Series Banner
Novel

Bölüm 646

Rebirth of the Thief Who Roamed the World

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 646: Büyük Bir Heyecan

Bölüm 646: Büyük Bir Heyecan

Nie Yan zaten çok önceden Fu Guangtaonun özür dileyeceğini tahmin etmişti. Mutlak güçle karşılaşan sadece birkaç insan boyun eğmeyi göze alırdı.

Fu Guangtaonun önünde iki seçenek vardı. Birincisi Nie Yan'la sürtüşmeye devam etmekti. Bu seçeneğin ise sadece tek bir sonucu vardı, Seviye 0 olana kadar kesilecekti. Bu durum karşılayabileceği bir lüks değildi. Yarım yıla yakın bir süredir akıttığı kan, ter ve gözyaşı bir anda israf olurdu. İkinci seçenek ise Nie Yan'dan af dilemekti. Fakat bu davranışın da dezavantajları olacaktı, bir daha asla kendi arkadaşlarının yanında başkalarına kafa kaldıramayacaktı.

Fu Guangtao her ne kadar çelişkide olsa da, boyun eğerek Nie Yan'dan af dilemeyi tercih etmişti. Tek seçeneği buydu.

"Fu Guangtao, her daim kibirli davranan sen değil miydin? Şimdi neden böyle uysal davranıyorsun?" Xu Yan sırıtarak konuştu.

Xu Yan'ın sözleri bir kılıç gibi keskindi. Fu Guangtao yumruklarını sıktı. Oldukça isteksizdi, fakat yapabileceği tek şey teslim olmaktı. Nie Yan'a döndü, hala cevap bekliyordu.

Xia Tianyu ve Fei Zhe de bir şey söylemek için hazırlandılar. Onlar da Fu Guangtaonun bu ezik haline gülmek istemişlerdi.

Nie Yan elini kaldırarak konuşmaya hazırlanan arkadaşlarını susturdu. Fu Guangtaoya bakarak tatsız bir ses tonuyla konuşu, "Eğer bir daha böyle bir şey yaşanırsa sonuçlarının ne olacağını biliyorsun."

"Teşekkür ederim..." Fu Guangtao omuzlarından büyük bir yük kalkmış gibi hissediyordu. Nie Yan'a minnettar bir bakış attıktan sonra eğilerek selam verdi ve uzaklaştı. Daha fazla burada kalmaya yüzü yoktu.

Fu Guangtao özrünü diledikten sonra Zhao Shiyu ve Bai Jun da geri kalamazdı. Onlar da hamle yaparak Nie Yan'dan özür dilediler. Bu saatten sonra bu kişiler artık kesinlikle bela çıkaramazdı.

Zhao Shiyu ve diğerleri uzaklaştığında Nie Yan bakışlarını geri çekti. Ekranını açarak Zirve Askeri Akademisinin forumlarında dolaşmaya başladı.

Komuta fakültesindeki drama artık nihayet sona ermişti. Nie Yan uzuvlarını esnetmeye başladı. Sonunda biraz huzur bulabilmişti.

Camlardan içeri dolan güneş ışınları huzur veriyordu. Uykunun eşiğine gelmişti, esnemeye başlamıştı.

"Patr... Yani şey... Nie Yan, hemen forumları kontrol etmelisin!" Xu Yan tam da patron diye seslenecekken Nie Yan'ın kendisine bakışıyla hatasını düzeltti.

"Ne oldu ki?" diye sordu Nie Yan.

"Okulun sosyal panosuna bak, artık ünlüsün!" Xu Yan sesini yükselterek konuşmuştu.

"Ne!? Savaş Beyi Lei Su komuta fakültesinden Nie Yan'a meydan okuyor. Neden aniden böyle bir meydan okuma yapmış ki?" Fei Zhe şaşkın şekilde bağırıyordu.

Xia Tianyu Nie Yan'a dönerek sordu, "Onu tanıyor musun?"

Nie Yan başını salladı. Bu konuda bir bilgisi yoktu. Daha evvel Savaş Beyi Lei Su hakkında birkaç şey duymuştu. Lei Su Zirve Askeri Akademisinde en güçlü öğrenci olarak tanınan bir tür dövüş şampiyonuydu. Kesinlikle nüfuzlu birisiydi. Fakat neden böyle birisi Nie Yan'a meydan okuyordu ki? Bu durum çok garipti. Nie Yan sadece bir birinci sınıf öğrencisiydi ve olaylardan olabildiğince uzak durmaya çalışıyordu. Komuta fakültesinin dışındaki kimse onun ismini bile duymamış olmalıydı. Elbette ilgi çeken istisna bir durum vardı, Xie Yao'yla olan çifte kumrular gibi yaşadığı aşk.

"Bir aşk rakibi mi?" Xu Yan'ın gözleri aydınlandı. Bu kesinlikle olasılıklardan biriydi. Sonuçta, Xie Yao şüphesiz birinci sınıflar arasında en güzellerden biriydi. Ayrıca Savaş Beyi Lei Su tam bir zamparaydı. Belki de niyeti Xie Yao'yla ilgiliydi.

"Evet, mesele bu olabilir," dedi Fei Zhe.

"Rastgele tahminlerde bulunmayı bırakın. Bu gönderiyi paylaşan kişinin o olduğunu bile bilmiyoruz," dedi Nie Yan. Hala sakinliğini koruyordu. Gerçekleri bilmeden sadece teori üretmek aptallık olurdu.

Bu meydan okuma haberi vahşi bir orman yangını gibi hızla yayılmıştı, öğrencilerin ana konusu haline gelmişti. Zirve Askeri Akademisinde olup da Lei Su'nun ismini duymayan kalmamıştı. Nie Yan'a gelince, o sadece bir isimden ibaretti. Bu sene yapılan sınavlarda en yüksek puanı almış birinci sınıf öğrencisiydi. Bu durum Savaş Beyi Lei Su'nun hamle yapmasına layık mıydı?

Nie Yan bir anda bütün okulda konuşulan konu haline gelmişti. Aniden okuldaki herkes onu tanır olmuştu. Fakat Nie Yan bu durumdan hiç memnun değildi. Adının yayılması en son istediği şeydi. Kederli şekilde şakaklarını ovmaya başladı, baş ağrısı başlıyordu. Neler oluyordu böyle?

Bir kişinin isteği dışında olaylar gelişebilirdi. Bu olduğunda kişinin yapabileceği bir şey kalmıyordu.

Nie Yan şanssızlığını fark ettikten sonra gerçekliği kabullendi. Mademki Savaş Beyi Lei Su kendisine meydan okumuştu, o halde cevap vermeliydi.

Direkt olarak reddetmeliyim! Bu tarz amaçsız sürtüşmeler Nie Yan için bir anlam ifade etmiyordu.

Eğer insanlar Nie Yan'ın ne düşündüğünü bilseler Zirve Askeri Akademisi bir anda ayağa kalkardı. Gerçekten de Savaş Beyi Lei Su'nun meydan okumasını görmezden mi gelecekti? Bu resmen karşı tarafın otoritesini tanımamak demekti!

Nie Yan'ın aklına bu esnada bir düşünce saplandı, Lei Su'nun, okuldaki bir oyun toplantısında Niuren Birliğine katılma bahanesiyle Tülbentle iletişime geçtiğini hatırladı. Fakat Lei Su, birliğe katılmadan evvel yüz yüze görüşme istemişti. Bu elemanın planı neydi?

Zirve Askeri Akademisindeki çoğu öğrenci Nie Yan'ın Nirvana Alevi olduğunu bilmiyordu. Bu bilgiler kısıtlı tutuluyordu. Fakat Lei Su'nun statüsündeki kişiler elbette bu gizli kimlik bilgilerini öğrenebilirdi. Neyse ki, bu tarz insanlar tutup da bu bilgileri başkalarına yayacak kişiler değildi.

Nie Yan reddetmeden evvel bir süre daha düşündü. Bu tarz düelloları genellikle sevmezdi. Bu tarz olaylar sanki kolezyumda savaşan gladyatörlerin halkı eğlendirmesi gibi bir şeydi. Bunun bir anlamı yoktu. Eğer Lei Su kendisine özel olarak bir meydan okuma yapsaydı, bu durumda kabul etmek isterdi. Sonuçta, bu tarz bir fırsat nadir gelirdi. Lei Su'nun gücünü birinci elden test etmek istiyordu.

Öğrenci topluluklarının tek konusu Nie Yan ve Lei Su arasındaki bu düello olmuştu. Bütün Zirve Askeri Akademisi heyecan ve gürültü ile dolmuştu. Gerçekten de bu meselenin sonucunu herkes merak ediyordu.

Bu esnada yönetim fakültesinde, Xie Yao ve beş kız sınıf arkadaşı sohbet halindeydi. Akıllarına gelen her şeyden bahsediyor, havadan sudan konuşuyorlardı. Birbirleriyle samimiyet kurduktan sonra birbirlerinden çekinceleri kalmamıştı.

Gruptaki çoğu kız canlı karaktere sahipti. Xie Yao ise kenarda oturmuş ve genellikle konuşmaları dinliyordu, ara sıra konuşmaya katılıyordu.

Sınıftaki birkaç erkek sürekli gizli şekilde kız grubuna bakıyordu. Elbette dikkatlerini çeken kız Xie Yao'ydu. Mizacı narinlikle dövülmüştü. O kadar zarifti ki kaşlarını kaldırmadan bile bakışlarıyla etkileyebiliyordu. Xie Yao'nun her ne kadar sevgilisi olsa da, diğer kızlar yine de kendilerini onun yanında hiç gibi görüyorlardı.

"Kızlar, duydunuz mu? Görünüşe göre Savaş Beyi Lei Su komuta fakültesinden birine meydan okumuş. Bütün okul bunu konuşuyor." kızlardan biri dedikoduyu başlattı.

"Gerçekten mi? Savaş Beyi Lei Su tarafından meydan okunmak mı? Emin misin? Söylesene? Emin misin?"

"Evet, emin sayılırım. Meydan okuması forumlarda en başa sabitlenmiş. Gönderiyi yazan kişinin o olduğu da onaylandı, şüphesiz."

"İyi de meydan okuduğu birinci sınıf öğrencisinin arkasında nasıl bir güç varmış ki?"

Xie Yao kızların komuta fakültesiyle ilgili şeyler söylediğini duyunda yüzünde endişe izleri belirdi. Bahsedilen bu öğrenci Nie Yan olamazdı değil mi?

"Eh, Xie Yao, sen erkek arkadaşının komuta fakültesinden olduğunu söylemiştin değil mi? İsmi Nie Yan mı demiştin?"

"Eğer doğru duyduysam Lei Su'nun meydan okuduğu kişinin ismi Nie Yan'mış."

Kızların hepsi dikkatini Xie Yao'ya çevirmişti.

"Evet, onun ismi Nie Yan... Onu arayıp neler olduğunu sorayım," dedi Xie Yao. Telefonunu alarak bir köşeye çekildi ve Nie Yan'ı aradı.

"Bu Nie Yan nasıl birisi?"

"Hiçbir fikrim yok."

Kızlar kendi aralarında dedikoduya devam ediyordu. Nie Yan hakkında oldukça meraklıydılar. Xie Yao gibi birisi elbette sıradan biriyle değil, inanılmaz bir karakterle beraber olmalıydı. Üstelik bu öğrencinin Savaş Beyi Lei Su tarafından meydan okunmuş olması da sıradan biri olmadığının kanıtıydı.

Nie Yan'la konuştuktan sonra Xie Yao kız grubuna geri döndü.

"Az evvel sordum, meydan okunan kişi oymuş," dedi Xie Yao, sanki sıradan bir şeymiş gibi konuşmuştu.

"Erkek arkadaşın konusunda endişelenmiyor musun?" diye sordu kızlardan biri. Xie Yao erkek arkadaşına meydan okunduğunu duyduğunda neden birazcık bile paniklememişti?

"Evet, rakibi Savaş Beyi Lei Su olacak! Zirve Askeri Akademisinin bir numaralı uzmanı! Senin erkek arkadaşın sadece bir birinci sınıf öğrencisi. Ne kadar güçlü olursa olsun, Lei Su'ya layık bir rakip olabilir mi?"

Kızlar belli ki Lei Su'nun taraftarıydı. Ama okuldaki hangi kız onun taraftarı değildi ki?

"Evet, Xie Yao, sence kim kazanır?"

Hepsi de bakışlarını Xie Yao'ya çevirmişti, cevabını bekliyorlardı.

"Ben Lei Su hakkında pek bir şey bilmiyorum, ama sanırım erkek arkadaşım kazanır," diye cevapladı Xie Yao. Nie Yan'a olan inancı tamdı. Bırakın Lei Su'yu, Zirve Askeri Akademisinin eğitmenlerinden biriyle karşılaşsa bile kazanacağına inanıyordu.

"Oh, deliler gibi aşık olan bir kızdan başka ne cevap beklenirdi ki zaten," dedi kızlardan biri, konuşurken gözlerini yuvarlamıştı.

"Evet, Xie Yao'nun erkek arkadaşının kazanacağını sanmıyorum. Lei Su okula geldiğinden beri bir dövüş bile kaybetmemiş. Dört senedir bu böyle."

Verdiği cevaptan kendisi de şüphe duyuyor olmasına rağmen Xie Yao sadece basitçe gülümsemekle yetindi. Nie Yan'ın kazanacağına kalpten inanıyordu. Kimse onu aksine ikna edemezdi.

"Lei Su kesin kazanacak diye bir şey yok."

Kızlar her ne kadar Lei Su'nun kazanacağından emin olsalar da yine de Xie Yao'nun yanındayken biraz daha hafif konuşmayı tercih etmişlerdi. Xie Yao kendine yalan söyleyecek birine benzemiyordu. Belli ki erkek arkadaşına olan güveni boş değildi. Hepsi de Xie Yao'nun erkek arkadaşının nasıl birisi olduğunu merak ediyordu, sadece tatlı bir surata sahip olmaktan başka özelliği olmayan sıradan çocuklardan olmamasını istiyorlardı.

Xie Yao'nun bir erkek arkadaşı olduğunu duyan yan masadaki erkekler üzülmüştü. Bu durum kalplerinin alabileceği bir darbe değildi. Hepsi de içten içe Lei Su'nun bu kızın erkek arkadaşını ezip geçmesini istiyordu. Kalplerindeki derin acı ancak bu şekilde hafifleyebilirdi. Ve belki de, şansları yaver giderse kız, erkek arkadaşından ayrılabilirdi. Bu durumda elbette kızın yanına gidip şanslarını deneyeceklerdi. Oh, bunun düşüncesi bile güzeldi.

Elbette bu umutları birer fanteziden ötede değildi, hiçbir zaman gerçekleşmeyecek olan isteklerdi.

Bütün Zirve Askeri Akademisi kimim galip geleceğini görmek için sabırsızlanıyordu. Acaba Lei Su yenilmezlik serisini devam mı ettirecekti, yoksa Nie Yan bu ormanın kralı olduğunu mu ilan edecekti?

89 Görüntülenme
3 Nis 2025
Bölüm 646