Series Banner
Novel

Bölüm 808

Rebirth of the Thief Who Roamed the World

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 808: Efsanevi Alem

Bölüm 808: Efsanevi Alem

Nie Yan'ın aldığı habere göre Günahkar Melek, Melek Müfrezesine saldırılarını sıklaştırıyordu. Başlangıçta birkaç yüz adamla yapılan küçük çatışmalar yerini on binlerce adamdan oluşan koca orduların savaşına bırakmıştı. Taraflar şiddetle çarpışıyorlardı. Niuren Birliği 30.000 adam göndermişti. Arada bir savaşa katılarak Melek Müfrezesi ve Yüzyıl Mali Grubu güçlerine saldırılar düzenliyorlardı.

İki imparatorluğun oyuncuları yaklaşan fırtınayı hissediyorlardı. Niuren Birliği hedef tahtasına Melek Müfrezesi ve Yüzyıl Mali Grubunu koymuştu. İki tarafın çarpışmasıyla destansı bir savaşa sahne alacaktı. Taraflar kendi imparatorluklarının egemenleriydi ve emirlerinde yüz binlerce adam bulunuyordu. Yan loncalar da eklenince milyonlarca oyuncu savaşa sürüklenebilirdi. Bu ölçekte bir savaş imparatorlukların güç dengesini değiştirebilirdi. Savaşın etkileri bütün oyuncu kitlesine vuracaktı.

Taraflar arasındaki sürtüşme her geçen an ciddileşiyordu. Havada barut kokusu vardı.

Atlas İmparatorluğundaki şiddetli çatışmalara rağmen Melek Müfrezesi ciddi bir karşılık vermiyor, yerinde kalmayı sürdürüyordu. Loncanın üst düzey yöneticileri de bir aydan fazladır ortalıkta görünmüyordu. Kendi üyeleri bile Yükselen Meleğin nerede olduğundan bihaberdi.

Günahkar Melek bütün cephelerde üstünlüğü ele geçirmişti. Savaşın alevleri yayılırken bir kale kuşatmaya hazırlanıyorlardı.

Günahkar Melek ve Melek Müfrezesi kan düşmanlarıydı. İsimleri bile birbirlerine düşmandı. Çatışmaları kaçınılmazdı. Günahkar Melek gibi güçlü bir müttefikle Niuren Birliğinin hissettiği baskı iyice azalmıştı.

Nie Yan Günahkar Melekten yedi Ruh Dokuyucunun yüzeye gelmeye hazırlandığı haberini aldı. Ruh Dokuyucu, Hortlak İmparatorluğunun son sınıfıydı. Yüzeyin Usta sınıf oyuncuları gibi Ruh Dokuyucular da Şeytan Kabilesinin Gümüş Kanatlarından güçlülerdi. Hortlak İmparatorluğunun genelinde sadece 13 Ruh Dokuyucu bulunurken, bunların 7 tanesi Günahkar Melek üyesiydi. Loncanın başarısı buradan anlaşılabilirdi.

Günahkar Melek Ruh Dokuyucuları yüzeye gelirken Melek Müfrezesi başının belada olduğunu hissediyordu.

Nie Yan loncasındaki oyunculara emirlerini iletti. Atlas İmparatorluğuna adam gönderip Melek Müfrezesini karıştırmalarını istemişti. Bu sırada potansiyel gösteren oyuncuları kasılmaya, zindan temizlemeye veya ekipman kalitelerini yükseltmeye göndermişti. Niuren Birliği ve Melek Müfrezesininki bir yıpratma savaşıydı. Bu savaş günler, hatta haftalar alacaktı. Dolayısıyla en ufak avantajdan bile yararlanıp düşmanı zayıflatmaya odaklanacaklardı.

Nie Yan şimdilik topyekun bir saldırı düzenlemek istemiyordu. Neticede Atlas İmparatorluğu düşman bölgesiydi. Oyunun başından beri bu böyleydi. Bölgelerinde kolay kolay onları sarsamazdı. Atlas İmparatorluğuna girmek istiyorsa savaşı kaybetmeyi göze alarak girmeliydi.

