
BÖLÜM 988
Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 988
Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 988: Her Adımda Bir Baş
Bölüm 988: Her Adımda Bir Baş
Nie Yan ejderhalarını çağırdı. Boşluk yaratıkları yeraltını da istila etmişlerdi. Dolayısıyla yol üzerinde kasılabilirdi.
İstilanın başından beri kasılma hızı fırlamıştı. Seviye 210 olan Tang Yao'ya yetişmişti. İyi Tarafta doğan Seviye 220+ Şeytanlaşmış Lordların yarısını tek başına öldürmüştü.
Artık pelerinin ardında saklanmıyordu. Mavi zırhı, karanlığın içinde göz alıcı bir ışıltı yayıyordu. Sırtında bir çift siyah kanat vardı. Bunlar, Şeytan Tüyünden ürettiği Şeytan Kanatlarıydı. Geçen haftalarda, Guo Huai aracılığıyla diğer üretim malzemelerini toplamıştı. Kanatlar uçma kabiliyeti dışında herhangi bir özellik vermiyorlardı.
Yine de kanatlar oldukça kullanışlıydı. Artık havadayken üstün bir hareket kabiliyetine sahipti.
Kanatlar dışında elinde Amos Boşluk Tanrısı Asasıyla peşinden gelen bir yaşlı adam vardı. Adamın etrafını beyaz renkli kutsal aura çevrelemişti.
Bu kişi Karsi idi. Efsanevi NPC olduğundan sayısız savaşa katılmış, üstün başarılar elde etmişti. Sayısız oyuncu ona saygı duyuyordu.
Karsi sadece Nie Yan'ın emriyle hareket ediyordu.
Karşılarında Seviye 230 Şeytanlaşmış Lord Boşluk Şeytanı belirdi. Yaratık gelenleri gördüğü anda çığlık atıp saldırıya geçti.
Nie Yan karartı halini alıp Fawne'nin Hayaletini etkinleştirdi ve yaratığın önünde belirdi. Vücudunu yana eğerek Ters Hain Bıçakla saldırdı. Hançer yanına saplandığında, yaradan yayılan buz yaratığın vücudunu kapladı.
Boşluk Şeytanı çılgınca saldırdı. Ancak ne yaparsa yapsın Nie Yan'a dokunamadı.
Bum! Bum! Bum! Bir taraftan da Yasaklı Büyüler üzerine yağıyordu. Başının üzerinden 20 milyon sayıları fırlıyordu.
Nie Yan'ın yaratıkla savaştığı yerden pek uzak olmayan bir yerde birkaç Hırsız hareket ediyordu.
Nie Yan onları sezip yerlerini tespit etti. Sırıttı. Günahkar Melek gelişini öğrenmiş olmalıydı.
Hortlak İmparatorluğunun başkenti Mezarlık Şehrine doğru, önüne geleni katlederek ilerleyecekti.
Buradan şehre kadar! Önüne kim gelirse gelsin! Kötü Taraftan kimse ona engel olamazdı!
Ayağını bastığı yer Kötü Taraf bölgesiydi. Günahkar Melek muhtemelen ondan böylesi bir davranışı beklemiyordu. Nie Yan kendisini gizleme zahmetine bile girmiyordu.
Şiddetli saldırıları altında Boşluk Şeytanı can verdi.
...
Mezarlık Şehri, Günahkar Melek lonca karargahı...
Loncanın 200 üst rütbeli üyesi acil durum toplantısındaydı. Nirvana Alevinin yeraltında görüldüğü haberini alalı çok olmamıştı. Bütün lonca bu haberle sallanmıştı. Bereket onların gözünde yenilmez biri olsa da, düşmanları Çılgın Hırsızdı! Beş ay gibi kısa bir sürede Seviye 156'dan, Seviye 210'a kadar yükselmişti! Bu hıza akıl sır erdiremiyorlardı! Böylesi bir gelişim mantığa aykırıydı! Kalplerinde şüphe tohumları yeşeriyordu. Bereket gerçekten de Nirvana Alevini yenebilir miydi?
