Series Banner
Novel

Bölüm 910

Rebirth of the Thief Who Roamed the World

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 910: Göz Kamaştırıcı

Bölüm 910: Göz Kamaştırıcı

Kılıç Parıltısı ve diğer liderlerin emri altındaki Niuren Birliğinin hava kuvvetleri birkaç farklı gruba ayrıldı, gökte oluşturdukları formasyon bir Asya ejderhasının vücuduna benziyordu. Her grupta binlerce uçan binek vardı.

İzleyiciler bu güç karşısında ağızları açık kalmıştı.

Melek Müfrezesi ve Yüzyıl Mali Grubunun hava kuvvetleri de toplanıyordu. Mevzilerini düzene sokarak savaşın sonraki aşamasına hazırlık yapmaya başladılar.

Niuren Birliğinin her oyuncusu kalplerinde büyük bir beklenti hissediyordu. Geçmişte çok defa Melek Müfrezesiyle savaşmışları, çoktan beridir eski düşmanlardı. Şimdi ise iki taraf da son bir savaş hazırlığı içerisindeydi, İyi Tarafın hükümdarının kim olacağına bu savaşın sonucu karar verecekti!

Bütün gözler Nie Yan'ın üzerindeydi, Nie Yan ise Kara Kanat Ejderhasının üzerindeydi. Uzakta duranlar sesli sohbeti açarak söylediklerini dinlemeye başladılar. Herkes nefesini tuttu.

Kara Kanat Ejderhasının devasa vücudu herkesi şaşkın bırakmıştı.

Seviye 9 Kara Kanat Ejderhası gerçekten de hakkında şaka bile yapılmayacak bir varlıktı. Saf Lütuf kutsamasını aldıktan sonra ise neredeyse 40 metreye ulaşmıştı. Yaydığı aura kadim bir ejderhayı anımsatıyordu.

Nie Yan bakışlarını adamlarının üzerinde gezdirdi. Kendisine bakanların gözlerinde saygıyı görebiliyordu. Bu oyuncuların kalplerinde nasıl bir yer edindiği gün gibi ortadaydı.

Nie Yan'ın kalbini garip bir his kapladı. Geçmiş hayatında ismini yakınlarından başka kimse bilmiyordu. Dünyayı en tepeden izleyeceği günlerin geleceğini tahmin bile edememişti.

Niuren Birliği minik halinden bugünkü dev haline evrilmişti. Yaşadığı bu macera dolu hayatta sürekli engellerle karşılaşmıştı. Birden fazla kez yıkılmanın eşiğine gelmişlerdi fakat her defasında sonuna kadar mücadele edip bugünlere ulaşmışlardı. Her ne kadar birlik üyelerinin katkılarını hiçe saymak uygun olmasa da, aslında birliğin bugüne gelmesinin tek sebebinin Nie Yan olduğu söylenebilirdi.

Melek Müfrezesi, Kutsal İmparatorluk, Savaş Tanrısı Kabilesi ve Yüzyıl Mali Grubunun altındaki 30 birlik... Hangi birinin arkasında geniş çaplı bir mali grup ya da oyun organizasyonu yoktu ki? Hangisinin arkasında henüz İnanç'a girmeden büyük destekçileri yoktu? Hiçbiri Niuren Birliği gibi sıfırdan başlayıp bugünlere gelmemişti! Gerçekten de hiçlikten var olmuşlardı. Kuruluş aşamalarında sadece Nie Yan, Tang Yao, Guo Huai ve birkaç diğer kişi vardı!

Nie Yan önceki hayatının tecrübelerini kullanarak bu hayatta avantajlı durumları yakalamıştı, Niuren Birliğinin yavaşça büyüyerek Zümrüt İmparatorluğunun hükümdarı olmasını sağlamıştı. Eğer o olmasaydı Niuren Birliği var olmazdı. Eğer Yıldızlı Gece İksir Dükkanını açmasaydı ve dört bir yandan uzman kişileri bünyesine katmasaydı çoktan çökmüş olurlardı! Şimdi bile Niuren Birliği Atlanta Kıtasının kontrolünü almak için yeterli büyüklüğe ulaştığında, Nie Yan hala herkesin kalbindeki tek liderdi. Birlik ne kadar büyürse büyüsün asla değişmeyecekti bu. Nie Yan bilgisini, zekasını ve karizmasını kullanarak herkesin kendisini tanımasını, rakipsiz gücünü fark etmesini sağlamıştı.

Nie Yan'ın bilgeliği tanrıdan kendisine geçmiş gibiydi, Niuren Birliğini her defasında zafere sürüklemişti. Birlikteki herkesin ona bu büyüklükte saygı ve sevgi duyması gayet normaldi.

