Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 726: Abak'ın Mezarı
Kutsal Dağ... Burası gür ormanlar ve kalın bir sis tabakasıyla kaplıydı.
Ağaçlar arasında bir karartı belirdi.
Bu karartı Nie Yan'dı. Niuren Birliği istikrar sağladığında kontrolü Guo Huai'ye devredip aradan çekilmişti.
Lonca yönetimi ilgisini çekmiyordu. Zaten şimdilik Niuren Birliği için bir tehdit söz konusu değildi. Loncanın başında olmaması sorun oluşturmayacaktı.
Nie Yan çantasına baktı. Despot Abak Setinin dört parçası elindeydi: deri zırh, eldivenler, pelerin ve hançer. Diğer iki parçanın yerlerini de tespit etmişti. Bir tanesi Kutsal Dağdaydı. Diğeri ise Hilderlocke'ta. Daha önce Hilderlocke'a gitmiş ama eli boş dönmüştü. Bugün Kutsal Dağdaki parçayı ele geçirecekti.
Geçen ay lonca işleriyle uğraşarak geçtiğinden kasılmaya zaman bulamamıştı. Hala Seviye 120 idi. Ancak seviyesini yükseltmek istediğinde hızla gelişebilirdi.
Despot Abak Setinin seviye koşulu 180'di. Fakat Yüce Elçi Madalyonunun ekipman seviye koşullarını 30 düşürmesi sayesinde, seti Seviye 150 olduğunda kuşanabilirdi. Özel kasılma yöntemleri sayesinde bu seviyeye kısa sürede ulaşabilirdi.
Despot Abak Seti tamamlandığında ekipman kalitesi bambaşka bir boyuta yükselecekti.
O yüzden şartlar el verdiğinde Kutsal Dağa gelmişti.
Çok geçmeden Qin Han ve Vorderman'ın izini sürerken haritada işaretlediği yere vardı.
Kutsal Taş parlamaya, ışık yaymaya başlamıştı. Yani hedefine yakındı.
Bölgede Despot Abak Setinin parçasına dair izler aramaya koyuldu. Her taşın altına, yerde biten her bitkiye titizlikle baktı. Lakin sıra dışı bir şey bulamadı.
Gür ormanın içinde ilerlerken bir açıklığın içindeki yüksek kayalara denk geldi. Arazi engebeliydi. Kayalar arasında yürürken gizli bir geçit bulduğunda Kutsal Taş daha da parlaklaştı.
Geçide baktığında gördüğü tek şey zifiri karanlıktı. Yolun nereye gittiğini anlayamıyordu.
İçeri adımını atıp dar geçitte yürümeye başladı.
15 dakika karanlıkta yürüdükten sonra geçit biraz genişledi. İleride bir ışık görünüyordu.
Yola devam ettiğinde her yer bembeyaz oldu. Yoğun ışık gözlerini kısmasına neden olmuştu. Biraz sonra gözleri ışığa alıştığında bir bildirim aldı.
Yıpranmış Kadim Savaş Meydanını keşfettiniz.
Nie Yan etrafı kolaçan etti. Önünde geniş bir alan uzanıyordu. Çevredeki sıradağların içine kısılmış düzlük, göz alabildiğince uzanıyordu.
Böyle bir şey Kutsal Dağın içinde miydi?
Nie Yan az önceki beyaz ışığı hatırladı. O sırada uzayda bir bükülme hissetmişti. Aklına bir fikir geldi. Muhtemelen zindan gibi bir yere girmişti.
Yerler ceset doluydu. Kimisi yerin üzerinde, kimisinin yarısı toprağa gömülüydü. Bazılarının sadece kemikleri kalmıştı. Sağlam kalan bazılarının ise vücuduna silahlar saplıydı.
Meydanda kan kırmızısı bir pus görünüyordu. Hayat belirtisi olmayan geniş düzlükte Nie Yan kendini yalnız hissediyordu.
