Series Banner
Novel

Bölüm 1341

I Shall Seal The Heavens

I Shall Seal The Heavens - Bölüm 1341: ####

Bölüm 1341: ####

Ruh ve moraller tavan yapmıştı!   O anda bütün Dağ ve Deniz Alemi gelişimcileri ruhlarının benzersiz bir şekilde harekete geçtiğini hissettiler!   "Dağ ve Deniz Gelişimcileri, ölümüne dövüşün!" Bütün Dokuz Dağlar ve Denizlerde gelişimciler çılgınca bir heyecanla doldular. Hemen Yabancılara karşı vahşice karşı saldırıya geçtiler. Aynı zamanda kalpleri de beklentiyle doldu. Üzerlerinde adeta bir gölge gibi duran Gök'ün yerle bir olması düşüncesinden doğan bir beklenti.   Bekliyorlardı. Dağ ve Deniz Alemi gelişimcilerinin her biri bekliyordu!   Göklerin... yıkılmasını bekliyorlardı!   Bunun ardından gelişimciler kafalarını kaldırıp gökyüzüne baktıklarında bir daha asla o Gök'ü görmeyeceklerdi. 33 Gök mührünün her biri katman katman yok edilecek ve Dağ ve Deniz gelişimcileri... kafalarını kaldırdıklarında gerçek yıldızlı gökyüzünü ve gerçek Engin Genişlik'i görebileceklerdi!   Tıpkı cesur ve boyun eğmez ruha sahip olan Paragon Ölümsüz Alemi zamanlarındaki gibi!   Afallamış olan Yabancılar 1. Gök kıtasının parçalandığını gördüklerinde titrediler. İlk defa gerçek anlamda kanlarına işlemiş olan Paragon Ölümsüz Alemi'ne dair korkuyu ve onun şuan yavaş yavaş gün yüzüne çıktığını hissettiler.   Sayısız Yabancı korkuyla titriyordu ve hala dövüşmeye devam etseler de, hala Dağ ve Deniz Alemi gelişimcilerine karşı çaba gösterseler de bunun tek sebebi... yukarıdaki kıtanın tamamen parçalanıp yok olmamasını umut etmeleriydi!   İmparator Lord kükredi ve Paragon öfkeden kudurdu. Gök ve Yer'de vahşi renkler dans etti ve muazzam gümbürtü sesleri duyuldu. Birinci Gök şiddetle sallanıyordu ve parçalanmaya devam ediyordu!   Birinci Gök dünyasının içinde bulunan irade sanki ölüyormuş gibi sonsuz bir hüzünle feryat etti....   Şaşırtıcı şekilde şuan 1. Gök'te oluşan çatlaklardan aşağı cesetler düşüyordu. Ayrıca yıkılmış bina kalıntıları ve hatta devasa şehir molozları da vardı.   Tüm dünya tamamen sarsıldı!   "HAYIR!!" Dağlar ve Denizlerde Yabancı Tao Hükümdarı'nın klonlarının bulunduğu çeşitli yerlerde umutsuz haykırışlar çınladı.   Bu klonlar Dağ ve Deniz Lordlarıyla dövüşmüştü ama şuan titriyor ve dövüşme isteklerini kaybediyorlardı. Hepsinin gözleri kıpkırmızıydı ve çılgınlık halinde gözlerinden aşağı kanlı yaşlar akıyordu.   Bunun nedeni biraz önce gökyüzünden düşen bir şehre şahit olmalarıydı. Şehrin sadece yarısı bozulmadan kalabilmişti ve o şehir Yabancı Tao Hükümdarı'nın 1. Gök'te sahip olduğu kişisel şehriydi. Orası aynı zamanda... birçok akrabasının memleketiydi!!   Ama şuan şehir yıkılıyordu ve bu durumda bütün o akrabalarının kaderleri belliydi.   "Meng Hao!!" Yabancı Hükümdarın klonları haykırdılar. Ardından rakipleri Dağ ve Deniz Lordları ile olan dövüşlerinden kurtulmak için bütün riskleri göze aldılar ve hatta hayat kuvvetlerini yakacak kadar ileri gittiler.   Tabii ki Dağ ve Deniz Lordları Yabancı Tao Hükümdarı ile aynı pozisyonda değillerdi ve kendi hayat kuvvetlerini yakmaya gönüllü olmayacaklardı. Lordlar ne yapmaları gerektiği konusunda yaşadıkları anlık tereddütle birlikte Tao Hükümdarı'nın cisimleşimleri kurtuldular.   Işık ışınları havaya yükseldi ve bir noktada bütünleştiler, Tao Hükümdarı'nın gerçek formunu oluşturdular!   Cisimleşimleri ağır biçimde yaralanmış ve iki tanesi Meng Hao tarafından öldürülmüş olsa da hayat kuvvetini yakara hızlıca eski zirve haline gelmişti. Kafasını geriye atarak kükredi, nefret ve çılgınlıkla dolu bir halde 1. Gök'e doğru fırladı.   