Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 670: Yüce Elçi Madalyonu
Bölüm 670: Yüce Elçi Madalyonu
Büyük Jebiah toplantı salonunun ön tarafında, tahtında oturuyordu. Diğer ulular ise sağlı sollu şekilde dağılmıştı. Hepsi ciddi ve onurlu yüz ifadesine sahipti.
Nie Yan salona girdiğinde üzerine kilitlenen buz gibi bir bakış hissetti.
Bu bakışları takip ettiğinde Ulu Redwin'in kendisine düşmancıl bir bakışla baktığını gördü.
Nie Yan kaşlarını çattı. Bu NPCnin derdi neydi böyle? Bu ihtiyar eleman tanıştıklarından bu yana kendisine bir düşmanlık besliyor gibiydi. Yüce Elçi olduktan sonra Ulu Redwin'den yayılan bir enerji hissetmeye başlamıştı. Ölüm Büyücüsü Vordermandan gelen enerjiyle benzer bir histi bu.
Acaba bu görevin bir ipucu falan mı? Nie Yan'ın kalbi sıkıştı. Ulu Redwin’le ilgili farklı bir durum vardı, bu durum kesindi! Bu meselenin aslını öğrenmek için kendine bir söz verdi.
Bu esnada bir bildirim aldı.
Ulu Redwin'e karşı duyduğunuz şüphe derinleşiyor. 'Ulular Meclisindeki Hain - Redwin'in İhaneti' görevine eriştiniz.
Nie Yan'ın gözleri parladı. Bu tarz bir görevi tetikleyeceğini düşünememişti. Redwin'in ihanetinin Ölüm Büyücüsü Vordermanla ilişkili olup olmadığını merak ediyordu.
"Hoş geldin, Büyük Elçi. Biz de seni bekliyorduk. Ulular Meclisinin lideri olarak, Zümrüt İmparatorluğunu Hortlakların İntikamı konusunda uyardığın için sana teşekkür ediyorum. Bize zaman kazandırdın ve vereceğimiz kayıpları azalttın," dedi Büyük Jebiah.
Nie Yan bakışlarını Ulu Redwin’den uzaklaştırarak Büyük Jebiah'a çevirdi. "Nazik sözleriniz beni gururlandırıyor Majesteleri. Zümrüt İmparatorluğunun sadık bir vatandaşı olarak sadece görevimi yaptım. Işık Tanrısı bu topraklara erdem versin," dedi Nie Yan, bunlar standart görev diyaloglarıydı.
Büyük Jebiah hafifçe gülümsedi, gözlerinde minnettar olduğunun belirtileri vardı. "Yüce Elçi olarak, Ulular Meclisinden herhangi birinin Zümrüt İmparatorluğunda sahip olduğu otoritenin aynısına sahipsin. Eğer gerekli olduğuna inanırsan, şehirlerimizin kuvvetlerini davana hizmet etmesi için harekete geçirebilirsin. Fakat Işık Tanrısının izinden ayrılmamalısın. İmparatorluğun kuvvetlerini kendi şahsi çıkarların için kullanamazsın. Her daim adaletin peşinde olacağına ve kötülüğe düşman olacağına söz vermelisin."
İmparatorluğun kuvvetlerini harekete geçirebilir miyim? Nie Yan soğuk terler içinde nefes aldı. Genellikle her şehirde yaklaşık 2,000-3,000 NPC asker bulunurdu, Kalor gibi geniş şehirlerde ise bu sayı 8,000'e kadar çıkabiliyordu. Heyecandan kanının kaynadığını hissedebiliyordu, karşısında dikilip her emrine uyacak olan geniş bir kuvvet heyecan vericiydi.
Fakat bu otorite elbette çok sayıda kısıtlamayı da beraberinde getiriyordu, Işık Tanrısının öğretilerinden şaşmaması lazımdı. Sahip olacağı bu gücü kendi çıkarları için kullanamazdı, yani imparatorluğu kuvvetlerini rakip birliklerle savaştıramazdı.
Nie Yan sahip olduğu bu yeni otoritenin Hortlakların İntikamı meselesi konusunda oldukça yararlı olacağını düşündü.
Qin Han'ın elinde iskeletler vardı, Nie Yan'ın elinde ise imparatorluğun ordusu. Kimin daha güçlü olduğunu görme zamanıydı!
