Series Banner
Novel

Bölüm 830

Rebirth of the Thief Who Roamed the World

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 830: Acayip İlerleme

Yeraltı neredeyse tamamen karanlık tipi yaratıklarla doluydu. On türden dokuzu karanlık özellikliydi. Dolayısıyla o tip yaratıkları avlamak için en iyi bölge yeraltıydı.

Nie Yan Kutsal Ruh Kalbi ilerlemesine baktı. %98'i bulmuştu. Neden bilmiyordu ama eksik kalan azıcık kısmı tamamlamak daha zordu. Artış hızı son derece düşüktü. Ancak artış olduğu sürece tamamlanabilirdi.

Öncelikle gereken hazırlıkları yapmalıydı. Yıldızlı Gece İksir Dükkanına gidip sarf malzemeleri topladı. Uzun süre yeraltında kalacağından çantalarını ağzına kadar doldurmuştu. Her şey bittiğinde Okoron'dan çıkıp Yargı Vadisine yol aldı.

Karanlık Portal hala bekleme süresindeydi. O olmadan sadece bu şekilde girebilirdi.

Nie Yan yeraltına ilk defa Yargı Vadisinden girecekti. Önceki zaman diliminde böyle tehlikeli bir yola girmemişti. Çünkü hayatını oyundan kazanıyordu. Ancak şimdi işler değişmişti. Geçit Kötü Taraf oyuncularıyla dolu olsa bile tereddüt etmeden girerdi.

Nie Yan sık ormanlık alanı geçip vadiye girdi. Etrafta her iki taraftan çok sayıda oyuncu görüyordu. Birbirleriyle ölümüne savaşıyorlardı. Buraya gelen üst düzey oyuncuların ekipman ve Şan için geldikleri biliniyordu.

Nie Yan ormanı aşıp vadinin derinliklerindeki yeraltı geçidine yöneldi.

...

Yargı Vadisinin kenarında, Okoron'a komşu olan ormanda beş oyuncu savaştan yeni çıkmıştı. Bir Tayf Hırsızı ile mistik Katil gözetleme görevindeydi. Bu sırada mistik Karanlık Davetçi, düşmüş insan Karanlık Davetçi ve düşmüş insan Karanlık Partizan çimlere oturmuş, kaynak suyuyla mana yeniliyordu.

Bir taraftan da muhabbet ediyorlardı.

"Dağınık, General olmana ne kadar kaldı?"

Katil cevapladı: "Beş Şan eksiğim var. Yoldan geçen birkaç kişiyi öldürdüğümde terfi alacağım." Mistik Katil durum penceresini açtı.

"Aramızda en yavaş sensin. Ne yap biliyor musun? Gruptan ayrılıp kendi başına birilerini öldür. Sonrasında yeraltında buluşuruz," dedi Tayf Hırsızı.

"Olur."

Grubun lideri Tayf Hırsızıydı. Gümüş renkli bir deri zırh seti kuşanmıştı. Bu, Seviye 130 Efsanevi kademe Kara Uyum Setiydi. Set can ve savunma bonusları bakımından eksik kalıyordu. Çoğu bonusu becerileri geliştirmeye yönelikti. Şan puanı belirli bir eşiği geçtiğinde bir NPC dükkanından bu savaş meydanı seti temin edilebiliyordu. Fiyatı oldukça ucuzdu.

Savaş meydanı ekipmanı sıradan ekipmanlardan farklıydı. Sıradan ekipmanlar yaratıklarla yüzleşmeye yönelik bonuslar sağlarken savaş meydanı ekipmanları oyuncularla savaşmak için bonuslar sağlıyordu.

"Siyah Öğrenci, Yüce General olmana ne kadar kaldı?"

"Bayağı var. Birkaç ay süreceğini sanıyorum," dedi Tayf Hırsızı.

"Patron, şimdi bir rapor geldi. Ölüm Tanrısının Kenarına sahip olan adam Yargı Vadisine geliyormuş."

"Ölüm Tanrısının Kenarı Nirvana Alevinde değil mi?"

"O sadece söylenti. Kimse tarafından doğrulanmadı. Bence kimse eşyayı almaya çalışmasın diye bilerek yayılan bir söylenti."

"Her halükarda o adam yeraltı geçidine gidiyor. Yeraltına girmeyi mi düşünüyor acaba?"

"Belki de Ölüm Tanrısının Kenarına sahip biri görevi teslim etmeye gidiyordur."

Grup, Siyah Öğrencinin vereceği cevabı bekliyordu.

"Patron, ne yapacağız?"

"Takip edelim. Öncelikle araştırma yapalım."

Takım harekete geçip vadideki geçide doğru ilerledi. Tayf Hırsızı Rüzgar Adımını etkinleştirip hızlandı. Diğerleri ona yetişemiyordu.

...

Nie Yan bir şey unutmuştu. Elindeki Ölüm Tanrısının Kenarı bütün Kötü Taraf oyuncularının arzuladığı bir eşyaydı. Yargı Vadisine girdiğinde insanlar gelişini fark etmişlerdi. Kim bilir yeraltına gittiğinde nasıl bir tepkiyle karşılaşacaktı?

Nie Yan yeraltı geçidine giderken Kılıç Parıltısı ve diğerleri Dünyanın Kenarına girmişlerdi. Niuren Birliği adına kayıt oluşturup zindan temizliğine başladılar. Bütün oyuncu kitlesi bu gelişmeyle çalkalandı.

