Series Banner
Novel

Bölüm 833

Rebirth of the Thief Who Roamed the World

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 833: Yarı Şeytan Angud

Klarence Kalesi, Tanrılar Tapınağı lonca karargahı, ana salon... Tanrı Kral tahtında oturmuş, gelen raporları inceliyordu.

Tanrılar Tapınağının en iyileri olan birkaç düzine oyuncu burada toplanmıştı. Kısık sesle bir konuyu tartışıyorlardı.

Bir Hırsız Tanrı Kralın kulağına eğildi. "Patron, Güz Borası haber yolladı. Kan Haydutu Müfrezesi Nirvana Alevine saldırmaya gidiyormuş."

"Kan Haydutu Müfrezesi hızlı çıktı. Ama Kan Şeytanı Nirvana Alevini öldürebileceğini sanıyorsa hayal kırıklığına uğrayacak."

"Duyduğuma göre Kan Şeytanının gizli bir kozu varmış."

"Nirvana Alevi öyle kolay ölmez. Bırakalım dövüşsünler," dedi Tanrı Kral. Kan Şeytanının başarılı olacağına inanmıyordu. "Güz Borası ne alemde? İlerleme kaydedebildi mi?"

"Kan Haydutu Müfrezesinden üç kişinin gerçek hayatta kim olduğunu öğrenmiş."

"Güzel. Söylesin devam etsin." Dokuz ay önce Güz Borasını emri altına almıştı. Güz Borası önemli önemsiz demeden Kan Haydutu Müfrezesinin her yaptığını iletiyordu. Kan Şeytanı bunlardan habersizdi.

Tanrı Kral onu hiç ciddiye almamıştı. İkisi farklı dünyalarda yaşıyordu. Kan Şeytanını kolaylıkla parmağında oynatabilirdi. Koca oyunda kendisine rakip gördüğü kişilerin sayısı onu geçmezdi. Bunlardan biri Günahkar Melek lonca lideri Bereket idi. Niuren Birliğinin Nirvana Alevine de bu gözle bakıyordu. Melek Müfrezesinin Yükselen Meleği, Yüzyıl Mali Grubundan Cao Xu da bu kategorideydi. Ayrıca gizli güçlerden birkaç isim daha vardı.

"Patron, Ölüm Tanrısının Kenarı Nirvana Alevinde. Kan Haydutu Müfrezesi tek başına onu öldüremez. Biz de adam gönderelim mi? Emir ver birkaç bin adamla yola çıkalım. Kimliklerimizi gizleyip pusu kurarız."

"Kimliğinizi gizlemeniz bir şey değiştirmez. Niuren Birliğinin istihbarat ağını hafife alıyorsunuz. Kim olduğunuzu bulabilirler."

"Niuren Birliği kim olduğumuzu bulsa bile reddederiz. Suçu başkasına atarız. Melek Müfrezesi ve Yüzyıl Mali Grubu onları yeterince meşgul ediyor zaten. Ayrıca bize saldıramayacak kadar uzaklar. Bana sorarsan yüzümüzü gizlememiz bile ona saygı gösterdiğimizin işareti olur. Doğrudan Nirvana Alevine saldıracak olursak altımızda kalmamak için savaş ilan etmek zorunda kalırlar. Yüzümüzü gizlersek kim olduğumuzu bulsalar bile bir şey yapmazlar."

Hırsızın sözleri mantıklı gelse de Tanrı Kral karşı çıktı. "Birkaç bin kişi Nirvana Alevini öldürmeye yetmez. Kazanamasa bile kaçabilir. Ama benim bir planım var. Akar İsfendan, benimle gel. Geri kalanlar kasılmaya gitsinler."

Salondakiler kıskanç bakışlarla Akar İsfendana bakıp dışarı çıktılar.

Tanrı Kral Akar İsfendanı bir koridordan geçirip karargah binasının bilinmeyen yerlerine soktu. Birkaç dakika sonra tenha bir avluya vardılar.