Niuren Birliği ve yan loncalarından 300.000 oyuncu Atlas İmparatorluğu topraklarında geziniyordu. Bir taraftan da Ronin liderliğinde hızla büyüyen Gök Şarkısı vardı. Nie Yan onlar aracılığıyla Melek Müfrezesini zayıflatıyordu.

Bu meseleler dışında Nie Yan'ı ilgilendirebilecek bir konu yoktu. Bir ay böylece geçip gitti.

...

Zümrüt Sıradağlarında bir siluet kayalar arasında ilerlerken sanki düz yolda yürür gibi rahattı.

Bu kişi Nie Yan'dı. Geçen ayın önemli kısmını burada ipucu kovalayarak geçirmişti. Yangın Şehrinde Mücevher Tüccarı Ofnis ile tanıştığında, kervanıyla sıradağlardan geçerken bir grup haydut tarafından soyulduğunu öğrenmişti. Abak'ın Odak Dizlikleri dahil elindeki her şeyi kaybetmişti. İpucu burada sona eriyordu. Nie Yan çaresizdi. Seviye 150 olmasına %14 tecrübe kalmışken haydutlar veya dizlik hakkında bir şey öğrenememişti.

Zümrüt Sıradağlarında Seviye 180 yaratıklar yaşıyordu. İçlerinde çok sayıda Elit ve Lord vardı. Arada bir gökyüzünde devasa uçan yaratıklar görünüyordu. Burası kesinlikle tehlikeli bir yerdi. Nie Yan son çare olarak adamlarından yardım alarak 100 Hırsız çağırdı. Hırsızlar etrafa yayılıp araştırmaya başladılar.

Lakin sıradağlar devasa olduklarından işe yarar bir şey bulamıyorlardı. İpucu bulmak kolay değildi. Aradıkları şey bir haydut grubu olunca işleri daha da zorlaşıyordu.

Zümrüt İmparatorluğu durulduktan sonra loncanın Ustaları uzak noktalara seyahat etme özgürlüğüne kavuşmuşlardı. Seviyeleri 150 ile 180 arasındaki ünlü patronları temizliyorlardı. Öldürdükleri arasında epey bir Varyant ve Şeytanlaşmış Lord da vardı. Drakurunun Kule Kalkanı olmasa bu mümkün olmayacaktı. Kılıç Parıltısı bütün patronların saldırılarını kolaylıkla karşılayabiliyordu. Lordlar öldükçe pek çok inanılmaz eşya elde ediyorlardı. Ekipman kaliteleri bayağı yükselmişti.

「Abak'ın Odak Dizliğini hala bulamadın mı? Bulamadıysan gidip Lav Devini öldürelim.」 Nie Yan öncelikle dizlikleri bulmak, ondan sonra Lav Deviyle savaşmak istiyordu, ama bir aydır çabalarından sonuç alamıyordu. Arkadaşları sabırsızlanmaya başlamışlardı. Araya başka konular girmese Lav Devine daha erken saldıracaklardı. Artık bu işin zamanı gelmişti.

「Pekala, aramaya sonra devam ederim.」 Elinden geleni yapmıştı. Her yeri köşe bucak aradığı halde bir şey bulamamıştı. Aradığı bilgiye daha sonraları ulaşabilirdi.

Kılıç Parıltısı sevindi.「Harika! Hemen takıma haber veriyorum!」

Nie Yan yola çıkmak üzereyken Hırsız ekibinden haber geldi. Birisi haydut grubunun ev niyetine kullandığı bir tapınak bulmuştu. Tapınak sıradağların kuzey taraflarında Moradus Tepesinde yer alıyordu.

Sonunda bir ipucu bulunmuştu. Nie Yan heyecanlandı. Ofnis'in anlattıkları doğru çıkmıştı.

Hemen Kılıç Parıltısına mesaj attı. Biraz daha beklemeleri gerekecekti. Öncelikli işi haydutların inini incelemekti.

Rüzgar Adımını etkinleştirip Moradus Tepesine yöneldi.

