Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 699: Akşam Yemeği
Nie Yan bir süre ailesiyle muhabbet etti. Zirve Askeri Akademisinde günlerinin nasıl geçtiğini anlattı. Ailesi onu dinledikten sonra mutlu oldu. Anne Nie mali işlerden sorumluydu. O yüzden fazla oyalanmadan işinin başına dönmeliydi. Ofiste Nie Yan ve babası kalmıştı.
Babası bir şey söyleyecek gibi duruyordu.
Onun halini görünce Nie Yan meseleyi anladı.
Baba Nie sonunda sessizliği bozdu. "Şirket ikinci çeyrekte %50 büyüdü. İş sahamızı genişletmek için epey uğraşıyoruz. Sektörün büyüklerinden Doğu Taş ve Sonik ortaklık için bize geldi. Böyle büyük şirketler normalde bizim gibi yeni şirketlere gelmezlerdi. Başta şüpheliydim, ama şu ana kadar anlaşmalarımızdan epey kar ettik."
Nie Yan'ın aklına Göksel Krallardan birkaç isim geldi. Mo Yuntian'ın hakikaten bir ağırlığı vardı. Dünya Grubu gün geçtikçe daha fazla ortak kazanıyordu. Böylece gelecekteki muhtemel krizlerde, önceki zaman diliminde olduğu gibi çökmeyecekti.
"Göksel Krallar seninle temas kurdu mu?" Baba Nie'ye göre Nie Yan'ın dış üye olarak kabulü bile inanılmazdı.
Nie Yan'ın kalbi sıkıştı. Babası bir şekilde haberdar olmuştu. Başıyla onayladı. "Lei Su tarafından Göksel Krallara davet edildim."
"Lei Su? Demek oymuş!" Baba Nie bir anda heyecanlandı. Aniden masasından fırladı. "Ne dedin? Kabul ettin mi?"
Nie Yan başıyla onayladı. "Göksel Krallara katıldım."
"Çekirdek üye olarak mı?" Baba Nie beklentisini yükseltmeyerek sordu.
Oldukça ciddi biriydi. Böyle heyecana kapıldığı anlar pek görülmezdi.
"Ne yani? Oğlunun sadece dış üye olmaya mı layık olduğunu düşünüyorsun?"
"Seni hergele! Babayla öyle konuşulur mu? Böyle büyük bir haberi daha yeni veriyorsun! Anlaşılan kendini dev aynasında görüyorsun." Baba Nie oğlunun başına hafifçe vurdu. Ancak bunu yaparken yüzü gülüyordu. Dünya Grubu dev iş dünyasında önemsiz bir şirketti. Nie Yan Göksel Krallara yalnızca kendi gücüyle girmişti. Bu durum babasının göğsünü kabartmıştı. Göksel Krallara üye olmak sıradan insanların gözünde büyük bir onurdu.
Nie Yan güldü. Babasının ilk defa bu tonda konuştuğunu görüyordu. Çocukluğundan beri ona derin bir saygı beslerdi. Ancak geçmişe döndüğünde babasının dışarıya gösterdiği katı yüzünün altında aslında son derece nazik ve ilgili birinin yattığını anlamıştı.
Nie Yan hala Mo Yuntian'ın Göksel Krallardaki herkesten Dünya Grubuna yardımcı olmalarını istediğini söylememişti. Kendisini övmek gibi bir niyeti yoktu. Göksel Kralların Dünya Grubuna etkisi gün geçtikçe artıyordu. Bu iş Dünya Grubu, Cao Xu'nun Yüzyıl Mali Grubundan daha büyük olana dek devam edecekti.
"Bu akşam bir parti var. Benimle gel," dedi Baba Nie.
"Ne partisi?"
"Huahai'deki üst rütbeli devlet memurlarının düzenlediği bir parti. Katılanlar şehrin yönetimi ve iş dünyasında sözü geçenler. Son gelişmeler olmasa Dünya Grubu katılmaya layık görülmezdi. Ancak yaşananlardan sonra onlar bizi davet ettiler." Belli ki büyükler artık Dünya Grubunu kabul etmişti.
"Ben gelmesem olur mu?" Nie Yan'ın bu etkinliklere ilgisi yoktu.
"Ya, istemiyorsun yani? Kötü oldu. Oysa Yao Yao da katılıyordu. Gelin adayımızı görmek istiyordum." Baba Nie güldü.
Nie Yan gözlerini devirdi. Babası ne zamandan beri kurnaz bir tilki gibi davranıyordu? Xie Yao orada olacaksa gitmek zorundaydı.
Nie Yan öğleden sonra Dünya Grubunun işlerinde babasına yardım etti. Akşam olduğunda birlikte arabaya binip şehir merkezine gittiler. Baba Nie özel dikim bir takım giyiyordu. Nie Yan ise rahatlık için eşofman altı ve tişört giymişti. Böyle giyinen birine kimse dikkat etmezdi. Zaten buraya iş için gelmemişti.
20 dakikalık sürüş sonrası son derece lüks bir restoranın önünde durdular. 167 katlı bina bulutlara ulaşıyordu. Her kar birbirinden bağımsız olarak dönüyordu. Bütün ışıkların yanması, adeta geceyi aydınlatıyordu.
Burası Yükselen Ejder Mali Grubunun Moro Nehri Ziyafet Salonuydu!
Nie Yan buraya en son Xie Yao'nun on sekizinci yaş günü partisinde gelmiş ve bir takım tatsız olaylar yaşamıştı.
Akşam yemeğinin böyle prestijli bir yerde yenecek olması Yükselen Ejder Grubunun gücüne işaretti.