Akar İsfendan merakla etrafı izliyordu. Bahçede Kızıl Kan Çiçekleri bitmişti. Bu bitki son derece korkunçtu. Efsaneye göre beş yılda bir çiçek açardı. Meyvesinden kuvvetli bir zehir yapılırdı. Öyle ki zehrin ölümsüzleri bile öldürdüğü söylenirdi. Bu habis bitkinin meyvesi şeytanların sevdiği yiyeceklerdendi.

Tanrı Kral avluya girdiğinde kulak tırmalayan bir ses duyuldu.

"Beni rahatsız etmemeni söylemiştim!"

"Efendi Angud, size söylemem gereken önemli bir şey var." Tanrı Kral son derece saygılıydı.

"Önemsiz çıkarsa sonuçlarına katlanırsın." Cümle bitince iri yarı biri ortaya çıktı.

Akar İsfendan başını kaldırıp Angud'a baktı. Karşısında çirkin bir varlık duruyordu. Yaratık her ikisinden de bir karış uzun ve son derece kaslıydı. Kırmızı derisinde yer yer görülen beyazlıklar insan cildine benziyordu. Ancak onlar haricinde bir şeytan vücuduydu. Alnından çıkan tek boynuz ve arkasında uzun bir kuyruk vardı. İlginç olan kısım diğer şeytanlar gibi kanadının olmayışıydı.

Akar İsfendan sarsıldı. Bu bir yarı şeytandı. Angud'un seviyesi soru işareti olarak görünüyordu. Yani gücü idrak edebileceklerinin ötesindeydi.

Tanrı Kral ürpermişti. Angud'un cezasından korkuyordu.

Akar İsfendan şaşırdı. Tanrı Kral Angud'dan neden bu kadar korkuyordu?

"Efendi Angud, Ölüm Tanrısının Kenarının ortaya çıktığını öğrendim. Bir ölümlünün ellerindeymiş. Ölümlü şu anda Çorak Bataklıkta."

Angud emretti: "Ölüm Tanrısının Kenarını bana getirin!" Heyecanı yüzüne yansımıştı.

"Efendi Angud, biz o ölümlüyü öldüremeyiz. Aşırı güçlü biri. Ölüm Tanrısının Kenarı dışında başka bir Kutsal Nesne olan Tespih Çekici de onda."

Angud sessiz kaldı.

"Bu Hırsız loncamızın en yeteneklisidir. Adı Akar İsfendan. Efendi Angud, güçlü bir yardımcıya ihtiyacım var. Lütfen ona gücünüzden bahşedin."

Angud istifini bozmadan Akar İsfendana baktı. "Yeteneklerine güvenmiyorum. O ölümlü hem Ölüm Tanrısının Kenarına, hem de Tespih Çekicine sahip olduğuna göre güçlü biri olmalı. Ben bizzat gideceğim. Siz ikiniz çıkabilirsiniz."

Angud reddetmişti.

Tanrı Kral şoke olmuş halde ona baktı. Tek amacı Angud'un, Akar İsfendanın gücünü yükseltmesiydi. Akar İsfendan yakın zaman önce loncanın en üst düzey oyuncuları arasına katılmıştı. Potansiyeli yüksekti. Kendi sözlerine göre Nirvana Alevinin görüntülerini izleyerek gelişmişti. Sonuç olarak savaş stili Çılgın Hırsızınkine benzemişti. Tanrı Kral onun Nie Yan'a yetişmeye en yakın kişi olduğuna inanıyordu. O yüzden Angud'dan destek almak istemişti. Ancak işler planladığı gibi gitmemişti. Angud teklifini reddetmişti. Yine de Angud'u bizzat savaşırken göreceği için heyecanlıydı.

Angud'un Nie Yan'ı öldürmesi kolay olmalıydı.

İkili birlikte avludan çıktı. Tanrı Kral Akar İsfendana baktı. "Özür dilerim, elimden bir şey gelmiyor. Senin Altın Kanat olmana yardımcı olacağını düşünmüştüm. Sanırım fazla şey beklemişim. Ama Angud'un bizzat harekete geçmesi iyi haber. Nirvana Alevi bu sefer kesin ölecek." Tanrı Kral heyecanlıydı. Angud Ölüm Tanrısının Kenarını elde ederse ödüllendireceği ilk kişi kendisiydi.

