Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 747: Kasap Sark
Bir birliğin tamamen bütün olması için karizmatik bir lider şarttı!
Suyo bakışlarını Ronin'e çevirdi. "Eğer burada bir birlik kurarsan seni desteklemek için elimizden geleni yaparız."
Ronin kafasını salladı. "Pekâlâ, hadi yapalım bu işi. Sonuçta bir birlik kurmak çok zor bir şey değil. Üstelik arkamızda Nirvana Alevi gibi bir destekçi varsa işimiz çok daha kolay demektir."
Ronin'in grubu Nie Yan'la bir sözleşme ayarladı.
"Birliğin ismini ne koymak istersin?" diye sordu Nie Yan.
"Benim aklımda bir isim var, Gök Şarkısı. Ne düşünüyorsunuz? Benim eski takımımın ismi yani," dedi Ronin.
"Gök Şarkısı...?" Nie Yan şaşkın şekilde duraksadı, şoka uğramış gibiydi.
"Ha? Sorun nedir? Bu ismi beğenmedin mi?" diye sordu Ronin. Nie Yan'ın neden bu kadar büyük bir tepki verdiğini anlamamıştı.
"Hayır, bir şey yok." Nie Yan başını salladı. "İsim gayet güzel. Birliğin ismini Gök Şarkısı yapalım." İsimle alakalı bir problemi olduğundan şaşırmamıştı, bu isim kendisine tanıdık geldiği için şaşırmıştı. Önceki zaman diliminde oyunun son zamanlarına doğru bu isim bir anda ortaya çıkmıştı. Bir anda hızlı şekilde gelişmişlerdi ve Atlas İmparatorluğunda ilk üç birlik arasına girerek 20'den fazla kalenin kontrolünü eline almışlardı. Yükselişleri hızlı olduğu gibi çakılmaları da hızlı olmuştu. Melek Müfrezesi ile savaşa girerek ağır bir yenilgi almışlardı ve dağılmışlardı. O zamanlarda geriye kalan tek şey Gök Şarkısının liderinin, Yükselen Meleği bir düelloda öldürdüğü dedikodusuydu.
Önceki zaman dilimindeki Gök Şarkısının liderinin de Ronin olup olmadığı konusunda ise Nie Yan'ın kesin bir bilgisi yoktu. O zamanlar Atlas İmparatorluğunun meselelerine pek önem vermiyordu. Sonuçta kendisi sırf hayatta kalabilme amacını taşıyan, ismi neredeyse kimse tarafından bilinmeyen bir oyuncuydu o zamanlar.
Nie Yan'ın müdahaleleri tarihin akışını gerçekten de çok değiştirmişti. Niruen Birliğinin desteğini arkasına alan Gök Şarkısı gerçekten de önceki zaman dilimiyle aynı kaderi mi yaşayacaktı?
"Gök Şarkısı, isim gerçekten de güzel. Bunu sevdim!" dedi Suyo.
Nie Yan Gök Şarkısı birliğinin kuruluşunun bir parçası olacağını tahmin edememişti.
Bu esnada zemindeki cesetler yavaşça kaybolmaya başlamıştı. Bir süre sonra birkaç Şaman geldi.
"Ronin, bizi neden çağırdın?" Uzun boylu bir Şaman yaklaşarak Ronin'in omzunu sıvazladı. Etrafına baktığında Nİe Yan'ı fark etti. Nie Yan'ın yüzünün biraz tanıdık geldiğini fark edince duraksadı. Aniden şaşkın şekilde ağzı açıldı. Nie Yan'ı işaret ederek konuşmaya çalıştı. "Bu... Bu oyuncu... O kişi..."
Şaman gözlerine inanamıyordu.
"Sağanak, neden aptal gibi duruyorsun orada?" Başka bir Şaman Doktor bu soruyu sorduktan sonra yaklaştı. Bakışlarını Nie Yan'a çevirdiğinde kendisinin de ağzı japon balığı gibi açık kaldı.
"Nir... Nirvana Alevi?"
"Rüyada falan olmalıyım..."
Nie Yan etrafına bakındı. 10 Şaman da gelmişti. Kafasını sallayarak hafifçe gülümsedi. "Hepinizle de tanıştığıma memnun oldum."
"Mer... Merhaba." Sağanak isimli Şaman şaşkınlığını üzerinden atıp toparlanmıştı.
"Ronin, bu gerçekten de Nirvana Alevi mi?"
Karşılarındaki manzaraya inanmakta güçlük çekiyorlardı.
"Canlı kanlı." Ronin Şamanların tepkisini görünce güldü. Kendisi de az evvel Nie Yan'ın gerçek kimliğini öğrenince benzer tepkiler vermişti.
Ronin'in olayı doğrulamasından sonra diğerleri şaşkınlıklarını biraz üzerlerinden attı.
"Ee, bizi buraya neden çağırdın?" 10 adet Şamanın hepsi de Ronin'e bakıyordu. Nirvana Alevi burada olduğuna göre kendilerinin buraya çağırılmış olması demek meselenin ciddi olması demekti.
"Bir görev için size ihtiyacımız var. Muhtemelen bir günümüzü alacak."
