Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 923: Gölge Şeytan Kurdunu Almak
Bölüm 923: Gölge Şeytan Kurdunu Almak
Nie Yan Gölge Şeytan Kurdunu öğrenince heyecanlanmıştı. Seviye 180 Şeytanlaşmış Lord bir yaratık tam da istediği şeydi. Aslında, Seviye 180 Şeytanlaşmış Lord aslında ihtiyacı olandan daha güçlüydü. Bu hayvanı evcilleştirme konusunda çok iddialı değildi ama onu yenmek sorun olmayacaktı. Kalennanın kutsamalarının yardımıyla daha evvel karşılaştıkları Seviye 180 Şeytanlaşmış Lordları nasıl yendilerse bunu da öyle yeneceklerdi!
Gölge Şeytan Kurdunu evcilleştirmek onu öldürmekten biraz daha kolaydı. Üstelik Yüce Elçi unvanının etkileri de yardımcı olacaktı. Tek yapması gereken yaratığın yavaşça kendisine ait oluşunu beklemekti.
「Gaddara söyle de yaratığın lokasyonunu bana göndersin.」 Neyse ki, Gölge Şeytan Kurdunu avlamak için vakti oldukça fazlaydı. Melek Müfrezesi ve Yüzyıl Mali Grubu ile yapılacak olan son savaş hala uzaklarda görünüyordu, iki kıtayı aşması gereken milyonlarca kişiden oluşan orduyu ilerletmek ok zor bir işti. Bu savaş daha önce görülmemiş bir savaş olacaktı. Bu kadar büyük bir kuvveti kontrol etmek neredeyse imkansızdı. Bu duruma alışmak için zamana ihtiyaçları vardı.
Kara Kanat Ejderhası havalanarak Abernathy Büyük Otlağının semalarında, güneybatıya doğru uçmaya başladı.
...
Kara Eldar Ormanı, burası uzun boylu ağaçlarla dolu bir ormandı. Sanki cehennem ateşi tarafından kavrulmuş gibi zifiri karanlıktı bu ağaçlar. Ormanın zemini bataklıktan oluşuyordu. Farklı yaratıkların cesetleri bataklığa yayılmış vaziyetteydi. Tamamen çürümüş olan bu cesetlerin ne zamandır burada olduğu belli değildi. Buraya gelen herkesin burnunu keskin bir kan kokusu kaplıyordu. Bu bölgeye gelmeye cesaret eden oyuncu sayısı çok azdı çünkü burası Gölge Kurtlarının bölgesiydi.
Gölge Kurtları Seviye 180 yaratıklardı. Sürüler halinde hareket ediyorlardı ve bölgelerini koruma konusunda çok hassaslardı. Bölgelerini işgal eden her varlık bu kurtlar tarafından saldırıya uğruyordu. Gaddar ve takımı Gölge Şeytan Kurdunu keşfetmeden evvel bu bölgede çok vakit harcamıştı.
Seviye 180 bir Şeytanlaşmış Lord! Takım bu yaratığı bulduğunda, yaratık da onları bulmuşu. Altı kişilik takımdan sadece Gaddar sağ çıkabilmişti, sonrasında Guo Huai ile iletişime geçmişlerdi.
Ölen Hırsızlar mezarlıkta Gaddarla tekrar buluştu. Kalplerindeki korku hala yerini koruyordu, ormandan uzaklaşmaya başlamışlardı. Gölge Şeytan Kurdu gerçekten de çok hızlıydı. Henüz tepki bile veremeden ölmüşlerdi.
"Patron gerçekten de bu yaratığı bineği yapmayı mı istiyor? Bu gerçekten mümkün mü?" Hırsızlardan biri sordu.
"Patronun gücünden şüphe etmemelisin. Onun aklına koyup da yapamayacağı bir şey yok!"
Nie Yan'a güveniyorlardı fakat karşılarındaki yaratık Seviye 180 Gölge Kurduydu! Onun bir binek hayvana çevrilmesini hayal etmek bile zordu. Sırf hareket hızı bile çok korkutucuydu!
"Patron birazdan burada olur. Oyalanmayı bırakın. Etraftaki Gölge Kurtlarını temizleyelim!" dedi Gaddar.
Altı Hırsız derhal işe koyuldu. Bu oyuncular Niuren Birliğinin elit Hırsızlarıydı. Bir ya da iki Gölge Kurduyla rahatça başa çıkabilirlerdi. Fakat bütün sürü ile karşı karşıya geldiklerinde yapabilecekleri tek şey arkalarını dönüp kaçmak oluyordu.
Gölge Kurtlarıyla uğraşmakla meşgulken güçlü bir rüzgar kendilerini neredeyse havaya savuracaktı. Devasa bir siyah ejderha göklerden, ormanın dış tarafına iniş yapıyordu. Bu Kara Kanat Ejderhasıydı! Nie Yan ejderhanın sırtından indi.