Akar İsfendan avluya son defa bakıp sessizliğe gömüldü.

"Gidelim," dedi Tanrı Kral.

...

Nie Yan Çorak Bataklıkta katliam yapıyordu. Kaç oyuncu, kaç yaratık öldürdüğünü artık sayamaz haldeydi. Kötü Taraf oyuncularına katliam haberleri ulaşmıştı. Nirvana Alevi dönmüştü! Bu haber ortalığı salladı. Geçen sefer yeraltına geldiğinde neler yaptığını, nasıl Katliam Tanrısı unvanını kazandığını herkes hatırlıyordu. İsmin doğruluğu kanıtlanmıştı!

Ölüm Tanrısının Kenarının Nie Yan'da olduğu haberleri yeraltında herkesin kulağına gitmişti. Bazı oyuncuların salyaları akıyordu. Kutsal Nesnenin cazibesine karşı koyamıyorlardı. Nie Yan'ın adı güçlü bir caydırıcı olsa da, birkaç gözü pek oyuncu şansını denemek istemişti.

Nie Yan üzerine gelen herkesi öldürerek oyuncuların kalplerine korku salmıştı.

Kısa süre sonra bir bildirim geldi. Küçük Altın seviye atlamıştı.

Seviye 139'a ulaşarak savunmasını artırmıştı. Altın pulları kalınlaşıp parlamıştı. Küçük Altının statülerine baktığında savunmasının Seviye 9'a yükseldiğini gördü. Birkaç pasif becerinin seviyesi de yükselmişti. Herhangi bir yeni beceri öğrenmemişti. Muhtemelen o da Seviye 140'ta olacaktı. Seviye 100 sonrasında her 20 seviyede bir yeni beceriler öğreniyordu.

Nie Yan Benet'in Ruhunu izliyordu. Üç saat yürüyüp, kokuşmuş bir bataklıktan geçtikten sonra büyük bir açıklığa geldi. Alan birkaç kilometre uzanıyordu. Zemin düz ve taş döşeliydi.

Burası küçük bir kabile yerleşkesiydi. 60 kadar binanın hepsi kerpiçten yapılmıştı. Binalar zor ayakta duruyordu. Yerleşkenin etrafı ahşap çitlerle çevrilmiş, çitlerin üzerine yer yer yay ve oklar yerleştirilmişti.

Belli ki burası bir köydü. Sokaklarda oyuncular dolaşıyordu. NPCler tezgah kurmuş satış yapıyorlardı.

Nie Yan bataklığın ortasında böyle canlı bir köyün olmasına şaşırdı.

Ancak o gelmeden önce köyün terk edilmiş olduğunu bilmiyordu. Buraya normalde kimsenin yolu düşmezdi. Ancak onun gelişiyle işler değişmişti. Buradaki herkes onun için gelmişti.

500-600 oyuncunun olduğu köyde 20-30 NPC mevcuttu.

Benet'in Ruhu köyün etrafında birkaç tur attı.

Görev ipucu bu köyde olmalıydı.

Yine de emin olamıyordu. Nie Yan bir süre düşündü. Anlaşılan köye girmesi gerekecekti.

Oyuncular onun gelişini fark etmişlerdi. Ölüm Tanrısının Kenarı elinde olduğu için konumunu gizleyemiyordu. Dolayısıyla gizlice girmeye çalışmak anlamsızdı.

Nie Yan başını kaldırıp alev geğiren Küçük Altına baktı.

Şövalye Lafus ve gölge kopyasını çağırdı. Elindeki hançeri kıvrak bir bilek hareketiyle çevirdi. Dördü birlikte köye yürümeye başladı.

Nie Yan'ı izlemekle görevli oyuncular şaşkınlardı.

"Çılgın Hırsız Nirvana Alevi ne yapıyor? Gerçekten köye girecek mi?"

Herkesin aklına aynı şey geliyordu: Köy Katliamı!

84 Görüntülenme
3 Nis 2025
Bölüm 833