"Tehlikeli mi?" diye sordu Sağanak.
"Oldukça tehlikeli. En az bir ya da iki kez öleceğimizden eminim. Ödeme 2,000 altın şeklinde yapılacak. İş esnasında ölüm yaşanırsa kayıplarınız piyasa değerleri üzerinden karşılanacak," dedi Ronin.
2,000 altınlık ödeme oldukça cömertti. Şu anki seviyelerinde günlük 500 altın kazanıyorlardı.
Nirvana Alevinin kendilerine iş vermesi kesinlikle bambaşka bir durumdu.
"Ben varım."
"Ben de."
Aralarından hiçbiri pazarlık etme hevesinde değildi, kendilerine sunulan teklif zaten oldukça cömertti. Eğer daha fazla para talep ederlerse karakter isimlerini Açgözlü diye değiştirseler yakışırdı.
Ronin Nie Yan'a döndü. "Bu oyuncuların hepsi de benim kardeşim gibidir. En baştan beri arkadaşız. Onlara güvenebiliriz."
Nie Yan başıyla onayladı. Her ne kadar Ronin'le çok uzun zamandır tanışıyor olmasa da onun karakterine güveniyordu. Madem ki bu oyuncular için güvenilir kardeşleri olduğunu söylüyordu, o halde Nie Yan'ın bundan şüphe etmesi için bir sebep kalmıyordu.
"Vay be, bizi bu şekilde tanıttın ya, şimdi elimizden gelenin daha fazlasını yapmak zorunda kalacağız!" Sağanak acı şekilde gülümsedi.
Biraz sonra bir insan Hırsız geldi. Daha sonrasında gelen Hırsızların sayısı gittikçe arttı ve 190'a ulaştı. Bunlar Niuren Birliğinin üst düzey Hırsızlarıydı. Güneş, Dünyanın Kralı ve Hatalı Gülümseme burada değildi. Güneş ve Dünyanın Kralı hala yeraltındaydı. Hatalı Gülümseme ise bir görevi bitirmekle meşguldü. Fakat ortamdaki Hırsızların kalitesi düşük değildi, aralarında Bahtsız Kurbağa ve Gaddar gibi kaliteli isimler vardı. Niuren Birliğindeki Hırsızların çoğunun ismi bilinmiyordu. Nie Yan ve diğer Gölge Dansçıları bu oyuncuları çok geride bırakmıştı. Niuren Birliğinin Hırsızları mevzu bahis olduğunda insanların aklına derhal Nie Yan, Güneş, Dünyanın Kralı ve Hatalı Gülümseme geliyordu. Buradaki 190 Hırsızın ismini duyan kişi sayısı çok azdı. Fakat elbette bu kişilerin ünlü olmaması demek kalitesiz oldukları anlamına gelmezdi, her ne kadar Niuren Birliğinin ikinci sınıf Hırsızları olarak bilinseler de diğer büyük birliklerin üst düzey Hırsızlarından geri kalır yanları yoktu. Sonuçta bu Hırsızlar becerilerini çok iyi ve kaliteli kişilerden öğrenerek geliştiriyorlardı. Üstelik ekipmanlarının harika olduğunu da söylemek gerekirdi.
"Patron, geldik." dedi Bahtsız Kurbağa.
"Patron!"
Kalabalık Hırsız grubu Nie Yan'a selam verdi. Hepsi de heyecanlıydı.
Nie Yan başıyla onayladı. "Takımlarınızı organize etmeye başlayın. Her bir Şaman Doktor için 19 Hırsız istiyorum."
Herkes bir anda takım kurma çabasına girişti.
Nie Yan kendi oyuncularının Ork Kralı Şehrine giderek Diriltme Simgesi almasını istedi, bunları Şaman Doktorlar arasında dağıttı.
Diriltme Simgesi: Özel Eşya
Açıklama: Bir Şaman Doktorun belirli bir zaman aralığında diriltme yapmasına olanak sağlar, dirilecek kişi minimum 10 saniye, maksimum 1 saatte dirilir ve 500 can değerine sahip olur.
Bekleme Süresi: 50 saniye
Bu şekilde bu 10 adet takım her ne kadar Seviye 130 Şeytan Katledeni direkt olarak öldürebilecek güçte olmasa bile en azından yaratığı birkaç dakikalığına oyalayabilecek güçteydi. Nie Yan bu şekilde bizzat hazineyi alabilirdi. Sonrasında yaratığın takibinden kaçıp kaçamayacağı ise belirsizdi.
"Hadi gidelim."
Keşif ekibi karanlık elf kabilesinin yerleşim yerinin merkezine doğru yola çıktı.
...
Bu esnada Ork Kralı Şehrinde Yükselen Melek kendi keşif ekibinin yenilgiye uğradığı haberini almıştı. Sinirden dişlerini gıcırdatıyordu.
