Series Banner
Novel

Bölüm 697

Rebirth of the Thief Who Roamed the World

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 697: Yasaklı Yıldırım Büyüsü

Nie Yan çabucak geri çekildi. Aynı zamanda bakışları peşindeki oklara sabitlenmişti.

Düzgün zamanlanan bir kesişle üç oku havadayken parçaladı.

Kalan üçünden isabet almak üzereydi. Ölümle burun burunayken Gölge Valsini etkinleştirdi.

Gölge Valsinin dokunulmazlığı sebebiyle üç ok Nie Yan'a çarptıktan sonra yere düştü.

Nie Yan ilk defa Yükselen Meleğin güdümlü oklarıyla uğraştığından iki hayat kurtarıcı becerisini feda etmişti. Bu durum onu hiç memnun etmemişti.

O oklarla uğraşırken Melek Müfrezesinin diğer oyuncuları işe koyulmuşlardı.

Ondan fazla oyuncu Nie Yan'a yaklaşıyordu. Beş kişilik gruplara ayrılmışlardı. Rahipler asalarını sallayıp gökyüzüne ışık topları fırlattılar. Şövalyeler İlahi Gözler becerilerini etkinleştirdiler.

"Nirvana Alevi orada!"

"Yuh, bu ne hız!"

Tam buldukları anda Nie Yan yeniden ortadan kaybolmuştu.

Nie Yan düşmana baktı. Melek Müfrezesi oyuncuları cidden iyilerdi. Beş kişilik gruplarda birbirlerinden uzaklaşmadan hareket ediyorlardı. Ek olarak her grubun bir Şövalyesi ve Rahibi vardı. Bir açıklık bulup saldırmak zordu. Nie Yan bu oyuncuların çoğuna aşinaydı. Önceki zaman diliminde her biri Melek Müfrezesinin nam salmış oyuncularıydı. Görüntülerini defalarca izlediği bu kişilerin kolay lokma olmadıklarını biliyordu.

Meydanın başka bir yerinde Taş Yarıcı ve üç Savaşçı Şövalye Lafus'un etrafını sarmış, hareketine engel oluyorlardı.

Altı Büyücü Küçük Altının etrafına dağılmıştı. Altıgen şeklinde düzen almışlardı.

Bu manzara Nie Yan'ı telaşa sürükledi. Büyücüler Küçük Altını Altıgen Bağlama Düzeninde hapsetmek istiyorlardı.

Düzenin gücüne yabancı değildi. Doğru kullanıldığında patronları dahi yarım saate kadar hapsedebilirdi!

Düzen son halini almak üzereyken Küçük Altın sahibinin emriyle ileri atılıp Büyücülerden birine pençesini savurdu.

Büyücü canını kurtarmak için az öteye çekildi.

Düzen şimdilik bozulmuştu.

Altı Büyücü hızla pozisyonlarını değiştirip yeniden düzeni kurmaya çalıştı.

Düzenin avantajlarından biri de esnek yapısıydı.

Küçük Altın, saldırısı boşa gidince şiddetle kükreyip kavurucu ateşler püskürttü.

Bir Büyücü sözleri okuyordu. Tam düzeni tamamlayacakken Küçük Altının Ejderha Nefesi tarafından gafil avlanmıştı. Kaçacak zamanı da yoktu.

Büyücü nefes saldırısıyla geriye savrulup yere çakıldı.

Küçük Altının saldırıları bu Büyücülerin dayanamayacağı cinstendi.

"Lanet olsun! Ökse öldü. Gökkuşağı, öne çık!" Luo Bai'nin emriyle başka bir Büyücü ölen kişinin yerini aldı. Bu defa dikkatsiz davranamazlardı. Küçük Altının güçlü saldırıları içlerine korku salmıştı. Ejderha Nefesiyle vurulmamalılardı. Aksi takdirde hiç kuşkusuz öleceklerdi.

Altı Büyücü yeniden pozisyon aldı. 20 saniye geçtiğinde Küçük Altın etrafında altın renkli bir düzen belirdi. Yavaşça daralan düzen sonunda Küçük Altını hareket edemez hale getirdi.

「Patron! Altın Ejderhayı hapsettik, ama Ökse öldü.」

「Nasıl öldü? Plana sadık kalıp geri çekilin.」 Bir kişi daha kaybetmişlerdi. Nie Yan Küçük Altını diriltebilirdi. Kaybedeceği sadakati kısa sürede geri kazanabilirdi. Öte yandan onlar, saatlerini kasılmaya harcamış usta bir oyuncuyu kaybetmişlerdi. Zararda olan taraf yine kendileriydi.

Düzen oluştuğunda Büyücüler geri çekildiler. Nie Yan Küçük Altına düzeni kırmasını emredecekken tiz sesler kulağına çalındı. Rengi solmuştu. Başını kaldırdığında beş topu meydana ateşlendiğini gördü.

Küçük Altın çırpınsa da fayda etmiyordu. Sıkıştığı yerden kurtulamıyordu. Beş gülle havada süzülüp meydana çarptı. İkisi doğrudan Küçük Altının yanına düşmüştü. BUM! BUM! BUM! Bedeni alevler içinde kaldı.

Bu sırada Nie Yan'a bildirim düştü. Hemen bildirimi açıp baktı.

Küçük Altın ölmüştü.

"Şerefsizler!" Kılıcını sıkıca kavrarken elindeki damarlar şişti. Nihayet elini gevşetti. O evcilini kaybetmişti, Melek Müfrezesi ise üst düzey bir oyuncusunu. Yani takasta üstün taraftaydı. Melek Müfrezesi takımı üst düzey oyunculardan oluşmasının yanında ciddi bir sayı üstünlüğüne sahipti. Savaştan yara almadan kurtulması zaten garip olurdu.

