Series Banner
Novel

Bölüm 1503

I Shall Seal The Heavens

I Shall Seal The Heavens - Bölüm 1503: Engin Genişlik'in Dışına Çıkmak!

Bölüm 1503: Engin Genişlik'in Dışına Çıkmak!

Meng Hao kara delik tarafından emildiği sırada klonunun dokuzuncu hayatı kör Küçük Hazine heykel yapıyordu. Aniden başını salladı ve kazara bıçakla parmağını kesti. Kan akmaya başladı.

Kafasını yavaşça kaldırdı ve yüzünde kafası karışmış gibi bir ifade görülüyordu. İçinde garip bir hissiyat aktı, sanki daima ona bağlı olan bir şey aniden kesilmiş gibiydi.

Bu olduğunda Küçük Hazine sanki bir şey kaybetmiş gibi hissetti. Orada sessizce otururken yan tarafta bir nefes kesilme sesi duyuldu. Karısı hemen oraya koşturdu ve hemen kanı durdurdu.

"Ne oldu?" diye sordu. Uzun bir an sonra Küçük Hazine başını sağa sola salladı.

"Bir şey yok," diye mırıldandı. "Aniden tam olmadığım gibi bir hissiyata kapıldım." Tabii ki göremediği için karısının yüzünün bembeyaz olduğunu ve kafası karışmış gibi baktığını fark etmedi.

Aynı sırada Jin Yunshan, Tarikat Lideri, Ölümsüz Bai Wuchen ve diğer 9 Özlü Paragonlar aniden ürperdiler. Sanki üstlerinden bir şey akış gitmişti ve aynı zamanda Meng Hao ile ilgili anıları aniden biraz bulanıklaşmıştı.

"Ne oldu!?"

"Bir şeyler ters. Dokuzuncu Paragon'a ait anılarım her an kaybolacak gibi...."

Tarikat Lideri, Jin Yunshan ve kapalı meditasyonda olanlar da dahil hepsi tamamen sarsıldıklarını hissettiler. Benzer şeyler Dokuzuncu Tarikatta da gerçekleşti.

Yücegök'ün yıldızlı gökyüzünün uzak bir noktasında, yeni 33 Gök'ün altındaki Dağ ve Deniz Kelebeğinde bulunan insanlar da benzer tepkiler verdiler.

Bu durum özellikle Xu Qing için geçerliydi. Bacaklarını çaprazlamış otururken aniden gözlerini açtı ve biraz kan tükürdü. İçinde yükselen bir korku dalgasıyla birlikte titredi.

O anda Meng Hao'yu hissetme becerisinin bariz şekilde kesildiğini söyleyebilirdi.

Yüzünden kan çekildi ve gözleri hüzünle doldu. Acı acı gülümseyerek yakındaki duvara doğru kendini yasladı. Uzun bir an sonra gözleri azimli bir parıltıyla doldu.

"Ne olduğunun yada sürenin bir önemi yok," diye mırıldandı, "Kaybolup gitmeyeceğine inanıyorum." Bu sözleri hem ağzıyla hem kalbiyle tekrar tekrar mırıldandı.

Bu anda Yücegök'ün yıldızlı gökyüzündeki her yerde, Meng Hao'yu görmüş olan yada tanıyan herkes derin bir içsel değişim hissetti. Aniden Meng Hao ile olan ilişkilerinin değiştiğini, azaldığını hissettiler.

Meng Hao ayrıldığı anda bütün izleri Yücegök'ün yıldızlı gökyüzünden kesilmişti. Eğer kısa bir sürede geri dönmezse tamamen kaybolacaktı. Gelecek yıllarda, onu tanıyan insanlar toza dönüştüğünde nihayetinde kimse onu hatırlamayacaktı.

**

Engin Genişlik'in dışında Meng Hao gözlerini açtı.

Zırhı gitmiş, bir kez daha bakır ayna şekline dönüşerek eline gelmişti. Kafasını kaldırdığında sonsuz yıldızlı gökyüzünden süzülen yıldız ışıklarını gördü.

Ne sis ne de Engin Genişlik vardı. Sadece bereketli dünyalarla dolu parlak yıldızlı gökyüzü vardı.

Meng Hao şaşırdı. Sanki bilinmeyen bir pranga gelişim merkezinin üzerinden kalkmıştı ve onun kudretle taşmasına olanak sağlamıştı. Ayrıca bu yıldızlı gökyüzünün kıyaslanamaz bir Ölümsüz gücüyle dolu olduğunu hissedebiliyordu.