"Nirvana Alevi şu anda nerede?" diye sordu Yükselen Melek. Nie Yan'a karşı gerçekten de güçsüz hissediyordu. Sevgi Kıyısının sırf Nie Yan'ı öldürmek için kendisini feda ettiğini izlediğinde Nie Yan'ı öldürmek isteyen diğer her oyuncuyla aynı kaderi paylaştığını gördü. Bütün olasılıklar Nie Yan'ın aleyhine olmasına rağmen her defasında bir mucizeyi başarıyor ve çizik bile almadan olay yerinden canlı çıkıyordu.
Nirvana Alevi Melek Müfrezesinin bölgesinde olmasına rağmen çok fevri davranıyordu. Fakat yine de Yükselen Melek onu durdurabilmek adına hiçbir adım atamıyordu.
"Elimize geçen son raporlara göre hala karanlık elf kabilesinde. Oraya birkaç kişi gönderelim mi?" diye sordu Taş Yarıcı.
Yükselen Melek kafasını salladı. "Birkaç Hırsız göndererek takip ettirin. Neyin peşinde olduğunu anlamamız lazım."
Yükselen Melek kaşlarını çattı. Nirvana Alevini sıradan yöntemler izleyerek öldürmek imkansız olacaktı. Niuren Birliği gelişmeye devam ettikçe Melek Müfrezesinin sahip olduğu avantaj elinden kayıp gidiyordu. Eğer bu konuda yakın zamanda bir hamle yapmazlarsa kendilerini acı dolu bir yok oluş bekliyordu.
"Patron, Sark'tan haber aldık, sınıf geliştirme görevin bitirmiş," dedi Taş Yarıcı.
"Güzel, onu birliğin karargahına çağırın." Yükselen Melek başını salladı. Şu anda Melek Müfrezesi beş adet Usta Sınıf oyuncuya sahip olduğundan Yükselen Melek kendisini biraz iyi hissedebilmeye başlamıştı, ama yine de Niuren Birliği ile sayı konusunda kıyaslanamayacaklarını iyi biliyordu.
"Bir göreve erişmiş. Gelemez," dedi Taş Yarıcı.
...
Karanlık elf kabilesi yerleşim yeri...
Nie Yan ve diğerleri ön girişten ilerlediler. Lafus kılıcını kaldırarak çok sayıda kutsama kullanıp oyuncuları güçlendirdi, statülerini artırıyordu.
Karanlık elfler Nei Yan ve grubunu fark ettiğinde aceleyle üzerlerine atıldılar.
Nie Yan Küçük Altını koruma amaçlı kullanıyordu, aynı zamanda karanlık elflerin ön saflarını dağıtıyordu. Patlayıcı Tepkiler birbirleri ardına yaratıklara gönderiliyordu. Bazıları Küçük Altını geçerek ilerlemek istemişti ama anında Niuren Birliğinin Hırsızları tarafından engellenmişlerdi. Hırsızlar üçlü beşli şekilde hareket ediyor ve yaratıkları anında öldürüyorlardı.
Bu derme çatma şekilde organize edilmiş takım yapılanması yoluna çıkan her şeyi yok ediyordu.
Yerleşim yerinin merkezine gittikçe yaklaşıyorlardı.
"Patron, Ork Kralı Şehrinden bir haber aldık. Melek Müfrezesinden bir oyuncu, Sark isimli bir Hırsız sınıf geliştirme görevini başarıyla tamamlayarak Gölge Dansçısı olmuş," dedi Bahtsız Kurbağa.
"Sark mı?" Nie Yan bu ismi Kasap Sark olarak hatırlıyordu. Önceki zaman diliminde Atlas İmparatorluğunda en uzun süre boyunca bir numaralı Hırsız olarak kayda geçmişti. Atlas İmparatorluğunda başka herhangi bir Hırsız kendisiyle yarışabilecek düzeyde değildi. Sonrasında ise ortadan kaybolarak oyuncuların zihninden silinmişti. En güçlü olduğu zamanlarda Güneş, Gölge Katili ya da Hatalı Gülümsemeden daha az ünlü sayılmazdı. Tek kusurlu yönü etkin olduğu alanın sadece Atlas İmparatorluğu ile kısıtlı olmasıydı. En şaşırtıcı olay ise Kasap Sark'ın yaşıydı. Çoktan 50 yaşını geçmişti. Normalde bir kişi belirli bir yaşı geçtiğinde sezgileri ve fiziksel yetenekleri zayıflardı. 40 yaşının üzerinde olup da liderlik sıralamasında üst sıralarda olan kişi sayısı çok azdı. Sark ise bu konuda m bir gizem abidesiydi.
Sark'ın sahip olduğu Kasap unvanı boş yere değildi. Sark'ın kendisi bile kaç oyuncu öldürdüğünü bilmiyordu. Karakter ismi her daim kırmızıydı, fakat diğer hiçbir oyuncu onu öldürememişti.
Nie Yan Kasap Sark'ın önceki zaman diliminde de Melek Müfrezesinde uzun zaman geçirdiğini hatırlıyordu.
Demek bir elf Gölge Dansçısı ha... Nie Yan kaşlarını çattı. Elflerin doğuştan gelen gizlilik yetenekleri ve Sark'ın Gölge Dansçısı becerileri birleştiğinde gerçekten de kayda değer bir rakip olduğu söylenebilirdi.