Kutsal Taşın rehberliğinde ilerlemeye devam etti. Düzlüğün sonu hala görünmüyordu. Yolun onu nereye götüreceğini bilmiyordu.
Yarım saatlik yürüyüşün ardından bir düzine kadar siyah cübbeli Büyücü gördü. Onlara yaklaşırken kendinden emindi. Şu noktada ona zarar verebilecek çok az yaratık vardı.
Kamuflaja girerek Büyücülerden birine yaklaştı. Soğuk bir esinti yüzünü okşadı.
Büyücü ondan tarafa dönmüştü.
Nie Yan'ın kalbi sıkıştı. Ters bir şeyler olduğunu anlayıp Gizlenme artıran becerilerini kullandı.
Büyücünün yüzü cübbesinden ötürü görünmüyordu. Lakin soğuk bakışları kılıçtan keskindi.
Gözleri Nie Yan'ın bulunduğu yeri tarıyordu. Yanlış bir şey bulamayınca pasif haline geri döndü.
Nie Yan Üstün Seziyi etkinleştirdi.
Kara Mürit (Varyant Elit): Seviye 160
Varyant Elit!
Nie Yan Varyant Elit ve Varyant Lordların ne korkunç yaratıkları olduğunu iyi biliyordu. Önceki zaman diliminde arkadaşlarıyla kasılırken herhangi bir sorunla karşılaşmamıştı. Yetenekleri zirvede olmasa da oldukça iyiydi. Sıradan Elitleri atıştırmalık olarak kullanırlardı. Ancak dikkatli davranmayıp bir Varyant Eliti kışkırtırlarsa canları yanabilirdi. Kendileriyle aynı seviyedeki bir Varyant Elit bile işlerini bitirebilirdi. Daha üst düzeydeki Şeytanlaşmış yaratıkların arz ettiği tehlikeyse Varyantlardan bile fazlaydı. Şeytanlaşmış yaratıkla karşılaştıklarında saniyeler içinde hepsi ölebilirdi.
Düzlükte bir düzine Seviye 160 Varyant Elit bulunuyordu. Nie Yan akıllıca davranıp geri çekildi.
Kara Müritler bir şeyi koruyor gibilerdi. Nie Yan dikkatle incelediğinde koruduklarının bir mezar olduğunu gördü. Mezar taşının arkasında nereye gittiği belli olmayan bir tünel duruyordu. Tünel sadece bir kişiyi alacak genişlikteydi.
Kara Müritler tünel etrafında dolaşıyor, mezardan asla on metreden fazla uzaklaşmıyorlardı.
Bu yerin garip bir havası vardı. Nie Yan çantasındaki Kutsal Taşa baktı. Işığı şiddetlendiğine göre doğru yerde olmalıydı.
"Despot Abak Setinin parçası büyük ihtimalle orada."
Kara Müritlerin hareketlerini bir süre izledikten sonra Pigme Yüzüğünü etkinleştirdi ve vücudunu üçte bir boyutlarına küçülttü. Ardından Gölge Valsi ile çevik bir leopar gibi mezara koştu.
Kara Müritlere bir metreden fazla yaklaşmamaya özen gösteriyordu. Çıt çıkarsa aniden etrafı sarılabilirdi.
Neyse ki Kara Müritler onu fark etmiyorlardı. Amaçsızca bölgeden dolaşmayı sürdürüyorlardı.
Vın! Nie Yan mezarın arkasındaki tünele sıçradı.
Bedeni tünel girişine tam uyuyordu.
Giriş oldukça dardı. Normal boyutlarında olsa eğilmek, hatta sürünmek zorunda kalabilirdi.
Pigme Yüzüğü sayesinde tünelde koşarak ilerleyebiliyordu.
O anda garip bir ses duyuldu. Nie Yan'ın yüreği ağzına gelmişti. Yaklaşan tehlikeyi seziyordu.
Tavandaki üç giyotin ansızın serbest kaldı. Kaçamazsa parçalara ayrılacaktı.
