Rebirth of the Thief Who Roamed the World

Bölüm 991
Banner
Novel

BÖLÜM 991

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 991

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 991: Zirvedekilerin Savaşı (1)

Bölüm 991: Zirvedekilerin Savaşı (1)

Kademe 10 Kara Kanat Ejderhası Kademe 9 uçan binekleri göz açıp kapayıncaya kadar parçalarına ayırarak gökyüzünde terör estiriyordu.

Bineklerin binicileri kaçmaya çalışıyorlardı. Nie Yan kovalamak yerine ejderhasını kaleye sürdü.

"Kara Kanat Ejderhası bize geliyor! Herkes kaçsın!"

Yenilmesi veya durdurulması mümkün olmayan ejderha karşısında Günahkar Melek oyuncuları savaş arzularını yitirmişlerdi.

Işık ve karanlık enerjileri Kara Kanat Ejderhasının üzerinde birleşti. Çok geçmeden iki ışın halinde kaleye fırladılar. Birbirleri etrafında dönerken yolun sonunda birleştiler. Bum! Devasa bir patlama kaleyi sarstı.

Yıkıcı patlama kaleyi karıştırdı.

Dumanlar dağıldığında birkaç kilometre çağındaki alan içerisindeki her şeyin harap olduğu görüldü. Patlamadan nasibini alıp yıkılan surlardan boşluk yaratıkları içeri daldılar.

Kalenin içi iyice karıştı. Nie Yan hala kalenin üzerindeydi. BOOM! BOOM! BOOM! Ejderhasının koca kanatları okçu ve topçu kulelerini yıkıyordu.

Büyüler kalenin üzerine yağıyordu. Evcil ejderhalar oyuncuların en yoğun olduğu alanlara saldırıyorlardı. BOOM! BOOM! BOOM! Sayısız oyuncu patlamaların etkisinde kalmıştı.

Nie Yan'ın saldırısından kısa süre sonra boşluk yaratıkları kaleyi istila ettiler.

Günahkar Melek Büyücüleri asalarını kaldırıp Kara Kanat Ejderhasına saldırdılar. Bum! Bum! Bum! Büyüler hedeflerini bulmuşlardı, ama neredeyse hiç hasar veremediler. Ejderhanın pullarında çizik dahi oluşmadı.

Nie Yan Kara Kanat Ejderhasına yeni bir emir verdi. Ejderha 600 metreye kadar yükseldi.

Yukarıdan bakıldığında kaledeki kaos daha net görünüyordu. İçeride yüzden fazla yüksek seviye yaratık bulunuyordu. Yaratıkların etraflarını küçük noktalar sarmıştı. Bunlar Günahkar Melek oyuncularıydı. Ellerinden geleni yapıp yaratıkları püskürtmeye çalışıyorlardı. Fakat sayıları her geçen saniye azalıyordu. Çok geçmeden kale düşecekti.

Nie Yan ortaya çıkışıyla kaledeki çıkmazı sonlandırmıştı. Günahkar Melek artık surlarını onaramaz, veya yüksek seviye yaratıkların akınına karşı koyamazdı. Sonuç olarak kaleyi terk etmekten başka çareleri yoktu.

Nie Yan aşağıdaki oyuncuları kendi hallerine bıraktı. Kara Kanat Ejderhası ilerleyip ufukta kayboldu.

...

Mezarlık Şehri, Günahkar Melek lonca karargahı...

Bereketin yüzü düşmüştü. Nie Yan'ın Soraga Kalesinde yaptıklarının haberi biraz önce ulaşmıştı. Orası loncanın üç Gelişmiş Kalesinden biriydi. Boşluk yaratıkları orayı yıkarsa lonca büyük zarar görecekti.

Lakin kaleyi kurtarmak için yapabileceği bir şey yoktu. Nie Yan Mezarlık Şehrine geliyordu. Kendi şehrindeyken kazanma şansı daha yüksekti. Şehrin dışında bir yerde savaşsalar kesin kaybedecekti!

Dolayısıyla Soraga Kalesinin düşeceğini bildiği halde oraya gidemezdi.

Şu anda tek umudu Nie Yan'ın buraya hızlı gelmesi ve aralarındaki savaşın bir an önce bitmesiydi.

...

Nie Yan Kara Kanat Ejderhası üzerinden uzaklara baktı. Önünde göz alabildiğince uzanan bir mezarlık görüyordu. Tam ortada ise dev bir transfer kapısı duruyordu. Kapının üzerindeki iri göz, etrafta olup bitenleri izliyordu.

İyi Taraf oyuncularının Mezarlık Şehrine girmelerinin tek yolu bu kapıyı yok etmekti.

Yüz binlerce Kötü Taraf oyuncusu kapının etrafında koruma çemberi oluşturmuştu.

"Duyduğuma göre Nirvana Alevi varmak üzereymiş!"

"Evet, acaba kim kazanacak?"

Oyuncular kendi aralarında tartışıyorlardı. Bunlar herhangi bir loncaya üye olmayan, sadece gösteriyi izlemeye gelen kişilerdi. Böyle bir olay yüz yılda bir gerçekleşirdi. Günahkar Melek bölgeyi kapatmasaydı çok daha fazla insan gelecekti.

Oyuncular Günahkar Melek saflarına baktılar. En önde kül rengi pelerin giyen Bereket duruyordu. Söylentilere göre boşluk metali kullanarak ekipmanlarını Kutsal kademeye yükseltmişti. Statü ve bonusların ne halde olduğunu kimse bilmiyordu.

Mesafe epey fazlaydı. İzleyenler Bereketin yüz ifadesini göremiyorlardı. Tek gördükleri elinde asasıyla dimdik duran bir adamdı. Günahkar Meleğin diğer oyuncuları onun beş metre arkasında dizilmişlerdi.

