Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 979: Akıl Almaz Manzara!
Bölüm 979: Akıl Almaz Manzara!
Seviye 210 Şeytanlaşmış Lorddan gelen tecrübe puanı dev miktardaydı. Nie yan Seviye 196'yı %23 tamamlamış haldeyken şu anda Seviye 197'yi %62 tamamlamış hale gelmişti.
Nie Yan kesinlikle aykırı bir karakterdi. Nie Yan bu seviyedeyken Seviye 210 Şeytanlaşmış Lord öldürebilen ilk kişi olmuştu.
Bu yaptıklarını başarabilecek başka birisi yoktu. Sonuçta Nie Yan'dan başka kim Kutsal Kademe bir sete sahip olup Seviye 196 iken Efsanevi Aleme geçebilirdi ki?
Nie Yan gözleriyle Gölge Şeytan Kralın ceset kalıntılarını taradı, grimsi renkli bir siyah parçacık gördü.
Ölüm Tanrısının Kemik Parçacığı (1/12): Özel Eşya
Nie Yan bu eşyanın ne işe yaradığını merak etti. Bunun muhtemelen Şeytan Kral Taşı ve Şeytan Kral Mührü ile benzer bir şey olduğunu düşündü.
Jotunheimin İnişine güvenen Nie Yan iki yaratığın canını yavaşça indirmeye başlamıştı. Yedi ejderha da uzaktan kendisine büyülerle destek oluyordu.
Bum! İkinci Gölge Şeytan Kralın da vücudu yere serildi.
Çınlama şeklinde bir bildirim geldi. Bir seviye daha atlamıştı! Bu öldürme, Nie Yan'a %41 tecrübe sağlamıştı.
Keyfine diyecek yoktu.
Eğer sıradan mobları kesmekle uğraşsa seviye yükselmesi belki bir haftadan bile fazlasını alacaktı. Şimdi ise hızı göklere fırlamıştı.
Jotunheimin İnişinin yanı sıra Nie Yan Fawne'nin Hayaletini de kavramaya başlamıştı.
Bu gerçekten de Efsanevi beceri olmaya layıktı. Bu beceriyi aktif ettikten sonra sanki görünmez bir örtü ile kaplanıyor gibiydi, silueti düzensiz şekilde ileri geri hareket ediyordu. Düşmanın zihnini kolaylıkla karıştırabiliyordu ve tam olarak nerede olduğunu rakipleri kestiremiyordu. Tam gücüyle saldıran Gölge Şeytan Kral bile Nie Yan'ın kılına bile dokunamamıştı!
Nie Yan Fawne'nin Hayaletini kullandıkça bu beceriye daha da alışır hale geliyordu. Bereketin bu beceri karşısında nasıl hareket edeceğini merak ediyordu. Sıradan büyüler bu numaraya karşı gelemezdi.
Nie Yan birlik hazinesindeki iki Efsanevi beceri kitabını hatırladı. Onların ne kadar güçlü olduğunu merak ediyordu. Onların kademesi de Efsanevi olduğuna göre Fawne'nin Hayaleti ile yarışır halde olmalıydılar. Burada işini bitirdiğinde gidip kitaplara da bakacaktı.
Nie Yan artık endişelenmeden ilerliyordu. Üç Gölge Şeytan Krallardan sonuncusu da yere serildi.
Seviye 199 olmak için 5, Seviye 200 olmak için 21 ve Seviye 201 olmak için 83 Gölge Şeytan gerekecekti.
Piramit kulenin etrafı yaratıkların cesetleriyle doluydu.
Zaman geçtikçe Cehennem haritasına gelen oyuncuların sayısı da ivmeli şekilde artıyordu. Niuren Birliğinden elit oyuncular da dahil olmak üzere çok sayıda takım etrafta dolaşıyordu. Fakat kimse henüz Nie Yan'ın bulunduğu noktaya kadar ilerleyememişti.
Nie Yan Cehennemde bir gününü harcadıktan sonra dağlık alana baktı. Burada hala 160 tane Gölge Şeytan Kral vardı.
Nie Yan çantasına baktı. Üç adet Ölüm Tanrısının Kemik Parçacığı toplamıştı. Toplamda 12 adet elde edebilmesi muhtemelen buradaki bütün Gölge Şeytan Kralları öldürmesi gerecekti. Seviyesi ise 200'e yaklaşmıştı.
