cüret edemeyecekti. Bu yüzden daima davranışlarında bir seviyeye kadar otoriterlik bulundurmaya gayret etmişti. O seviyeyi asla aşmıyordu ama aynı zamanda asla fazla itaatkar da olmuyordu.

Kıdemlilerin sözlerini duyduğu anda yüzü rahatladı ve ellerini kenetleyerek Fang Klanı Kıdemlilerine baş selamı verdi.

"Bu bir yanlış anlaşılma olduğuna göre daha fazla uzatmayacağım," dedi hafif bir iç geçirmeyle. "Küçük Kardeşimi onu ne yazık ki korkunç bir ölüme götüren kabalığı için suçlayabiliriz... Çalınan eşya konusunda eğer Fang Klanı Taç Prensi onu sevdiyse lütfen alsın. Hatta onu istemiyorum. Umarım Fang Klanı beni ve insanlarımı katletmez!" Acı acı gülümsüyor olsa da kalbi zehirli bir kötülükle doluydu. Bu durumda çıkarları için taktiksel bir geri çekilme kullanıyor, zayıflığı kuvveti yenmek için ortaya koyuyordu. Meng Hao'nun ünvanını almaları talebinde bulunamazdı ama kesinlikle onun ceza almasını sağlayabilirdi. Ona sadece yüzeysel bir yara bırakmakla kalmayacak kemiğine kadar nüfuz edecekti!

Ne de olsa kendisini mantıklı biri olarak görüyordu. Ölen insanlar Gökbulut Pazarı'ndandı. Meng Hao sadece onları öldürmekle kalmamış aynı zamanda onların mallarını çalmıştı. Guru Gökbulut taleplerini tüm bunların üzerine inşa ediyordu.

En sonunda tıpkı beklediği gibi olaylar sonuca ulaşacaktı. Guru Gökbulut'un sözlerinin ardından Fang Klanı Kıdemlileri kaşlarını çattılar ve Meng Hao'yu daha sert azarlamaya başladılar.

"Haoer, bu büyük kabalık!"

"Hemen özür dile Hao'er! Kişisel işlerin yüzünden klanımızın itibarını mı zedelemek istiyorsun!?"

"Meng Hao, dizlerinin üstüne çök!" Bu son cümle ilk konuşan Kıdemliye aitti.

Meng Hao en başından beri yüzü sakin kaldı. Herhangi bir açıklama yapmak yerine olduğu yerde kalarak diğer Fang Klanı üyelerine soğuk gözlerle bakmakla yetindi. Ona bakan diğer gelişimcilere göre Meng Hao sanki klanın Kıdemli üyeleri bile ona bu şekilde konuşamayacağını ima ediyormuş gibi kendini tutuyordu.

Ama sonra Meng Hao Kıdemlilerden birini dizleri üstüne çökmesini söylediğinde gözleri soğukça titreşmişti.

"Sen hangi Fang'sın?" dedi. "Senin ismini unuttum. Her halükarda biraz önce diz çökmekle alakalı sözlerini sıkıyorsa bir daha söylemeni istiyorum. Hadi bir daha söyle!"

Kıdemli'nin gözleri öfkeyle titreşti ve tam konuşmaya başlayacakken....

"Yeter!" dedi Büyük Kıdemli Fang Tongtian, yüzü kararmıştı ve sesi dört bir yanda yankılandı. Onun gelişim merkezi Guru Gökbulut kadar yüksek olmasa da hâlâ Guru Gökbulut'un küçümseyemeyeceği bir seviyedeydi.

"Kıdemli Fang Shuidan, biraz önceki sözlerin çok uygunsuzdu," dedi gök gürültüsü gibi bir sesle. "Senin de soy ismin Fang unuttun mu?!"

"Sen Yoldaş Taoist Gökbulut, bir verdik diye on istemeye kalkma. Meng Hao Fang Klanı'nın Taç Prensi'dir. Onun insanları öldürdüğünü mü söylüyorsun? Pekala, tüm Gökbulut Pazarı'nı öldürse bile ne önemi var!?"

"Senden bir şey çaldığını mı söylüyorsun? Ne kadar saçma! Fang Klanı'nın hiçbir eksiği yoktur! Bizim gidip insanları soymaya ihtiyacımız yok! Üstelik, Meng Hao bizim Taç Prensi'miz, gelecekteki Klan Şefi! Eğer o seni soyuyorsa bunu bir onur olarak düşünmelisin!" Fang Tongtian'ın sözleri üzerine çevredeki insanların gözleri kocaman açıldı. Fang Tongtian'a bakan Guru Gökbulut'un gözleri ışıl ışıl parladı.

"Ukalalığı bırak," diye devam etti Fang Tongtian öldürme arzusuyla titreşen gözlerle. "Ve bize tiyatro oynamaya kalkma. Fang Klanı'nın Taç Prensi'nin senden özür dilemesi senin için yeterli itibar olacaktır. Meseleyi burada sonlandıralım. Eğer aynı fikirde değilsen bunu açık açık söyle ve neler olacağını görelim!" Fang Tongtian Guru Gökbulut'a rakip olamasa da onun Fang Klanı'ndaki statüsü bu sözleri söyleyebilmesi için yeterliydi.

