Series Banner
Novel

Bölüm 1415

I Shall Seal The Heavens

I Shall Seal The Heavens - Bölüm 1415: Dokuzuncu Paragon!

Bölüm 1415: Dokuzuncu Paragon!

Engin Genişlik Okulu Tarikat Lideri ve diğer Paragonlar sunakların üzerinde oturmuş son derece sert ifadelerle bakıyordu.

Dokuzuncu Paragon'a doğrudan yardım edemeseler de Ruharayışı Formasyonu hala çalışıyor ve Meng Hao'nun ruhunun üzerine baskı uyguluyordu.

Bu formasyon sadece Engin Genişlik Okulu büyüsünü geliştirmemiş kişileri hedef aldığı için ellerindeki belki de en etkili araçtı. Fakat kutsal duyularını Meng Hao'nun içine göndermeyi denediklerinde güçlü bir kuvvet geri çevirmişti. Bu durum Meng Hao'yu onların gözünde daha da gizemli biri haline getirmişti.

Tabii ki tüm bunlar bronz lamba sayesindeydi. Dahası onları olup bitenleri anlamak için genel hissiyatlarına güvenmelerine zorlamıştı. Doğrudan gözlemleyemiyorlardı. Meng Hao'nun çeşitli Şeytani Qi'sini de hesaba katınca hissettikleri şey sık sık yanlış olacaktı.

Ayrıca Meng Hao'nun ruhunun tam olarak nerede saklandığını da bilmedikleri için Ruharayışı Formasyonunun ne derece etkili olduğunu hesaplama şansları yoktu.

Tarikat Lideri'nin dediği gibi her şey kimin daha güçlü olduğuna bağlıydı. Meng Hao ya da Dokuzuncu Paragon.

Onlardan biri şok edici bir gizli yeteneğe sahipti ve kendi gelişim merkezine bel bağlayarak Engin Genişlik Toplumu'nda bir 9 Özlü Paragon olmuştu. Hatta Gök ve Yer'de şok edici değişimlere sebep olabilecek bir Tao gözüne sahipti. Diğeri ise 9 Öz seviyesine miras yoluyla itilmişti ama yine de hem arka planı hem de statü anlamında ev Alemi'nin zirvesine ulaşmış biriydi. Sayısız tehlike atlatmış, dünyasının yok oluşunu izlemiş ve hem Ölümsüz Tanrı Kıtası hem de İblis Alemi Kıtası ile savaşmıştı.

İki ruhtan hangisini daha güçlü olduğu konusunda Tarikat Lideri ve diğer Paragonlar emin değillerdi.

Sadece bekleyeceklerdi.

Günler birer birer geçti. Yarım aylık süre geride kaldı.

Dışarıdan bakınca Meng Hao'da herhangi özel bir şey görünmüyordu. Fakat içinde Dokuzuncu Paragon'un ruhu ile çetin bir savaş veriyordu. Bronz lamba Ruharayışı Formasyonunun etkilerini engelleyerek Meng Hao'nun mutlak bir vahşilikle, Dokuzuncu Paragon'un bile kıyaslanamayacağı bir vahşilikle dövüşmesine olanak sağlıyordu.

En önemlisi Meng Hao'nun ruhunun Şeytani Qi ile desteklenmesiydi. Onun çıldırmış, çeşitli doğası tamamen korkunçtu ve Dokuzuncu Paragon'a sürekli baskı yapıyordu.

“Lanet olsun. Lanet olsun!!” Dokuzuncu Paragon kükredi ama sesi vücudun içinde kaldı. Gelir gelmez böyle bir durumun içine düşeceğini nasıl hayal edebilirdi?

Bütün büyük arzuları, vahşi hırsları, karmaşık entrikaları ve hatta Aşkın olma hayali şuan mutlak anlamda sarsılmıştı. Hatta bilincinin sönmeye başladığını da hissedebiliyordu.

Yavaş yavaş karşılıklı tüketme anlamında... Meng Hao'ya rakip olamayacağını kabul etmeliydi!

Acıyla inleyerek zaman geçti. Meng Hao'nun ruhu şuan vücudun yarısından fazlasını kontrol altına almıştı. Bunun aksine Dokuzuncu Paragon giderek zayıflıyordu. En sonunda tamamen tükenme noktasına kadar geldi.

“Bana yaşamak için bir şans ver!” diye inledi. “Aramızda herhangi bir düşmanlık yok!!” Sarsılmıştı, bu şekilde ölme fikrini kabul etmiyordu.

Bu sözler yankılandığı anda Meng Hao'nun ruhu bir an duraksadı, ardından Dokuzuncu Paragon'un ruhunun kalanını da yutarak geriye sadece titreşen bir kıvılcımı andıran ufak bir iplik bıraktı.

“Haklısın, aramızda bir düşmanlık yok,” dedi Meng Hao sakince. “Seni öldürmeyeceğim. Seni bu ufak ruh tohumu olarak bırakacağım. Gelecekte bir gün sana özgürlüğünü vereceğim!” Bu sözler yankılandığında Dokuzuncu Paragon'a ait anılar ve Taoist büyüler ruhunun içinde taştı.