Nie Yan'ın pelerini rüzgarda uçuşurken zihninde duygu karmaşası vardı. Bileğinin bir hareketiyle Zenard'ın Kılıcını çıkardı. Kılıcın etrafındaki alevler kalbindeki savaş arzusunu yansıtıyor gibiydi. Kalabalığa baktığında herkesin gözünde sanki bir savaş tanrısı görmüş gibi bir ifade olduğunu gördü.

Nie Yan'ın sözleri duygulu bir ifadeyle yankılandı, 「İnanç, sunucusunu açtığından bu yana binlerce kez çarpıştık ve en az bir düzine savaşa girdik. Nereye gidersem gideyim düşmanlarım hep korku ile kaçtı. Karşılaştıklarım arasında her sınıftan Usta oyuncular, binlerce kişiden oluşan keşif ekipleri ve en güçlü NPCler vardı. Hiç yenildim mi? Hayır! Tek başıma Clemenci Kalesine girip bütün Melek Müfrezesi birliğine yenilgiyi tattırdım, üstelik bir çizik bile almadım. Kılıç Parıltısı ve birçok diğer kişinin yardımıyla, düşmanın kalesine girip yerle bir ettik. Forumlardaki dedikoducular bana bir isim bile taktı, bana Çılgın Hırsız diyorlar. Bu ismi duyduğum ilk seferi hatırladığımda hep gülümserim. Açıkçası, bu ismin kalıcı olacağını düşünmemiştim.」

Kalabalık tarif edilemez duygularla dolmuştu. Bir defa bile yenilgiyi tatmamak, karşısına çıkan her engeli aşıp her düşmanı yere sermek... Nie Yan haricinde bu kibirli sözleri söyleyebilecek başka birisi var mıydı? Fakat bahsettiği bu başarılarının birçoğu internette video formatında bulunabilirdi.

「İnanç çıktığından bu yana, Niuren Birliğini kurdum ve Yıldızlı Gece İksir Dükkanını açtım; Muzaffer Dönüşü yendim ve diğer sayısız birliği Zümrüt İmparatorluğu sancağı altında birleştirdim; Abernathy Büyük Otlağında toprak sahibi oldum!」

「Şu anda İyi Tarafın hükümdarının kim olacağına karar verecek olan savaşın arifesindeyiz. Melek Müfrezesi zamanında bizim için çekinmemiz gerektiğini düşündüğümüz bir düşmandı. Şimdi ise onlarla eşitiz. Bu, bizim zafer anımızdır, ayağımızın altındaki her engeli ezerek Atlanta kıtasını birleştirme vaktidir! Zafer sadece bana ait değil, her birinize de ait!」

「İnanç'ın şiirini hatırlayın. Şafaktan önce sisin ortasında. Şenlik ateşinin son parıltısıyla. Tanrı şahidim olsun! İlk ışık parladığında ve ay ve yıldızlar düştüğünde. Işıklar yanıp karanlık dağılınca! Dünya canlanacak! O günden sonra bir olacağız! Yollarımız birleştireceğiz! Ruhlarımızı da birleştireceğiz! varlığımız gökleri ve yeryüzünü kaplayana kadar! Zaferi kaderimiz yapana kadar! Bu dünyada gerçekten bir tanrı olup olmadığını bilmiyorum ama gerçek dünyada bir tanrı olduğundan eminim. Yanınızdaki kardeşlerinizle hayatı ve ölümü paylaştınız, omuz omuza savaştınız! Bu dünya sanal olabilir ama gerçek dünyadan çok farklı değildir! Belki bir gün, arkadaşlarınıza Nirvana Aleviyle nasıl yola çıktığınızı anlatırsınız, Zümrüt ve Atlas İmparatorluklarını nasıl dize getirdiğinizi ve savaş alanlarında nasıl beraber kan kustuğunu anlatırsınız! Bu anı hafızlarınıza kazıyın! Bugün bir başka efsane daha yaratacağız! Zaferi kaderimiz yapacağız!」 Nie Yan'ın sözleri büyük bir duygu seliyle karşılandı.

"BİRLİĞİN ZAFERİ İÇİN!"

"ZAFER NİUREN BİRLİĞİNİNDİR!!!"

...

50,000 kişilik kalabalık savaş naraları atmaya başladı. Bu ses bütün Günah Şehrini kapladı.

Zemini sarsan bu ses Melek Müfrezesi oyuncularını şaşkına çevirdi. Düşük seviyeli uçan bineklerin bile bazıları korkmuştu. Düşmanın saflarına kaos hakim olmaya başlıyordu.

