Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 870: Eşsiz Beceri
Nie Yan güldü. Xie Yao oyunu oynarken kurnaz biri olmuştu.
"Bu köylerde sadece NPCler var. Seviyeleri değişiyor, ama ağır zırhlılar çok güçlüler. Son gelişimde bir tanesini öldürdüm. Suç puanım anında 300'e çıktı. Onlarla dövüşemeyiz. Bizi içeri de almazlar. Zorla girersek alarm çalar ve etrafımızı sararlar." Xie Yao'nun aklına eski tecrübeleri geliyordu.
"Köye sızacak bir yol mu buldun?" diye sordu Nie Yan. Görevin son aşamasına kadar ilerlediğine göre buralardan geçmiş olmalıydı.
"Evet." Xie Yao kafasını salladı.
"Sen önden yürü. Ben arkandan geliyorum." Büyücünün sızdığı yere Hırsız gözü kapalı sızardı.
Xie Yao'nun yüzünde garip bir ifade belirdi.
"Ne oldu?" diye sordu Nie Yan.
"İçeri ışınlanarak girdim..."
"Demek öyle. Anlıyorum." Nie Yan güldü. "O halde sen devam et. Ben de birazdan sana katılırım."
Köye giden yol muhafızlarla doluydu. Nie Yan bile onlara görünmeden zor girerdi.
"Olur." Xie Yao kafasını salladı. Nie Yan'ın köye kolaylıkla sızacağından emindi.
"Nasıl girdiğini göster bakalım," dedi Nie Yan. Xie Yao'nun nasıl ışınlandığını görmek istiyordu.
Xie Yao etrafa bakınıp ufak değişikliklerle pozisyonunu ayarladı. Ardından NPCleri izleyip belirli bir yere gelmelerini bekledi. Tam beş saniye sonra ileri çıktı.
Kendini gösteriyordu. Muhafızların onu görmeleri an meselesiydi! Nie Yan nefesini tutmuştu.
O anda muhafızlar rotalarını değiştirdiler ve Xie Yao kör noktada kaldı.
Xie Yao içinden saniye tutuyordu. Üç saniye geçtiğinde ikinci defa ışınlanıp yedi metre uzaktaki duvarın yanına vardı. Muhafızlar köyü izlerken duvarın köşesine dikkat etmiyorlardı.
İki muhafız ileriyi kapatmıştı. Bir anlığına başka yöne döndüklerinde Xie Yao arkalarında ışınlandı. İki saniye sonrasında devriye gezen muhafızlar o tarafa baktılar. Ancak geç kalmışlardı. Xie Yao iri yarı muhafızların arkasından görünmüyordu.
İki muhafız bir şey sezip arkalarını döndüler. Ancak yine geç kaldılar. Xie Yao çoktan gitmişti. Şüpheli bir şey göremeyen muhafızlar önlerine döndüler. Biraz önce arkalarında biri olduğunu hayal edemezlerdi.
290.280
220.208
…
Xie Yao'nun koordinatları sürekli değişiyordu. Zihninden çizdiği yol haritası kendini gösteriyordu.
Nie Yan uzaktan onu izliyordu. Köyün içlerine kadar girmesi fazla zamanını almamıştı. Etkileyici bir hızla ilerliyordu. Bulunduğu yerden bütün adımları takip edebiliyordu. Xie Yao mümkün olan bütün kör noktalardan yararlanmıştı.
Bu yeteneği yeni kazanmıştı. Dışarıdan yaptığı şey kolay görünebilirdi. Fakat en ufak hata ölümle sonuçlanacaktı. Olağanüstü bir gözlem kabiliyeti şarttı. İşi iyice zorlaştıran şey muhafızların rastgele hareket ediyor oluşuydu. O yüzden her an hareket etmeye hazır olmalıydı.
On dakika sonra Xie Yao gözden kaybolmuş ve köyün içlerinde güvenli bir yer bulmuştu.
Nie Yan kamuflaja girip köye yöneldi. On metre ilerleyip etraftaki en yüksek seviyeli muhafıza yanaştı. Aralarında dört metre kalmışken muhafız şüphelendi. Nie Yan yavaşça geri adım attı.
Muhafız yanlış bir şey göremeyince pasif haline döndü.
3.7 metre! Nie Yan istediğini öğrenmişti. Bu mesafeden fazla yaklaşmadığı sürece muhafızlar onu bulamazdı.
Hızını artırdı. Büyük bir süratle ilerlerken muhafızlara 3.7 metreden fazla yaklaşmamaya özen gösteriyordu. Dolambaçlı yollarda rüzgar gibi ilerliyordu. En ufak bir hata yapmamıştı.
Üç dakika sonra Xie Yao'yu buldu. Bir tepenin yamacındaki mağaranın girişinde duruyordu.
Köy aslında tepenin üzerine inşa edilmişti. Nie Yan mağaranın nereye uzandığını merak ediyordu.
Xie Yao'nun yanına vardı.
"Ne ara geldin?" Xie Yao şaşırdı. İlerlerken bir yandan da Nie Yan'a bakıyordu. Yolun yarısına geldiğinde Nie Yan hala yerinden kıpırdamamıştı. Buna rağmen şu anda yanındaydı. Tekrar düşündüğünde konu Nie Yan ise şaşırmasının yersiz olduğunu anladı.
"Geldik mi?" diye sordu Nie Yan.
"Hayır. Yolumuz hala uzun. Mağaradaki yaratıkları temizleyerek bir göle varacağız. Orada bir sandalla karşı tarafa geçeceğiz. Karşı taraftaki mezarlık bizim hedefimiz."
"Orada ne var?" diye sordu Nie Yan.
"Devasa bir örümcek. Yuvasını mezarlığa kurmuş. Oradaki cesetlerden besleniyor. Köy halkı örümceğe tanrı gözüyle bakıyor. O yüzden ölenleri oraya götürüp örümceği besliyorlar. Örümcek Seviye 180 Şeytanlaşmış Lord." Efsanevi setin son parçası mezarlıktaydı. O parçayı almak istiyorsa örümcekle yüzleşmek zorundaydı. Lakin onunla savaşamazdı.
"Bu tam da Hırsıza göre bir iş gibi." Nie Yan güldü. Eşya aşırmak onun uzmanlık alanıydı.
Xie Yao'nun yüzü gülüyordu. "Dikkatli ol. Bu iş çok zor. Üç defa öldüğüm halde hiçbir ilerleme kaydedemedim."
Nie Yan sessiz kaldı. Xie Yao'nun ekipmanları ve eşyaları düşünüldüğünde, bu görevin hakikaten zor olduğu anlaşılabilirdi. Öncelikle içeri girip bir bakacaktı. Gösteriş yaparak kendini aptal konumuna düşürmesi anlamsızdı.
Her zamanki gibi Xie Yao önden ilerledi. Mağaradan geçmek için de bir yöntem biliyordu. Nie Yan onu takip ediyordu.
