Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 889: Tuzak?
Bölüm 889: Tuzak?
Yükselen Melek Nie Yan'la son karşılaşmasından bu yana ekipmanlarında büyük değişiklikler yapmıştı. Mavi deri zırhının üzerinde rünler vardı, gümüş uzun yayı ise daha zarif bir görünüme sahipti. Üzerinde etkileyici bir hava taşıyordu. Nie Yan Yükselen Meleğin yetenekli birisi olduğunu kabul ediyordu.
Caddedeki oyuncular Yükselen Meleği fark ettiklerinde fısıltı şeklinde konuşmaya başladılar. Melek Müfrezesinin lideri kendisini halk arasında nadiren gösterirdi.
Nie Yan'ın gözleri soğuk bir ifadeyle parlıyordu. Yükselen Meleğe gidip bir karşılama yapmalı mı yoksa durmalı mı bilmiyordu.
Melek Müfrezesinden 60 uzman oyuncu Yükselen Meleğin yanındaydı. Nie Yan onları da hesaba katmalıydı. Bir düzineden fazlası ise Usta Sınıf oyuncuydu. Bu durum biraz baş ağrıtacak gibiydi.
Son güncellemeden bu yana Usta Sınıf oyuncuların ortalama kalitesi düşmüş olsa da yine de küçümsenmeyecek durumdaydılar. Üstelik sayıları da çok fazlaydı!
Nie Yan bir süre çenesini kaşıyarak düşündü. Kamuflaja girerek yakınlardaki bir caddeye yöneldi.
Kendisini kimsenin fark etmediğini doğruladıktan sonra gölge kopyasını çağırdı. Vücudu ikiye ayrılarak yeni bir tane daha ortaya çıkmıştı.
Binaların arasından esen rüzgar soğuktu, oyuncuların titremesine sebep oluyordu.
Yükselen Melek etrafına bakındı. Bu bölgedeki atmosfer karanlık ve depresifti.
Aptal hava şartları. Bu sadece bir oyun. Neden bu kadar gerçekçi yaparlar ki!? Yükselen Melek içten içe küfürler etmeye başlamıştı.
"Patron, sanırım üç saat kadar sürecek. Gerçekten de o kadar bekleyecek miyiz?" diye sordu bir Ork Savaşçı. Bu eleman Yükselen Meleğin sırdaşı Taş Yarıcıdan başkası değildi.
"Patron, az evvel Nirvana Alevinin Dünyanın Kenarının giriş kısmında görüldüğüne dair rapor aldım, bizden hemen sonra gelmiş. Muhtemelen şu anda içeridedir," dedi bir Büyücü.
Ortam anında gerilmişti. Gruptakiler Büyücünün söylediklerini duyunca kalplerinde ağrı hissetti. İstemsizce etraflarına bakmaya başladılar. Nie Yan'ın şu anda kendilerini gözlemlemiyor olduğuna dair hiçbir garanti yoktu. Hepsinin kalbinde tehlike hissi oluşmuştu.
"Onu yakalayamayız. Kamuflaja girdiğinde Tespit Totemi kullansak bile yardımı dokunmaz," dedi bir Şaman. Nie Yan'la daha evvel çok defa çarpışmıştı, her defasında kaybeden taraf kendisi olmuştu. Bu durum kalbinde büyük bir ümitsizlik yaratıyordu. Çılgın Hırsız ya da Nirvana Alevi isimlerini duymak bile içinde huzursuzluk yaratıyordu.
"Onu bulmamıza gerek yok, zaten kendisi bizim yanımıza gelecektir," dedi Yükselen Melek iğrenmiş gibi bir ifade takınarak. Her ne kadar astları kendisine biraz yardımda bulunabilecek durumda olsa da Nie Yan'la başa çıkmak için kendisinden başkasına güvenmiyordu. Astlarından çok fazla yardım beklentisi içerisinde değildi.
Diğer oyuncular dikkatsiz davranarak anında tuzağa düşebilirdi. Yükselen Melek haklıydı, Nie Yan grubun yanına gelecekti!
Yükselen Melek birkaç adım ilerleyerek tedirgin şekilde etrafına baktı. Kimseye belli etmeden bir binanın kenar kısmına bir gizli obje bıraktı. Bu eşya ince bir ahşabın üzerini kaplayan saydam bir kristalden oluşuyordu. Oldukça küçüktü, dikkatsiz gözlerden kolaylıkla kaçabilecek durumdaydı. Şans eseri birisi bunu fark etse bile sıradan bir ahşap parçası sanarak yoluna devam ederdi. Bu eşyanın ismi Soren'in Bulucusuydu.
