Series Banner
Novel

Bölüm 625

Rebirth of the Thief Who Roamed the World

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 625: Çatlak

Okul genelindeki buluşma etkinliğinden sonra Zhao Shiyu sınıftakileri toplayıp kendi takımını kurmuştu. Tabii lider oydu. Düzenli olarak zindanlara girdiklerinden çok sayıda kaliteli ekipman elde etmişlerdi. Lakin zaman geçtikçe küçük tartışmalar iç karışıklığa dönüyor ve takımda kavgasız gün geçmiyordu. En temel sorun düşen eşyaların adil paylaşılmamasıydı. Zhao Shiyu takımı kuran kişi olarak kendisi ve birkaç yakınını ganimette daha fazla pay sahibi görüyordu. Tabii diğer üyeler bu durumu kabul etmiyorlardı. Sırf bu konu yüzünden sayısız tartışma çıkmıştı. Çok geçmeden aralarındaki güven azalmış ve takımda çatlaklar baş göstermişti.

Zhao Shiyu hoşnutsuz üyelerle bizzat konuşarak konuyu kapatıyordu. Onlar da gidecek başka yerleri olmadığından seslerini çıkarmayıp takımda kalıyorlardı. Ancak içlerindeki öfke tohumu çoktan yeşermişti.

Zhao Shiyu kibrinden ötürü kendinin ne olduğunu bilmiyordu. O, Fu Guangtao ve Bai Jun, küçük oyunlarla kaliteli ekipmanlara kondukları için kendilerini pek akıllı sanıyorlardı. Lakin hiçbir sır sonsuza dek saklı kalamazdı. Takımın birkaç üyesi kendilerine yeni bir takım arıyordu.

Zhao Shiyu ve on yedi yardakçısı sınıfın arkasında sıradaki zindan stratejilerini konuşuyorlardı. Sıraların üzerleri kağıtlarla kaplanmıştı. Temizlemek istedikleri zindan tamamen keşfedilmiş ve sayısız defa büyük loncaların elitleri tarafından temizlenmişti. Yani internette sürüyle rehber bulunabilirdi.  Oyun içinde bazı hazırlıklar yaptıktan sonra yola çıkacaklardı.

Zhao Shiyu ve takımı elit statüsünde değillerdi, ama ikinci sınıf oyuncular içinde oldukça güçlülerdi. Ek olarak pervasızca savaşmak yerine her saldırıdan önce dikkatle strateji hazırlıyorlardı. Ancak o anda karşıt görüşler yükselmişti.

"Araknit Cehennemine hazır olduğumuzu düşünmüyorum. Bizim için fazla zor. Hasarımız yetmeyecek! Bence Gizemli Mağarada 20 tur daha dönüp Büyücülerimizi daha iyi ekipmanlarla donatmalıyız. Ancak o zaman böylesi yüksek seviye bir zindana hazır oluruz." Konuşan tombul öğrencinin yüzü ve kulakları sürekli olarak tartışmaktan kızarmıştı. Adı Chu Chenghao idi. Şövalye karakteri seviye bakımından Zhao Shiyu, Fu Guangtao ve Bai Jun'un hemen arkasında geliyordu. Genelde gizli saklı iş çevirmeyen biri olduğundan sınıfta iyi bir izlenim edinmişti.

"Gerek yok! Hasarımız yeterince yüksek. Araknit Cehennemini temizledikten sonra ekipmanlarımız iyileşecek. Gizemli Mağarada zaman kaybetmek aptallık olur!" dedi Fu Guangtao.

"Kendinizden pek eminsiniz. Şu halimizle Araknit Cehennemine girersek öleceğimiz belli. En güçlü üyelerine göre hareket eden takımlar yenilgiye mahkumdur. Takım çalışması denen şeyi biliyor musun? Araknit Cehennemine girersek neyle hayatta kalacağız? Hmm, bir bakayım. Zehir Kolyeleri, Fildişi Yaşam Yüzükleri, Alev Mücevherleri... Devam edeyim mi? Sence takımdan biri saydığım şeylerden herhangi birini karşılayabilir mi? Kayıp ortadayken neden Araknit Cehennemine girelim ki? Bir süre daha Gizemli Mağarada kasılıp zayıf üyelerimizin eski ekipmanlarını yenileriyle değiştirmeliyiz. Böylece bütün takım güçlenir, yalnızca siz değil."