Nie Yan yaratıkları öldürmekle uğraşırken yaklaşık 5,000 ötede üç adet siluet belirmişti. Oldukça hızlı ilerliyorlardı. Yaratıklar bu siluetlerin varlığını fark ettiklerin siluetler çoktan yanlarından geçip gitmiş oluyordu.
Bu üçlü tecrübeli Gölge Dansçılarıydı, sıradan oyuncuların takip edemeyeceği bir hıza ulaşmışlardı. Oyuncular hızlı ilerliyordu, belli ki bu Seviye 180 moblarla uğraşmak bile istemiyorlardı.
Cehennemdeki yaratık doğma oranı ilk başta çok yüksekti, Nie Yan'ın buraya gelişinden itibaren büyük bir azalma yaşanmıştı. Mob yoğunluğu da giderek azalıyordu.
"Oha! Burada ne kadar da çok yaratık var! Takım buraya geldiğinde seviye yükselme hızı harika olacak!" gri deri zırhlı bir Hırsız konuştu.
"Görünüşe göre bu tarafa gelmeleri en az birkaç gün alır gibi. Eğer bir hafta boyunca burada kasılırsak Seviye 200 oluruz!" bir başka Hırsız bağırdı. Tecrübe çubuğuna baktı. Bir sonraki seviyeye %63 kalmıştı. Buradaki yaratık yoğunluğu çok yüksek olduğuna göre yakın zamanda hedef bitmesi de söz konusu değildi.
Takımları toplamda 20 kişiden oluşuyordu ve hepsi de Usta Sınıf oyunculardı. Ortalama Seviye 200 civarındaydı. Üç tanesi gözcülük yapmak için ilerlemiş ve yaratık arayışına girmişti.
Üç Hırsız etraflarına bakarken acı dolu bir çığlık sesi duyuldu. Sanki bir patron yaratığın ölme sesine benziyordu.
Üçlü birbirine baktı.
"Bu da neydi?"
"Bilmem. Gidip bir bakalım mı Sömürge?"
Üç Hırsızın lideri olan Sömürge Kılıcı isimli oyuncu bir süre düşündü. Bu çığlığın şiddetine bakılırsa ileride büyük bir tehlike var demekti. Kalbi merakla dolmuştu. Takımlar buraya kadar ilerlemiş ve yaratık kesmeye başlamış olabilir miydi?
Sömürge Kılıcı konuştu, "Hadi gidip bir bakalım. Unutmayın, tehlikeyle karşılaşırsanız benim emirlerimi dinlemeniz lazım!"
"Anlaşıldı!"
Üçlü sesin kaynağına doğru ilerlemeye başladı. Kısa sürede yüksek ve avantajlı bir nokta bulmuşlardı, buradan aşağı baktıkların daha evvel görmedikleri devasa patron yaratıkları gördüler. Yaratıklar yürüyen birer kale gibiydi. Büyük baltalarını savururken oluşturdukları manzara üç Hırsızın kalbine korku salmıştı.
"Ben gidip bu patron yaratıkların hangi seviyede olduğuna bakacağım!" dedi Hırsızlardan biri. 20 kişilik keşif ekipleri tamamen Usta Sınıf oyunculardan oluşuyordu ve seviye ortalaması 200'dü. Bundan dolayı yaratıklar eğer ki Seviye 200 Şeytanlaşmış Lordlar ise kesinlikle aradıkları şeyi bulmuşlardı!
Hırsız Gölge Şeytan Krallara yavaşça yaklaşıyordu bazen heyecanlanarak adımlarını hızlandırıyordu.
Yaklaşık 300 metre mesafeye geldiğinde yaratıklar huzursuzlanmaya başlamıştı. Yaratıklardan biri bakışlarını Hırsızın üzerine çevirdi. Hırsız aniden donakaldı, ensesinden aşağı soğuk bir ter damlası indi. Hareket etmekte bile zorlanır olmuştu. Lanet olsun! Bunlar Seviye 200 Şeytanlaşmış Lordlar değil!
“HHHRWWAH!” Gölge Şeytan Kral ileri atıldı, aradaki 300 metrelik mesafeyi kısa sürede kapatarak büyük baltasını savurdu.
Zemin şiddetli şekilde sallandı. Sömürge Kılıcının suratı kül rengine dönmüştü. Ne kadar da harika bir güç! Bir bildirim geldi.
Takım arkadaşın Kasvet öldü.
"Lanet olsun!" Sömürge Kılıcı küfürler savurdu. Kasvetin gücünü biliyordu. Az evvel Gölge Şeytan Kral harekete geçtiğinde Kasvetin rahatlıkla oradan kaçabileceğini düşünmüştü. Bu kadar hızlı öleceğini düşünmemişti.
