Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 850: Lich Kral İnsar'ın Yüzüğü
Bildirim geldiğinde Nie Yan hiç heyecanlanmadı. Aksine kafası karıştı. Kötü Taraf oyuncuları için Karanlığın Hükümdarı unvanı çekici olabilirdi, ama ışığı takip eden İyi Taraftan birine pek cazip gelmiyordu. İnsar'ın mirasını kabul ederse hain damgası yiyecek ve Zümrüt ve Atlas İmparatorluğu ile düşman olacaktı.
Kötü Tarafa geçmek mi? Ne gülünç bir şaka! Basit bir unvan için yüzeyde yaptığı her şeyi çöpe atacak değildi!
Mirası kabul etmek de görevin bir parçası olmalıydı. Acaba reddederse ne olacaktı?
Nasıl bir ceza alacağını düşünmüyordu. Her cezayı mirası kabul etmeye yeğlerdi.
Bildirim tekrar geldi.
Lich Kral İnsar'ın mirasını kabul etmeye razı mısınız?
Nie Yan uzun süredir cevap vermiyordu.
Hayır! Kararı kesindi.
"Sefil ölümlü! En üstün şanı ne cüretle reddedersin?! Madem reddediyorsun, ölümünle yüzleşmen gerek! Ebedi acıyla, ölümden beter bir sonla tanış!" Uğursuz kahkaha gökte yankılandı.
Nie Yan durumuna baktı. Kabus Lanetinin yanına bir de Melun laneti eklenmişti.
Melun: Her on günde bir ölürsünüz. Yeniden doğunca bütün statüler -%1. (Kaldırılabilir)
"Lanet olsun! Melun laneti Kabus Lanetinden de kötüymüş!" Nie Yan halinden memnun değildi. Böyle olacağını bilse en başta Lich Kral İnsar'ın hazinesini aramazdı! Derken bir bildirim daha geldi.
"Ey Yüce Elçi, karanlığın büyük tehdidine rağmen ışığa olan inancına sadık kaldın. Işık Tanrısı sana Ruhanilik bahşetti."
Ruhanilik kazandın.
Son karakter özelliği! Nie Yan'ın kalbi sıkıştı. Aceleyle karakter penceresini açtı. Sekiz karakter özelliği birleşmiş ve göz alıcı bir ışık yayıyordu. İçinde dolaşan sınırsız enerjiyi hissedebiliyordu. Bütün bedeni ışık enerjisiyle dolup taşıyordu.
Bir azizin erdemlerini taşıyorsun. Bütün kötüler senden korkuyor. Bütün lanetlere ve negatif statü etkilerine karşı bağışıklısın. 50 İlahi Güç kazandın.
Nie Yan Lich Kral İnsar'ın lanetinden gelen karanlık enerjinin vücudunu terk ettiğini seziyordu.
Melun laneti ilk kaybolandı. Kabus Laneti ise oldukça zayıflamıştı. Statüleri orijinal değerlerinin %60'ına dönmüştü.
Açıklamaya baktığında Kabus Lanetinin vücudunda derin bir yer edindiğini anladı. Üç hafta daha dayanırsa o da otomatik olarak kaybolacaktı. Melun lanetindeki kaldırılabilir ibaresi aradaki farkın temel sebebi olmalıydı. Şu andan itibaren benzeri lanetlerin üzerinde hiç etkisi olmayacaktı.
Yabanda sık dolaşan biri olan Nie Yan, bunun ne kadar kıymetli olduğunun bilincindeydi. Mesela bugün en başından lanetlere bağışıklı olsaydı bu rezil duruma düşmezdi.
Lanetlere bağışıklık dışında 50 İlahi Güç kazanması Nie Yan'ı umutlandırdı. Belki bir gün 300 İlahi Güce ulaşabilirdi. Ölüm Tanrısının Kenarını kuşanabilme ihtimali bile yüzünü güldürüyordu.
Efsanevi sınıf atlama görevinde de epey ilerleme kaydetmişti. Dört şarttan ikisini, Kutsal Nesne elde etme ve Azizin Erdemleri şartlarını sağlıyordu. Kutsal Ruh Kalbini tamamlamasına da azıcık bir zaman kalmıştı. Geriye sadece üç tane Parçalanmış Kutsiyet kalıyordu.
Çok az insan bu şartlardan birini yerine getirebilirdi. Nie Yan başarıyla Efsanevi sınıfa geçerse oyunun tek Efsanevi oyuncusu olacaktı.
Öyle olsa ne güzel olurdu! Nie Yan'ın önceki hoşnutsuzluğu kayboldu.
Risk ve ödül birlikte gelirdi. Dibe vurup her şeyi kaybettiğin anda kapına büyük bir fırsat gelebilirdi. Kader böyle garipti işte.
Nie Yan kendini toparlayıp Ceset Yiyenleri ile birlikte merdivenlere adım attı. Basamakları tırmanırken heykelin boyutları ve işçiliği ön plana çıkıyordu.
Asayı saran merdivenleri çıkarken Yargı Asasının yerini merak ediyordu. Muhtemelen o da bir Kutsal Nesneydi.
Nie Yan akbabasını heykelin başına gönderdi. 30 metre mesafeye kadar yaklaştığında siyah bir şimşek akbabayı vurdu. Yaratık vücudundan dumanlar tüterek yere çakıldı.
Tek darbede ölmüştü!
Savaş meydanındaki akbabaların heykele neden yaklaşmadıkları şimdi anlaşılıyordu.
