I Shall Seal The Heavens - Bölüm 1494: Arayış İçin Güç Ödünç Almak!
Bölüm 1494: Arayış İçin Güç Ödünç Almak!
Buzdağ Dev'in göz bebekleri büzüldü. Sanki o anda Meng Hao'nun aurasının ne kadar güçlü olduğunu hissediyor ve ona kesinlikle rakip olamayacağını biliyordu. Fakat Meng Hao'nun kendisini öldüremeyeceğinin de farkındaydı. Bir adım yürüdü ve yumruğuyla birlikte ileri atıldı. Güç ile taşan Alevanka tekrar kanatlı formuna büründü. Meng Hao'ya doğru fırlarken etrafında bir alev denizi oluştu. Göz açıp kapayıncaya kadar dövüşmeye başladıklarında patlamalar yankılandı. Yer sallandı. Dünya sarsıldı. Meng Hao sağ eliyle bir büyü hareketi uyguladı ve arkasındaki simsiyah kafa uluyarak dev ve ankaya doğru fırladı. Buzdağ Dev'in vücudu titreyerek tamamen çatlaklarla dolduktan sonra tamamen patladı. Fakat neredeyse aynı anda tekrar bütünleşti ve dövüşme isteğinden hiçbir şey kaybetmemiş gibiydi. Alevanka gözlerinde parıltıyla geri çekildi ve bu sırada etrafında alevli büyülü semboller oluşmuştu. "Çok zayıf," Meng Hao sakince söylendi. "Kozunuzu oynama zamanı. Eğer ben kazanırsam ayna parçasının yerini söyleyeceksiniz. Eğer siz kazanırsanız hemen buradan gideceğim." "Pekala," dedi Buzdağ Dev. "Bu savaşın sonucu her şeye karar verecek." Buzdağ Dev olup bitenlere hiç şaşırmamış gibiydi. Meng Hao onunla Alevanka'nın nasıl iletişim kurduğunu bilmiyordu ama önemli değildi. Dev yumruklarını göğsüne vurarak kükredi. Sonuç olarak ondan dökülen sayısız buz parçası bütünleşerek devasa bir baltaya dönüştü. Alevanka titreşerek daha fazla büyülü sembolün oluşmasına neden oldu ve vücudu 30,000 metreye kadar büyüdü. Şiddetli, korkunç ısı yayılarak çevredeki buzlu arazinin erimesine neden oldu. Yine de sadece bir an sonra etraf tekrar dondu. Meng Hao'nun gözleri titreşti ve ağzında soğuk bir gülümseme bükülürken ileri yürüdü ve bir yumruk saldırısı yaptı. Bu saldırı İblis-Biçen Yumruk'tu! Bu yumruk içinde Hayat-İmha Yumruğu, İntihar Yumruğu ve Tanrı-Katleden Yumruk'u barındırıyordu. Tüm bu yumruklar İblis-Biçen Yumruk olmuştu. Gökyüzü sanki bu yumruk yukarıdaki ve aşağıdaki her yerin yerine geçmiş gibi sönmesine neden oldu ve Alevanka'ya doğru hızlandı. Dev uludu ve baltasını kaldırarak Meng Hao'nun yumruğuna doğru savurdu. Dev aynı zamanda sol eliyle bir büyü hareketi uygulayarak şiddetli bir soğuğun yayılarak dondurucu bir fırtınanın Meng Hao'ya doğru esmesini sağladı. Alevanka uzun bir çığlık attı ve etrafındaki alevler Öz aurası yayarak kızıl bir pençeye dönüştü. Bu bir kuş pençesine benziyordu, kıpkırmızıydı ve doğruca Meng Hao'ya ilerledi. Göz açıp kapayıncaya kadar dev ve Alevanka Meng Hao'nun İblis-Biçen Yumruk'uyla yüzleşti. Birbirlerine çarptıklarında gökyüzü parçalandı ve yer yok oldu. Tüm dünya sallandı ve Meng Hao yedi yada sekiz adım kadar geri sürüklendi. Kafasını kaldırdığında devin baltasının küle dönüştüğünü ve kendisinin de paramparça olduğunu gördü. Fakat bir an sonra tekrar bütünleşti ama bu sefer biraz daha küçük gibiydi. Alevanka ise ağzında kanlarla