Nie Yan'ın burasıyla ilgili anıları genelde kötüydü. Ancak burada olduğuna göre içeri girmeliydi. Zordan kaçmak ona yakışmazdı.
"İçeri girelim," dedi babası.
Birlikte asansöre binip en üst kata çıktılar. 167 katlı bina gerçekten de muhteşemdi. Tavan güçlendirilmiş camdandı. Gece gökyüzünün güzelliğini içerdekilerin de görmesi istenmişti. Aşağıda kalan şehrin ışıkları göze çarpıyordu.
Ziyafet salonu ışıl ışıldı. İçerisi çoktan dolmuştu. Gelenler bölgede bulunabilecek en şık ve pahalı kıyafetleri giymişlerdi. Nie Yan giyim tercihiyle aykırı görünen tek kişiydi.
Baba Nie tanıdık yüzler gördü. Nie Yan'a bir şeyler dedikten sonra onlarla konuşmaya gitti.
Nie Yan salonda dolaşıyordu. Bir içecek alıp pencerenin kenarına oturdu.
Salonu süzüyordu. İçerisi hayli kalabalıktı. Ancak Yükselen Ejder Mali Grubunun üyeleri gibi asıl nüfuzlu kişiler henüz gelmemişlerdi.
10 dakika sonra bir grup salona giriş yaptı. Konuklar hep birden ayağa kalkıp gelenleri selamladı. Gelenleri tanımasa da önemli insanlar olduklarını söyleyebilirdi.
Babası şık takımlar giyen birkaç adamla muhabbet halindeydi. İş konuşuyor olmalılardı.
Kısa süre sonra Xie Yao'nun salona girdiğini gördü. Diz kapağına kadar uzana beyaz bir elbise giyiyordu. Narin vücudu adeta ay ışığıyla kaplanmıştı. Güzel yüzü bakanı hayran bırakıyordu. Diğer kadınların davetkar kıyafetlerine kıyasla o zarafetiyle ön plana çıkıyordu. Salondaki tüm gözler ona dönmüştü. Bir anda dikkatleri üzerine çekmişti. Zaten gittiği her yerde başına gelen de buydu.
Xie Yao yanında, aralarında halası Xie Yi'nin de bulunduğu, Şan Mali Grubundan insanlarla gelmişti. Diğer ikisi amcalarıydı.
Xie Yi'yi görünce Nie Yan'ın gözleri nefretle parladı. Şimdilik Xie Yao'nun yanına gitmemeye karar verdi. Yalnız kalana kadar bekleyecekti.
Salon gittikçe kalabalıklaşıyordu. Yükselen Ejder Mali Grubunun üst düzey üyeleriyle, üst rütbeli devlet memurları da geliyorlardı.
Nie Yan babasına baktı. Babası yüksek memurlarla konuşuyordu. Baba Nie son derece saygılıyken onlar pek umursamaz görünüyorlardı. Bu memurlar şehrin limanını yönetiyorlardı. Dünya Grubunun işi ağırlıklı olarak ticarete dayanıyordu. Yani Dünya Grubu memurların insafındaydı.
Nie Yan ayağa kalkıp babasının yakınına gitti. Kalabalığa karışıp konuşmalarına kulak kabarttı.
"Nie Bey, yardım etmek isteriz elbet, ama şirketiniz çok küçük. Elimizden bir şey gelmez." Konuşan memurun tonundan ne kadar kibirli olduğu anlaşılıyordu.
Nie Yan adama baktı. Alabildiğine yemiş ve obez olmuştu. Konuşurken gıdısındaki yağlar sallanıyordu. Göze hiç hitap etmediği aşikardı.
"Büro Şefi Hong, gerekli evrakları hazırlayıp bir aydan uzun süre önce müracaat ettiğimiz halde cevap alamadık. Acaba araya girip sorunun ne olduğunu bulmama yardım edebilir misiniz?" Baba Nie son derece nazikti.
"Ben nereden bileyim? Sorumlu olan departmanla konuşmalısınız." Obez memur yanındaki adama döndü. "Küçük Xie, Dünya Grubunun başvurusunu aldınız mı?"
"Evet. Çoktan ilgililere teslim ettik. Ama biraz zaman alacaktır. Şu anda onlarınki gibi 30 başvuru var ve Dünya Grubu listenin en sonunda. Süreç altı aydan bir yıla kadar uzayabilir. Biraz sabredin."
"Küçük Xie'yi duydunuz. Elimden bir şey gelmez. Başvuruları takip etmek benim işim değil."
"Rahatsız ettiğim için üzgünüm. Ana departmana tekrar sorarım." Baba Nie öfkesine rağmen gülümsüyordu.
Oradan ayrıldığında Nie Yan yanına gitti.
"Baba, sorun ne?" diye sordu Nie Yan.
"Önemli değil, işle alakalı." Baba Nie gülse de, sesinden çaresizliği anlaşılıyordu.
Nie Yan meselenin özünü bilmiyordu, ama işten sorumlu kişinin Büro Şefi Hong olduğunu anlamıştı.
Baba Nie düşüncelere dalan oğluna baktı. Nie Yan'a çocuk gibi davranmayı bırakma zamanı gelmişti. "Bir süre önce başvuruda bulunduk. Büro Şefi Hong, o konuştuğum adam, bilerek başvuruyu onaylamıyor. Önemli bir şey değil. Sadece para istiyor. Para vermeyenin işini görmez. Uygun bir hediyeyle gitmezsek başvurumuz üst rütbelilere asla ulaşamaz."
Nie Yan olayı kavramıştı. Memurlara bakarken gidip hepsini eşek sudan gelinceye kadar dövmemek için kendini zor tutuyordu. Lakin bunu yapması meseleyi daha karmaşık hale getirebilirdi.