Hırsızlar onu selamlamak için yanına geldi.
"Sizlere zahmet verdim. Teşekkür ederim. Şimdi, söyleyin bakalım nerede şu Gölge Şeytan Kurdu?" diye sordu Nie Yan.
"Ormanın derinliklerinde, şu Gölge Kurtlarının arkasında. Öncelikle bunları temizlemeliyiz, aksi takdirde Gölge Şeytan Kurduyla savaşmak çok zor olacak," dedi Gaddar.
"Pekala, hadi temizleyelim şunları." Nie Yan başıyla onayladı. Emirleriyle birlikte ortamdaki Hırsızların üzerine Savaş Meleği Kalenna elinin bir hareketiyle birkaç kutsama uyguladı.
Gaddar ve diğerleri statülerindeki değişimi gördükten sonra şaşkınlığa uğradı. Bu kutsamalardan evvel tek seferde bir ya da iki adet Gölge Kurduyla başa çıkabiliyorlardı. Fakat şimdi ise tek seferde beş tanesiyle savaşabilirlerdi!
Resmen muazzamdı bu!
Gaddarın grubu Nie Yan'ın omuzundaki Kalennaya baktı. Özellikle de son birkaç savaştan sonra Kalennayı artık yakından tanıyorlardı. Onun Tang Yao'nun Esrar Perisinden daha güçlü olduğunu düşünmeye başlamışlardı.
Daha fazla vakit kaybetmeden Gölge Kurtlarının peşine düştüler.
Nie Yan Küçük Altın ve Şövalye Lafusu da çağırarak yardımcı olmalarını sağladı. Bu şekilde daha fazla alanı kontrol altında tutabiliyorlardı. Çok geçmeden ormanın içi Gölge Kurtlarının cesetleriyle dolmuştu.
Taktiksel şekilde çalışarak Gölge Kurdu sürülerini temizleyen Gaddarın grubu Nie Yan'ın nereye gittiğini görmek için baktılar. Ağızları açık kalmıştı. Nie Yan ormanın derinliklerine doğru ilerliyordu bile. İlerlediği yolda ise cesetlerden bir iz bırakmıştı.
Birbirlerine baktıktan sonra aceleyle onu takibe devam ettiler.
Ormanın kalbine girdikten sonra açık ve geniş bir alana geldiler, buradaki otlar bel hizasına kadar yükseliyordu.
Açıklığın orta kısmında üç metre boyunda bir kurt vardı, Kılıç Parıltısının Kodo'sundan daha büyüktü. Yaratığın bütün vücudu parıltılı siyah kürkle kaplıydı, tüyleri arasında farklı renkte olan bir tüy bile yoktu. Bir çift mavi göz ormanın karanlığında parıldıyordu. Bakışlarını Nie Yan'a kilitleyip keskin dişlerini göstererek ulumaya başladı. Gölge Şeytanı Kurdu!
Nie Yan içinde bir tehlike hissinin oluştuğunu fark etti. Bu hayvan avlanmak için yaratılmış bir şey değildi!
Nie Yan yavaşça Gölge Şeytan Kurduna yaklaştı.
"Etrafta neler olduğuna dikkat edin. Gölge Kurtlarından biri yaklaşırsa öldürün. Hiçbirinin patron yaratığa yaklaşmasına izin vermeyin!" dedi Gaddar.
"Anlaşıldı!"
Altı Hırsız bölgeyi gözlem altına aldı.
Nie Yan Gölge Şeytan Kurduna dikkatli şekilde ilerlemeye başladı. Yaratık öfkeleniyordu. Gözleri kırmızı bir ışık yaymaya başladı ve Nie Yan'ın üzerine atıldı.
Gölge Şeytan Kurdunu öfkelendirdiyse, savaş kaçınılmaz demekti. Nie Yan onu öldürmek istemiyordu. Sadece onu evcilleştirmek istiyordu.
Kalenna Nie Yan'ın omuzundaydı. Asasını sallayarak Gölge Şeytan Kurdunun etrafını bir enerji katmanıyla sardı. Bu büyü kutsal tipte ve saldırgan bir büyü değildi, sadece doğal bir sakinleştirme büyüsüydü.
Gölge Şeytan Kurdun gözlerindeki kırmızı ışık yavaşça söndü. Yaratığın kafası karışmış gibiydi.
Nie Yan bu fırsatı değerlendirmek isteyerek yaratığa doğru birkaç adım daha attı.
Göle Şeytan Kurdu bu esnada tepkisini verdi. Gözleri kıpkırmızı bir hal aldı ve derin bir şekilde kükreyerek, bir adım daha yaklaşırsa üzerine atılacağına dair işaretler verdi.
