Series Banner
Novel

Bölüm 992

I Shall Seal The Heavens

I Shall Seal The Heavens - Bölüm 992: Kaos!

Bölüm 992: Kaos!

Fang Klanı mutlak bir kaos içindeydi!!

Dokuzuncu Dağ ve Denizde izleyenler bu sahne karşısında şaşkına dönmüştü. Böyle bir şey patlak vereceğine dair en ufak bir belirti hissetmemişlerdi. Bir anda... tüm Fan Klanı karışmıştı!

Aynı sırada Doğu Zaferi gezegeninin dışında aniden parlak bir kalkan belirerek tüm gezegeni kapladı ve mühürledi!

Tüm gezegen dışarıdan izole edilmişti ve yetki olmadan kimsenin girip çıkmasına olanak yoktu.

İçeride kalanlar sadece Doğu Zaferi gezegeni insanları değil diğer tarikat ve klanların Seçilmişleri de vardı. Aşağıdaki gezegende karmaşa çıkarken yüzlerinde şaşkın ifadelerle yıldızlı gökyüzünde sıkışıp kalmışlardı.

Fang Klanından acınası çığlıklarla beraber öfkeli kükremeler ve şaşkın bağırışlar yükseldi.

"Sen... Fang Zheyi, seni..."

"Fang Haitao, ne yapıyorsun? Sen benim klan Amcamsın!!"

"Bu bir isyan!! Gerçekten de klana ihanet mi ediyorsunuz!?!?"

Şaşırtıcı patlamalar yankılanırken Fang Klanının atasal konağındaki Meng Hao ve Fang Wei arasında gerçekleşen savaşı izlemekte olan Kıdemlilerin aşağı yukarı yüzde kırkı aniden kendi klan Kıdemlilerine saldırmaya başlamıştı. Hemen en vahşi kutsal becerilerini serbest bırakmışlardı.

Bazı Kıdemliler arkadan vurularak ileri doğru sendelerken her yanları kan olmuş bir halde arkalarına öfkeyle dönüyorlardı.

Bazıları birden fazla kişinin saldırısına uğruyordu ve daha tepki bile veremeden paramparça oluyordu. Kafalar uçuyor ve gözlerde şok ifadeleriyle hem bedenen hem de ruhen ölüyorlardı.

Bazıları ise ölümcül saldırılardan kaçınmayı başarıyordu. Bunun ardından gelişim merkezleri güç ile kabarıyor ve öfkeden titrer bir halde hainlerin yüzlerini inanamaz bir halde bakıyordu.

GÜÜÜÜÜÜÜÜMMMMM!

Göz açıp kapayıncaya kadar hâlâ klana sadık olan Kıdemlilerin yüzde altmışından fazlası ciddi yaralar almıştı. Sayıları fazla olsa da kendilerini savunma fırsatı bulamadıkları için anında katlediliyorlardı!

Atasal konakta kan nehirleri amaya başladı.

Bu Kıdemlilerin arasındaki durumdu. Fakat kaos onlarla sınırlı kalmamıştı. Fang Wei'nin soyundan olan neredeyse bütün üyeler yüzlerinde vahşi ifadelerle kendi yoldaş klan üyelerine saldırdılar. Kutsal beceriler patlarken eskiden tarafsız olan klan soyları da hain tarafa geçtiler. Aniden dönerek vahşi saldırılarını diğer klan üyelerine yönelttiler. Acınası çığlıklar yükselirken tüm klan sarsıldı ve sayısız insan can verdi.

Fang Xiangshan'ın ağzının kenarlarından kan akıyordu. Klan Kız Kardeşlerinden birisi onu öldürme arzusuyla takip ederken geriye doğru çekildi.

Fang Yunyi de vardı. O hainlerin içinde değildi bu yüzden tüm dünyası değişirken etrafında şaşkın gözlerle bakakalmıştı.

Başka bir saf soy üyesi tarafından yaralanan Fang Xi bir ağız dolusu kan tükürdü. Fang Xi'nin yüzünde öfkeli ve kızgın bir ifade vardı.