O anda bütün Yabancılar olup bitenleri görebiliyordu ve Tao Hükümdarı'nın evlerini tamamen yok olmaktan kurtaracağına inanmak istediler.   Yüzünde kanlı gözyaşları akan Tao Hükümdarı hızla 1. Gök'e doğru ilerledi. Fakat tam hızlandığı sırada tüm Dağ ve Deniz Alemini sarsan muazzam, ağızları açık bırakan bir gümbürtü 1. Gök'ten duyuldu. Ses öylesine yüksekti ki Yabancılar ve gelişimciler o anda kulakları patlayacakmış gibi hissettiler. Hepside dövüşmeyi kestiler ve 1. Gök'e doğru baktılar.   Gördükleri şey tüm kıtayı ikiye bölen devasa bir kırıktı. Tüm kıtanın yüzde onunu oluşturan koca bir parça... aniden beraberinde gıcırtılı ve gürültülü bir sesle birlikte ayrılmaya başladı.   Kıtanın büyük bir parçası, herhangi bir Dağ ve Deniz'in yıldızlı gökyüzüne denk büyüklükte bir parça yavaşça aşağı doğru sarkmaya başladı!!   Bu parça yavaşça yana doğru eğilirken üstündeki bütün bina ve yapılar yıkıldı. Fakat hala bu parçanın ana kıtaya bağlı olduğu bölgeleri de görmek mümkündü.   Tam o anda Meng Hao ortaya çıktı. Sağ elini kaldırdı ve bir yumruk saldırısı yaptı. Herkesin şaşkın bakışları altında bu darbeyle birlikte parçanın ana kıtayla bütün bağlantısı koptu.   GÜÜÜÜÜÜMMMMMM!   Kıtanın yaklaşık yüzde onluk bir parçası aşağıdaki Dağ ve Deniz Alemine doğru düşmeye başladı. O çok büyüktü, öyle ki altındaki her şeyi ezip geçebilecek gibi duruyordu. Fakat bu anda Dağ ve Deniz Alemi iradesi ortaya çıktı, cansız parçayı sayısız enkaz bulutuna parçaladı ve ardından yıldızlı gökyüzünde açan bir çiçek gibi patlamasına, yavaşça aşağı doğru süzülmeye başlamasına neden oldu.   Dağ ve Deniz Alemine mutlak bir sessizlik çöktü. Yabancıların gözleri şaşkınlıkla açılmıştı.   Yabancı Tao Hükümdarı titriyordu ve ardından umutsuzluk, nefret ve hatta pişmanlıkla dolu acı bir çığlık kopardı!   Bu pişmanlığın nedeninin kendini çok sayıda klona bölmesi mi yoksa bu savaşa girişmiş olmaları mı olduğunu sadece o biliyordu.   Daha sonra gümbürtü sesleriyle birlikte ikinci bir toprak parçası ayrılmaya başladı. Ardından üçüncü, dördüncü ve beşinci....   Yıldızlı gökyüzünde köpüren alev denizleri tüm Dağ ve Denizi aydınlatıyordu. Şuan kıta tamamen muazzam çatlaklarla delik deşikti. Parçalar arka arkaya kopmaya ve Dağ ve Deniz Alemine doğru düşmeye başladı.   Uzun bir an sonra tüm Dağ ve Deniz Alemini ve tüm 1. Gök'ü sarsan en gürültülü patlama yankılandı.   GÜMM!!   Adeta ani bir gök gürültüsü yıldızlı gökyüzünde kükredi ve hatta Dağ ve Denizi bile titretti.... Ardından şaşkınlıkla dolu sesler havayı doldurdu.   Birinci Gök... tamamen çöküyordu!   Bütün Dağ ve Deniz Alemi gelişimcileri onun tamamen paramparça oluşuna şahit oluyordu.   Sanki 1. Gök bir ayna gibi parçalanırken enkaz aşağı doğru yağdı. Yıldızlı gökyüzünde tek bir kara parçası bile kalamadı....   Hepsi parçalandı ve ezilerek gökyüzünde dağıldı.   Gök çökmüştü!   Bu çöküş sadece 1. Gök ile sınırlıydı ama o anda Dağ ve Deniz Aleminde bulunan bütün Yabancılara ağır bir darbe olmuştu. Şiddetle titriyorlardı ve hiçbiri konuşamıyordu. Gözleri boş ve umutsuzlukla doluydu....   Evleri yok olmuştu....   On binlerce yıldır bereketle varlığını sürdüren evleri şuan gitmişti....   Yoldaş kabile üyeleri ölmüştü....   Geçmişte sayısız akraba 1. Gök'te sakince yaşarken şuan hepsi gitmişti. Birinci Gök yok edilmiş, paramparça olmuştu. Şehirler, enkaz ve cesetler yağmur gibiydi. Her şey... gitmişti.   Yabancılar umutsuzlukla yıkandılar ve artık dövüşme arzuları kalmadı. Titriyorlardı ve dehşet içindelerdi....   Bunun tam tersine Dağ ve Deniz Alemi gelişimcileri canlanmış ve tamamen savaşa hazır bir ruh haline bürünmüşlerdi!   Bölüm İsmi: Gök'ün Çöküşü!!

30 Görüntülenme
20 Nis 2025
Bölüm 1341