Nie Yan sonunda asanın tepesine ulaşıp dairesel bir salona girdi. Tavan ve duvarlar bilinmeyen bir malzemeden yapılmışlardı ve kristal gibi ışıldıyorlardı.
Salon 100 metrekareden genişti. Yapılırken uzaysal büyü kullanılmış olmalıydı.
Salonun ortasında üzerinde birkaç eşya bulunan bir masa duruyordu. Onun dışında içeride bir şey yoktu.
Nie Yan salonun merkezinden altı metre uzaktaydı. Dikkatsizce yaklaşmaya cüret edemiyordu. Önce Ceset Yiyenlerden birini ileri gönderdi.
Yaratık yavaşça masaya yaklaştı. İki adım attığında sanki Medusa ile göz göze geldi. Bütün vücudu, ayaklarından başlayarak taşa döndü ve ardından patlayıp toz haline kayboldu.
Nie Yan onu yakından izliyordu. Ceset Yiyen taşa dönmeden önce 20 lanetle birden vurulmuştu. En etkilileri taşlaşma ve aşındırmanın birleşimi olan lanetti. Ölümcül bir saldırıdan çok daha korkunç bir lanetti bu.
"Sadece lanetler mi?" Nie Yan hafifçe gülümsedi. Önceden olsa gözü korkabilirdi, ama artık Azizin Erdemlerini taşıyordu!
İşini garantiye almak adına bir de örümcek robot çağırdı.
Makineler de lanetlerden etkilenmiyorlardı.
Örümcek ilerlerken herhangi bir tuzak tetiklenmedi. Anlaşılan tek tuzak lanetlerdi!
Nie Yan artık masaya gidebilirdi.
İleri adım attığında vücudu lanetlerin saldırısına uğradı. Ancak sahip olduğu kutsal aura yabancı güçleri vücuduna sokmuyordu.
Bu güçlü ve korkunç lanetler hiçbir şekilde onu etkilemiyordu.
Nie Yan masaya vardı. Etrafa bakındığında bir yüzük ve bir parşömen gördü. Onlardan başka da bir şey yoktu.
Nie Yan çantasına baktı. Lich Kral İnsar'ın Gizli Hazine Haritası kaybolmuştu.
Anlaşılan hazine bu iki eşyaydı!
Nie Yan parşömeni aldı. İçinde Sonun Çağrısı denen çok güçlü bir büyü barındırıyordu. 3.000 metre yarıçapındaki alan içerisinde ölen bütün cesetleri canlandırıp kontrol etme imkanı sunuyordu. Canlananlar orijinal statülerinin %120'sine sahip oluyorlardı. Büyünün hazırlama süresi 60 saniyeydi. Parşömen tek kullanımlık bir eşyaydı.
İçindeki büyü de Yasaklı Hortlak Büyüsüydü. Aslında yasaklı büyülerden daha güçlü olabilirdi. Yasaklı Büyüyle canlandırılan ölüler orijinal statülerinin en fazla %50'sine sahip olurlardı.
Bu parşömen savaşta kullanılsa düşman için felakete dönüşürdü.
Parşömeni çantasına koyan Nie Yan, yüzüğü aldı. Uğursuz bir enerji anında saldırıya geçti. Neyse ki Azizin Erdemleri onu koruyordu.
Nie Yan yüzüğün neyden yapıldığını anlayamıyordu. Kül rengindeki yüzük, kemiğe benziyordu. Üzerinde gülümseyen, küçük bir kafatası bulunuyordu.
Yüzüğü inceledi.
Lich Kral İnsar'ın Yüzüğü (İlahi): Kutsal Nesne
Açıklama: Lich Kral İnsar'ın kullandığı yüzük. Son derece güçlü bir kötü enerji barındırır. Kullanıcı enerjiyi kontrol altına alamazsa Lich'e dönüşür.
Özellikler: Saldırılan düşmanın savunmasını %30, saldırısını %20 düşürür. Kullanıcı Ölüm Büyücüsü ise bütün statüler %300 artar. Çağırma Büyücü etkisi %300 artar. Bütün çağırma büyüleri son seviyeye yükselir.
Kıyamet Çağrısı: Üç tane Kıdemsiz Kıyamet Gözcüsü çağırır. Seviyesi yükseltilebilir.
Ruh Bağı: Öldürülen her düşman birer hizmetkara dönüşür.
Bu Lich Kral İnsar'ın yüzüğüydü.
Bir Kutsal Nesne daha bulmuştu. Yüzük bir Ölüm Büyücüsünün eline düşse kim bilir ne kadar güçlenirdi? Nie Yan Ölüm Büyücüsü olmadığı halde yüzüğün muhteşem özelliklerinden yararlanabilirdi. Kıyamet Çağrısı ve Ruh Bağı son derece güçlü becerilerdi. Kıyamet Gözcülerinin statülerine baktığında her birinin 200.000 üzerinde canı olduğunu ve Küçük Altın kadar güçlü olduklarını gördü. Küçük Altın kadar becerileri yoktu, ama son derece dayanıklılardı. Ne yazık ki Şövalye Lafus onları iyileştiremezdi. İyi tarafı ise becerinin kademesi Orta ve Gelişmiş şeklinde yükseltilebiliyordu.
Bu özellikler Kutsal Nesneye yakışır cinstendi.
Yüzüklerinden birini çıkarıp Lich Kral İnsar'ın yüzüğünü taktı. Diğer yüzükleri ihtiyaç halinde çıkarıp takabilirdi. Lakin Lich Kral İnsar'ın yüzüğü her zaman parmağında olmalıydı. İki güçlü becerisinin dışın sağladığı özellikler de muhteşemdi.