İkili arasındaki savaş kaçınılmazdı. Bereket kaybederse Günahkar Melek ağır bir darbe alacaktı. Bir süre önce Niuren Birliğinin usta oyuncuları üstünlüklerini göstermişlerdi. Bereket tek başına durumu çevirmese rezil olacaklardı. Sanki ona cevaben Nie Yan yeniden zirveye yükselmişti. Anlaşılan bu işin peşini bırakmayacaktı.
"Şerefsize bak! Kendini ne sanıyor acaba? Bizimle alay mı ediyor? Patron, hemen adamlarımızı gönderelim!" dedi bir Karanlık Partizan.
Adam göndermek mi? Bunu yaparlarsa insanlar Bereketin Nirvana Alevinden korktuğunu düşünürdü. Cirit gözleri kapalı olan Berekete baktı.
Bereketin ekipmanları bir pelerinle gizlenmişti. Sessizliği etrafındakilerin güvenini artırıyordu.
Derken gözünü açtı ve cevapladı. "Eninde sonunda buraya gelecek. Endişelenmeye gerek yok." Bu iş kaçınılmazdı. Zafer kazanıp kazanamayacağı konusunda tahminde bulunamıyordu.
Tanrı Kral araya girdi. "Patron, en azından gücünü test etmek için birkaç kişi göndersek mi?"
Bereket düşündü. Kuşkusuz şu ana dek karşılaştığı en güçlü düşman Nie Yan'dı. Bu kısa zaman diliminde onun ne kadar güçlendiğini bilmiyordu. Zaferini emniyete almak için düşmanının gücünü bilmeliydi. Lakin Nie Yan'ın üstüne adam göndermek zayıflık göstergesiydi.
Bereketin kararsız halini gören Cirit ve Tanrı Kral birbirlerine baktılar. Kendi başlarına karar almaları gerekiyordu.
Bereket itibarını zedelemek istemediğinden bir başlarına kalmışlardı.
"Çağırma düzenini kurmama yardım edin. Nirvana Alevini tek başıma yenemezsem o yola başvuracağız," dedi Bereket.
Bu sözleri Tanrı Kral ve Ciriti sevindirdi. O hamleyle zafere ulaşabilirlerdi.
"Evet! Hemen hazırlanıyoruz!"
...
Nie Yan'ın yeraltına vardığı herkesin dilindeydi. Sadece Günahkar Melek değil, İyi ve Kötü Tarafın bütün oyuncuları bunu biliyordu. İnsanlar merakla Nie Yan'ın ne yapacağını düşünüyordu.
O anda forumlarda bir gönderi en tepeye çıktı. Gönderi aslında Nie Yan'ın açtığı yayındı.
"Nirvana Alevi yeraltına yalnız gitmiş! Bu delilik!"
"Onun gibi birisinin bunu yapacak gücü var."
"Ha? Yanındaki adam kim?"
"Karsi herhalde, yani Efsanevi Kutsal Büyücü. Duyduğuma göre Nirvana Alevinin hizmetkarıymış."
"Efsanevi hizmetkar mı?!"
Forumlar Nie Yan'ı konuşuyordu. Çoğu kişi Berekete şans tanımıyordu. Nie Yan'ın gücünü gördükten sonra savaşa cesaret edemeyeceğine inanıyorlardı. Niuren Birliği ve Günahkar Melek arasındaki çatışmalar asla durmamıştı. Ancak moral bakımından Niuren Birliği tarafı ciddi anlamda üstündü. Nie Yan tek başına Kötü Tarafa dalmıştı ve hedefi Mezarlık Şehriydi! Günahkar Melek tarafı onun ilerleyişini engelleyemezdi.
Nie Yan forumlara bakıp gülümsedi. Yorumlar hiçbir şey ifade etmiyordu. En nihayetinde önemli olan güçtü.