titriyordu. Onun yaraları ciddiydi ama bir an sonra etrafındaki alevler kükreyerek tekrar canlandı. Meng Hao'ya bakarken gözlerindeki korku belirgindi. Yine de inatçı bir parıltı da vardı. Belli ki Meng Hao'nun talebini kabul etmeyecekler ve değerli hazinelerini öylece ona vermeyeceklerdi. Mutlak bir seçeneksizlik durumunda kalmadıkça bunu yapmayacaklardı. Fakat tam bu anda Meng Hao aniden ortadan kayboldu. Tekrar ortaya çıktığında tam devin karşısında parmağını salladı. Gümbürtülerle birlikte dev buz gibi soğuk yayarak geri çekildi. Tam karşı koymaya hazırlanırken aniden Meng Hao parmağından fışkıran Nazar büyüsü Özüyle birlikte başka bir yumruk daha kullandı. Dev kükrerken çatırtı sesleri yükseldi. Göz açıp kapayıncaya kadar tekrar iyileşti ama yine de 3,000 metre kadar geri sürüklenmişti. Meng Hao hemen takip etti ve aynı zamanda Alevanka yaklaştı. Alevanka tam iyice yaklaşmadan önce Meng Hao dönmeye başladı ve sol ayağıyla deve doğru vuran güçlü bir hortum yarattı. Dev kükredi, titreyerek tekrar geri çekildi. Vücudu yıkıldı ama anında yenilendi. Aynı zamanda ondan sanki Meng Hao'yu yiyip bitirmek isteyen bir soğukluk yayıldı. Meng Hao soğukça gülerek yumruğunu açtı ve avucunda bir mühür işareti belirdi. Elini önüne doğru iterek İç-Dış Nazarını serbest bıraktı. Bir kovma kuvveti ortaya çıkarak soğukluğu defetti. Eş zamanlı olarak bir yumruk saldırısı daha kullandı. Darbe doğruca devin göğsüne indi. Çatlaklar yayıldı ve dev sayısız buz parçasına dağıldı. Meng Hao ardından elbise kolunu fiskeleyerek bir rüzgarın çıkmasına ve parçaları dağıtmasına neden oldu. Bu parçalar herhangi bir engeli delip geçebilecek gibiydi ve hızla bir araya toplanmaya başladılar. Fakat Meng Hao'nun gözleri kırmızı bir ışıkla parladı ve bir büyü hareketi uygulayarak parmağını salladı ve Sekizinci Nazar'ın uzay Özü'nü serbest bıraktı. Hedefinde arkasından yaklaşan Alevanka vardı. Uzay gücü peyda oldu ve Alevanka'nın gözleri kocaman açıldı. Delici bir çığlık kopardı ve alevler saçarak mühürleme gücünün içinde yerini alması için devasa bir alev devi çağırdı. Fakat Alevanka tam yerine başka bir şey koyup Uzaysal Mühür'den kaçarken Meng Hao geldi ve bir yumruk saldırısı yaptı. Alevler püskürdü ama hızla kendine geldi ama Meng Hao daha sonra yumruk saldırılarına devam etti. Toplamda on üç yumruk savurdu. Her seferinde Alevanka alevlere dağılıyor ama sonra yeniden şekilleniyordu. Her darbeden sonra biraz daha soldu ve daha da şiddetli titredi. Son darbe indiğinde ağzında kanlarla 3,000 metre savruldu. Meng Hao tam takip edecekken öfkeli bir kükreme yankılandı. "Yabancı, bizi zorladın. Ölme zamanın geldi!" Bu sesin sahibi tekrar şekillenen devdi ve kollarını genişçe açarak kükredi, "Buz-Düzlük Çiçeği!" Bununla birlikte etrafındaki buzlu düzlüklerden şiddetli bir soğuk yükseldi. Soğuk deve doğru akın etti ve aynı zamanda bölgedeki buz katmanları ortadan kaybolarak onun vücudunda tekrar ortaya çıktı. Bir anda bütün soğuk ve buz bir araya toplanarak sağ elinde devasa bir çiçeğe