Ruhunun gücü çılgınca bir hızla arttı. Göz açıp kapayıncaya kadar önceki sınırını geçmişti. Ne de olsa bir 9 Özlü Paragon tüketmek inanılmaz bir iyi talih sayılırdı. Shui Dogliu'nun mirası kadar olmasa da ona yakındı!

Meng Hao kontrolünü tamamen ele aldığında sahip olduğu Engin Genişlik Tao Vücut ve artmış ruh gücüyle birlikte savaş hünerinin sıradan bir 9 Öz Paragon'unun ötesine geçeceğini tahmin etmek zor değildi. Mutlak zirvede olmayacaktı ama kesinlikle orta 9 Öz seviyesine gelecekti!

Bu sırada sunaklarda duran sekiz Paragon hala yüzlerinde temkinli ve tereddütlü bakışlarla izliyordu.

Yarım aylık gözlemden sonra artık Meng Hao'nun içinde kaos olmadığını söyleyebilirlerdi. Belli ki ruhlardan birisi diğerini yemiş bitirmişti!

Dahası bu savaşı kazanan ruh daha güçlü bir hale gelmiş olacaktı!

“Hangisi kazandı?” dedi mor-altın cübbeli yaşlı adam yumuşak bir sesle. Diğerleri tahminlerini ortaya koymaya gönülsüzdü.

“Ruharayışı Formasyonu şuan herhangi bir şey yapmıyor. Dokuzuncu Paragon başarmış olmalı...”

“Eğer öyleyse olduysa Ruharayışı Formasyonu otomatik olarak kesilmiş olacak. Fakat eğer Meng Hao başardıysa ve Dokuzuncu Paragon'un ruhunu özümsediyse o zamanda Engin Genişlik tekniklerinin özellikleriyle donanmış olacak ve yine sonucun aynı olma ihtimali doğacak.”

Herkes tereddüt içindeyken Tarikat Lideri'nin gözleri ışıldadı. “Cevabımızı yakında alacağız!”

Gözlerinde öldürme arzusu kaynıyordu ama kalbinin derinliklerinde iç geçirdi. Meng Hao'ya baktığı anda hazırlamış oldukları diğer 8 Özlü Paragon cesetlerinin yerine bu cesedi kullanma fikriyle dolmuştu. Ne de olsa bir 9 Öz cesedi Dokuzuncu Paragon'un Tao gözünün gücünün büyük kısmını koruması konusunda daha iyi olacaktı.

Ardından Engin Genişlik Tao Vücut ortaya çıkmıştı ve bu plandan devam etmek için daha da ikna olmuştu. Cesetle ilgili bazı şüpheli şeyler olsa da bu durumu idare edebileceği konusunda kendine güvenmişti.

Aslında eğer bronz lamba olmasa olaylar tamamen onun kontrolünde gerçekleşecekti.

Diğer paragonlarda da öldürme arzusu hâkimdi. Eğer Dokuzuncu Paragon'un ruhunun onların gözü önünde tüketildiği ortaya çıkarsa böylesine büyük bir küçük düşürülme onların Meng Hao'yu öldürme arzusunu daha da körükleyecekti.

Aynı şey hepsinin zihninden geçiyordu. “Umarım Dokuzuncu Paragon kazanmıştır!”

Sekiz Paragon sessizce bakarken Meng Hao ruhu tamamen özümseme işlemine devam etti. Dokuzuncu Paragon'un hayatını, tekniklerini, Tao gözünü ve anılarını gördü. Fakat Engin Genişlik'in ötesindeki dünyayla ilgili hiçbir şey görmedi. Sanki dış dünyayla ilgili bütün bilgiler mühürlenmişti ve Meng Hao onların varlığını hissetse bile görmek için açamıyordu.

Fakat Engin Genişlik Okulu'nun ölüler şehriyle ilgili planını fark etmişti. Bu bilgiler tamamen açıktı.

Zaman geçti. Tüketme ve özümseme süreci bir ay aldı. Bunun ardından Meng Hao Dokuzuncu Paragon'un ruhunu tamamen özümsedi ve kendi ruhunu vücudu doldurmak için serbest bıraktı.

Bu olduğunda tekrar vücudunu kontrol edebilme hissiyle dolup taştı. Kalp atışı artık yavaş ve monoton değildi, canlı bir şekilde atıyordu ve qi ve kanı daha hızlı akıyordu. Dahası aurası dışarı yayılmak yerine içinde barındı.

Fakat bu Meng Hao'nun savaş hünerinin öncekine göre çok farklı olduğuna işaretti ve diğer sekiz Paragon'un tecrübe ettikleri baskı şuan daha da şiddetliydi.

Tarikat Lideri ve diğer Paragonlar gözlerini Meng Hao'ya dikmişlerdi. Sorularının cevabının biraz sonra yanıtlanacağını biliyorlardı.

Bir nefeslik süre geçti. Ardından bir daha ve bir daha...