Dağlık arazideki hızı, normal hızının beşte biri kadardı. 15 dakika kadar koştuktan sonra hedefine vardı.

Moradus Tepesine geldiğinde emrindeki Hırsızlarla buluştu. Toplamda bir düzine Hırsız vardı.

"Patron, gelmişsin!"

"Haydut inini keşfettiniz mi?" diye sordu Nie Yan.

Hırsızlar birbirlerine bakınıp sırıttılar. "Üzgünüz patron. 16 kişi içeri girmeyi denedi, fakat kimse sağ çıkamadı. Yakındaki bir mezarlıkta dirilip geri geldik."

"Ne?" Nie Yan afalladı. Bu Hırsızların ne kadar güçlü olduklarını biliyordu. Hiçbiri hafife almaya gelmezdi. Normalde tehlikeye düştüklerinde bile canlarını kurtarabilirlerken burada 16 kişi kaybetmişlerdi. "İçeride ne gördünüz?"

"Girişten öteye geçemedik. Tapınağın dışındaki alan Seviye 180 Varyant Lordlar tarafından korunuyor. Haydutlar farklı ırklara mensuplar. İnsan, elf, ork ve devler gördük. Sayıları birkaç yüz kadar. İçeride ne olduğuna dair fikrimiz yok."

Seviye 180 Varyant Lordlar, hem de hepsi... Hırsızların neden öldükleri anlaşılıyordu. Girişteki muhafızlar bile böyle güçlüyken kim bilir içeridekiler ne kadar güçlüydü?

“Bu ne tür bir tapınakmış böyle?” dedi Nie Yan.

Hırsızlar başlarını salladılar. "Tapınak harap halde. Bölgeye yaklaştığımızda bildirim bile almadık."

Nie Yan birkaç şey daha sordu. Ama kimse içeri giremediğinden cevaplar genelde "Bilmiyorum," şeklindeydi. Anlaşılan Hırsızlardan pek bir şey öğrenemeyecekti. İçeri girip kendisi bakmalıydı.

"Siz geri dönebilirsiniz. Yardımınız için teşekkürler. Her birinizi 10.000 liyakat puanıyla ödüllendiriyorum."

"Sağ ol patron!" Hırsızlar sevindiler. 10.000 liyakat puanıyla ekipmanlarının kalitesini yükseltebilirlerdi.

Gitmek üzereyken bir Hırsız konuşmakta tereddüt ediyordu.

Nie Yan onu fark etti. "Ne oldu? Çekinmene gerek yok."

"Tapınağın dışında gezinirken bir pencereden içeride bir kütüphane olduğunu gördüm. İçerideki dikilitaşta şöyle bir sembol vardı." Hırsız bir ekran açıp gördüğü sembolü çizdi. Ortasında ağaç olan yuvarlak bir sembol ortaya çıktı. "Biraz araştırıp sembolün Yaşam Tanrısına ait olduğunu öğrendim. Sanırım tapınak onun adına inşa edilmiş. Efsaneye göre Yaşam Tanrısı savaşta öldürüldüğünde kutsiyeti parçalara ayrılmış. Tapınak o öldükten sonra terk edilmiş olmalı."

Hırsız endişeyle Nie Yan'a baktı. Nie Yan'ın düşüncelere daldığını gördüğünde onu rahatsız etmedi.

"Araştırmandan başka ne öğrendin?" diye sordu Nie Yan.

"Hiçbir şey. Ama araştırırken bir cümle gördüm. Eksiksiz bir kutsiyet, kişiye tanrıların gücünü hissetme ve efsanevi alemin kapılarından geçme şansı verir. Tam olarak ne anlama geldiğini veya tapınakla ne ilgisi olduğunu anlayamadım." Hırsız, Nie Yan gibi bir efsanenin karşısında gergin hissediyordu.

Nie Yan hayrete düştü. Efsanevi alemin kapılarından geçmek mi? Bu da ne demekti? Çantasında üç tane parçalanmış kutsiyet bulunuyordu. Yani bu parçalar birleşip eksiksiz bir Kutsiyet haline mi gelecekti?

88 Görüntülenme
3 Nis 2025
Bölüm 808