dönüştü! Bu buzdan yapılmış bir çiçekti. Görkemli ve güzeldi, giderek büyürken ondan korkunç bir aura yayıldı. Tüm dünya ürperdi ve aniden tamamen sesten arınmış gibi oldu. Daha sonra Meng Hao'nun metrelerce öteye savurduğu Alevanka ağzındaki kanı sildi ve gözlerinde güçlü bir cani aura belirdi. Öldürme arzusuyla etrafındaki alev denizi daha da şiddetlendi ve bir ateş sütununa dönüşerek gökyüzüne fırladı. Gökyüzü kıpkırmızı oldu ve aynı zamanda Alevanka bağırdı, "Kızıl-Alev Çiçeği!" Neredeyse anında kızıl alev denizi devasa bir çiçek şeklini almaya başladı. Uçsuz bucaksız alev gökyüzünden yere kadar uzanıyordu ve dünyanın yarısını şiddetli bir ısıyla doldurdu. Aynı zamanda buz çiçeğinin yaydığı şiddetli soğuk dokunduğu her şeyi donduruyordu. Meng Hao tüm bunları gözlerinde beklentiyle izledi. Aynı zamanda dev ve anka bağırdı, "Birleşik saldırı!" Devin parçalanan vücudu girdap gibi dolanarak buz çiçeğiyle kaynaştı ve daha da görkemli bir ışıkla parlamasına neden oldu. Alevanka da alev çiçeğiyle bütünleşti ve iki çiçek tüm dünyanın zirve varlıkları haline geldi. İçi çiçek daha sonra Meng Hao'ya doğru fırladı. Meng Hao kafasını geriye atarak gürültüyle kahkaha kopardı. "Bu kozunuzu bekliyordum!" Bu kelimeler ağzından çıktığı anda enerjisi tırmandı. Saçları havalandı ve sağ eliyle bir büyü hareketi uygularken siyah zırhı parladı. Sekizinci Nazar Özü ortaya çıktı, ardından Yedinci, Altıncı... Birinci Nazar özüne kadar devam etti. Ardından hepsi bütünleşti. "Sekiz Nazar, bütünleş!" Kollarını iki yana attı ve sekiz Nazar büyüsü Özü ipliklere dönüşerek devasa bir ağ oluşturdular. Ağ dört bir yana yayıldı ve buz ve ateş çiçekleriyle temas ettiğinde dünya parçalandı. Devasa bir şok dalgası dört bir yana patlarken Gök ve Yer bozuldu. Patlamanın ortasında Meng Hao bir ağız dolusu kan tükürdü ve vücudu kanlı bir et posasına dönüştü. Yine de gözleri ışıl ışıldı. Tam da beklediği an buydu! "Bakır Ayna Zırhı, Gökler Sars!" Vücudundaki zırh aniden ondan ayrılarak yedi parçaya dönüştü. Ardından parçalar bütünleşerek tamamlanmanın eşiğinde bir ayna şekline büründüler! Bu, bakır aynanın ikinci gerçek işleviydi! Bu ayna ortaya çıktığı anda buz ve alev çiçekleriyle birlikte sekiz Nazar birleşimi tarafından yaratılan korkunç patlama ayna tarafından... yere doğru yansıtıldı! Buz ve alev çiçekleri içinde dev ve ankanın yüzleri düştü. Fakat buna tepki verecek zamanları kalmamıştı. Meng Hao'nun gelişim merkezi de keskin bir bıçak gibi patlayarak yere doğru inen darbeye katıldı. Göz açıp kapayıncaya kadar bu üç zirve uzmanın korkunç zirve gücü aşağıdaki buz katmanına çarptı. GÜÜÜÜMMMM! Yer sallandı. Meng Hao tek başına yeri kıramayacaktı ama üçünün toplam gücü düzlüklerin yıkılmasına neden oldu. Devasa bir çukur açıldı ve ortaya bir ölüler şehri çıktı! Bu buz ve ateş dünyasının altında dört bir yana uzanan bir ölüler şehri vardı. Ölüler şehri ortaya çıktığı anda sekizinci ayna parçasının aurası benzersiz bir şiddetle yayıldı. Meng Hao içten bir kahkaha atarak aşağı doğru yöneldi.
