Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 942: Şeytan Alemi Taşı
Bölüm 942: Şeytan Alemi Taşı
Nie Yan hazineye göz gezdirmeye devam ederken Cahill’in Anıları isimli harita parçaları buldu.
Cahill'in Parşömeni (Hasarlı): Arayıcının Hatıraları
Nie Yan çantasında buna benzer bir harita parçası olduğunu hatırladı. Bu parçaları yıllar önce öldürdüğü Karın Deşen isimli bir Hırsızdan almıştı. Bu eşya uzun zamandır çantasında öylece duruyordu. Varlığını neredeyse unutmuştu. Fakat diğer iki harita parçasını görünce hafızası tazelendi. Üç parçayı bir araya getirdi. Birleşen parçalar bir hazine haritası çıkarmıştı.
Nie Yan bu hazine haritasının hangi seviye olduğunu merak ediyordu. Üzerinde karmaşık bir yol çiziliydi. Sanki bir görevin başlangıç aşaması gibiydi. Fakat şu anda hazine avı için uygun değildi, daha sonra ilgilenirdi. Haritayı çantasına attı.
Hazineye bir süre daha baktıktan sonra ilgisini çeken bir şey bulamadı. Çoğu Özel Eşya görevlerle ilişkiliydi. Statüleri çok da iyi sayılmazdı ama tetikledikleri görevler sayesinde daha kaliteli eşyalar elde ediliyordu.
Nie Yan bir süre düşündü. Önceliği Düzen Kitabını tamamlayarak Miras Mücevherlerini elde etmekti.
Ulu Ruhani Lider olmak şu anda sadece kendisi için değil bütün birlik için büyük önem arz ediyordu. Niuren Birliği ve Günahkar Melek arasında her ne kadar henüz büyük bir çarpışma yaşanmamış olsa da eğer bir anlaşmazlık çıkarsa bu durum muhtemelen iki tarafın savaşa girmesiyle sonuçlanacaktı. Bereket üç yıl evvel Nie Yan etrafta olduğu sürece Niuren Birliğine dokunmayacağını söylemişti. Fakat o zamanın koşulları ile şimdikiler farklıydı. Bereketin o sözleri söylemiş olmasının tek sebebi Nie Yan'ın gücünden korkuyor olmasıydı. Şimdi Nie Yan artık Çılgın Hırsız değildi. Bereketi verdiği sözü tutması için zorlayamazdı. Eğer Ulur Ruhani Lider unvanını elde edebilirse en azından Günahkar Melekten gelecek olan baskıyı azaltabilirdi.
Nie Yan kalan Miras Mücevherlerini toplamadan önce seviye yükselmek istiyordu. Şu anda hem seviye hem de ekipman konusunda eksiklik yaşıyordu. Eğer daha fazla güçlenmezse Düzen Kitabını tamamlaması imkansızdı.
Güneş ve diğerleri kalan dört cildi toplamaya çalışmıştı ama başaramamışlardı. Nie Yan şu anki haliyle bunu denese elde edeceği sonuç farklı olmazdı.
Nie Yan müzayede evine de gitti fakat işe yarar bir şey bulamadı. Okoron'un dış tarafına ışınlandı ve Kara Kanat Ejderhasını çağırarak havalandı.
Seviye 9 Kara Kanat Ejderhası artık oyunda tek değildi. İyi Tarafta kendisinin Kara Kanat Ejderhası hariç beş tane daha Kara Kanat Ejderhası vardı ve bunlardan ikisi Seviye 9'du. Bundan dolayı Nie Yan'ın, görenlerin kendisini tanıması konusunda endişelenmesine gerek yoktu.
Çantasına baktığında gözü Şeytan Alemi Taşına çarptı. Bu eşya da uzun zaman önce aldığı bir şeydi.
Şeytan Alemi Taşı: Özel Eşya
Açıklama: Bütün karanlık enerjinin yayıldığı, uzaklardaki bir şeytan aleminden gelen taş. Güçlü bir karanlık enerji barındırır. Geçen uzun sürenin sonunda şeytanlar üç adet Şeytan Alemi Taşını çaldı. Çok uzaklaşamadan Şeytan Alemi Gözcüleri tarafından yakalanıp öldürüldüler. Ama Şeytan Alemi Taşları bulunamadı, insan dünyasında bir yerde kayboldu.