Nie Yan bu düşüncelere dalmışken Büyük Jebiah konuşmasına devam etti, "Yüce Elçi olduğundan dolayı sana Yüce Elçi Madalyonunu veriyoruz. Bu eşya antik zamanlardan kalmadır. En son 600 sene önce bir Yüce Elçi gelmişti. Bu unvanı taşıyanlar O'nun seçilmişleridir. O'nunla direkt olarak iletişime geçebilir ve O'nun iradesine erişebilirler. Unutulan zamanlardan beri bu unvanı taşıyan kişiler imparatorluğumuzu karanlığın içinden çekip aydınlığa ulaştırmaya çalıştı. Işık seninle olsun."
Büyük Jebiah'ın sözlerini duyan Nie Yan garip bir ifadeyle gülümsedi. Hangi ilahi iradeden bahsediliyordu? Öngörüde bulunarak bu unvanı alması sadece önceki hayatından gelen bilgiler sayesinde olmuştu. Elbette Tanrıyla direkt bir iletişim halinde değildi. Bunu düşündüğünde kendisini bir dolandırıcı gibi hissetti. Fakat yine de Yüce Elçi Madalyonu konusundaki beklentisi büyüktü. Antik zamanlardan kalma bir eşyaydı bu. Bundan dolayı kesinlikle kötü bir eşya olmamalıydı.
Büyük Jebiah tahtından kalktı ve yavaşça merdivenleri inmeye başladı.
Büyük Jebiah'ın Nie Yan'a doğru yürüdüğünü gören Ulu Redwin'in gözleri kıskanç bakışlarla dolmuştu. Yüce Elçi Madalyonu kendisinin de uzun zamandır istediği bir şeydi.
"Dedikodulara göre, fani dünyada Düzen Kitabı ve Yüce Elçi Madalyonuna sahip olan kişi en büyük otoriteye sahip olan kişidir. Madalyon kişiye Tanrı'nın iradesini sağlarken, kitap ise onun düzenini uygulamaya yarar. Nirvana Alevi, zaten sende Düzen Kitabının bir cildi var şu anda, değil mi?"
"Evet Majesteleri," dedi Nie Yan, sesinde saygılı bir ton vardı, elini göğsüne koyarak eğilip selam verdi.
"Işık Tapınağının Ulu Ruhani Lideri öldüğünden dolayı, Tanrı'nın seçilmiş kişisi koltuğu bin yıldan daha uzun süredir boş duruyor. Düzen Kitabının 36 parçası dünyanın farklı noktalarına dağılmış vaziyette. Fakat, Yüce Elçi Madalyonu seni geri kalan parçaları bulabilmen için yönlendirebilir. Hepsini toparladığında yeni Ulu Ruhani Lider sen olacaksın." Büyük Jebiah'ın Nie Yan'a bakışları kibardı.
Nie Yan bu madalyonun kendisini Düzen Kitabının diğer bölümlerine yönlendireceğini tahmin edememişti. Bu iki eşyanın böyle bir bağlantıya sahip olduğundan haberi yoktu. Her ne kadar bazı parçaların nerede olduğuna dair bilgisi olsa da elbette bütün 36 parçayı toplama gibi bir umudu yoktu. Sonuçta parça sayısı çok fazlaydı. Bir tanesini bile bulamaması durumunda seti tamamlayamamış olacaktı. Bundan dolayı her ne kadar bu konuda hayaller kurmuş olsa da beklentisini yüksek tutmamıştı. Zaten beş bölümü Süngü'ye hediye etmesinin sebebi de buydu. Fakat Büyük Jebiah bütün parçaları toplamasını söylüyordu. Acaba bu ünlü Yüce Elçi Madalyonu gerçekten de kendisinin Işık Tapınağının Ulu Ruhani Lideri olmasını sağlayabilir miydi?
Nie Yan epey heyecanlıydı. Eğer gerçekten de Ulu Ruhani Lider olabilirse Zümrüt İmparatorluğunda olağanüstü bir otoriteye sahip olacaktı. Büyük Jebiah'tan sonra gelen ikinci kişi olacaktı, imparatorluğun en yüksek nüfuzlu adamı olacaktı! Dahası, tapınağın takipçileri sadece imparatorlukla sınırlı değildi. Bütün kıtaya yayılmış haldeydiler ve güçlü bir Şövalye Lejyonları vardı. Daha korkutucu olan ise Işık Tapınağının Rahipleriydi. Eğer bir Rahip aforoz edilirse statüleri en azından %30'luk bir düşüş yaşıyordu. Nie Yan Ulu Ruhani Lideri olursa Rahip sınıfının kontrolünü eline geçirecekti. Bu tarz bir güç korkutucuydu!
Fakat elbette tüm bunlar Düzen Kitabının tamamlanmış olmasıyla elde edilebilirdi. 6 cildi de toplayabilmek gerçekten de çok zor bir görevdi, neredeyse imkansızdı.
