Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 855: Finansal Kaynaklar
Nie Yan harekete geçme emri vermemişti. Elitler önünde toplanmışlardı.
Nie Yan'ın yokluğu süresinde Niuren Birliği Angud yüzünden kaosa sürüklenmişti. Ancak loncanın temelleri sağlamdı. Yine de herkes Nie Yan'ı bekliyordu. Eğer bu aşağılanmaya uygun bir karşılık vermezse lonca üyeleri ciddi hayal kırıklığına uğrayacaklardı.
Nie Yan omuzlarında bütün loncayı taşıyordu.
Lonca üyeleri ise sadece gördüklerine bakardı. Lonca savaşlar kazandığında, harcayabileceğinden çok fazla altın içinde yüzdüğünde kendilerini dünyanın zirvesinde sanıyorlardı. Ancak Nie Yan durumun özünü görüyordu. Niuren Birliği Zümrüt İmparatorluğunun hakimi olsa da, ele geçirdikleri bölgelerdeki etkilerini artıramamış ve oralara kök salamamışlardı. Haliyle önceki düşmanlarıyla alakası olmayan Melek Müfrezesi ve Yüzyıl Mali Grubu ile şu anda savaşamazlardı. Yüzlerce kale ve milyonlarca üye, zamansız savaş yüzünden zorda kalabilirdi. Onları tamamen bitirmek çok zordu!
Lakin işlerin geldiği noktada Nie Yan'ın savaşmaktan başka çaresi yoktu.
Melek Müfrezesi çoktan Abernathy Büyük otlağına girmişti. Burası Niuren Birliğinin ana üssünün olduğu bölgeydi. Yani hoşgörü noktası çoktan geçilmişti!
Elitlerle birlikte Ölüm Sevgisi, Gece Düzenbazı, Fa Lan ve Miskin Tilki gibi lonca liderleri de gelmişlerdi.
"Uzun zaman olmuştu!" Miskin Tilki gülümseyerek selam verdi.
"Gerçekten öyle." Nie Yan güldü. Miskin Tilkinin ekipmanlarına baktı. "Dostum, kendine güzel ekipmanlar bulmuşsun!"
"Üç Efsanevi ve altı Alt Efsanevi kademe. Bunları bulmak epey zamanımı aldı." Miskin Tilki halinden memnundu. "Tabii seninle kıyaslanamam."
Bütün ağır toplar toplanmışlardı.
Kutsal İmparatorluk, Safir Tapınak, Savaş Delisi İttifakı, Savaş Tanrısı Kabilesi ve Parlak Kutsal Alev son altı aydır meşgullerdi. Bölgelerini genişleterek birer şehir ve onlarca kale ele geçirmişlerdi.
Nie Yan Guo Huai'nin gönderdiği verilere baktı.
Üye sayısı:
Parlak Kutsal Alev: 220.000
Kutsal İmparatorluk: 270.000
Safir Tapınak: 310.000
Savaş Tanrısı Kabilesi: 360.000
Savaş Delisi İttifakı: 600.000
Hepsi birlikte 1.760.000 oyuncu. Bu oyuncuların ortalama güçleri Niuren Birliğinin altındaydı. Ancak hiçbiri hafife alınacak kişiler değillerdi. Üstelik bu sayılar sadece ana loncalardaki üyelerindi. Savaş patlak verdiğinde yan loncalardan oyuncular da katılacaktı.
Niuren Birliği ana loncasında 500.000 oyuncu varken, beş yan loncada 1 milyon oyuncu vardı.
Nie Yan Guo Huai'yi takdir ediyordu. Böyle devasa sayıda üyesi olan bir loncayı pürüzsüz şekilde idare etmenin ne kadar zor olacağını tahmin edebiliyordu.
Loncalar askeriyeden farklılardı. Oyuncuların idaresi, emirlere uyan askerlere göre çok daha zordu. Üye sayısı arttıkça idare zayıflıyordu. Lakin Nie Yan'ın tek kelimesiyle milyonlarca oyuncu bir araya gelebiliyordu.