Kötü Taraf içinde Bereket erişilemez biriydi. Kimse onun otoritesini sorgulayamazdı.

Kalabalıktan biri bağırdı. "Bakın, orada!"

Herkes işaret edilen yere baktı. Ufukta büyük bir siyahlık belirmişti.

"Bu Nirvana Alevi! Sonunda geldi!"

İnsanlar heyecana kapıldılar. Bugün iki tarafın en üst noktasındaki oyuncuların savaşını izleyeceklerdi.

Bereket gökyüzüne baktı. Gözleri derin bir ışıkla parladı. Gece Görüşü oyunda en yüksek kişi o olabilirdi. Karanlığı delen bakışları Kara Kanat Ejderhasına sabitlendi. Yüzünün rengi yavaşça soldu.

Kademe 10 Efsanevi Kara Kanat Ejderhası. Bereket ister istemez Nie Yan'ın nasıl böyle bir binek elde ettiğini düşündü.

Kara Kanat Ejderhasının bedeni devasaydı. Kanadını her çırpışında göreni hayrete düşürüyordu.

Şüphe yok ki korkunç bir uçan binekti!

Kara Kanat Ejderhası rüzgar gibiydi. Hızla yaklaşıp Bereketin 400 metre uzağına inerken yakınındaki oyuncuları rüzgarın etkisiyle savurdu. Bu korkunç yaratıkla bizzat yüzleşenler soğuk terler döküyorlardı. Daha önce böylesi bir şey görmemişlerdi.

Nie Yan kalabalığı süzüp Berekete baktı. Ejderhanın sırtından indikten sonra ağır adımlarla yürüdü.

Yüz binlerce düşmanın arasında olduğu halde yüzünde korkudan eser yoktu.

Herkes nefesini tutmuş onu izliyordu. Karşılarındaki kişi önündeki her engeli aşarak buralara gelmiş Çılgın Hırsızdı. Üç yıl önce İnanç'tan ayrılıp gözden kaybolmuştu. Kimileri artık onun zirvede olmadığını düşünmüştü. Ancak şimdi karşılarında, kimsenin rakip olamayacağı bir oyuncu olarak bulunuyordu. Efsanesi hala yaşıyordu! Üç yıl önce olduğu gibi bugün de yenilmezdi!

Düşman taraftan olduğu halde Günahkar Melek oyuncuları ona düşmanlık beslemiyordu. Aksine saygı duyuyorlardı. Çılgın Hırsız onların gözünde de efsaneydi. Ondan nefret etmeyi kendilerine yediremiyorlardı.

Kalabalığa şaşkınlığından toparlanması için zaman tanıyan Bereket, sonunda pelerinini çıkarıp ilerledi.

Nie Yan'dan 100 metre uzakta durdu.

Etraftaki oyuncular 800 metre geri çekilip ikiliye dövüşmeleri için geniş bir alan açtılar.

Burası birazdan cehenneme dönecekti. İkilinin saldırılarına yakalanmamak için epey uzaklaşmışlardı.

Herkesin gözü ikilinin üzerindeydi. Nie Yan'ın mavi zırhı oldukça etkileyiciydi. Bir elinde Zenard'ın Kılıcını, diğerinde Ölüm Tanrısının Kenarını tutuyordu. Öldürme niyetiyle dolu, kınından çekilmiş bir kılıç gibiydi. 800 metre uzakta oldukları halde, oyuncu topluluğu ondan gelen keskin auranın kalplerine saplandığını hissediyordu.

İki efsane karşı karşıyaydı. Bereket siyaha çalan bir cübbe giyiyordu. Elindeki asasıyla oldukça ihtişamlı duruyordu.

İki oyuncu da taraflarının en yüksek otoritesine sahipti. Onlardan çıkacak bir emirler yer yerinden oynardı. İzleyenler onlara gıpta ediyorlardı. Bir gün onların seviyesine ulaşabilirlerse hiçbir pişmanlıkları kalmayacaktı.

"Oyundan ayrıldıktan sonra yeniden görüşeceğimizi düşünmemiştim." Bereket gülümseyerek Nie Yan'ı süzdü. "Ben de üç yıl sonraki ilk karşılaşmamızın bu şekilde olacağını düşünmezdim."

Nie Yan omuz silkti. "Kadere akıl sır erdirilmez. Üç yıl önce bile bu şekilde karşılaşacağımızı tahmin ediyorlardı.”

“Başka seçeneği olsa kimse senin gibi biriyle karşı karşıya gelmek istemez." Bereket acı şekilde gülümsedi. Nie Yan insan üstü bir varlıktı. Geçen üç yılda araya aşılması zor bir fark koyduğu halde, Nie Yan beş ay içinde aradaki farkı kapatmış, belki de tekrar öne geçmişti. Her ne kadar inanmak istemese de bunlar gerçeklerdi. Aradan birkaç yıl daha geçmiş olsaydı ona yetişmesi imkansız olurdu.

"İki taraftan onca insan bizi izlerken bu dövüşün geri dönüşü yok!" Nie Yan güldü. Berekete bakan gözlerinde soğuk bir ışık belirdi. "Gel, Bereket. Geçen üç yılda ne kadar güçlendiğini görelim!"

Zenard'ın Kılıcı sahibinin savaş arzusunu sezmiş gibi alevlendi.

"Pekala, sana eşlik edeceğim. Bu savaş Niuren Birliği ve Günahkar Melekten hangisinin hükümdar olacağını gösterecek!" Bereket ciddileşti. Elindeki asasından yayılan karanlık enerjisi bir hortuma dönüştü.

120okunma
3 Nisan 2025