Series Banner
Novel

Bölüm 901

Rebirth of the Thief Who Roamed the World

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 901: Öfke Tuzağı

Bölüm 901: Öfke Tuzağı

Nie Yan'ın grubu zindanda bir saatten fazla zaman geçirmişti. Yükselen Melek sinirlenmeye başlamıştı. Gerçekten Düşmüş Melek Brufutu öldürmenin bir yolu var mıydı? Niuren Birliği Ejderha Kralı Meyvesini elde ederse sonuçlar fena olacaktı. Ne yazık ki buna müdahale etme yolu yoktu. Mabedin bulunduğu yer özel bir zindandı. Bir takım içeri girdiğinde başkalarının girişine müsaade edilmiyordu.

Cao Xu da Niuren Birliğinin bu konuda başarılı olacağını düşünmüyordu. Fakat zaman ilerledikçe kalbinde bir huzursuzluk hissetmeye başlamıştı.

"Kara Şahin neden hala rapor vermedi?" Yükselen Melek rahatsız edici bir tonda sordu.

“Zaten bir saat oldu bile. Niuren Birliğinin başarılı olup olmadığı fark etmez, en azından şimdiye haber almamız gerekirdi," dedi Taş Yarıcı. Yükselen Meleğin moralindeki değişimi hissedebiliyordu.

Yükselen Meleğin takım arkadaşları kendi aralarında konuşmaya başladı.

"Patron, Kara Şahin rapor verdi."

"Sesli sohbetten bana söylesin!" dedi Yükselen Melek.

"Tamamdır!"

Çok geçmeden Kara Şahin Yükselen Melekle bağlantı kurdu.

「Durum nedir orada? Nirvana Alevinin takımı Düşmüş Melek Brufutu yendi mi?」

「Henüz değil, ama az evvel mezarlıktan çıkan oyuncular gördüm sadece 11 ruh görebildim, aralarından bir tanesi zindana gitmeden evvel direkt dirildi.」

「Garip, demek sadece 11 tanesi mezarlığa döndü ha? Neyse, bu iyi bir haber. Görünüşe göre zindandaki ilerlemeleri çok da iyi gitmiyor, en azından bir defa ölmüşler.」

Yükselen Melek Nie Yan'ın grubunun birkaç defa ölmesini arzuluyordu. Ne kadar çok tecrübe puanı kaybederlerse o kadar iyiydi.

Yükselen Melek Taş Yarıcı ve Fena Krala döndü. "Dünyanın Sonu Barına bir yolculuk yapalım mı?"

Taş Yarıcı ve diğerleri titredi. Yükselen Meleğin ne demek istediğini anlamışlardı. Niuren Birliğinden 900 kişi şu anda o bardaydı, Yükselen Melek oraya girdiğinde karşılaşacakları tepkiyi az çok tahmin edebiliyorlardı. Barda savaşmak yasak olabilirdi, ama illaki elleri kolları bağlı durmaları gerekmiyordu. Taş Yarıcı soğuk bir ifadeyle güldü.

Yükselen Melek, Taş Yarıcı ve Fena Kral Dünyanın Sonu Barına doğru ilerlemeye başladı.

Günah Şehri, Dünyanın Sonu Barı.

Kelson, bir zamanlar çok ünlü bir efsanevi Büyücüydü. Fakat savaşta çok sayıda şeytanı ortaya saldığında ününü hızlıca kaybetmişti. Ulular meclisi onu yakalamıştı, Büyük Jebiah'ın müdahalesi olmasa muhtemelen idam edilecekti. Ceza olarak Zümrüt İmparatorluğundan sürgün yemişti. Yıllar sonra ise Dünyanın Sonu isimli bir bar açmıştı.

Kelson sahibi olduğu barda savaşmayı katı kurallarla yasaklamıştı. Bir defasında oyunculardan biri bir kavga başlatmıştı. Saniyeler sonrasında Kelson harekete geçmişti. Ceza olarak oyuncunun bütün ekipmanlarını alan Kelson bu eşyaları barın arkasında bir yere koymuştu. Bu durum bir oyuncunun Kelsonun otoritesini sorguladığı ilk olaydı.

Yoğun şekilde konuşlanmış binaların arasında, geniş bir açık alan vardı. Orta kısımda antik bir kale duruyordu. Taş duvarlar hasarlıydı, bazı kısımları tamamen çökmüştü. Bu yapıların ne kadar eski olduğunu kimse bilmiyordu.