Nie Yan iyi ve özellikle de kötü zamanlarda moralin öneminin farkındaydı. Milyonlarca oyuncudan oluşan ordular bile, moralleri dipte olduğunda çökerlerdi.
"Emir verdiğin anda Atlas İmparatorluğunu yerle bir ederiz!" Miskin Tilki savaşa dünden hazırdı.
Nie Yan gülümseyerek onun omzunu sıvazladı. "Savaşa giderken ilk size haber vereceğim!"
"Güzel. Ben de bunu duymak istiyordum."
Nie Yan Guo Huai'ye döndü. "Durumu herkese açıklayalım." İttifak içindeki herkesin savaş istediğini biliyordu. Madem istedikleri savaştı, öyleyse onlara savaş verecekti. Fakat öncelikle dikkatle hazırlanmaları gerekiyordu. Melek Müfrezesi ve Yüzyıl Mali Grubu kolay lokmalar değillerdi.
Guo Huai kıta haritasını açtı. Harita fiziki olarak son derece detaylıydı.
"İstihbarat raporlarına göre Melek Müfrezesi ana loncasında 1.7 milyon, yan loncalarında 1.2 milyon oyuncuya sahip. Ancak bize sadece 1 milyon kişiyle saldırabilirler. Diğer tarafta Yüzyıl Mali Grubunun altındaki 20 loncanın 1.9 milyon oyuncusu bulunuyor. Ayrıca her ikisinin de gizli tuttukları güçleri olduklarını düşünerek hareket etmeliyiz. İki büyük güç de Atlas İmparatorluğunda derin köklere sahip. Bölge bakımında 236 kale kontrol ediyorlar ve kaleler transfer noktalarıyla birbirlerine bağlı. Savaş başladığında uzun ve zorlu bir mücadeleye gireceğiz. İşlerin kısa sürede bitireceğini sanıyorsanız tekrar düşünün. Bu savaştan zaferle ayrılmak zorundayız."
Dinleyenler hayretler içerisindelerdi. Savaşın boyutları tahminlerinin çok ötesinde olacaktı.
"Neden doğrudan ana kalelerine saldırmıyoruz?" diye sordu Ölüm Sevgisi
"Clemenci Kalesi tahkim edilmiş. Savunmalarına kirpilerinki gibi sivri dikenler eklemişler. Zaten kalenin kendisi dar bir vadinin kenarındaki yüksek bir tepede kurulmuş. Şartlar tamamen aleyhimize. Clemenci Kalesine doğrudan saldırırsak ağır kayıp veririz. Hem Yüzyıl Mali Grubunun 20 loncasını da hesaba katarsak tek bir ana kaleden fazlası var. Onların ana kalelerini alsak bile bize pek faydası olmayacak." Düşmanları Atlas İmparatorluğunun hakimiydi. Kısacası savaş bütün kıtaya yayılacaktı.
Dinleyenler Melek Müfrezesi savaşının sandıkları kadar kolay olmayacağını iyice anlıyorlardı.
"Adım adım ilerleyerek Melek Müfrezesinin gücünü azaltmalıyız. Sence savaş ne kadar sürecek?" diye sordu Nie Yan. Onun asıl düşündüğü buydu.
"En iyi ihtimalle üç ay. O da her şey yolunda giderse. Aksi halde ne kadar süreceğini tahmin etmek zor. Aslında orası en kolay kısım. Melek Müfrezesi ve Yüzyıl Mali Grubunun her üyesini öldürsek bile Yükselen Melek ve Cao Xu teslim olmayacaklar. Atlas İmparatorluğunun sakinleri de olmayacaklar. Onlara göre bizler istilacı, yani kötü adamız. Kıtayı birleştirme girişimimize direneceklerdir. Melek Müfrezesi ve Yüzyıl Mali Grubunun etki alanını temizlememiz en azından bir yıl sürecektir."
