Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 930: Arakne İmparatoriçesi Finas
Bölüm 930: Arakne İmparatoriçesi Finas
Son derece güçlü, antik bir aura zaman ve mekanı delerek Atlanta Kıtasına girdi.
Uzak ovalarda devasa bir geçit oluştu ve geçitten eşit büyüklükte bir siluet çıktı. Araknit benzeri yaratık 60 metre uzunluğundaydı. Vücudunun alt yarısı örümcek, üst yarısı yeşim gibi cilde sahip güzel bir kadındı. Gözleri kapalıydı. Siyah saçları omzuna uzanıyordu.
Antik aura etrafa yayılıyordu.
Bu korkunç varlık görenleri hayrete düşürmüştü. Karanlık Dev Krallar bile korkudan titriyorlardı.
Arakne İmparatoriçesi Finas! Sonunda ortaya çıkmıştı!
Seviye 300 Lord en basit tabirle rakipsizdi.
Niuren Birliği oyuncuları sevinç çığlıkları atıyorlardı.
"Patronun Saklı Devi, Arakne İmparatoriçesi Finas geldi!"
"Yuh! Bu ne biçim vücut?! Karanlık Dev Krallar onunla kıyaslanamaz bile!"
Hakikat Melek Müfrezesi ve Yüzyıl Mali Grubunun yüzüne tokat gibi iniyordu. Umutları tam yeşermişken yeniden solmuştu. Karanlık Dev Kralların ona karşı hiç şansları yoktu.
Clemenci Kalesindeki Cao Xu ekrana kilitlenmişti. Finas'ı tam görebildiği halde gözlerini kapatmıştı. Sonunda kaybeden kendileri olmuştu.
Melek Müfrezesi saflarındaki Yükselen Meleğin kendini beğenmiş ifadesi kaybolmuştu. İki Karanlık Dev Kral sayesinde zaferi garantilediğini sanıyordu. Tabii Niuren Birliğinin elinde de Saklı Devler olması ihtimalini hesaba katmıştı. Neticede daha önce de benzeri bir yaratık olan Benet'i çağırmışlardı. Yine de şansın yardımıyla kazanacaklarına inanıyordu. Ancak kalan son umudu yerle bir olmuştu.
Yükselen Melek bunu kabullenemiyordu. Yıllarca uğraştığı her şeyin kaybolmasını istemiyordu. Brütüs Sermaye Grubunun liderliğini Berekete kaptırmak istemiyordu! İçinden yaşanan her şeyi reddediyordu. Hayır! Böyle olamaz!
「Taş Yarıcı! Benimle gel! O lanet örümceği öldüreceğiz!」Yükselen Melek bu sözleriyle iyice sıyırdığını kanıtlıyordu. Karanlık Dev Krallarını Arakne İmparatoriçesi Finas'ın üzerine yönlendirdi.
「Anlaşıldı!」Taş Yarıcı Karanlık Dev Kralların peşinden ilerledi.
Karanlık Dev Krallar hızla yaklaşırlarken Finas'ın gözleri hala kapalıydı.
Bu sahne Niuren Birliği oyuncularını telaşa düşürdü. Finas uyanmazsa Karanlık Dev Kralların elinden kurtulamayacaklardı.
Nie Yan savaş meydanında ilerliyordu. Kara Kanat Ejderhası gelip yanına kondu. Nie Yan ejderhasının sırtına atladı. Sonrasında akıllara durgunluk veren bir hızla Finas'a yöneldiler. Ejderha uçarken Nie Yan aşağı atladı.
Karanlık Dev Krallar Finas'a yaklaşıyorlardı. 500 metre... 300 metre... 100 metre...
Biraz sonra hedeflerine varacaklardı.
Nie Yan Finas'ın sırtına kondu. Avcunu yaratığa yaslayıp zihinsel bağı oluşturdu.
"Sonsuza kadar öyle kal! Sakın uyanma! Geber!" Yükselen Melek adeta çıldırmıştı. Karanlık Dev Kralları Finas'ın üzerine çullandılar.