Bu ahşap parçası sıradan görünüyordu fakat Melek Müfrezesinin Bilge Tamircileri tarafından üretilmiş oldukça yüksek seviyeli bir eşyaydı. Etraftaki bütün canlıları sezebilen bir eşyaydı. Yükselen Melek bunu yakınlardaki Hırsızları fark edebilmek için kullanıyordu. Bu eşyayı özel kılan şey de buydu, etraftakilerin kamuflaj statüsünün ne kadar yüksek olduğu fark etmezdi, çünkü bu eşya etraftakilerin yaşam çekirdeğini seziyordu. Diğer bir deyişle, aslında kişinin kamuflaj statüsü ne kadar yüksekse fark edilme ihtimali de o kadar yüksek oluyordu. Elbette bu eşyayı üretmek oldukça pahalıydı ve büyük çaba gerektiriyordu. Bu ahşap çubuk Abakru Odunundan imal edilmişti ve Gölge Ormanındaki Siyah Kanatlı İblis Kraldan düşüyordu ve düşme ihtimali 3,000'de 1'di. Bu zamana kadar sadece 16 adet toplayabilmişlerdi. Ne kadar nadir bulunan bir materyal olduğu buradan anlaşılabilirdi. Üstelik işleri daha da zorlaştıran özelliği ise tek seferlik kullanım ömrüne sahip olmasıydı.
Yükselen Melek bu ahşap çubuğu gizlice yerleştirmişti, sanki sıradan bir yürüyüş halindeymiş gibi ilerleyerek dikkat çekmemişti.
Sonrenin Bulucusunu aktif eden Yükselen Melek eşyanın bir tepki verdiğini fark etti. Dudakları hafif bir gülümseme ile kıvrıldı. Demek buradasın!
Yükselen Melek Nie Yan'ın bulunduğu noktaya dönmedi. Sürprizi bozmak istemiyordu!
İkili arasındaki savaş henüz sadece başlangıç aşamasındaydı.
Nie Yan'ın şu anki gücü ile Yükselen Meleğin onunla direkt karşılaşma yapması imkansızdı. Yükselen Meleğin güvenmesi gereken şeyler elindeki numaralardı!
Nie Yan'ın yavaşça kendisine doğru yaklaştığını gören Yükselen Meleğin sinirleri delirmiş gibi gerilmişti ve nefes alıp verişi yavaşlamıştı. Nie Yan'ın attığı her adım omuzlarında büyük bir yük oluşturuyordu.
Melek Müfrezesi oyuncularının şu anda Yükselen Melek ve Nie Yan arasındaki savaşın çoktan başlamış olduğundan haberi yoktu. Hala etrafa yayılmış vaziyetteydiler ve kendi aralarında sohbet ediyorlardı. Her ne kadar sakin görünseler de ara sıra etraflarına bakarak ters giden bir şeylerin olup olmadığını kontrol ediyorlardı, bir terslik sezemediklerinde ise gardlarını düşürüyorlardı.
Melek Müfrezesi oyuncuları sürekli olarak etrafı tarıyor olmasa Nie Yan şüphelenirdi. Fakat şu anda davranışları normal gibiydi. Her şeyin normal göründüğünü doğrulayan Nie Yan Nihai Kayboluşu aktif ederek gruba yaklaşmaya başladı.
Nie Yan'ın gözleri Melek Müfrezesinin Usta Sınıf oyuncuları üzerindeydi, Yükselen Melek sonraki hedefiydi. Buradaki oyuncular uzman kişiler olsa da asıl kendisine layık olan hedef Yükselen Melekti.
50 metre, 30 metre, 20 metre... Zaman yavaşça akıp gidiyordu, mesafe gittikçe kısalıyordu.
Yükselen Melek hala normal davranış düzenindeydi, kendisine yaklaşan tehlikenin farkında değil gibiydi.
Nie Yan kamuflajına yüksek oranda güveniyordu. Nihai Kayboluşu aktif ettiğinde kendisini fark edebilecek kişi sayısı yok denecek kadar azdı.
Normalde 10 metrelik bir mesafede Hırsızlar tuzak saldırı düzenleyebiliyordu. Tek yapmaları gereken bir anda hızlarını artırarak ölümcül darbeyi indirmekti. Diğer oyuncuların bu saldırı karşısında tepki verebilmek için gerekli süreyi bulması çok zordu.
Nie Yan aceleci davranmıyordu, rakiplerine yavaşça yaklaşıyordu. İki uzman oyuncu karşılaştığında aradaki farkı belirleyen en önemli etkenlerden biri sabırdı. Rakibine misilleme yapması için fırsat vermeyecekti.
Nie Yan daha da yakınlaşma niyetindeyken aniden vaziyetin farklı bir hal aldığını hissetti.
Yükselen Melek arkasını dönerek kendisine doğru yürümeye başlamıştı. Bu ani gelişme Nie Yan'ı hazırlıksız yakalamıştı.
Yükselen Meleğin yüz ifadesi az evvelki ile aynıydı. Akışları hiçbir zaman Nie Yan'ın üzerine düşmüyordu. Oyununu mükemmel oynuyordu, Nie Yan'ın şu anda kamuflaj etkisinin yok olduğundan haberi yoktu.
10 metre, 5 metre, 3 metre...
İki taraf birbirine iyice yaklaşmıştı, aralarında sadece 3 metre mesafe kalmıştı. Nie Yan ileri atılarak elindeki hançerle havada harika bir hilal çizdi.
Geber!
Bu esnada Yükselen Meleğin gözleri alay eden bir bakışla parladı.
