Series Banner
Novel

Bölüm 1312

I Shall Seal The Heavens

I Shall Seal The Heavens - Bölüm 1312: ####

Bölüm 1312: ####

Beyaz Lord'u kavrayan ve onu Dağ ve Deniz Alemi'nden dışarı çeken el aniden görünmez bir güç tarafından durmaya zorlandı. Yukarıdaki 33 Gök'te yankılanan öfkeli bir kükreme aşağıdaki bütün gelişimcilerin kulaklarını doldurdu.   "Dağ ve Deniz Alemi, ne yapıyorsun!? Gerçekten de savaşı erken başlatmak mı istiyorsun!?!?"   Bütün Dağlar ve Denizler tamamen sarsıldı. Yedinci ve Sekizinci Dağ ve Denizlerin savaşmakta olan gelişimcileri bile sessizliğe bürünmüştü, aynı durum Beşinci ve Altıncının gelişimcileri için de geçerliydi.   Dövüşler durdu ve bütün kalpler üzerlerine çöken devasa baskıyla ezildi. Ama yine de ana hissiyat kafa karışıklığıydı.   Bir anda antik ve buz gibi bir ses bütün Dağlar ve Denizlerde yankılanarak bütün gelişimcilerin kalplerini ve zihinlerini doldurdu. "Dağ ve Deniz Alemi insanları... Ben Dağ ve Deniz Alemi'nin iradesiyim, onun ruh otomatıyım...."   Dağ ve Deniz Alemindeki her bir gelişimci bu sesi kristal gibi net bir şekilde duyabildi.   "Yıllar yıllar önce Engin Genişlik'te Dağ ve Deniz Alemi diye bir yer yoktu. Sadece zamanın akışı içinde azamet ve sonsuzlukla dimdik duran Paragon Ölümsüz Alemi vardı. 3,000 Düşük Alemi kontrol ediyordu ve bütün gelişimcileri Ölümsüzdü....   "Ama sonra... felaket geldi....   "3,000 Düşük Alem... isyan etti. Başka dış güçler Ölümsüzleri kaosa sürükledi, İmparatorluk Lordlarını katletti ve Tao kan soylarını kırdı. Paragon Ölümsüz Alemi düştü....   "Paragon Dokuz Mühür... Paragon Ölümsüz Alemi'nin anılarını canlı tutmak için yeni bir kara parçası işleyerek Dağ ve Deniz Alemini yarattı. Dağ ve Deniz Alemi böyle ortaya çıktı...." Dağ ve Deniz Aleminin sesi yankılanırken garip bir güçle doluydu ve tüm Alemi boğarak bütün gelişimcilerin kulaklarına aktı. Dağ ve Deniz Alemi konuşurken aynı anda gelişimciler zihinlerinde görüntüler gördüler. Görüler.   Bu görülerin içinde geçmişe ait gerçek olaylar vardı. Bunlar onları gören insanların ruhlarının derinliklerinden çıkmış gibi duran görüntülerdi, zihinlerini dolduran ses tarafından ortaya çıkartılmıştı.   Bu görülerde, gelişim merkezi fark etmeksizin bütün Dağ ve Deniz Alemi gelişimcileri geçmişin Paragon Ölümsüz Alemini net bir şekilde görebiliyordu. Oradaki huzur ve sakinliği gördüler ve ardından 3,000 Düşük Alem'in isyanına şahit oldular. Korkunç dış güçlerin Paragon Ölümsüz Alemi'ni işgal edişini izlediler. Bu görüntülerde... Gökleri sarsan, Yeryüzünü parçalayan bir savaşın sonucuna şahit oldular.   Sayısız gelişimcinin acıyla ölümünü izlediler. Son nefesinde bile Ölümsüz Dünyası için yaşayıp Ölümsüz Dünyası için öleceğini haykıran insanlar görüler. Ardından bu gelişimciler kendilerini patlatmayı seçerek düşmanlarını da yanlarında götürdüler.   Dağ ve Deniz Alemi gelişimcileri bu görülerde atalarının kanını gördüler. Paragon Ölümsüz Dünyası'nın görkemine ve düşüşüne şahit oldular. Yıldızlı gökyüzünde sonsuzca uzanan cesetlere ve vahşi katliama şahit oldular.   