Fang Tongtian'ın sert sözleri diğer Kıdemlilerin şaşkına dönmelerine neden oldu. Çevredeki diğer gelişimciler ise hayretler içindeydi.

Meng Hao'nun bile Fang Tongtian'a bakarken gözlerinde garip bir ifade belirdi. Eğer yanlış hatırlamıyorsa Fang Tongtian cezalandırılmıştı. Doğu Zaferi gezegeninde onun görevli olduğu sırada bir kaos yaşandığı için kapalı meditasyon cezası almıştı. Onun bugün burada olması affedildiğini gösteriyordu.

Guru Gökbulut Fang Tongtian'a gözlerini dikti ve ardından öfkeyle gülmeye başladı. Fang Klanı Büyük Kıdemli'sinin kendisiyle bu şekilde konuşacağını hiç düşünmemişti. Öyle saygısızdı ki adeta Guru Gökbulut umurunda değil gibiydi.

O yıllardır gelişim pratiği yapıyordu ve uzun yıllar Gökbulut Pazarı'nı yönetiyordu. Birçok büyük klan ve tarikatla meseleler yaşamıştı. Onlar daima yumuşak başlı davranmışlar ve ne o ne de gruplar birbirlerini kızdırma yada düşman olma yoluna gitmemişlerdi.

Herkes ona karşı daima nazik konuşmuştu, bu yüzden herhangi bir tarikat yada klandan birinin kendisine bu şekilde konuştuğunu duymuştu.

Öfkeli kahkahası çınlarken Guru Gökbulut kendini kontrol etmeye çalıştı. Derin bir nefes aldı ve ardından ellerini kenetleyerek Fang Shoudao'ya derin bir selam verdi.

Dişlerini sıkarak öfkeyle söylendi, "Kıdemli Shoudao, Fang Klanı'nın bu meseledeki tutumu bu mudur? Öğrencilerimi öldürdünüz ve bana ait olanı çaldınız. Beni köşeye sıkıştırmaya mı çalışıyorsunuz!?!?"

"Kıdemli Shoudao, bir kez daha adaleti sağ--" Guru Gökbulut sözünü bitirmeden önce Fang Shoudao aniden elbise kolunu salladı.

"Kapa lan çeneni!" dedi gök gürültüsü gibi çınlayan bir sesle. Tüm asteroid kuşağı sallandı ve Gökbulut Pazarı adeta yıkılmanın eşiğine gelmiş gibi titredi.

Sayısız gelişimci kan tükürdü ve Guru Gökbulut ağzından kan, gözlerinde şok ve inanamaz bir ifadeyle geriye savruldu.

O ilk defa bir Tao Alemi uzmanıyla karşılaşmıyordu. Tam tersine onların çoğuyla karşılaşmıştı. Gelişim merkezini ve statüsünü düşününce Tao Alemi gelişimciler genelde ona nazik ve saygılı davranırdı.

Hayatında ilk defa bir Tao Alemi tarafından böyle bir hareket görmüştü.

Fang Tongtian Fang Shoudao'nun öfkesini görünce gözleri titreşti ve hiçbir şey söylemedi. Fakat diğer Kıdemlilerin yüzleri düştü ve aniden kalpleri korkuyla sıkıştı. Bu durum özellikle Meng Hao'yu azarlayarak diz çökmesini söyleyen Kıdemli için geçerliydi. Adamın kalbi karmaşa ile dolmuştu. Onun düşüncesine göre Meng Hao klana hizmetler yapmıştı ama Taç Prensi, Fang Klanı'nın saf soyundan olan birisi bile klanın çıkarları karşısında geri adım atmalıydı. Ama... Fang Shoudao'nun tavrı bunun tam zıttı yöndeydi.

Fang Shoudao aniden dönerek ışınlanma portalından sorumlu klan üyelerine döndü. "Size soruyorum, Hao'er sizi gönderdiğinde tam olarak size hangi sözleri iletmenizi söyledi?"

Klan üyeleri hemen titremeye başladılar ve içlerinden birisi cevap verdi, "Taç Prensi... Dedi ki... Patriğe Gökbulut Pazarı'nın ismini Fang Klanı Pazarı olarak değiştirmek isteyip istemediğini sorun..."

Fang Shoudao bir an düşünmek için duraksadı, ardından kafasını kaldırdı ve tüm asteroid kuşağında ve hatta uzay boşluğunda yankılanan bir sesle konuştu. "Gökbulut Pazarı düşman klanlarla gizli anlaşma içinde! Dokuzuncu Dağ ve Deniz'de bir iç savaş çıkartmak amacıyla Fang Klanı Taç Prensi'ne tuzak kurdular. Hatta Taç Prensimizi bizi kızdırmak amacıyla soygunculukla suçladılar. Bu suç affedilemez! Tüm Fang Klanı'na emir gönderin. Gökbulut Pazarı imha edilecek. Kimse sağ kalmayacak! Bundan sonra buranın adı... Fang Klanı Pazarı!"

Guru Gökbulut'un beyni allak bullak oldu ve yüzü inanamaz bir ifadeyle doldu.

"Kıdemli Shoudao!!" diye bağırdı.

54 Görüntülenme
20 Nis 2025
Bölüm 1159