Ölümün kıyısındayken ileri sıçradı. Rüzgar Adımıyla desteklenen taklası sayesinde son anda kaçmayı başardı.
Giyotinler sertçe yere düştüler. Keskin kenarlarından kıl payıyla kaçan Nie Yan'ın tüyleri diken diken oldu.
Küçük vücudu ve yüksek hızı sayesinde giyotinlerden kaçabilmişti. Onun yerinde başkası olsa, yani tünelde eğilerek ilerlese hiç şüphesiz ölmüştü.
Alnında biriken teri sildikten sonra daha temkinli ilerledi. Tünel içine sayısız tuzak yerleştirilmişti. Arada bir duvarlardan fırlayan oklar ve hançerlerden kaçınmak özellikle zordu.
Nie Yan iki defa isabet aldığında zehir ve kanama etkilerine maruz kalmıştı. Yanında taşıdığı iksirler olmasa ölümden kurtulamazdı.
Neyse ki hala hayattaydı. 300 metre ilerlediğinde taş bir odaya girip merkezdeki lahdi gördü. Lahdin üzerine baktı. Kadim Ortak harfleriyle işlemeler yapılmıştı. Lakin harfler aşındığından çoğu okunmaz haldeydi. Sadece Abak ve Despot gibi kelimeler seçiliyordu.
Nie Yan bu kelimeleri görünce afalladı. Abak'ın Mezarını bulmayı beklemiyordu.
Rivayetlere göre bu despot devrildiğinde vücudu yok edilmişti. Öyleyse bu mezar neydi?
Buz gibi lahit Nie Yan'ın tedirgin ediyordu. Lahitlerle yeteri kadar macera atlatmıştı. Genelde içlerinden korkunç varlıklar çıktığını biliyordu.
Ancak ne olursa olsun geri dönemezdi. Lahdi açmakta kararlıydı.
Gücünü kolunda toplayıp kapağı itti.
Kapak aralanırken bütün oda sallandı. Duvarlardan yağmur gibi ok yağıyordu.
Nie Yan hemen geri çekilip Kara Parlak Bariyer ile kendini korumaya aldı. Ancak bariyer birkaç isabetten sonra parçalandı.
Nie Yan İlahi Alım penceresinden Şövalye Lafusu çağırdı.
Lafus Seviye 16 Parlak Bariyer ile okları engelledi. Aynı anda Nie Yan'ın canını doldurdu.
Üç dalga ok atışı sonrasında oda sakinliğini tekrar kazandı.
Nie Yan rahat bir nefes aldı. Yerdeki oklara baktıkça sırtından ter akıyordu. Tünelde yaratık olmasa bile tuzaklar tek başlarına yeterdi.
Tereddüt ediyordu. Başka bir tuzakla daha karşılaşmak istemiyordu. Lakin buraya kadar gelmişken eli boş dönmemeliydi.
Lahdin kapağını itmeye devam etti. Kapak belirli bir yere geldiğinde ikinci tuzak etkinleşti. Odanın iki yanından bıçaklar fırlamıştı.
Nie Yan son anda tavana fırlattığı ağ yardımıyla kurtulmayı başardı. Altında bıçaklar uçarken tavana tutunuyordu.
Lafus ise zamanında kaçamamıştı. 30 bıçak Parlak Bariyeri parçalamaya yetmişti. Lafus karşı koyamadan öldüğünde, oda yeniden sakinleşti. Nie Yan tavandan atladı. Önce Lafusun cesedine, ardından lahde baktığında yüreği ağzındaydı.
Lahit öylece duruyor, ama kendisine dokunana ölüm saçıyordu. Başka bir tuzak daha varsa Nie Yan ölebilirdi.
Lahdi açmak hakikaten zordu.
Ancak eli boş dönmek ona uymuyordu. Nie Yan kaşlarını çattı. Lahit içinden çıkılması zor bir soruna dönüşmüştü.