Boşluk Şeytanından düşenleri alıp yoluna devam etti. Boşluk yaratıklarını temizledikçe etrafındaki oyuncuların sayısında artış yaşandığını gördü.
Beklediği gibi Günahkar Melek tarafından saldırı gelecekti.
On kadar Hırsız ansızın ileri atıldı. Ancak hançerleri Nie Yan'a isabet etmedi. PSFHT! PSFHT! PSFHT! Hepsi birden kanla içinde yere düştü.
Ölürken yüzlerinde şaşkın bir ifade vardı.
Bu nasıl bir hızdı?! Efsanenin gücü müydü bu?
Bu Hırsızlar henüz Ruh Dokuyucu bile olmadan ona saldırmaya cüret etmişlerdi. Nie Yan sırıttı. Karıncalar bile daha fazla direnç gösterirlerdi.
Hırsızlar lonca nişanı takmadıkları halde Nie Yan onların Günahkar Melek üyesi olduğunu biliyordu. Onlardan başka kimse karşısına çıkarmaya cesaret edemezdi.
Nie Yan'ın gözleri uzaktaki tepeye bakarken soğukça parladı. Çok geçmeden İlahi Tutulma Ejderhası o noktaya saldırdı. Patlamaya maruz kalan Hırsızların kamuflajları bozuldu.
Üç tanesi de öldü.
Nie Yan her adımında bir Hırsızın saldırısına uğruyordu. Çeşitli tekniklerle saldıran Hırsızlar Nie Yan'ı gafil avlamaya çalışıyorlardı. Lakin ölümden kurtulamıyorlardı. Daha hedeflerine yaklaşamadan canları tükeniyordu.
Nie Yan'ın şaşırdığı şey, saldırganları arasında tek bir Ruh Dokuyucunun olmamasıydı. Aslında onların varlığını sezmişti. Muhtemelen önden gelenler onun gardını düşürmesini sağlamaya çalışıyorlardı. Asıl eğlence henüz başlamamıştı.
O anda üç Hırsız ileri atılıp şimşek hızında saldırıya geçti.
Nie Yan'ı araya alıp ejderhalarına emir verme fırsatı bile tanımadılar.
Kilit!
Bir tanesi Nie Yan'ı kilitlemeyi denedi. Nie Yan Efsanevi Rüzgar Adımı ile gelen anlık dokunulmazlık sayesinde kurtuldu. Ruh Dokuyuculardan birkaç kat daha hızlıydı.
Hırsızlardan biri yoğun bir öldürme niyeti sezdi. Yüzünün rengi soldu. Rüzgar Adımıyla kaçmaya yeltendi.
Kilit! Gırtlak Kesiği!
Nie Yan iki beceriyi öyle ustaca kullanmıştı ki, sanki milyonlarca defa buna çalışmıştı. Hırsız Rüzgar Adımını etkinleştirmeye fırsat bulamadan kilitlenmişti. PSFHT! Ardından kesilen boğazından kan fışkırdı.
Tek darbe ona yetmişti.
Nie Yan'ın acımasız saldırısı diğer iki Hırsızın gözünü korkuttu. Lakin bu kritik anda tereddüt edecek zaman yoktu. Zaten buraya ölüme hazırlıklı gelmişlerdi. Canları pahasına yaptıkları saldırıları oldukça güçlüydü.
Enerjik Vuruş!
Enerjik Vuruş!
İki hançer muazzam bir momentumla ilerliyordu.
Nie Yan ortadan kayboldu. Hırsızların saldırısı boşa giderken tek gördükleri bir karartıydı. Paniklemişlerdi.
Ancak onlar tepki veremeden Nie Yan Nihai Gözdağı ve Hayalet Suikastıyla işi bitirdi. PSFHT! PSFHT! İki Hırsız aynı anda kanlar içinde kaldı. Gözlerinin feri solarken hala ne olduğunu anlamamışlardı.