Dünyanın Sonu Barının içi ise dışarısı ile benzerlik göstermiyordu. Oldukça lüks ve parlak bir yapısı vardı.

Dünyanın Sonu Barının kapısında üç siluet belirdi. Cıyk! Cıyk! Siluetler kapıyı gıcırdatarak açıp içeri girdi.

Bar kalabalıktı. İçeride en az 1,000 insan vardı, çoğunluk ise Niuren Birliğindendi. 20'şer kişilik gruplar halinde masalara oturmuşlardı.

"Acaba patron şu anda nasıl diye merak ediyorum." Doğal İfrit birasını kaldırarak bir yudum aldı. Huzursuzlanmaya başlamıştı. Bir saat olmuştu ve hala bir haber alamamışlardı! Mesaj göndermeye cesaret edemiyordu, Nie Yan'ın kritik bir an içerisinde olma ihtimali vardı.

Gaddar hafifçe gülümsedi. "Düşkün Çocuk bana haber gönderdi. Her şey pürüzsüz şekilde ilerliyormuş. Az evvel takım ölmüş ama zaten plan buymuş. Düşmüş Melek Brufutun çağırdığı ejderhayı öldürebilmişler. Şimdi tek yapmaları gereken Brufutu öldürmekmiş."

Doğal İfrit rahatlamış hissetti. Nie Yan takımın lideri olduğunda muhtemelen problem yaşamazlardı zaten. Sonuçta sayısız güçlü patron yaratık onun ellerinde can vermişti. Düşmüş Melek Brufut da onlardan farklı olmamalıydı!

Mutlu şekilde sohbet ederlerken birkaç oyuncu gelerek kulaklarına bir şeyler fısıldadı. Doğal İfrit ve Gaddarın yüzü soldu, hızlıca birbirlerine baktılar. Sonrasında bakışlarını giriş kısmına çevirdiklerinde üç insanın girdiğini gördüler. Yükselen Melek ve Taş Yarıcının yüzü tanıdıktı. Fena Kralın ise ismini duymuşlardı.

Dünyanın Sonu Barındaki Niuren Birliği oyuncuları bir anda dikkatini bu oyunculara çevirdi. Ortamda bir anda gerginlik oluşmuştu. Bazıları dişlerini gıcırdatmaya başlamıştı. Aralarından çoğu Yükselen Melek ve Taş Yarıcının elinden ölümü tatmıştı daha önce.

Yükselen Melek buraya gelmeye cüret etmişti! Aslanın yuvasına kadar girmişti! Herkes silahlarını çıkardı, savaşmaya hazırlardı.

"Millet, sakin kalın! Burası Dünyanın Sonu Barı!" diye bağırdı Doğal İfrit.

Sesi Niuren Birliği oyuncularını mantıklı düşünmeye itmişti. Nerede olduklarını hatırlamışlardı. Eğer burada bir savaş başlatırlarsa sonuçlar çok fena olacaktı.

Yükselen Melek de bunu biliyordu, bundan dolayı bu kadar sakince ilerleyebiliyordu.

Doğal İfrit ve Gaddar barın giriş kısmına doğru ilerledi. Niuren Birliğinin diğer oyuncuları da onları takip etti. Nie Yan, Kılıç Parıltısı ve diğerleri Düşmüş Melek Brufutla uğraşıyordu. Buradaki en yüksek pozisyondaki oyuncular Doğal İfrit ve Gaddardı.

Yükselen Melek bakışlarını Niuren Birliği oyuncularının üzerinde gezdirerek güldü. "Bir avuç çöp."

Yükselen Meleğin sesi ne yüksek ne de alçaktı, sadece odadakilerin kendisini duyabileceği kadardı. Bu kışkırtıcı sözleri odadaki öfkeyi kabartmıştı.

"Lanet herif! Bu eleman buraya gelip nasıl bizimle böyle konuşabilir? Canı dayak yemek istiyor herhalde! Hadi şunu mezara gönderelim!"

"Bazıları asla ders öğrenmek istemez. Patron bu elemanın kıçını kaç defa daha tekmelemeli ki dersini öğrensin!?"

Barda şu anda 900 civarı Niuren Birliği oyuncusu vardı. Eğer hepsi bir anda Yükselen Meleğin üzerine atlarsa anında öldürürlerdi!

Doğal İfrit ve Gaddar bu esnada rakip üçlünün önünde durdu.

「Doğal İfrit, Gaddar, hadi şu elemana bir ders verelim!」

「Evet!」

Herkes sohbet sayfasından öfkesini kusuyordu.