"Fang Shui sen...."

Ona saldıran genç adam bir anlık sessizliğin ardından tekrar saldırmaya başladı ve ikili çetin bir dövüşe giriştiler.

Kaos ve savaş sahneleri hemen tüm klanın dört bir yanda patlak vermişti.

Yer sallandı ve binalar yıkıldı. Kaos yayılırken yer kanla kıpkırmızı olmuştu. Göz açıp kapayıncaya kadar sayısız insan ölmüştü.

Gökyüzünde 19. Amca ve Fang Xiushan dövüşüyorlardı. Normalde 19. Amca sadece Fang Xiushan'ın yolunu kesmeyi amaçlamıştı ama şuan gözleri kan çanağına dönmüş ve öfkeyle kükreyerek ölümcül saldırılara başlamıştı.

Fang Xiushan kafasını geriye attı ve sesli bir kahkaha koparttı, yüzünde delirmiş bir ifade vardı.

Her şey çok çabuk olup bitiyordu. Fang Xiushan'ın yolu 19. Amca tarafından kesildiği anda Fang Wei'nin dedesi yeşim kayışı kırmış ve Kıdemlilerin yüzde kırkı saldırmaya başlamışlardı. Havada Meng Hao Fang Wei'ye yaklaştı, uzandı ve onun alnına dokunmaya hazırlandı.

Fakat tam o anda aniden kalbinde benzersiz bir tehlike hissi yükseldi. Bu tehlike hissi ne Fang Xiushan'dan ne Fang Wei'nin dedesinden ne de klandaki ayaklanmadan geliyordu. Onun geldiği yer... Fang Wei'nin kendisiydi!

Bir anda Fang Wei'nin gözlerinde çırpınma ifadesi belirdi ve aniden her iki gözünde ikişer tane olmak üzere dört tane göz bebeği belirdi. Ardından bu göz bebekleri bütünleşti.

Bunu Meng Hao'dan başka gören yoktu. Neler olup bittiğini hissettiği anda geriye doğru fırladı. Neredeyse aynı anda gümbürtü sesleriyle birlikte biraz önce durduğu yer yerle bir oldu. Aniden on sönmüş Ruh Lambası Antik Alem gücü inanılmaz bir şekilde patladı.

Eğer Meng Hao bir an bile tereddüt etseydi şuan kesinlikle ölmüş olacaktı.

Aynı sırada parçalanan gökyüzünden dışarı çıkan bir el Fang Wei'nin alnına hafifçe vurdu.

"Uyan, benim kopyam!" dedi antik bir ses. Aynı sırada Fang Wei'nin vücudu titredi ve tiz bir feryat koparttı.

Havada Meng Hao'nun tüyleri diken diken oldu ve yüzünde şaşkın bir ifade belirdi. O anda kafasını çevirdi ve Fang Klanındaki kaosu gördü.

Sayısız insanın öldüğünü gördü. Klan üyelerinin birbirlerine saldırdıklarını gördü. Bu sahne zihninde döndü... böyle bir şeye tamamen hazırlıksızdı ve kalbi aniden şiddetle titremeye başladı.

Her baktığı yerde cesetler yığılıydı. Gökyüzünde Fang Klanı Kıdemlileri ölümüne savaşlar veriyordu. Aşağıda bütün klan üyeleri delirmiş gibiydi. Hava kan kokusuyla dolmuştu, öyle ki dağıtmaya imka vermeyecek şekilde yoğundu.

Meng Hao şahit olduğu bu ani ve vahşi sahneye inanamadı.

Doğu Zaferi gezegeni, Tıbbi Ölümsüz Tarikatı da dahil tamamen sarsılmıştı. Patrik Reliance bile afallamıştı.

Eğer Doğu Zaferi gezegeni güçleri böyle şaşırdıysa Dokuzuncu Dağ ve Denizin klan ve tarikatlarından bahsetmeye bile gerek yoktu. Olup bitenleri görünce zihinleri titredi ve gözlerine inanamadılar.

"Bu... bu imkansız!"