Dağ ve Deniz Aleminin sesi arka planda yavaşça kaybolurken herkes titremeye başladı. Zihinlerini dolduran şey kanlarında ve ruhlarında gizli duran görüntülerdi, titreyen Dağ ve Deniz gelişimcilerine gerçek kökenlerini gösteren görüntülerdi.   Anlamışlardı. O andan itibaren herkes anlamıştı!   Hiç kimse görüntülerin illüzyondan ibaret olabileceğinden şüphe etmedi. İçgüdüsel anlamda görülerin gerçek olduğunu biliyorlardı. Sanki bu görüntüler atalarının onların ruhlarına ve kanlarına işledikleri anılardı. Nesilden nesile bu anılar aktarılmıştı ve silinmez ve giderilemez bir şekilde bu günlere ulaşmıştı!   Sanki kanlarından atalarının bağırışlarının geldiğini duyuyor gibilerdi.   "Asla unutma! Biz Paragon Ölümsüz Alemi insanlarıyız!"   "Kalplerinize eski görkemimizi kazıyın!!"   "Çocuklarımız, torunlarımız, bütün nesiller, gerçek düşmanlarımızın 33 Gök ve onların ötesindekiler olduğunu asla unutmamalı!!"   "Onlar şuan düşmanımız ve zamanın sonuna kadar da öyle kalacaklar!!"   Bütün Dağ ve Deniz gelişimcilerinin zihinlerinde muazzam bir gürültü patladı. Görüler onları titrer bir halde bıraktı, gözleri kan çanağına döndü, kalpleri ve ruhları sadece atalarından miras kalan anılarla kabarmakla kalmadı aynı zamanda öfke ve delilikle de doldu!   Ne acı!   Paragon Ölümsüz Alemi'nin yıkılışını gördüler, sayısız ölüm ve yıldızlı gökyüzünün kan denizine dönüşünü gördüler ve isyancıların acımasızlığına şahit oldular.   Ölüm... sonsuz ölüm....   En sonunda görüler değişmeye başladı. Paragon Ölümsüz Aleminin sayısız kudretli uzmanının aileleri ve memleketleri için hayatlarından vazgeçtiklerini gördükten sonra Paragon Dokuz Mühür'ün Dağ ve Deniz Alemi olacak değerli hazineyi yarattığını gördüler. Paragon bu işlemin sonucunda öleceğini biliyordu ama umursamadı. Savaşı durdurmak ve evini korumak için Dağ ve Deniz Alemini yarattı.   İnsanlarının kırıntılarını aldı ve onları Dağ ve Deniz Alemine yerleştirdi. Orada çoğaldılar ve en sonunda hayat tekrar yeşerdi. Yavaş yavaş yeni bir Ölümsüz Dünyası meydana geldi.   Fakat savaş bitmemişti!   Herkes titriyordu, Meng Hao bile. Tüm bunları zaten biliyordu ama bu görüleri daha önce hiç görmemişti. Fakat gözleri kan çanağına dönmesinin nedeni atalarının nefreti ve öfkesi değildi... kendi insanlarının da görülerdeki gibi kan denizlerine dönüşmesini istemiyordu, buna razı değildi.   En sonunda Dağ ve Deniz Aleminin sesi sanki hatıralarla iç geçiriyormuş gibi bir kez daha yankılandı ama aynı zamanda saplantı ve yükselen bir nefretle de doluydu!   "3,000 Düşük Alemin çoğu yok edildi. En sonunda onlardan geriye sadece 33 tane kaldı. Onlar Dağ ve Deniz Alemini mühürlediler ve ardından... 33 Gök olarak kafamızın üstünde asılı durmaya başladılar.   "Bugün, Yedinci ve Altıncı Dağlar ve Denizlerin Lordları isyan etti. Sayısız yılın ardından o en antik savaş bir kez daha başlıyor....   "Ve bu mutlak bir imha savaşı olacak...."   Ses bütün gelişimcilerin zihinlerinde yankılanırken görüler bir kez daha değişti. Bu sefer son zamanlarda Sekizinci ve Beşinci Dağlar ve Denizlerde yapılan savaşları gördüler!   