Büyük Jebiah Nie Yan'a doğru yürüdü. Elinde basit yapılı, bronz bir madalyon vardı. Madalyonun yüzü toteme benzer semboller kazınmıştı, yüzeyi ince bir platin tabaka ile kaplıydı.
Büyük Jebiah madalyonu Nie Yan'ın göğsüne yerleştirdi. Bu esnada göz kamaştırıcı bir ışık Nie Yan'ın etrafını sarıp vücuduna nüfuz etti. Yüce Elçi Madalyonunun özelliklerini kontrol etmek istiyordu. Fakat Büyük Jebiah şu anda tam karşısında duruyordu, bundan dolayı dikkatini dağıtmak istemedi.
Büyük Jebiah elini Nie Yan'ın omzuna koydu. Kibar bir gülümseme ile konuştu, "Ne olursa olsun, herkes seni yanlış anlayacak olsa bile sabırlı olmalısın. Eğer kendine ve inançlarına karşı doğru kalırsan eninde sonunda karanlıktan kurtulursun, zamanı geldiğinde ışık bulutları delip geçer ve yeryüzünü bir kez daha aydınlatır."
Nie Yan düşüncelere daldı. Büyük Jebiah bir ipucu mu veriyordu yoksa? Belki de bu sözler UIu Redwin'in ihanetiyle ilgiliydi!
Diğer ulu kişiler de ayağa kalkarak tebrik etmeye geldiler. Nie Yan her birine standart NPC diyaloglarının gerektirdiği gibi cevap verdi. Zaten çoktandır bu duruma alışkındı. Ulu Redwin'e gelince ise sadece sahte bir gülümseme yaptı ve tokalaştı.
Nie Yan meclis üyeleriyle işini hallettikten sonra derin bir düşünceye daldı. Eğer Ulu Redwin'i araştırmak istiyorsa nereden başlamalıydı? Bunu bilse bile şimdi mi başlaması gerekiyordu? Sonuçta hortlak ordusu hızla yaklaşıyordu. Bir süre düşündükten sonra bu meseleyi sonraya bırakmaya karar verdi.
Nie Yan sonunda Yüce Elçi Madalyonunu inceleme fırsatı bulmuştu.
Yüce Elçi Madalyonu (İlahi)
Özellikler: Bütün Statüler +%30, Bütün Beceri Kademeleri +3, Ekipman Seviye Gereksinimi -30
Elçi Kuvveti: Bütün evcil hayvanların statülerini bir saat süreliğine %100 artırır. Bekleme Süresi: 10 gün
Kısıtlamalar: Nirvana Alevi
Usta: Rektor
Yüce Elçi Madalyonu inanılmazdı. Sadece Bütün Beceri Kademeleri +3 özelliği bile kendisinin ilahi bir eşya olduğunu kanıtlıyordu. Bunun sebebi bu tarz bir özelliğin sadece Efsanevi Kademe ya da daha yüksek eşyalarda ortaya çıkmasıydı. Yalnızca Bütün Beceri Kademeleri +1 olsa bile inanılmaz derecede etkileyici bir eşya olurdu.
Nie Yan Sırt Kıran, Hain Bıçak ve diğer becerilerine baktı. Bazıları zaten en yüksek kademe olan Kademe 16'daydı, bundan olayı artış yaşamamışlardı. Fakat diğer becerileri büyük ölçüde gelişmişti. Dahası, Ekipman Seviye Gereksinimi -30 özelliği de heyecan vericiydi. Bu, Despot Abak Setinin Seviye 180 yerine Seviye 150'de kuşanılabileceği anlamına geliyordu! Yüce Elçi Madalyonu kesinlikle İlahi Kademe olmayı hak eden bir eşyaydı.
Bütün Statüler +%30 özelliği de oldukça iyiydi.
Bu özelliklerin yanı sıra Elçi Kuvveti de oldukça destekleyici ve kullanışlı olacaktı. Savaş gücünü %100 artırabiliyordu. Tehlikeli bir durumla karşılaştığında kesinlikle faydalı olacaktı. Tek kötü yanı ise bekleme süresinin çok uzun olmasıydı, tıpkı Tanrının Yargıcı gibiydi. Bu özelliği aceleye getirerek kullanmak olmazdı.
"Güne güzel başladık!" Nie Yan aldığı madalyon sebebiyle oldukça heyecanlanmıştı. Bu unvan sayısız oyuncunun hayalini kurduğu bir şeydi. Yüce Elçi, Kıdemsiz Işık Yargıcı ve Berrak Dansçı, bu üç eşsiz unvan insanları kesinlikle nefessiz bırakacaktı.