Küçük Altın öldüğünde sıra Lafus'a gelmişti. Kamuflaj halindeki Nie Yan uygun sözleri okuyup Lafus'u geri çağırdı.

"Patron, Nirvana Alevi kaçtı." Ondan geriye bir iz kalmamıştı.

"Lanet olsun! Şerefsizi tutmak mümkün değil!"

Nie Yan'ın gittiğini gördüklerinde Melek Müfrezesi oyuncuları tedbiri elden bıraktılar.

"Uyanık olun! Birbirinizden fazla uzaklaşmayın!" Yükselen Melek adamlarını uyardı. Nie Yan gitmiş görünse de hala etrafta saklanıyor olabilirdi. Henüz gardını indiremezdi. Nie Yan kolay vazgeçmezdi. Muhtemelen en az bekledikleri anda karşı saldırıya geçerdi. Sahip olduğu güç düşünüldüğünde onun pususundan sağ çıkmak kolay değildi.

Nie Yan meydanın dışında oyalanıyordu. Kamuflaj içinde pusu için fırsat kolluyordu. Ancak Melek Müfrezesi pek tedbirliydi. Uçan bineklerini çağırıp havalandıklarında pusu için bütün yolları tıkamışlardı.

Belli ki Yükselen Melek dersini öğrenmişti. Yerde kaldıkları sürece Nie Yan eninde sonunda bir fırsat bulup suikast girişiminde bulunacaktı. Uçan bineklerine bindikleri anda bu ihtimali ortadan kaldırmışlardı.

Yükselen Melek ve adamları ufukta kaybolurken Nie Yan yumruklarını sıktı. "Bu defa sen Zümrüt İmparatorluğuna geldin. Gelecek sefer ben Atlas İmparatorluğunu ziyaret edeceğim. Bakalım kim daha acımasızmış!"

「Geri çekiliyoruz.」 Kalede daha fazla kalarak bir şey elde edemezlerdi. Hatta daha büyük çaplı saldırılara uğramaları muhtemeldi. Zaten kaleyi birbirine katmışlar, bu süreçte 10.000'den fazla düşman öldürmüşlerdi. Başarıları hafife alınamazdı. İki oyuncularını ve Küçük Altını kaybetmeleri çok bir şey değiştirmiyordu.

Nie Yan ve grubu ana girişten Karukes Kalesi'ni terk edecekti.

Hep birlikte kapıya yaklaştılar. İleride sayısız okçu kulesi duruyordu. İlahi Muhafızların bölgedeki savunması epey güçlüydü.

"Patron, Yasaklı Büyüyle hepsini havaya uçuracağım." Nie Yan'ın onayıyla birlikte Düşkün Çocuk uygun bir yere geçti. Asasını sallayıp sözleri okumaya başladı.

Söz dizilerini birer birer tamamlıyordu. Vücudu elektriklenirken havaya yükseliyordu.

20 set söz dizisinin ardından gökyüzü kara bulutlarla kaplandı. Esen şiddetli rüzgarla dalgalanan bulutlarda şimşekler çakıyordu. On devasa yıldırım sütunu bütün kudretiyle zemine çarptı.

Düşkün Çocuk sütunları girişin etrafındaki okçu kulelerine yoğunlaştırmıştı.

Kuleleri dolduran oyuncular paniğe kapıldılar. Havadaki elektriklenmeyi hissediyorlardı. Yıldırım sütunlarını gördüklerinde omuzlarına ezici bir baskı bindi. Sütunların dokunduğu her yer yıkılıp yok oluyordu. Sanki yıldırım tanrısı parmaklarını toprağa batırmıştı.

"Herkes kaçsın! Yıldırım tipi Yasaklı Büyü kullanıyorlar!"

Kulelerdeki oyuncular dört bir yana kaçışıyorlardı. Yıldırım sütunları ilerlerken ondan fazla okçu kulesini yıkmıştı. Ancak bununla kalmayıp surlara ilerliyorlardı. Eşit boyutlarda on yarık surları harap etmişti.

Yıldırım sütunları biraz daha ilerleyip yok olduklarında gökyüzü eski haline döndü.

"Patron, artık gidebiliriz." Düşkün Çocuk asasını indirdi. İlk defa geniş çaplı bir saldırı büyüsü kullanıyordu. Sonuçtan gayet memnundu.

Nie Yan da gördüğü manzaradan hoşnut kalmıştı. "Yasaklı Büyüler bayağı iyilermiş." Alan etkisi diğer Yasaklı Büyülere kıyasla dar olsa da, Düşkün Çocuğun büyüsünün yıkıcı gücü daha yüksekti. Neden 20 set söz dizisi istediği belli oluyordu.

İlahi Alev Nie Yan'ın grubunu durdurmak için son çare olarak okçu kulelerine başvurmak istemişti. Lakin grup, kalenin ana girişinden ellerini kollarını sallayarak çıkmıştı.

İlahi Alev ve diğerleri kaleye döndüklerinde Nie Yan çoktan gitmişti. Kale harabeye dönmüştü. Surlar yıkılmış, kuleler çökmüştü. Yasaklı Büyünün ardında bıraktığı yıkım korkutucuydu.

İlahi Alev çökmüş halde pisliği temizlemeye koyuldu. Bugüne dek İlahi Muhafızlara kimsenin dokunamayacağını sanıyordu. Şimdi çok güvendiği evi tanınmaz haldeydi.

75 Görüntülenme
3 Nis 2025
Bölüm 697