Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 653: Öngörü?
Bölüm 653: Öngörü?
"Hilderlokta son zamanlarda sıra dışı bir şeyler yaşandı mı?" Diye sordu Nie Yan.
"Evet. Dedikodulara göre etraftaki birkaç köy iskeletler tarafından yağmalanmış. Ben de bunu sadece birkaç saat evvel öğrendim. Bundan dolayı henüz bu bilgiyi doğrulama şansım olmadı," diye cevapladı Ölüm Sevgisi. Sonuçta, bu olaylar sadece son zamanlarda baş göstermişti ve olayların yaşandığı bölge ise Katleden Kılıcın bölgesiydi. Bundan dolayı sahip olduğu bilgi de kısıtlıydı.
Görünüşe göre bizzat oraya benim gitmem gerekecek, diye düşündü Nie Yan.
İkili bir süre daha sohbet etti. Ölüm Sevgisi bu esnada Savaş Delisi İttifakının son durumları hakkında birkaç rapor verdi. Birlik, Hilderlokun batısında yer alan 16 adet kaleyi kontrolü altında tutuyordu, bu kaleler Yangın Şehrinin doğusunda ve Güz Yaprağı Şehrinin kuzeyinde yer alıyordu. Şehirlerin sınırlarına bitişik bölgede bulunan bu alan nüfuzlarının en yoğun olduğu bölge olmuştu. Etraftaki bütün birlikler onların elinden çekmişti. Oldukça sabit bir hayat sürüyorlardı.
Nie Yan Savaş Delisi İttifakının ileri dönemdeki gelişim süreci için birkaç tavsiyede bulundu. Artık Katleden Kılıçla sürtüşmelerden kaçmalarına gerek yoktu. Niuren Birliğinin genel stratejisi açısından savaşmaları gerekiyordu. Nie Yan eğer bir kayıp yaşanırsa yerinin doldurulabilmesi adına elinden geleni yapacaktı.
Nie Yan'ın arkalarında destekçi olacağı bilgisini alan Ölüm Sevgisinin elbette bu duruma itirazı yoktu. Sonuçta, savaşın en çok baş ağrıtan kısmı maliyet konusuydu.
İkili sohbetlerini bitirdikten sonra Nie Yan veda ederek ayrıldı. Çay evinden çıkarak sokaklarda dolaşmaya başladı.
Ölüm Sevgisinin konuşmasının bittiğini gören Asi Ruh merakını daha fazla bastıramayarak sordu. "O kimdi?"
Ölüm Sevgisi gülümsedi. "O, hiç kimsenin hızına yetişemeyeceği birisi."
Asi Ruh bir kaşını havaya kaldırdı, sonrasında tahmin eden bir ses tonuyla konuştu, "Çılgın Hırsız Nirvana Alevi...?"
"Her daim en büyük dağdan daha büyük bir dağ vardır. Çılgın Hırsız unvanı sayısız savaşla kazanılmış bir unvandır. Onu anladığım kadarıyla, yeteneklerini hiçbir zaman sergilemeyi sevmeyen birisi, sakladığı şeylerin neler olduğunu düşündüğümde bile tüylerim diken diken oluyor. Onun gözüne batabildiğin için kendini şanslı saymalısın. Sen hala tecrübesiz birisin." Ölüm Sevgisi bakışlarını Asi Ruha çevirdikten sonra kapıdan çıkış yaptı.
Asi Ruh şaşkın şekilde olduğu yerde kalmıştı, Ölüm Sevgisinin sözlerini sindirmeye çalışıyordu.
Hilderloktan ayrılan Nie Yan Kara Kanat Ejderhasını çağırdı ve doğuya ilerlemeye başladı. Ölüm Sevgisinden aldığı bilgiler doğrultusunda iskeletlerin en yoğun olduğu bölgenin Brocchi Kalesi olduğunu biliyordu. Muhtemelen o bölgede bir şeylerin yaşandığını tahmin edebiliyordu.
Yaklaşık 10 dakika sonra Nie Yan çorak arazilerle çevrili bir kale gördü.
Katleden Kılıcın Brocchi Kalesi!
Kara Kanat Ejderhası çok büyüktü. Keşfedilme ihtimalini düşürmek adına, Nie yan hayvanı geri gönderdi. Kendisi de yere atlayarak ayakları üzerine sağlam bir düşüş yapmıştı.
Hayvandan indikten sonra yaya şekilde Brocchi Kalesin doğru ilerlemeye başladı. Kaleyle arasında hala biraz mesafe vardı.
Bir ormanlık alandan geçtikten sonra, yakınlarda terk edilmiş bir köye rastladı. Bölgede ayakta duran tek şey birkaç harabe duvardı. Bu mekan belli ki daha evvelden parlak bir kasabaydı. Fakat şu anda havada kan kokusundan başka bir şey yoktu.