Hatta etrafına baktığında düşündüğü ilk şey buradaki her şeyin nihai derecede saf olduğuydu. Burası Engin Genişlik'ten tamamen farklıydı.

Ne toz ne de ölüm aurası vardı. Sadece bereketli hayat kuvveti vardı. Her şey insanın kalbinin neşeyle yükselmesine neden olacak bir hisle dolmasına neden oluyordu.

"Burada... neden Engin Genişlik'ten daha farklı hissediyorum?" Kafa karışıklığıyla tereddüt ederken birkaç ışık ışınının yıldızlı gökyüzünden kendisine doğru geldiğini gördü. En önde orta yaşlı bir adam, yanında son derece endişeli görünen güzel bir kadın vardı.

Onlar Meng Hao'yu gördüklerinde kadın hemen yüzünde neşeyle ileri çıktı. Meng Hao ilk o ulaştı.

"Kıdemli Kardeş, sonunda seni bulduk!!" Kadın kendini onun kollarına atarken mutluluk gözyaşları döküyordu. Meng Hao'nun kafası karışmıştı, bu kişiyi daha önce hiç görmediğinden emindi. Ama sonra aniden zihnine acı saplandı.

"Kıdemli Kardeş, tarikatın önceden sana ve Kıdemli Kardeş Chen Fan'a mühür işareti yerleştirmesi iyi oldu. Aksi takdirde seni asla bulamazdık.

"Ah doğru, Kıdemli Kardeş, Gizli Cep Alem'de tam olarak ne oldu?

"Yüz Tarikat uzun zaman önce yok olan Engin Genişlik'in efsanevi Gizli Cep Alem'ine Seçilmişler gönderdi. Ama sonra birkaç gün önce bir şey oldu ve birçok Seçilmiş ya öldü yada zorla dışarı atıldı." Meng Hao'nun yanına gelenlerin sayısı giderek artıyordu ve hepsi de onun için endişelenmiş gibiydi. Hepsi aynı anda konuşmaya başlayınca Meng Hao'nun kafa karışıklığı daha da arttı ve kafası daha da ağrıdı.

Bir an sonra zihninde beliren bir anı ona Meng Hao olduğunu, bu yıldızlı gökyüzünde bulunan Yüz Tarikattan biri olan Mavi Deniz Tarikatı'nın bir Seçilmi öğrencisi olduğunu söyledi. Bir süre önce diğer Seçilmişlerle birlikte bir Gizli Cep Alem'e girmişti.

Söylenene göre burası çağlar önce yok olmuş, Engin Genişlik Alemi diye bilinen bir Alemdi.

Oraya girmek için belli kısıtlamalar vardı, bu yüzden Yüz Tarikat çok sayıda Seçilmişi aynı zamanda içeri sokmak için biriktirmişti.

Fakat Engin Genişlik Aleminde beklenmedik bir şey olmuş ve Seçilmişlerin çoğunluğu öldürülmüştü. Mavi Deniz Tarikatı grubundan sadece o ve Kıdemli Kardeş Chen Fan kaçabilmişti.

Görünüşe göre bu grup onu kurtarmak için Kıdemli Kardeş Chen Fan tarafından gönderilmişti.

İlk başta anımsadığı bütün hatıralar tanıdık gelmese de Chen Fan ismini duyduğu anda aniden her şey mantıklı göründü.

"Kıdemli Kardeş Chen Fan nerede?" diye sordu.

Bu soruya orta yaşlı adam nazik gözlerle bakara cevap verdi, "Kıdemli Kardeş Chen Fan çoktan tarikata gitti. Hao'er, Gizli Cep Alem'de olup biten her şeyi hatırlıyor musun?"

Meng Hao adama doğru baktı ve bir şekilde onun ustası olduğunu anımsadı. Adamın sözlerine karşılık Meng Hao içeride olup bitenleri düşündü ve bir kez daha zihnine acılar saplandı. Yüzünde mavi kan damarları şişti.

"Boşver," dedi adam. İç geçirdi. "Sadece düşünmemeye çalış. Kıdemli Kardeşin Chen Fan da aynı şeyi yaşadı. Hatta sağ kalmayı başaran bütün Seçilmişler." Bununla birlikte elbise kolunu fiskeleyerek Meng Hao ve diğerlerini uzaklara doğru götürdü.