Olası etki: karanlık özelliği olan bir yaratık tarafından doğrudan tüketilirse, güçlerini artırabilir, onları tamamen dönüştürebilir veya doğrudan seviye yükselmelerine izin verebilir. Ayrıca birkaç beklenmedik yan etkilere yol açabilir.
Nie Yan Kara Kanat Ejderhasını bu Şeytan Alemi Taşlarıyla beslemenin iyi bir fikir olup olmadığını düşünüyordu.
Bu eşyayı ilk elde ettiğinde Kara Kanat Ejderhası Niuren Birliğindeki tek Seviye 9 uçan binekti. Melek Müfrezesi ve Yüzyıl Mali Grubu ile olan savaşta çok büyük bir etkendi. Eğer o zamanlar bu taşı yeyip ölseydi birliğe büyük bir darbe olurdu. Şimdi ise Seviye 9 uçan binekler nadir değildi. Belki de bunu deneyerek Kara Kanat Ejderhasını Seviye 10 yapabilirdi.
Seviye 10, Efsanevi alem içerisindeydi.
Seviye 9 Kara Kanat Ejderhası artık kullanışsızdı. Eğer uçan bineğini bu taşlarla beslerse en azından Seviye 10 olma şansını yakalayabilirdi. Denemekten zarar gelmezdi.
Kararını veren Nie Yan aşağıdaki manzaranın keyfini çıkarmaya başladı.
Yaklaşık 15 dakika sonra Yargı Vadisi görüş alanına girmişti, yere kondu.
Çantasından Şeytan Alemi Taşını çıkardı. Kara Kanat Ejderhası dikkatini derhal taşa yoğunlaştırdı.
Aslında bu taş oldukça sıradan görünümlüydü ama karanlık özellikli yaratıkların ilgisini çekiyordu. İçinde saf bir karanlık enerjisi barındırıyordu.
Bir kişi zirveye tırmanmaya başladığında üzerinde yürüdüğü patika daralırdı. Bazen cesur hamleler yapmaktan başka çare kalmazdı. Eğer başarılı olunursa dünyayı en tepeden izleme fırsatı yakalanırdı. Başarısız olunursa düşülecek olan yer yine dünyanın kendisiydi. Bu mantık Kara Kanat Ejderhası için de geçerliydi. Eğer Efsanevi aleme geçmek istiyorsa bu riski almalıydı.
Nie Yan Şeytan Alemi Taşını havaya fırlattı. Kara Kanat Ejderhası tek hamlede taşı yuttu.
Kara Kanat Ejderhasının vücudu parlak bir ışık yaymaya başladı. Saf karanlık enerjisi alevlenerek büyük bir ateşe döndü. Acı dolu bir şekilde homurdanarak etraftaki ağaçlara çarptı. Siyah alevlerin altında bu ağaçlar saniye içerisinde küle dönüyordu.
Nie Yan kaşlarını çattı. Şeytan Alemi Taşı hayalindekinden de korkunçtu. Barındırdığı karanlık enerji ve yaydığı kara alevler inanılmazdı. Kara Kanat Ejderhasının buna dayanıp dayanamayacağını bilmiyordu. Eğer dayanırsa gücü katlarca artacaktı. Dayanamazsa ölebilirdi.
Bunu düşünen Nie Yan Kara Kanat Ejderhasını evcil hayvan slotuna gönderdi. Durumunu daha sonra da kontrol edebilirdi.
Uzaklardaki dağların ardında kızıl güneş görünüyordu. Havada kan kokusu vardı.
Yargı Vadisi!
Burası yeraltına açılan ilk yollardandı. İki tarafın çarpıştığı yerdi. Haritanın beş noktası vardı. İyi ve Kötü Taraf oyuncuları bu noktaları kontrol altında tutmak için savaşıyorlardı. Bu bölgede yaşanan PvP karşılaşmaların sayısı günde 10,000'i bile aşabiliyordu. Kaç ölüm yaşandığı belirsizdi. Burası iki tarafın da uzman kişilerinin toplandığı noktaydı. Önceden olsa, Nie Yan bu bölge üzerinde hakimiyet kurabilirdi. Fakat şu anda dikkatli olmalıydı.