Yerdeki kan izleri hala duruyordu. Nie Yan'ın kalbi sıkıştı. Burada nasıl bir katliamın gerçekleştiğine dair düşünceler zihnini bulandırıyordu.
Aniden, küçük yapılı bir iskelet arka taraftaki harabelerden birinden fırladı. Göz yuvaları kırmızı ruh ateşiyle parlıyordu, elinde uzun bir tırpan vardı. Nie Yan'ın üzerine doğru geliyordu.
Bu Seviye 100 iskeletti! Neyse ki, sadece sıradan bir yaratıktı.
Nie Yan bu iskeletin bu kasabada ölmüş bir çocuğa ait olduğunu tahmin edebiliyordu.
Kenara kaçan Nie Yan, hemen ardından bir döner tekme savurdu. Ayağı kafa tasına isabet etmişti ve yaratığı uçurmuştu.
İskelet yere çarparak birkaç metre yuvarlandı. Sanki hiç acı hissetmiyormuş gibi tekrar ayağa kalktı.
Fakat iskelet henüz tam olarak ayağa kalkamadan Nie Yan ileri atılarak göğsüne düz bir tekme daha savurdu ve yaratığı duvara fırlattı.
Duvara çarpan iskelet tekrar zeminle buluştu. Fakat hala ölmemişti.
İskeletin aslında can değeri 50,000'di. Seviye 100 yaratıklar arasında uğraşması en zor olanlar bunlardı. Bu iskeletlerin büyük bir ordu topladığında nasıl bir güç oluşturabilecekleri bu manzaraya bakarak anlaşılabiliyordu.
Üst üste beş defa isabet aldıktan sonra iskeletin cansız bedeni nihayet yere serildi.
Nie Yan tam da ayrılmak üzereyken 100 yaratıktan oluşan bir iskelet grubu kasabaya giriş yaptı.
Nie Yan yakınlardaki bir dükkanın çatısına zıpladı. Bir duvarın arkasına saklanarak iskeletlerin görüş açısından çıktı.
İskeletler kasabanın etrafında dolaşıyordu, sanki bir şey arıyor gibilerdi. Aradıkları şeyi bulamayınca geri döndüler.
Gördüğü bu iskeletlerin önceki zaman diliminde ortaya çıkanlarla aynı olduğunu gören Nie Yan artık hortlakların İntikamı ek paketinin geleceğinden emin olmuştu. Bu bilgiyi Zümrüt İmparatorluğunun büyüklerine iletip iletmeme konusunda kararsızdı. Her ne kadar bunu Büyük Kehanet becerisiyle öngörmemiş olsa da yine de yaşanacağından emindi. Eğer bu felaketi yaşanmadan evvel tahmin edebilirse şu anki Büyük Alim unvanı artık Yüce Elçi olacaktı, bu durumda konseydeki ihtiyarlarla aynı statüde olabilecekti. Muhtemelen bir oyuncunun alabileceği en yüksek unvan buydu.
Bir Yüce Elçi olmak Nie Yan'ın bir süredir istediği bir şeydi. Her ne kadar şu anda sahip olduğu Büyük Alim unvanıyla Zümrüt İmparatorluğunda yüksek saygınlığa erişmiş olsa da elbette Yüce Elçi ile kıyaslandığında şu anki hali devede kulak kalırdı. Bu şekilde, diğer her oyuncudan üstün olabilirdi.
Hortlakların İntikamı aslında kötü bir şey gibi görünse de işe yarayabilirdi. Bu olay resmen Nie Yan'a, Yüce Elçi unvanını gümüş bir tabakta sunacaktı.
"Aslında bu kehanette bulunmadan evvel elimde birkaç sağlam kanıt olsa iyi olur. Bu şekilde konseydeki o ihtiyarların bana sorgusuz sualsiz inanmalarını sağlayabilirim."
İskeletler tekrar Brocchi Kalesine doğru yol almaya başlamışlardı. Oldukça organize görünüyorlardı, daha evvel karşılaşılmış olan akılsız iskeletler gibi değillerdi.
İskeletler muhtemelen birisi tarafından kontrol ediliyordu.
Brocchi Kalesi normalde Katleden Kılıcın kontrolü altındaydı. Hortlaklar tarafından ele geçirildiğine dair bir bilgi duyulmamıştı. Fakat bu iskeletler kalenin etrafında yoğunlaşıyorlardı. Aralarında bir bağ olduğunu görmemek aptallık olurdu.
"Acaba...? Lanet olsun! Qin Han denen hergele!" Nie Yan'ın kalbi sıkıştı. Eğer tahmini doğruysa Niuren Birliği tehlikede demekti. Eğer Ölüm Büyücüsü Vorderman Katleden Kılıç tarafından diriltildiyse, Hortlakların İntikamı olayı başladığında en ağır yükü Niuren Birliği çekecekti.
"Brocchi Kalesine bir şekilde gizlice girmeliyim. Ancak o zaman emin olabilirim!"