Yolda giderken kadın sürekli Meng Hao'yu destekledi. Onunla çok ilgiliydi, öyle ki fiziksel olarak birbirlerine bu kadar yakın olmalarının başkaları tarafından görülmesine aldırmıyor gibiydi. İlk başta Meng Hao bunun biraz uygunsuz olduğunu hissetti ama sonra anıları ona bu kadının sevgili Taoist partneri olduğunu ve aynı zamanda ustasının kızı olduğunu söyledi. Uzun zaman önce evlenmişlerdi ve hatta bir çocukları vardı.

"Hayır. Bir şeyler ters...." Meng Hao'nun kafası daha da fazla acıdı ve gözleri kafa karışıklığıyla doldu. Biraz zaman geçtikten sonra grup tarikata geldi.

Mavi Deniz Tarikatı Meng Hao'ya he tanıdık hem yabancı gelen bir gezegendeydi.

Oraya vardıklarında sayısız yoldaş tarikat üyesi onu gördü ve yüzlerinde keyifli ifadeler belirdi. Oraya doğru koşturdular ve kısa sürede onu eve doğru götüren bir kalabalık oluştu. Orada, yedi yada sekiz yaşlarında kendisine baba diye koşturan bir oğlan gördü.

Tüm bunlar son derece yabancı geliyordu ama Chen Fan ismi bir şekilde taşları yerine oturtuyor gibiydi.

"Hayır, bu kesinlikle yanlış. Bir şeyler doğru değil...." Kafası acıyla çarptı ve yan tarafta Taoist partneri ve oğlu ona endişeli ifadelerle baktılar.

Yüzüne zoraki bir gülümseme yerleştirdi ve bazı rahatlatıcı kelimeler mırıldandıktan sonra bacaklarını çaprazlayarak oturdu. Kaşlarını çatarak bu hayattan geçmişe dair hatırladığı her şeyi düşündü. Babası tarikatta bir Kıdemli'ydi ve kendisi sıradışı bir gizli yetenekle doğmuştu. Tarikata resmi olarak katıldıktan sonra anında bir Seçilmiş olmuştu. Hızla gelişim göstermiş ve bu noktada gelişim merkezi çoktan zirve Antik Alem'e, tam döngüden bir adım uzağa ulaşmıştı.

Karısı ustasının kızıydı ve ikisi çocukluktan birbirlerini sevmişlerdi. Evlendiklerinde akranları arasında bu büyük bir kıskançlık dalgası yaratmıştı.

"Hayır, bu doğru değil...." diye düşündü başını sallayarak. Bilinçsizce bir büyü hareketi uyguladı ve karnına bastırdı.

"Sekizinci Nazar!"

Hiçbir şey olmadı. Şaşkınca karnına baktı ve neden "Sekizinci Nazar" dediğinden emin değildi. Daha sonra depolama çantasına baktı. İçindeki her şey yabancı geldi ama tek bir şey hariç....

Bir bakır ayna.

"Bu ne?" diye düşündü şaşırarak. Ardından uyanmadan önce bu aynayı sıkıca elinde tuttuğunu hatırladı.

"Gizli Cep Alem'den aldığım bir şey olabilir mi?" Bakır aynayı çıkardı ve onu bir an inceledi. Tanıdık his bir kez daha ortaya çıktı ama bu kez öncekinden biraz farklıydı.

Bu dünya yabancı geliyordu ve içindeki herkes de öyleydi ama aynı zamanda içinde tanıdık bir şey de vardı. Anıları garip görünüyordu ama bu bakır ayna farklıydı. Tüm bu yabancılık içinde son derece tanıdıktı, sanki onun için son derece önemli bir şeydi.

"Tam olarak neler dönüyor....?" diye ağzından kaçırdı. Bir sebepten ötürü sallanmaya başlamıştı ve öyle ki karısı oğlunu alarak dışarı çıkıp onu odada yalnız bırakmıştı.

Biraz zaman geçtikten sonra gözleri kan çanağına döndü. Alnına uzanarak bir darbe indirdi. Tam o anda kapıdan bir tıklatma sesi geldi ve endişeli bir ses konuştu.

"Küçük Kardeş, içeri geliyorum." Kapı açıldı ve bir şekilde antik hissiyat veren genç bir adam içeri girdi. Meng Hao'ya yüzünde karmaşık duygularla baktı, sanki geçmişi düşünüyor gibiydi.

Meng Hao kafasını kaldırdı ve genç adamı sadece yüzeysel anılarında değil aynı zamanda zihninin derinliklerinde de tanıdığını hissetti.

"Kıdemli Kardeş Chen Fan...."

53 Görüntülenme
20 Nis 2025
Bölüm 1503