Yükselen Meleğin yüzünde çirkin bir ifade vardı. Nie Yan bu elemanlara ne söylemişti ki böyle bir tepki yaratabilmişti? Her savaştan evvel birkaç söz söyleyerek astlarının kalbini fethediyordu. Genellikle bu konuşmalar iyi etki gösteriyordu ama bu derecede oluşuna ilk defa rastlanılıyordu.

Yükselen Melek artık suçu astlarında değil kendisinde aramaya başlamıştı. Nirvana Aleviyle rekabet edemeyeceğini artık kabullenmeye başlıyordu. Yüzü karanlık bir ifade aldı. Ne olmuş yani kendisi ilham verici sözler söyleyemiyorsa? Günün sonunda kazanan güç olacaktı! Ben çoktan koz kartımı hazırladım. Şimdiden boyun eğsen iyi olur!

「Günahkar Melek avantajı ele geçirmiş. Bunun israf olmasına izin vermeyelim! Öldürün!」 Kılıç Parıltısı bağırdı.

「Patron, hadi gidip şu savaşı kazanalım!」 Yaz Böceği de bağırarak konuştu.

Nie Yan Günahkar Melek tarafına baktı. Kuvvetleri hala Kıyamet Fırtınasını ilerletiyordu, bu şekilde düşmanın geri çekilmesini sağlamışlardı. Öldürme sayıları 4,000'i aşmıştı.

Kılıç Parıltısı haklıydı. Artık harekete geçme vaktiydi.

"KARDEŞLERİM! BUGÜN TEK İŞİMİZ ÖLDÜRMEK!"

Nie Yan'ın sözleri ordunun hepsine yayıldı. Birlik üyeleri heyecanla doldu. Bu emri uzun zamandır bekliyorlardı. Taşan bir volkan edasıyla ilerlediler.

"SALDIRIN!"

"SALDIRIN!"

25 grubun hepsi de öldürme arzusuyla dolmuştu, binlerce uçan binek bir anda Melek Müfrezesinin üzerine ilerledi. Gökyüzü karardı. Saldırının liderliğini Nie Yan ve Xie Yao'nun yüksek seviyeli uçan binekleri üstlenmişti. Uçan binek ordusu önlerine çıkan her şeyi devirecek gibi ilerliyordu.

Yerdeki izleyiciler şaşkın şekilde nefes aldı.

Melek Müfrezesi oyuncuları paniğe kapılmıştı. Henüz hazırlıklarını tamamlamamışlardı. Çoğu grubun lideri emir komuta zincirini düzenlemekle meşguldü. Bu kadar çok sayıda kişiye emir vermek kolay iş değildi.

Niuren Birliğinin emir komuta zinciri ise daha düzenliydi. Grupların hangi birlikten olduğu fark etmiyordu, ister Kutsal İmparatorluktan ister Parlak Kutsal Alevden olsun, liderleri Kılıç Parıltısı ve İzmarit gibi kişilerden seçilmişti. Bütün otorite onlardaydı. Kıyas yapıldığında Melek Müfrezesinin emir komuta zinciri çok daha karmaşık ve düzensizdi. Ana kuvvetlerinin yanı sıra 30 farklı yardımcı birlik ve küçüklü büyüklü şubelerin karışımından oluşuyorlardı. Bunun üzerine bir de Yüzyıl Mali Grubunun emrindeki 30 birlik eklenince vaziyet iyice kontrolden çıkmıştı. Üstelik Cao Xu son hamle olarak 60 adet daha oyun organizasyonunu işin içine katmıştı. Basitçe söylemek gerekirse tam bir karmaşa vardı. Bu kadar kısa sürede herkesi düzene sokmak imkansızdı.

Niuren Birliğinin ordusu hızla yaklaşıyordu. Savaş formasyonun girmek çok zordu. Yükselen Melek dişlerini gıcırdattı, 「Daha önce de söylediğim gibi, bütün düşmanı katledin! Öldürdüğünüz her bir uçan binek için cömert şekilde ödüllendirileceksiniz, seviyesi ne kadar yüksekse ödülünüz de o kadar yüksek olur. Ben, Yükselen Melek, sözümün eriyim. Kardeşlerim, saldırın!」

Yükselen Meleğin emirlerini duyan 50,000 kişilik Melek Müfrezesi ordusu Niuren Birliğinin hava kuvvetlerine doğru ilerledi.

Bu esnada bütün atmosfer savaşın kaosuna sürükleniyordu.

93 Görüntülenme
3 Nis 2025
Bölüm 910