"Bu Fang Klanı! Dört Büyük Klandan birisi! Nasıl bir anda böyle bir ayaklanma çıkabilir!?"

"Fang Klanı... Fang Klanı iç savaşa girdi!!"

"Bir klan komplosu vardı! Görünüşe göre tüm klanın neredeyse yarısı isyan ediyor!!"

"Böyle bir şey tüm Dokuzuncu Dağ ve Denizi sarsacak!!" Diğer tarikat ve klanlarda insanların şaşkınlıktan ağızları açık kaldı. Gördüklerine inanamıyorlardı, Fang Klanında kan nehirleri akıyordu!

"Fang Heshan, ne yapıyorsun!?!?" Büyük Kıdemli Fang Wei'nin dedesine doğru kükredi. "Biliyorsun Patrikler atasal konakta kapalı meditasyondalar. Böyle bir kargaşa onları kesinlikle uyandıracaktır! Eğer içlerinden bir tanesi bile dışarı çıkarsa seni sonsuza kadar lanetler!" Büyük Kıdemlinin saçı başı dağılmıştı, titriyordu ve gözleri bu delilik karşısında kan çanağına dönmüştü. Kalbi acı içindeydi. Burası Fang Klanının atasal konağıydı, sayısız yıldır Fang Klanının büyüdüğü, yaşadığı yerdi. Ama bir anda her şey alt üst olmuştu.

Fang Klanının uzun tarihi boyunca böylesine büyük çaplı bir isyan görülmemişti. Bu olaylar yüzünden öfkelenen Büyük Kıdemli Fang Heshan'a doğru fırladı.

Fang Wei'nin dedesi Fang Heshan havada yüzünde sert bir ifadeyle durmuş etrafındaki kaosu izliyordu. Klanda olup bitenleri gördü ve sayısız üyenin ölümüne şahit oldu. Taze kan kokusu burnuna ulaşıyordu.

"Ne yapıyorum?" diye sordu. "Bu benim kararım değildi. O kişinin dediğine göre, Fang Klanının gerçekten de değişime ihtiyacı var. Ve bahsettiğin o Patrikler...?" Fang Heshan aniden son derece garip bir kahkaha atmaya başladı ve başka bir şey söylemedi. Bunun yerine ileri fırladı ve Büyük Kıdemli ile dövüşmeye başladı.

Büyük Kıdemli onun suratındaki ifadeyi görünce kalbi güm güm atmaya başladı.

Havayu dolduran muazzam patlamalar her yeri titretti. Fang Klanı atasal konağındaki binalar yerle bir oluyordu. Büyük çaplı vahşi katliamlar devam ederken yerde çukurlar oluşuyordu.

Fang Klanında bu büyük çaplı ayaklanma çıktığı anda atasal konağın altındaki taşlı mağarada Yedinci Patrik ayağa kalktı, yüzünde inanamaz ve öfkeli bir ifade vardı. Tüm vücudu titriyordu ve ayağını yere vurup mağaradan çıkarak bu olaya son vermeye hazırlandı.

Bu sadece onun için geçerli değildi. Aynı anda diğer Patrikler de ayağa kalkmışlardı. Fakat tam o anda...

Aniden Altıncı Patrik elini uzattı ve ileri doğru bastırarak güçlü bir dalganın patlamasına neden oldu. Patlama aniden herhangi birinin dışarı çıkmasına imkan vermeyen bir kalkana dönüştü.

"Beyler ve bayanlar, gerçekten size saldırmak istemiyorum," dedi yavaşça. "Yukarıda işler düzene girene kadar bekleyin lütfen. Ardından barış içinde ayrılabilirsiniz."

"Büyük Altıncı!" diye bağıran Yedinci Patrik olduğu yerde döndü be gözleri öldürme arzusuyla alevlendi. Bu kritik kaos anında hiç tereddüt etmeden harekete geçmeli ve anında olayı çözüme kavuşturmaları gerekiyordu. En ufak bir yavaşlık bile klan için büyük zararlara sebep olacaktı.

Bu sözlerle birlikte hemen Altıncı Patriğe doğru fırladı.