Nie Yan'ın gözleri soğuk bir ifadeyle parlıyordu. "Uyan, Arakne İmparatoriçesi Finas!"
Esen güçlü rüzgar Finas'ın saçlarını savururken olağanüstü güzellikte bir yüz ortaya çıkıp görenleri büyüledi. Öyle ki kimse vücudunun alt yarısındaki örümceği görmez olmuştu.
İmparatoriçe Finas'ın gözleri açıldı. O an sanki zaman durdu. Kara gözleri yıldızlı geceler kadar derin bakıyordu. Savaş meydanındakiler başka bir boyuta ışınlanmışlar gibi bir boşlukta bulmuşlardı kendilerini.
Finas'ın bakışları bile böyle dehşet vericiydi!
İmparatoriçe Finas'ın gözleri Karanlık Dev Krallarda sabitlendi. Yaratıklar taş kesilmiş gibi oldukları yerde durdular.
Yükselen Melek o an Karanlık Dev Kralların Finas'ı öldürebileceklerini düşünmekle nasıl bir aptallık ettiğini anladı.
Finas'ın tek bakışı yaratıkların bütün savaş güçlerini tüketmişti!
İmparatoriçe Finas parmağını hafifçe oynatarak Karanlık Dev Krallardan birini Yükselen Melekle birlikte ağlara doladı. Dengesini kaybeden yaratık yere yığıldıktan sonra kılını kıpırdatamadı. Finas diğer Karanlık Dev Krala baktı. Bir daha parmağını oynattığında yerden çıkan bir karartı yaratığın karnını deldi. “GROooaoar…!” Yaratığın inlemesi meydanda yankılandı. Taş Yarıcı da delinmişti. Tek darbede ikisi birden ölmüştü.
Yükselen Melek uzun süre kan donduran çığlıklar attıktan sonra vücudunu saran ağlar gevşedi. Geriye kalan ez bir parçasının sesi de çok geçmeden kesildi.
İmparatoriçe Finas bacaklarını ileri atarak Melek Müfrezesi ve Yüzyıl Mali Grubu ordusunun saflarına daldı. Baktığı yerde düşmanlar taş kesilip beyaz heykellere dönüyorlardı. Küçük bir fiske, heykelleri parçalarına ayırmak için yeterdi.
Çok geçmeden savaş meydanında yüz bin heykel ortaya çıktı.
Melek Müfrezesi ve Yüzyıl Mali Grubunun kalan son gücü de imha edilmişti. 3.5 milyonluk ordu tamamen yok edilmişti!
Niuren Birliği de bu savaşta ağır yara almıştı. 350.000 kara, 2.000 de hava birimi sağ kalmıştı. Bütün kuşatma silahları yok edilmişti.
Finas'ın üzerindeki Nie Yan savaş meydanını gözlemledi. Cesetler göz alabildiğince uzanan araziye yayılmıştı. Karşısında bir yıkım manzarası duruyordu.
Zaferi bu uğurda ölenler kazandırmışlardı. Eskilerden gelen söz ne kadar doğruydu.
Bugünkü zafer Nie Yan'a değil, bir bütün olarak Niuren Birliğine ve müttefiklerine aitti!
Zafer haberleri saman alevi hızında yayılıyordu. Artık Niuren Birliğinin tek yapması gereken Melek Müfrezesi ve Yüzyıl Mali Grubunun kalan kalelerini ele geçirerek İyi Tarafı birleştirmekti. Onun dışında yeraltındaki savaş da sonlanmıştı. Yüzeydeki savaşın sonuçlarını öğrenen Tanrılar Tapınağı teslim olmuş ve Günahkar Meleğe bağlılık yemini ederek loncanın kontrolünü onlara bırakmıştı.
İlk iki gün Melek Müfrezesi ve Yüzyıl Mali Grubundan 2 milyon oyuncu çekildi. Bu noktada artık ayakta durma şansları kalmamıştı.