Kasvet mezarlıkta dirildi. Derhal sesli sohbete girdi, 「Sömürge, sakın oraya gitmeyin! Bunlar Seviye 210 Şeytanlaşmış Lordlar, Gölge Şeytan Krallar!」
Sömürge Kılıcının kalbi sıkıştı. Kasvetin neden kaçmakta başarısız olduğunu şimdi anlamıştı! Seviye 200 Şeytanlaşmış Lordlar aşırı güçlüydü. Seviye 210 Şeytanlaşmış Lordlar ise bu ekip için resmen dokunulmaz seviyedeydi!
"Kızıl Not, geri çekiliyoruz!" Sömürge Kılıcı konuşmasını bitirir bitirmez gerilemeye başladı. İlerideki Seviye 210 Şeytanlaşmış Lordların sayısı düşünülürse, fark edildikleri anda ölmeleri kesindi.
Kızıl Not bu emri görmezden geldi. Bakışları bir noktaya kilitlenmişti. Bağırarak konuştu, "Sö... Sömürge, şuraya baksana!"
Sömürge Kılıcı Kızıl Notun gösterdiği noktaya baktı. Yaklaşık 500 metre ötede, Gölge Şeytan Krallardan biri vahşi şekilde büyük baltasını savuruyordu. Ayaklarının hemen altında ise bir siluet sürekli olarak hamleler yapıyordu. Biraz daha dikkatli baktıklarında bunun bir oyuncu olduğunu gördüler!
İkili birbirine baktı.
"Gölge Şeytan Kralla savaşan oyuncular mı varmış be!"
"Hadi. Gidip biraz daha yakından bakalım," dedi Sömürge Kılıcı. Seviye 210 Şeytanlaşmış Lorla kimin savaşabiliyor olduğunu merak ediyordu. Akıllarına gelen tek ihtimal bu kişinin bir Niuren Birliği oyuncusu olduğuydu.
İki Hırsız kenardan dolaşarak Nie Yan ve Göle Şeytan Krallara yaklaştı. İkisi de kamuflaj becerilerini aktif etmişti, fark edilmekten korkuyorlardı.
Kaliteli bir görüş sağlayana kadar yaklaştılar ve ikili karşılarındaki manzaraya ağızları açık şekilde bakmaya başladı. Gölge Şeytan Krallarla savaşan bit takım yoktu ortalarda, sadece tek bir Hırsız vardı!
Eğer bu oyuncu bir Büyücü olsa bunu kabullenebilirlerdi. Sonuçta uzakçı sınıflar rahatlıkla vur-kaç taktiği izleyebiliyordu. Ama bir Hırsız? Bu resmen akla gelmeyecek bir şeydi!
"Bu kim? Güneş mi? Dünyanın Kralı mı? Belki de Gölge Katilidir?" Kızıl Not titrek bir sesle konuştu. Seviye 210 Şeytanlaşmış Lordu tek başına yenebilmek kesinlikle canavarlıktı!
"Saydığın bu çılgınlardan biri olmalı. Kimse bu tarz bir şey başaramaz," Önlerindeki manzara ikiliyi şoka uğratmıştı. Kendilerinin 20 kişilik Usta Sınıf oyunculardan oluşan takımı Seviye 200 Şeytanlaşmış Lordların karşısında bile zorlanıyordu. Fakat bu Hırsız tek başına bir Seviye 210 Şeytanlaşmış Lordla başa çıkabiliyordu.
Savaşı izlerken siluetin durmaksızın hareket halinde olduğunu gördüler. Hızı inanılmazdı. Göle Şeytan Kral ne kadar vahşi saldırırsa saldırsın rakibinin kılına bile dokunamıyordu. Ayrıca oyuncunun etrafında beyaz bir sis tabakası vardı, dokunduğu her şeyi donduruyordu. Patron yaratık da bu tabakanın tesiri altındaydı.
"Bu, etki alanı olan bir beceri mi?" Kızıl Not sordu.
"Bu bir aura olabilir. Bu eleman resmen insan değil be! Şuraya baksana, Gölge Şeytan Kralların kalıntıları ne kadar da fazla!" dedi Sömürge Kılıcı. Seviye 210 Şeytanlaşmış Lordları tek başına öldürebilmek bu oyuncunun ne kadar güçlü olduğunun bir göstergesiydi! "Kızıl, bunu videoya al."