Doğal İfrit elini kaldırdı ve ortamdakilere sakin olmalarını işaret etti. 900 oyuncunun hepsi de sessizliğe gömüldü.

Yükselen Melek şaşkın şekilde bir kaşını kaldırdı. Niuren Birliğinin elinde bazı yetenekler vardı, en azından astları disipline etmek için yeterliydiler. Fakat şu anda rakibe hayranlık duyma sırası değildi.

"Patron, bu böceklerle uğraşacak mıyız? Kılıcım kanın tadına bakmayalı uzun zaman oldu," dedi Fena Kral dudaklarını yalayarak.

Taş Yarıcı sırıtarak dişlerini gösterdi. "Bahse varım bunların hiçbiri bizimle savaşmaya cesaret edemez. Hey sen, çöp parçası, biriniz dışarı çıkıp benimle savaşmaya gönüllü olur mu?" Niuren Birliğindeki oyuncuların gözlerine teker teker bakıyordu.

"Sen! Bizim senden korktuğumuzu mu düşünüyorsun yoksa!"

"Sizler havlayan köpekler gibisiniz, ısırmazsınız!"

Taş yarıcının kışkırtıcı sözleri Niuren Birliği oyuncuları tarafından öfkeyle karşılanmıştı. Çoğu dışarı çıkıp savaşmaya hazırdı.

"Durun yerinizde! Patron geri dönmeden hiçbiriniz bu bardan çıkamazsınız!" Doğal İfrit sesini yükselterek konuştu. Normalde sessiz sakin birisiydi, birlik meseleleriyle nadiren ilgilenirdi. Fakat inisiyatif kullandığı zaman kimse ona karşı çıkmazdı.

"Doğal İfrit, ne diyorsun yani, bunların bizimle böyle konuşmasına ve aşağılamasına göz mü yumacağız!?"

"Patron ayrılmadan önce ne dedi?" Doğal İfrit ciddi bir ses tonuyla konuşuyordu, bakışlarıyla odadakileri tarıyordu.

Herkes bir anda sakinleşti. Nie Yan onlara kendisi gelmeden önce bardan çıkmamalarını tembihlemişti. Bu oyuncular karşılarına çıkan herhangi birinin emirlerini es geçebilirdi. Bazı elit oyuncular birlikteki yüksek kademeli üyelere ve hatta lonca yöneticisine bile karşı çıkmıştı zamanında ama kimse Nie Yan'a karşı çıkmaya cesaret edememişti. Nie Yan onların gözünde tanrı gibiydi.

Doğal İfrit onaylar şekilde başını salladı. Bu durum Nie Yan'ın Niuren Birliği üzerindeki nüfuzunun göstergesiydi. Yükselen Melek ve yanındaki elemanlar ne kadar kışkırtıcı sözler söylerse söylesin hiçbiri bu bardan ayrılmayacaktı.

Yükselen Melek, Taş Yarıcı ve Fena Kral birbirlerine bakarak hafifçe gülümsedi. Artık ikinci raunt zamanı gelmişti!

Doğal İfrit elemanların birbirlerine gülümsediklerini fark etmişti. "Nefesinizi boş yere tüketmeyin. Melek Müfrezesinin lideri olarak sen buraya gelip bizleri kışkırtmaya utanmıyor musun? Eğer adam olsaydın patrona meydan okurdun."

"Nirvana Alevi bir hiçten ibaret. Onu istediğim vakit alt edebilirim!" Yükselen Melek soğuk bir ifadeyle güldü.

"Sizlerin ölümünüze koşmanıza gerek yok. Patron sizleri birer sokak köpeği öldürür gibi öldürecek. Elinde Sorenin Kanatlarını barındırdığın için seni öldüremeyeceğimizi sanma. Kanatlar olmadan bir maymundan farksızsın!"

Niuren Birliği oyuncuları bu sözler üzerine gülmeye başladı. Yükselen Meleğin yüzü öfkeden dolayı soldu. Az evvel söylediklerine rağmen alay konusu olan kendisi olmuştu.

"Patron, bunların seviyesine düşmeye gerek yok!" Taş Yarıcı Doğal İfrite dönerek konuştu, "Nirvana Alevine söyle bir saat sonra Günah Şehrindeki hava savaşı başlayacak. Taraflardan sadece biri canlı çıkacak! Sizi bekliyor olacağız, omurgasız kaplumbağalar."

"Endişelenme, orada olacağız. Bu sözlerini de sana yutturacağız," dedi Doğal İfrit.

106 Görüntülenme
3 Nis 2025
Bölüm 901