"Tek başına hepimizi tutabileceğini mi sanıyorsun? Gerçekten de yukarıda isyanın başarısı için Fang Heshan'a mı güveniyorsun?" Yedinci Patriğin öfkesi Göklere ulaştı ve öldürme arzusu dolup taştı. Fakat harekete geçtiği anda Altıncı Patriğin yüzünde kötü niyetli bir gülümseme belirdi.

"Küçük nesilden Fang Heshan tüm plan özelinde sadece bir piyon. Ve burada gerçekten de tek başıma olduğumu mu düşünüyorsun Yaşlı Yedinci?"

Altıncı Patriğin ağzından bu sözler çıktığı anda Yedinci Patriğin yüzü şaşkınlıkla büküldü ve Dördüncü patrik gözlerinde öldürme arzusuyla dönerek Beşinci Patriğe saldırdı.

"Dördüncü Kardeş, ne yapıyorsun!?" Şok edici patlamalar duyuldu. Her şey çok çabuk olup bitiyordu. Beşinci Patrik engin bir gelişim merkezine sahip olduğu için beklenmedik bir saldırı alsa da yine de ayağa kalkabilmişti.

Aynı sırada İkinci Patriğin soğuk kahkahası duyuldu. O ileri adım attığında Üçüncü Patriğin yüzü soldu.

İkinci Patrik güç anlamında Fang Klanının Yeryüzü Patriğinden sonra gelen kişiydi. İleri yürüdü ve canice aurasıyla diğer Patriklerin kalplerini titretti.

Altı kişiden üç tanesinin hain olduğu ortaya çıkmıştı!

Şok edici patlamalarla birlikte taş mağarada vahşi saldırılar yapıldı. Her yer titredi ve Yedinci patriğin ağzından kan geldi. Acı dolu bir ifadeyle bağırdı, "Neden!?"

Bu altı kişi uzun süredir kapalı meditasyonda beraberdi ve kan kardeşi olmasalar da birbirleriyle ilişkileri o seviyeye yakındı. Hatta birbirlerine Kardeş olarak hitap ediyorlardı.

Yedinci Patriğe cevap veren kişi aralarındaki en güçlüsü İkinci Patrikti.

"Yaşlı Yedinci, gerçekten de sana yalan söylemek istemiyorum. Tüm bunlar... Lord Li'nin mirası için!"

Fang Klanında çarpıcı bir ayaklanma vardı. Hava patlamalarla doldu ve bütün Doğu Zaferi gezegeni sarsılıyordu. Çeşitli tarikat ve klanların Tao Alemi uzmanları şok içindeydi.

Bu sırada Yeryüzü Patriği Doğu Zaferi gezegeninin dışındaki yıldızlı gökyüzündeydi. Olup bitenleri görünce kimse fark edemese de gözlerinde son derece garip bir bakış belirdi. Aşağıdaki gezegende klan üyelerinin öldüklerini gördü ve sonuç ne olursa olsun klanın genel güç anlamında büyük zarar göreceğini anlamıştı. Yine de ihanet eden klan üyelerini küçümsüyormuş gibi gözü titreşmeye devam etti!

Vücudu titreşerek Doğu Zaferi gezegenine dalmaya hazırlandı. Gelişim merkezi seviyesini düşününce, oraya gittiği anda kaç tane isyancı olursa olsun onun karşısında güçsüz kalacaklardı!

Fakat tam hamlesini yaptığı anda belli birinin yüzünde soğuk bir gülümseme belirdi. Bu kişi Meng Hao ile dövüşmeye gelmişti ama onun diğer Seçilmişleri arka arkaya yendiğini görünce kendisini geri çekmişti. Şimdi o kişi aniden olduğu yerde titreşerek anında Yeryüzü Patriğinin karşısına dikildi.

O, bütün Seçilmişler arasında Meng Hao ile dövüşmeyen tek kişiydi!

Bu kişi herkesin Ji Yin olarak bildiği kişiydi!!

Fakat o aslında Ji Yin değildi!

52 Görüntülenme
20 Nis 2025
Bölüm 992