Zayıf üyeler bu sese kulak vermişlerdi. Fildişi Yaşam Yüzüğü gibi eşyalar epey değerlilerdi. Öyle eşyaları alacak paraları yoktu. Zaten alsalar da faydasını Zhao Shiyu, Fu Guangtao ve Bai Jun görecekti. Kalanlar ise üçünden artanlarla yetineceklerdi. Chu Chenghao onlar adına konuşunca zayıf oyuncular hareketlendiler.

Üyelerdeki değişim Fu Guangtao'nun hoşuna gitmemişti. Zayıf üyeleri kendi tarafına çekmeliydi. "Gizemli Mağaradan düşenler berbat eşyalar. Pazarda bütün eşyaların satıldığını görebilirsin. Araknit Cehenneminden çok daha iyi eşyalar elde edeceğiz!"

"Doğru. Gizemli Mağaradan düşen silah ve zırhlar bütün müzayede evlerinde bulunabilir. Peki onların parasını kim ödeyecek? Sen mi? Çünkü bizde öyle bir para yok. Araknit Cehennemine girmemizi istiyorsan gelecek sefer düşecek kaliteli ekipmanların gelirlerini bütün takıma paylaştırabiliriz. Ne dersin? Artık açıkça belli oluyor ki, siz sadece kendi ekipmanlarınızı umursuyorsunuz. Sizin bencilliğiniz yüzünden kendimi feda edecek değilim. Gitmek isteyen gidebilir. Ben yokum!" Chu Chenghao içinde birikenleri dökmüştü.

"Zaten her şeye hayır diyorsun. Geçen sefer de senin yüzünden Beyaz Kuş Geçidinde ölmüştük. Gizemli Mağarada çok zaman kaybettik. Araknit Cehennemine dediğim zamanda girseydik ekipmanlarım şimdikinden bin kat iyi olurdu. Sen kendini ne sanıyorsun lan? Artık senin saçmalıklarından bıktım usandım! Suratına yumruğu geçirirsem görürsün!"

"Dene bakalım! Senden korktuğumu mu sanıyorsun?" Chu Chengtao hiç geri adım atmamıştı.

Fu Guangtao okul sınırları içinde bir şey yapamazdı.

"Kendini bir halt sanma. Senin gibilere takımda ihtiyacım yok. Yönetim fakültesinden sürüyle tanıdığım var. Senden çok daha iyi bir Şövalyeyi kolaylıkla bulabilirim. Gidiyorsan git. Yokluğunda seni aramayız." Zhao Shiyu da araya girmişti.

Ardından takımdakilerden biri konuştu. "Bu gece biraz meşgulüm. Sizinle zindana gelemeyeceğim. Kusura bakmayın." Esrarlı Büyücü oynuyordu. Şimdiye kadar gemileri yakacak cesareti bulamamıştı. O yüzden bir bahane uydurarak geri planda kalmıştı.

"Ben de meşgulüm. O yüzden gelemeyeceğim. Ailemle olacağım."

"Ben de."

Geri adım atanlar, takıma katıldıklarından beri adaletsizliğe maruz kalan düşük seviyeli üyelerdi. Doğal olarak Chu Chenghao'nun tarafına geçmişlerdi.

Aldığı destek Chu Chenghao'yu duygulandırmıştı. İster istemez iç çekti. Adaletsizler yalnız kalırken, adil her yandan destek buluyordu. Zhao Shiyu, Fu Guangtao ve Bai Jun çizgiyi aşmıştı. Takımlarını kendilerine fayda sağlayan bir araca dönüştürmüşler, bir kez olsun zayıflara yardımı akıllarından geçirmemişlerdi.

Aniden takımın yarısı Chu Chenghao'nun tarafına geçmişti. Zhao Shiyu endişeleniyordu. Erkeklerden birine masum bakışlarıyla saldırdı. "Chen Mo, sen de mi gelmiyorsun?"

Bu taktikle birkaç kişiyi tarafına çekmek istiyordu. Chen Mo'nun içten içe kendisini sevdiğini bildiğinden ilk hedefi oydu.

Chen Mo bir şey söylemiyordu.

Takımın Araknit Cehennemi için yeterli sayıyı sağlayamama ihtimaline karşın Bai Jun devreye girdi. "Acele etmeyelim arkadaşlar. Oturup konuşabiliriz. Anlaşamazsak planımızı değiştiririz."

Chu Chenghao homurdandı. "Arabulucu rolüne mi büründün? Üçünüzün ortak olduğunu biliyorum. Başkalarını görmezden gelip sadece kendinizi düşündünüz. Ortak paydada buluşamayız. Ben gidiyorum. Başka birini bulursunuz artık."

O sırada Xu Yan, Xia Tianyu ve Fei Zhe geldiler.

"Chu Chenghao, kendi takımımızı kuruyoruz. Katılmak ister misin?" diye sordu Xu Yan.

"Kaç kişisiniz?" diye sordu Chu Chenghao. samimi olmadıkları halde Xu Yan'ın Fu Guangtao gibi olmadığını biliyordu.

"Şimdilik sadece üçümüz varız, ama yakında yeni üyeler alacağız. Nie Yan da vakti olduğunda katılacak. Mavi Rüzgar Çanından birkaç arkadaşım da gelecek. İki güne tam sayıya ulaşacağımızı düşünüyorum."

Etraftakiler şüphe içindeydi. Xu Yan Mavi Rüzgar Çanından birilerini mi çağırmıştı? Xu Yan'ın okulun başında kulübe katıldığı bilinse de, Mavi Rüzgar Çanının gücü bilinmediğinden konu büyümemişti. Ancak okul buluşmasında Mavi Rüzgar Çanının güç gösterisi sonrasında herkesin fikri değişmişti.

Chu Chenghao biraz düşünüp onayladı. "Tabii, neden olmasın? Gidecek bir yerim yok zaten. Ancak takımdan memnun kalmazsak ayrılma hakkım elimde bulunsun istiyorum."

"Olması gereken o. Takıma hoş geldin!"

"Xu Yan, ben de katılabilir miyim?"

"Gidelim!"

"Peki ya ben? Ben de katılmak istiyorum!"

Birdenbire 10 kadar öğrenci Zhao Shiyu, Fu Guangtao ve Bai Jun'un takımından çekilmişti. Uzun zamandır bu anı bekliyorlardı. Fırsatını buldukları anda tereddüt etmeden takımdan ayrılmışlardı. Üstelik Xu Yan ve diğerleriyle samimi değillerdi.

Bütün bu insanlar ayrılırken Zhao Shiyu iyice telaşlandı.

"Xu Yan seni şerefsiz! Takımımızdan adam çalarak ne yaptığını sanıyorsun? Senin gibi rezillerin kendi takımı olabilir mi sanıyorsun? Takım kursan bile nereye gideceksin? Goblin Bataklığına mı?"

"Goblin Bataklığından başlayabiliriz. En azından bütün ekipmanları kendimizde toplamayacağız. Ayrıca kimin rezil olduğuna henüz karar verilmedi!"

Chu Chenghao araya girdi. "En kolay zindandan başlamamızda sorun görmüyorum. Bugünden itibaren siz kendi yolunuza, biz kendi yolumuza."

Komuta fakültesi böylece ikiye bölünmüştü.

"Güzel! Defolun! Size ihtiyacımız yok! Ezikler birbirlerini buldular. Oyun içinde karşıma çıkmasanız iyi edersiniz!"

Xu Yan, Xia Tianyu ve Fei Zhe bir anda sinirlendiler. Fu Guangtao kendine fazla güveniyordu. Eski zayıf ekipmanlarıyla bile ondan çekinmiyorlardı. Şimdi yeni ekipmanlarıyla onu ezeceklerinden eminlerdi.

Fu Guangtao gerçek yüzünü gösterdiğinde diğer herkesin yüzünde ona duyduğu tiksinti belirdi.

Xia Tianyu patladı. "Bu gece bizimle dövüşmeye cesaretin var mı?"

"Neden olmasın? Ama... ya kaçarsanız?"

Ortam iyice gerilmişti. Taraflardan hiçbiri geri adım atmaya niyetli değildi. Xu Yan hızlı bir sayımla on üç kişiyi yanlarına çektiklerini gördü. Xu Yan, Xia Tianyu ve Fei Zhe de eklenince on altı kişiye ulaşmışlardı. Mavi Rüzgar Çanından dört kişi gelse takım tamamlanacaktı. Karşıda kalanlar Zhao Shiyu, Fu Guangtao ve Bai Jun'un yalakalarıydı. Onlar gelseler bile hoş karşılanmazlardı.

Chu Chenghao ve diğerlerini kazanmak için adil muamele şarttı. Xu Yan Nie Yan'ın Niuren Birliğini nasıl yönettiğini düşündü. Takım içi uyumu yakalamak için önünde uzun bir yol duruyordu.

Xu Yan ve diğerleri sınıfın ön tarafına geçip birbirleriyle tanışmaya ve oyun içindeki karakterlerini tanıtmaya başladılar. Zhao Shiyu ve ekibi onlara öldürecekmiş gibi bakıyordu.

54 Görüntülenme
3 Nis 2025
Bölüm 625