Dağ ve Deniz Alemi gelişimcilerinin birbirlerini öldürdüğünü ve Dağ ve Deniz Lordlarının isyanını gördüler!   Diğer Dağlar ve Denizlerdeki gelişimciler bunu gördüklerinde gözleri kan çanağına döndü. Sekizinci, Yedinci, Altıncı ve Beşinci Dağ ve Denizlerdeki gelişimciler ise zihinlerinde yıldırım çarpmış gibi hissettiler. Birçok savaş alanındaki bütün gelişimciler mutlak bir sessizliğe büründü.   Sarsılmaya başladılar ve gözleri hüzünle doldu. Hepsi de kalplerinin derinliklerinden gelen feryadı hissettiler:   Yanlış! Yanlış yapıyoruz!   Dağ ve Deniz Savaşları olmamalıydı. Kendi Lordları isyan etse bile onlar etmeyeceklerdi!!   Onlar Dağ ve Deniz Alemi gelişimcileriydi ve hepsi de atalarının kanlarını taşıyorlardı. Düşmanları Dağ ve Deniz Alemi insanları değil 33 Gök'tü!!   Gelişimciler arka arkaya kan tükürmeye başladılar ve hatta birçoğunda kanlı yaralar açıldı....   Diğer Dağlar ve Denizlerin gelişimcileri acı bir hisle doldular ve konuşamadılar bile. Herkeste benzersiz bir sessizlik vardı. O anda görülerle birlikte kanlarından yükselen bir çeşit tanıdık hissiyat eşliğinde ruhlarında var olan 33 Gök nefreti benzersiz bir şekilde netleşti.   En sonunda nihayet her şeyi anlamışlardı.   "Ben sadece bir ruh otomatıyım. Dövüşüp dövüşmeme ve tam olarak ne zaman yapılacağı kararını ben veremem. Bu yüzden şuan bütün Dağ ve Deniz Alemi gelişimcilerinden ne yapmamı istediklerini söylemelerini istiyorum.   "Şuan savaşıyor muyuz? Hazır değiliz ama tekrar belirteyim, düşmanımız da değil. Yoksa... bekleyecek miyiz? Bundan yıllar sonra iki tarafta tamamen hazır olacak ve o zaman savaş başlayacak.   "Hepiniz... bana isteğinizi söyleyin." Dağ ve Deniz Alemi iradesi konuşmasını bitirdikten sonra tamamen sessizliğe büründü.   Tüm Dağ ve Deniz Alemi sessizdi. Herkes sessizce düşünüyordu, dövüşüp dövüşmeme kararını vermeye çalışıyordu.   Eğer dövüşürlerse avantaja sahip olacaklardı. Eğer dövüşmezlerse daha fazla hazırlık yapabilirlerdi.   Karar verme hakkı ne Dağ ve Deniz Alemi iradesinde ne de 33 Gök'teydi. Bu karar Dağ ve Deniz Alemi insanları tarafından verilecekti. Bu sessizlik yukarıdaki 1. Gök insanlarının aniden gerilmelerine neden oldu. Altın zırhlı Yabancı bile kalbinin hızlandığını hissetti.   O muhtemelen Dağ ve Deniz Alemini bu şekilde zora sokunca böyle bir sonuç ortaya çıkacağını hayal etmemişti. Dağ ve Deniz Alemi insanlarını tanıdığı kadarıyla onların beklemeyi ve hazırlanmayı seçecekleri konusunda ikna olmuştu. Ama şuan... emin değildi.   "Lanet olsun!!" diye guruldadı, kalbi giderek hızlanıyordu. 33 Gök kesinlikle hazır değildi ve zaten bu yüzden Altıncı ve Yedinci Dağ ve Denizi kullanarak iç karışıklık çıkarmayı planlamışlardı. Dağ ve Deniz Aleminin kaos içinde olmasını istemişlerdi. Ardından yıllarını hazırlık için harcayacaklardı ve iki gizemli güç onların arkasından savaşa katılmaya geldiğinde bu nihai ve mutlak savaş yapılacaktı.   Fakat altın zırhlı Yabancı olduğu yerde içten içe sarsılırken aniden Dağ ve Deniz Aleminde bir ses çınladı.   "Dövüş!!"   Bu ses gök gürültüsü gibi çatırdadı ve Dördüncü Dağ ve Denizden yükselerek yıldızlı gökyüzünü doldurdu. