Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 853: Unvan Geliştirme
Nie Yan olayı detaylarıyla hatırlıyordu. Süngüyle beraber kamuflaj içerisinde bara girmişlerdi. Kimse onları görmemişti. Olayın faillerinin kendileri olduğunu kimse öğrenemezdi. Korumaların icabına bakılmıştı. Qin Han öldürülmüştü. Liu Tianshi ise gereksiz bir detaydı. Ona uyguladıkları şantaj sayesinde sesini kesebilmişlerdi. Gerçekleri açıklayamadan ölmüştü.
Elbette bu meselenin içerisinde farklı faktörler de vardı. Başka ipuçları olmalıydı. Nie Yan'ın aklındaki en büyük endişe Tang Yao'ydu. Onun Qin Han ve Li Tianshi tarafından alıkoyulduğunu başka birisi biliyor muydu? Wang Duo ve arkadaşları da bu ipucunu birilerine vermiş olabilirdi. Kendileri her ne kadar bu olaydan kimseye bahsetmemiş olsalar da o kadar kalabalık bir grupla bir anda bir mekana girmek elbette dikkatleri üzerine çekmişti.
Neyse ki Süngü profesyonel birisiydi. Hiç dikkat çekmeden içeri girebilmişti.
Tang Yao güvenli bir yerde iyileşiyordu. Gece olduğunda ise her zamanki gibi İnanç'a giriyordu. Monet Mali grubunun veya Liu Ailesinin onu bulması zordu. Wang Duo ve diğerlerine gelince, onlar 12. Mekanize Zırhlı Birliğin üyeleriydi. Onları soruşturmaya çalışmak akıl kârı değildi.
Her ne kadar her şey yolunda görünse de bir noktadan fire vermek muhtemeldi. Nie Yan'ın kalbi buz gibi olmuştu. Görünüşe göre yakın zamanda Liu Ailesi ve Monet Mali Grubuyla bir savaşa girecekti. Dünya Grubunun gücü buna yetmezdi.
Dünya Grubu Çin'in ilk 10 mali grubundan birisi haline gelmişti, Şan Mali Grubu ve Yükselen Ejder Mali Grubuyla yarışır vaziyetteydi. Askeriye içerisindeki bağlantıları da gittikçe güçleniyordu. Her ne kadar mali durumları çok kaliteli durumda olmasa da küçümsenecek vaziyette değillerdi. Eğer dışarıdan birisi Dünya Grubuna zarar vermeye çalışacak olursa diğer birkaç yapılanma ile de uğraşmaları gerekirdi.
Nie Yan bir süre düşündü. Şu anda asıl amacı Yüzyıl Mali Grubuydu. Dünya Grubu ile Yüzyıl Mali Grubu arasındaki sürtüşme çoktan fiziki bir hale gelmişti. Hatta Cao Xu Dünya Grubunun ana gelir kaynağı olan metal sektörüne bile elini atmıştı. Baba Nie de elbette arkasına yaslanıp oturmayacaktı. Eğer Dünya Grubu Yüzyıl Mali Grubunu alt edebilirse sahip olduğu güç göklere fırlayacaktı.
Liu Ailesi ve Monet Mali Grubuna gelince, şimdilik onları sadece gözlemlemek yeterli olacaktı.
「Süngü, birkaç adam almak istiyorum yanıma. Tavsiye edebileceğin birileri var mı?」 Vaziyetin kontrolü elinden kayıp gitmekteydi. Acilen yetkin kişileri yanına alıp harekete geçmeliydi. Süngü oldukça yetenekli birisiydi fakat sonuçta kendisi sadece bir kişiydi. Liu Ailesi, Monet Mali Grubu ve Yüzyıl Mali Grubu gibi devlerle tek başına başa çıkamazdı.
「Ne tür adamlar arıyorsun?」
「Korumalar. Gerektiğinde tetiği çekmeye tereddüt etmeyecek kişiler.」 Artık geri dönülemez bir yola girmişti. Bundan sonra yapabileceği tek şey ilerlemekti. Eğer düşman çok ileri giderse kendi hayatını riske atacak hamleler bile yapabilirdi.
「O iş basit. Elinde para olduğu sürece istediğin kişiyi işe alabiliriz.」
「Çöp elemanlar istemiyorum. Uzman kişileri işe alabilir miyiz?」
「Elbette, ama uzmanlar pahalıya mâl olur.」
「Para mesele değil, verdiğimiz paraya değsin de gerisi önemli değil.」
「Aklımda birkaç kişi var. Onlarla iletişime geçerim. Eğer ilgileniyorlarsa seninle iletişime geçmelerini sağlarım. Dürüst olmak gerekirse, uzman kişiler arıyorsan çok da uzaklarda aramana gerek yok. Birlikte birkaç kişi var.」
「Birlikte mi? Niuren Birliğinde mi yani?」 Şu ana kadar Niuren Birliğine sadece sıradan bir oyundaki sıradan bir birlik gözüyle bakmıştı. Birlikte Süngü gibi gerçek hayatta da uzman kişilerin olacağı aklına gelmemişti.
「Elbette. Birliği küçümseme. Yüz binlerce oyuncumuz var, hepsi de ellerimizle seçtiğimiz elit oyuncular. Eğer uzman kişilerden konuşacaksak Gölge Katili onlardan biri mesela. O da en az benim kadar güçlüdür. Üstelik benden biraz daha güçsüz olan birkaç kişi daha var, kimse gözümden kaçamaz!」 Süngünün gözlem yeteneği çok kaliteliydi. Bir kişiye baktığı anda ne derece profesyonel olduğunu rahatça görebiliyordu.
「Gölge Katili mi? Senin kadar güçlü ha?」 Nie Yan Süngünün ne oranda güce sahip olduğunu biliyordu.
「Bundan %100 eminim.」
「Onunla aranın iyi olduğunu hatırlıyorum.」 Oyun içerisinde Süngü ve Gölge Katili çok iyi anlaşıyordu, muhtemelen bu durum bu ikilinin aynı meslek grubunda olmasından kaynaklıydı.
Süngü güldü.
「Teklifimizle ilgilenir mi acaba?」
「Ben onu ikna edebilirim.」
「Bu harika! Bu işte sana güveniyorum.」 Gölge Katili gerçekten de Süngünün bahsettiği kalitede birisi ise, bu durumda Nie Yan'ın yanında bir uzman koruma daha olacaktı.「Eğer onu ikna edebilirsen benim için çalışacak olduğunu kimse bilmesin.」
「Elbette.」
Gölge Katilinin yanı sıra Niuren Birliğinde daha çok sayıda uzman kişi vardı. Süngü onların hepsini işe almayı planlıyordu. Nie Yan'ın kalbi beklenti ile dolmuştu. Eğer bu şekilde bir grup toplayabilirse elinde birkaç koz kartı olacaktı. Kritik anlarda kadere yön verecek bir grup olabilirdi.
Nie Yan mutlu olduğunu fark etti. Yakın gelecekte bu tarz mutlu ve huzurlu zamanları pek bulamayacağının farkındaydı.
Nie Yan telefonu kapattığında zihni sakindi, Xie Yao ona bakarken iç çekti. Nie Yan'ın omuzlarında büyük bir yük olduğunun farkındaydı. Onun omuzlarındaki yükü azaltmak istiyordu fakat bunu nasıl yapabileceğini bilmiyordu. Şu anda tek yapabildiği şey elini tutarak yanında olduğunu göstermekti.
Xie Yao'nun elinin sıcaklığı Nie Yan'ı kendine getirdi. Kafasını çevirerek Xie Yao'nun sıcak gülümsemesini seyretti. Bu esnada iki hayat yaşamış olmanın verdiği his kendini belli etmeye başlamıştı.
Ne olursa olsun, Nie Yan etrafındakileri koruyacaktı. Xie Yao ve ebeveynlerine kimse dokunamazdı!
"Hadi geri dönelim."
"Olur." Xie Yao kafasını salladı. Parlak bakışları Nie Yan'ın üzerindeydi. Endişeli ve huzursuz bakışları artık yerini kararlı bakışlara bırakmıştı.
Nie Yan ve Xie Yao okula gitti, günün çoğunu sınıfta geçirdiler. Huzurlu bir gün olmuştu. Gün bitti, akşam oldu.
Nie Yan tekrar İnanç'a girerek ceset temizliği işine devam etti. Bu tür işler sıkıcı ve sıradan oluyordu. Sıradan oyuncular bu iş için sabırlı değildi.
Yedinci günde, Nie Yan Işığın Yargıcı unvanı Kıdemsizden Ortaya yükselmişti.
Bu unvan ne işe yarıyordu? Nie Yan merak içerisindeydi. Bu unvanı elde etmek en az Yüce Elçiyi elde etmek kadar zordu. Fakat ne işe yaradığı hala bir gizemdi. Birtakım temel statü bonuslarının yanı sıra Nihai Caydırma gibi beceriler veriyordu.
Belirli bir sayıda şeytani yaratık öldürdükten sonra oyuncular Şeytan Avcısı unvanını alıyordu. Eğer bu işe devam ederlerse İblis Katili unvanını alıyorlardı. İblis Katilinden sonra ise Işığın Yargıcı unvanı geliyordu. Kaç adet şeytani yaratık öldürülmesi gerektiği konusunda ise Nie Yan'ın bir fikri yoktu, bir noktadan sonra saymayı bırakmıştı.
Şu anda muhtemelen Işığın Yargıcı unvanına sahip olan tek oyuncu Nie Yan'dı.
Işığın Yargıcının Kıdemsizden Ortaya yükselmesi sonrasında Kalenna’nın sırtındaki kanatlar daha da büyümüştü.
Kalenna’nın karakter penceresini açan Nie Yan beceri listesinde işine yarayabilecek iki beceri gördü. Bir tanesi Meleğin Dokunuşuydu. En düşük seviyede uygulandığında bile Kılıç Parıltısı gibi bir oyuncunun can değerini bir anda tam haline getirebilecek bir şifa becerisiydi. Diğeri ise Meleğin Peleriniydi. Varlığı tamamen yok edebilecek güçteydi.
Bu iki beceri çok kullanışlı görünmeyebilirdi, fakat Nie Yan çok heyecanlanmıştı. Bu sadece bir başlangıçtı. Bu durum belki de Işığın Yargıcının kademesini yükselttikçe Kalenna’nın becerilini tamamen kontrol edebileceği anlamına gelebilirdi.
"Işığın Yargıcı, bir Tapınak unvanı kazandığın için tebrikler." Kalenna sevimli şekilde eğilerek selam verdi.
"Tapınak unvanı mı?" Nie Yan şaşkın şekilde sordu. Kalenna’dan daha fazlasını öğrenmek istiyordu, fakat daha fazla açıklama alamamıştı. İnternetten de araştırma yapmıştı fakat çok az bilgi edinebilmişti. Bu muhtemelen Işık Tapınağının yüksek kademeli bir özel unvanıydı.
Nie Yan Tapınak unvanının Kutsal unvanlardan bir adım yukarıda olduğunu tahmin ediyordu. Muhtemelen bu unvan meleklerle ilgiliydi. Fakat neden Işığın Yargıcı unvanı bir Kıdemsiz unvan olarak değil de Orta Kıdemli unvan olarak sayılmıştı? Bunun nedenini daha sonra araştıracaktı.
Dayanaksız tahminler yürütmek saçma olurdu. Nie Yan şimdilik bu meseleyi bir kenara bırakmak zorundaydı. İpuçlarını bulduğunda doğal olarak araştırmaya devam edebilirdi.
Nie Yan karakter penceresine bakarak yeni bir pencerenin açılmış olduğunu fark etti. Düzen Kitabının bölümleriyle ilgili koordinat bilgileri içeriyordu.
Parıltı Bölümü (Ork Kralı Şehri: 23852.28358.289)
Gümüş Ay Bölümü (Moran Bataklığı: 238582.282.283382)
…
Nie Yan'ın gözleri şaşkınlıkla titredi. Düzen Kitabının bütün bölümlerinin tam koordinatları! Bir tanesi sürekli olarak değişiyordu. Muhtemelen bu bölüm birinin elindeydi.
Nie Yan bir Tapınak unvanının bu tarz bir etki yaratacağını düşünememişti.
Koordinatları görünce aklında çılgın bir fikir belirdi. Eğer Düzen Kitabını tamamlayabilirse Işık Tapınağının Ulu Ruhani Lideri olabilirdi!
Bu kesinlikle cezbedici bir şeydi.
Ulu Ruhani Lider olduktan sonra kesinlikle rakipsiz birisi olurdu! Melek Müfrezesi bile zamanı geldiğinde kendisine boyun eğmek zorunda kalırdı.
Nie Yan koordinatları görünce sakinleşti. Oyuncuların elinde olan bölümleri almak oldukça kolay olurdu. Vahşi doğada bulunanlar ise muhtemelen yasaklı bölgelerdeydi. O bölgelerdeki patron yaratıklar çok güçlü oluyordu. Yarı Şeytan Angud gibi varlıklar bile onların karşısında birer karınca gibi kalırdı.
Görünüşe göre Düzen Kitabını tamamlamak kolay olmayacaktı.
Fakat her ne kadar zor olsa da imkansız değildi. Koordinatları elde etmek bile tek başına yeterliydi. En azından şu anda diğer bölümleri nerede arayacağını biliyordu.
Düzen Kitabının altı cildi toplamda 36 bölüme bölünmüştü. Nie Yan bu bölümlerin hepsini toplayabilirse Işık Tapınağının lideri olacaktı. Ork Kralı ve Büyük Jebiah ile aynı nüfuza sahip olacaktı! Amacı da buydu, kendisinden başka kimsenin erişemeyeceği bir pozisyon elde etmek!