Meng Hao'nun parmağı kımıldadı ve göz kapakları titredi. On nefeslik süre geçtiğinde... Gözlerini açabilecek kadar kuvvet toplamıştı!

Bu olduğunda çevredeki sekiz Paragon bütün güçlerini serbest bıraktılar. Biçimsiz bir fırtına peyda olarak birdenbire Meng Hao'nun üzerine çökecek bir imha gücüne dönüştü.

Fakat Meng Hao'nun ifadesi titreşmedi bile. Gözlerini açtı ve ilk başta bulanık ama sonra giderek berraklaşan gözlerle yıldızlı gökyüzüne baktı.

Zihni Alemin kendisinin yok olmasıyla sona eren Dağ ve Deniz Alemi'nin sayısız anısı doldurdu. Yeşil tabuta doğru kanat çırpan Dağ ve Deniz Kelebeğini düşündü. Papağanın zihnini silmesini düşündü.

Meng Hao tüm bunları gördü ve ardından kalbinin derinliklerine gömdü. Şuan yüzünde görünen şey onu öncekinden çok farklı gösteriyordu. Ne gülümseme ne de sıcaklık vardı. Sadece... Buz gibi bir soğukluk…

Tüm kişiliği adeta bir buz kütlesiydi!

Etrafındaki öldürme arzusu fırtınasına karşı tamamen kararsız gibi görünerek yavaşça oturur pozisyona geldi ve etrafındaki diğer Paragonlara soğıkça baktı.

Paragonlar Meng Hao'nun her şeyini dikkatle takip ediyordu. Gözlerindeki bulanıklığı ve ardından berraklaşmasını görmüşlerdi. Geçmişi hatırladığını ve nasıl soğuklaştığını görebilmişlerdi.

Fakat bunlar pek anlam ifade eden şeyler değildi. Eğer uyanmış olan ruh Meng Hao ise onun bulanık bakıp sonra gözlerinin berraklaşması, ardından anılarını düşünmesi ve daha sonra buz gibi olması mantıklı olacaktı.

Eğer Dokuzuncu Paragon ise de aynı durum geçerliydi. Etrafındaki yeni dünyaya boş gözlerle baktıktan sonra nerede olduğunu fark ettiğinde berraklaşması olağandı. Hiç şüphesiz o da Engin Genişlik'in dışındaki zamandan kalma anılarını ve Meng Hao ile arasındaki dövüşü düşünecekti. En sonunda etrafında onu bu ölümcül pusuya çeken Paragonlara tabii ki buz gibi bir ifadeyle bakacaktı!

“Kimsin sen!?” diye sordu Tarikat Lideri. Öldürme arzusunun yanında gözlerinde diğer karmaşık duygular da görünüyordu. Şu an... Onun kim olduğundan emin değildi.

Meng Hao dönerek buz gibi gözlerle Tarikat Lideri'ne baktı. “Kim olduğumu düşünüyorsun?”

Bakışlar buluştu ve Tarikat Liderinin gözleri onun kutsal duyusunun kudretli, ezici kuvvetle kabardığını görünce parlamaya başladı.

“Sen Meng Hao'sun!!” Bu sözlerin ardından diğer Paragonların yüzleri titreşti ve öldürme arzuları somutlaşarak yıkıcı bir şekilde Meng Hao'ya doğru çöktü.

Meng Hao her zamanki ifadesiyle birlikte sekiz Paragon'un öldürme arzusuyla yüzleşti. Aniden alnında bir ışık parlaması oldu ve mor bir açık belirerek ortasında bir göz görüldü!

Bu, Dokuzuncu Paragon'un Tao gözüydü!

Tao gözü açıldığında dünyadaki her şey durdu. Eksiksiz bir baskı yayılarak onun bütün rakiplerinin ortak öldürme arzusuna karşı durmasına olanak sağladı.

Karşılığında onların yüzleri titreşti. Eş zamanlı olarak Meng Hao ayağa kalktı ve bununla birlikte gökyüzünde renkler dans etti ve devasa bir rüzgâr çıktı.

Sanki ilkel ve antik bir irade uyanıyordu!

“Ben Dokuzuncu Paragon!” dedi gök gürültüsü gibi bir sesle.

Tao gözünü inceleyen Tarikat Liderinin gözleri titreşti. İçten içe iç geçirdi ve şüphelerini kalbinin derinliklerine gömdü. Aniden güldü.

“Ah, gerçekten de Engin Genişlik Okulumuzun Dokuzuncu Paragonu!” Diğer Paragonlar sessizce baktılar. Tao gözüne bakarken gözlerinde karmaşık duygular belirdi ama bir an sonra onlar da güldüler.

“Hoşgeldin Dokuzuncu Paragon. Engin Genişlik'e hoşgeldin!”

Kim olduğunun bir önemi yok. O Tao gözüne sahip olduğun ve onun gücünü kullanabildiğin sürece... Sen Dokuzuncu Paragonsun!

31 Görüntülenme
20 Nis 2025
Bölüm 1415
I Shall Seal The Heavens Bölüm 1415 Türkçe Oku | Slept Manga