Melek Müfrezesi gibi büyük güçler uzun zaman önce Dünyanın Kenarına oyuncu göndermişlerdi. Zindanda ilerlemek hayli zordu. Melek Müfrezesi 120 patron öldürerek en fazla ilerlemeyi kat eden taraftı. Yüzyıl Mali Grubuna bağlı loncalar sadece 90 tanesini alt etmişlerdi. Geri kalanların en başarılısı 45 patron öldürebilmişti. Niuren Birliği ise beş aydır buraya girmemişti. İnsanları şaşırtan şey de buydu. Bu yüzden rakiplerinin gerisine düşmüşlerdi. Neden böyle yapıyorlardı? Bu soruya cevap bulunamadığından Niuren Birliği zindana girdiği anda forumlarda tartışma başlamıştı.

"Niuren Birliği zindana girmeden önce ekipman kalitesini yükseltmek istediğinden olmalı."

"O kadar geri düştüler ki öndekileri yakalamaları imkansız görünüyor."

İnsanlar Niuren Birliği sefer takımının Dünyanın Kenarına girişini konuşuyordu.

Kılıç parıltısı ve diğerleri zindana girdiklerinde bütün şüpheleri yok ettiler.

Zindanda hızla ilerliyorlardı. İlk beş dakikada birinci patronu indirmişlerdi. Hız rekorunu kırmışlardı. Lakin bu sadece başlangıçtı. 15 dakika sonra üçüncü patron ölmüştü. İnanılmaz bir tempoda ilerliyorlardı.

Dünyanın Kenarındaki her patron özel yeteneklere sahipti. Diğer loncalar patronları yenmenin yolunu ararken çok defa hezimete uğramıştı. Niuren Birliği ise kolaylıkla patronları yeniyordu. Ekipman kalitesi bakımından üstünlükleri ortadayken ve yüzlerce farklı patronla savaşıp strateji öğrenmişken hakkında bilgi sahibi oldukları zindan patronlarını yenmeleri doğaldı.

Yine de ilerleme hızları akıllara durgunluk verecek cinstendi. Üç saat içinde beş patron öldürmüşlerdi.

O anda sistem duyurusu görüldü.

İlk aşamayı rekor hızda temizledikleri için Niuren Birliği fazladan ödül kazanmıştı.

Forumlar sallanıyordu.

"Tanrım! Niuren Birliği beş patronu sadece üç saatte mi öldürmüş? Bunlar insan mı?"

"Duyduğuma göre 1.000 kişilik takımlarındaki herkeste en az iki parça Seviye 130 Alt Efsanevi ekipman varmış. 100 kişiden fazlası Efsanevi ekipmanlar kullanıyormuş. Büyücülerinin ortalama büyü gücü 6.000'in üzerindeymiş!"

"Yanlarında Nirvana Alevi yokmuş. O da olsa ne kadar hızlanacaklarını tahmin edebiliyor musunuz?"

Kılıç Parıltısı önündeki Seviye 160 Varyant Lord Kanlı Kasabın işini bitirdi. Düşenleri topladıktan sonra duyuruyu gördü. "Ek ödül neymiş?"

Sefer takımının lideri İzmaritti. O yüzden ödül onun envanterine gitmişti.

"Yeni bir mancınık çizimi. 2.000 metre menzile ve %300 hasar çarpanına sahip. Bayağı iyi yani." Bu çizim Niuren Birliği için önemliydi. Herhangi bir Alt Efsanevi veya Efsanevi ekipmandan daha yararlıydı.

"Turnayı gözünden vurduk desene. Devam edelim. Hedefimiz gün bitmeden 15 patron öldürmek!" Kılıç Parıltısı gaza gelmişti.

Niuren Birliğinin şaşırtıcı başarısı Melek Müfrezesi ve Yüzyıl Mali Grubunun üzerinde baskı oluşturuyordu. Bu nasıl bir ilerleme hızıydı? Kimse bu hıza erişemezdi! İlk beş patronu temizlemeleri yarım haftayı geçmişti. Üstelik bu sırada defalarca ölmüşlerdi. İki tarafı karşılaştırınca fark açıkça ortaya çıkıyordu. Niuren Birliğinin yetişmesine engel olmak için hızlarını artırmaya çalıştılar. Ancak hızlı giden ata döndüler.

Nie Yan sistem duyurusunu görünce gülümsedi. İşler beklediği gibi gidiyordu. İşe başlamadan bıçağı bilemek doğru seçimdi. Dünyanın Kenarına hemen girmek yerine ekipman kalitesini yükselttikten sonra girmenin faydasını görüyordu. Kılıç Parıltısı ve diğerleri, sahip oldukları güçle sorunsuz şekilde ilerleyecekti.

Yeraltı geçidinin girişi görünüyordu. Derin mağara bir dağın içinde yer alıyordu. Kıvrımlı yollara çok az ışık sızabiliyordu.

Nie Yan etrafa bakınıp tenha bir köşe buldu ve işaret bıraktı. Böylece istediği zaman buraya ışınlanabilecekti.

Nie Yan girişe yaklaşırken bir Hırsız gizlice yaklaştı. 100 metre mesafede durup gizlilik artıran becerilerini kullandı.

Nie Yan ters bir şey hissetmişti. Hemen teyakkuza geçti. Etrafta bir Hırsız olmalıydı!

Güçlü sezgileri ona etraftaki en ufak hareketi tespit etme imkanı tanıyordu. Hırsızı kısa sürede bulmuştu.

Hakikat Gözü!

Göz bebeklerinden yayılan derin ışıkla Hırsıza baktı.

Soluk bir karartı görüyordu. Hırsız oyalanmadan arkasını dönüp kaçtı. O kaçınca Nie Yan geçide doğru yoluna devam etti. Hırsızı kovalamayla uğraşamazdı. Yabanda bu gibi oyunculara sık rastlanırdı.

95 Görüntülenme
3 Nis 2025
Bölüm 830