Guo Huai'nin tahminleri tutarlıydı. Niuren Birliğinin önceki savaşları, Zümrüt İmparatorluğunda ve diğer insan güçlere karşı yapılmıştı. O yüzden arada ırk farkı diye bir şey yoktu. Ancak bu defa öyle değildi. Melek Müfrezesinin varlığı Atlas İmparatorluğunun dört köşesindeydi. Niuren Birliğinin onların oyuncularını asimile etmesi hayli zor olacaktı. Atlas İmparatorluğu oyuncuları da yabancı ulustan birinin hükmü altında olmaya razı olmayabilirlerdi. Bu sanki başka bir ulusun kolonisine girmeye benziyordu. Kolonilerdeki insanları itaate zorlamak işe yaramayabilirdi.
"Ne düşünüyorsunuz?" Nie Yan herkesi teker teker süzdü.
Miskin Tilki, Ölüm Sevgisi ve diğerleri birbirlerine bakıyorlardı.
"Karar senin. Bize de seni elimizden geldiğince desteklemek düşer," dedi Miskin Tilki. Bütün sorumluluğu Nie Yan'a atmıştı.
"Beni yanlış anladınız. Savaşa gidip gitmeyeceğimizi sormuyorum. Ne zaman gideceğimizi soruyorum," dedi Nie Yan. Zorluğuna rağmen savaş kaçınılmazdı.
"Eğer savaşa girersek üç konuda avantajlıyız. İlki iksir tüketimi. Melek Müfrezesi ve Yüzyıl Mali Grubu burada bizimle rekabet edemez. İkincisi birlik ve moral. Sonuç olarak hepimiz birbirimizi uzun süredir tanıyoruz," dedi Guo Huai.
"Elbette. Üçüncüsü nedir?"
"Üçüncüsü ise para!" Guo Huai Nie Yan'a baktı. O başıyla onaylayınca devam etti. "Para bakımından ezici bir üstünlüğe sahibiz. Melek Müfrezesinin elinde en fazla 8 milyon altın olduğunu düşünüyoruz. Tabii bu fazlasıyla cömert bir tahmin. Mülklerini satmaya başlarlarsa en fazla birkaç milyon daha bulabilirler. Öte yandan biz..." Guo Huai duraksadı.
Herkes onun neden durduğunu anlamaya çalışıyordu. Belli ki söylemekte zorlandığı bir meseleydi bu.
"Biz ne?"
"Biz şu ana kadar 300 milyondan fazla altın topladık ve miktar her geçen gün artıyor. Yani savaş masraflarımızı rahatlıkla karşılayabiliriz!"
Birkaç kişi su içerken haberi duyup ağzındaki suyu püskürttü.
"Niuren Birliğinin zengin olduğunu biliyordum aslında. Ama bu kadarını beklemiyordum!"
İnsanlar hayrete düşmüşlerdi. 300 milyon altın! Nie Yan bu kadar parayı nereden bulmuştu?! Bu gerçekten inanılmazdı!
"Aman tanrım! 300 milyon altın varsa savaşa ne hacet? Hepsini satın alalım gitsin!"
Lonca liderleri şaşkınlıklarını atamıyorlardı. Oyuncu maaşları ve kalelere harcanan paralar düşünüldüğünde Niuren Birliğinin günlük harcaması devasa boyutlarda olmalıydı. Gelirle gider birbirini dengelese yeterdi. Fakat onlar inanılmaz bir birikim yapmışlardı.
"Bu altınlar iksir pazarında tekelleşmeniz sonrasında mı kazanıldı?"
"Kalelerden gelen altınlar loncanın günlük giderini karşılamaya yetiyor mu?"
"Yıldızlı Gece İksir Dükkanı önemli bir gelir kaynağı, ama müzayede evleri ve diğer sektörlerden de kazanıyoruz," dedi Nie Yan. Guo Huai'ye birikimi açıklatmasının sebebi moral yükseltmekti. O şekilde insanlar parayı dert etmeden savaşabilirlerdi.
"Yıpratma savaşı istiyorlarsa öyle savaşalım! Bu işi batırırsak başımızı taşlara vursak yeridir!"
Büyük miktardaki birikim onların en büyük destekçisi olacaktı. Nie Yan insanların morallerinin yükseldiğini görebiliyordu.