Üçüncü gün Niuren Birliği yıldırım operasyonuyla Melek Müfrezesi ve Yüzyıl Mali Grubunun tam 36 kalesini ele geçirdi.
Beşinci gün 39 kale daha alındı.
Sekizinci gün 21 kale alınırken Yüzyıl Mali Grubunun elindeki 30 kaleden 16'sı teslim oldu. Kalanlar da dağıtıldı.
On beşinci gün Clemenci Kalesi dahil 34 kale düştü.
Melek Müfrezesi ve Yüzyıl Mali Grubunun hala 200.000 oyuncusu mevcuttu. Atlas İmparatorluğuna dağılmış olan oyuncular sıklıkla Niuren Birliği güçleriyle çatışıyorlardı. Lakin artık tehdit oluşturmuyorlardı.
İyi Tarafta Niuren Birliğinin kontrolü her geçen gün genişliyordu. Gözün görebildiği her yer artık onların sayılırdı. Sadece yeraltında hükümleri geçmiyordu.
...
Şan Vadisi... Ormanın içinde açık bir arazi bulunuyordu. Oraya taştan bir masa ve iki sandalye yerleştirilmişti.
Nie Yan ve Bereket karşılıklı oturuyorlardı. İkisi de kılık değiştirme kullanmıyordu. Mevcut konumları düşünülünce ortalık yerde buluşsalar bile hiçbir NPC gelip de onları tutuklamazdı. Otoritenin gücüydü bu.
"Elinizi çabuk tutuyorsunuz. Kısa sürede Melek Müfrezesi ve Yüzyıl Mali Grubunun bütün kalelerini aldınız. Biz de kendimize pay çıkarırız diyorduk." Bereket gülerek Nie Yan'ı süzdü. Onunla ilk defa bu şekilde buluşuyordu. Uzun süredir ortak oldukları halde iş dışında bir muhabbetleri olmamıştı.
Bereket, Yükselen Melek gibi kibirli değildi. Kül rengi cübbeleri ona bilge bir hava katıyor ve 28 yaşında birinde olmayacak bir sükunet sağlıyordu.
Tanrılar Tapınağı pes ettikten sonra Günahkar Melek onların elindeki bütün kaleleri alıp gelecekte isyan etmelerini önceden engellemişti. Güç devri sakince gerçekleşse de bütün süreç 16 gün sürmüştü. Ancak Niuren Birliğinin Melek Müfrezesi ve Yüzyıl Mali Grubunun kalelerini güç kullanarak ele geçirmesi sadece 15 gün sürmüştü.
Nie Yan kıkırdadı. "Herhalde İyi Taraftan bölge almana izin vermem pek iyi olmazdı." Yüzey sadece ve sadece ona aitti. Şu anda Niuren Birliğine tehdit oluşturabilecek tek kuvvet Günahkar Melekti.
Bereket gülümsedi. "Merak etme. Niuren Birliğinin başında sen olduğun sürece yüzeye saldırmayacağız. Lakin gelecekte Niuren Birliğinden veya oyundan tamamen ayrılırsan işler değişebilir." Kendisini Nie Yan'la karşılaştırsa aşağıda kalacağını biliyordu. Üstelik Niuren Birliğinin gücü düşünüldüğünde onlarla savaşmak pek de akıllıca olmazdı.
Nie Yan iç çekti. Bereket anlaması zor biriydi, ancak sözünün eriydi.
Bereket devam etti. "Aslında sana teşekkür etmem gerek. Yükselen Meleği yenerek istediğimi elde etmeme yardımcı oldun."
Nie Yan onun Brütüs Sermaye Grubundan bahsettiğini anlıyordu. "Umarım gelecekte düşman olmayız."
"Aynı şekilde," dedi Bereket. Nie Yan gibi biriyle düşman olmak istemezdi. Gülümsedi. "Sanırım Yüzyıl Mali Grubuna saldırmayı düşünüyorsun."