Şu anda sadece Seviye 156'ydı, diğer oyuncuların çok gerisindeydi. Ekipmanları da artık en iyiler değildi, becerileri de kullanışsızdı. Ayrıca her tarafta yetenekli oyunculara rastlamak mümkündü. Nie Yan hala üstün bir oyuncu olduğunu düşünme hatasına düşmüyordu. Eğer bir uzmanla karşılaşırsa, yenebileceğinden emin değildi.
Aklındaki tek düşünce Miras Mücevherini alıp uzaklaşmaktı! Nie Yan daha fazla oyalanmak istemedi. Gücünü toparlamak birinci önceliğiydi.
Tam da Yargı Vadisinin derinliklerine ilerleyecekken uzaklardan bir ses duydu.
Nie Yan'ın kalbi sıkıştı. İnsanlar! Derhal kamuflaja girdi.
Ormanlık alandan beş siluet geçti. Hepsi de Kötü Taraf oyuncularıydı, Katil, Mistik, Karanlık Partizan, Ölüm Büyücüsü ve Kara Efsuncu. Ortalama seviyeleri 180'di, en güçlüleri Seviye 186'ydı. Ekipmanları kaos ekipmanlarıydı.
Kaos ekipmanları, Kaos Tapınağından geliyordu. Hepsinde en az bir parça vardı, savunmaları yüksekti.
Bu insanları gören Nie Yan anında üzerindeki baskının ağırlaştığını hissetti. Nihai Kayboluşu aktif ederek gizlice ilerledi. Oyunun bu aşamasında oyuncuların Sezgisi güçlüydü. Dikkatli olmazsa keşfedilebilirdi.
Nie Yan üç sene ara vermemiş olsa şu anda kesinlikle Seviye 200 olmuştu. Bu oyuncuları ezmek hiç sorun olmazdı. Fakat bu varsayımlarla yaşamına devam edemezdi. Şimdi ise onlara layık bir rakip bile değildi. Gerçi niyeti oyunculardan daha üstün olmak değildi.
"Burada ne olmuş?" Karanlık Partizan sordu. Sanki burada bir yangın başlamış gibiydi. Altı adet ağaç yanarak küle dönmüştü.
"Duyduğumuz acı ejderha sesi bu bölgeden geldi. Acaba buralarda bir ejderha mı öldü? Ama eğer öyleyse cesedi nerede?" dedi Katil.
Grup bölgeyi araştırmaya başladı.
Bu oyuncular Kara Kanat Ejderhasının sesini duydukları için buraya gelmişlerdi.
Karanlık Partizan grubun lideriydi. Nie Yan daha yakından baktığında göğsünde Günahkar Melek amblemini gördü. Bu oyuncular Günahkar Melek üyeleriydi!
Bu grubu tanımıyordu. Muhtemelen kendisi oyunu bıraktıktan sonra Günahkar Meleğe katılmışlardı. Geçilen üç yılda çok sayıda yeni yetenekler ortaya çıkmıştı. Nie Yan bu oyuncuları küçümsemek istemiyordu.
Üstün Sezi!
Nie Yan çember çizerek ilerledi. Statülerine bakmak istiyordu.
Bu esnada Mistik bir şey sezdi. "Hırsız!"
Suratları soldu. Ölüm Büyücüsü asasını salladı. Asasının ucunda yeşil bir göz vardı. Etrafa baktığında Nie Yan'ın üzerine ışık düşürerek onu ortaya çıkardı.
Nie Yan'ın kalbi sıkıştı. Kamuflajı çok düşüktü. Geçmişte bu oyuncuların beş metre kadar diplerine girebiliyordu. Elbette, en büyük sebep diğerlerinden 30 seviye daha yukarıda olmasıydı.
"Bu bir İyi Taraf oyuncusu! Öldürün şunu! Kaçmasına izin vermeyin!" dedi Karanlık Partizan.