Kenar kısımda Gaddarın grubu kalplerinin göğüslerinden fırlayacak gibi attığını hissediyordu. Nie Yan ve Gölge Şeytan Kurdu neredeyse birbirlerine dokunacak mesafeye kadar yaklaşmışlardı. Yaratık saldırıya geçerse Nie Yan kesinlikle öldü demekti!
Kalpleri gergin şekilde titreyerek atıyordu, ama konuşmaya cesaret edemiyorlardı, eğer konuşurlarsa yaratığı öfkelendireceklerinden korkuyorlardı.
Savaş Meleği Kalenna sakinleştirme büyülerini uygulama devam ediyordu. Fakat artık bu büyüler pek etkili olmuyor gibiydi. Yaratığın bakışları Nie Yan'a kilitlenmişti.
Nie Yan bir adım daha ilerledi.
Gölge Şeytan Kurdunun sabrı artık tükenmişti. Derinden homurdanarak pençesini Nie Yan'a savurdu.
"Hayır!" Etraftaki Hırsızlar pençenin Nie Yan'a ilerlediğini görünce panik yapmışlardı. Patronları bu şekilde kıymaya dönecekti.
Aralarında sakinliğini koruyabilen tek isim Gaddardı. Hafifçe gülümsedi. Bu elemanlar henüz Nie Yan'ın gerçek gücünü görmemişlerdi. Nie Yan Gölge Şeytan Kurduna nasıl yenilirdi?
Pençe vücuduna yaklaştığında, Nie Yan'ın silueti bir anda bulanıklaştı. Saldırıdan kaçınarak yaratığın karnına bir dirsek saldırısı yaptı. Sonrasında Ters Kavrama Vuruşu, döner tekme ve Sırt Kıranla devam etti.
Bum! Gölge Şeytan Kurdu tamamen hareketsiz kalmıştı.
Nie Yan zincirleme saldırılarına devam etti, her darbesi bir öncekinin iki katı hasar vuruyordu. Gölge Şeytan Kurdunun kafasının üzerine birbiri ardına hasar değerleri fırlıyordu.
Yaratık 15 saniye boyunca kitle kontrol etkisi altında kaldıktan sonra sonunda yere serildi. Sonrasında tekrar ayaklandı, önünde kibirli şekilde duran Nie Yan'a bakışlarını dikti. Sızlanır gibi bir ses çıkardı.
Gaddar hariç, Hırsızlar şoka uğramıştı bu manzara karşısında. Karşılarındaki bu yaratık Seviye 180 bir Şeytanlaşmış Lorddu! Fakat Nie Yan tıpkı kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyordu bu yaratıkla. Gözlerine inanamıyorlardı. Yoksa rüya mı görüyorlardı?
Nie Yan dimdik ayakta durarak yaratığın da ayağa kalkmasına izin verdi. Nie Yan ve Kalenna çok sayıda büyü uygulayarak yaratığın sakin kalmasını sağlıyordu. Nie Yan tekrar yaklaşmayı denedi.
Nie Yan şu anda hükümdarı olduğu dünyayı izleyen bir imparator gibiydi, baskın bir aurası vardı. Gözleri parlak bir ışık yayıyordu, Saygıdeğer unvanının gücünü gösteriyordu.
Nie Yan'dan yayılan güçlü auranın farkına varan Gölge Şeytan Kurdu birkaç adım gerilemekten başka çare bulamadı. Yaratığın içgüdüsü karşısındaki bu insana teslim olmasını söylüyordu kendisine. Fakat kendisi Seviye 180 bir Şeytanlaşmış Lorddu, bu kadar kolay teslim olamazdı. Vahşice direnmeye devam etti.
Nie Yan yaratığın gözlerindeki inatçılığı görünce bu işin kolay olmayacağını anladı. Şu anda elinde vakit çoktu. Yüce Elçi unvanının baskısı altında, yaratık normal gücünün sadece %30'unu sergileyebilirdi. Nie Yan şu an sahip olduğu güçle bu durumla başa çıkabilirdi.
Gölge Şeytan Kurdu korkudan dolayı birkaç adım daha geriledi. Nie Yan'ın kendisine yaklaştığını görünce tekrar öfkelendi. Vahşi bir kükreme yaptıktan sonra ileri atıldı.
Nie Yan'ın silueti bir anda kayboldu. Gölge Şeytan Kurdunun görebildiği tek şey gözlerinin önündeki siluetin kayboluşuydu. Çok kısa bir süre sonra karnında derin bir sancı başladı.
Bir başka beş vuruşluk kombo daha. Gölge Şeytan Kurdu havaya savrularak yere çarptı.
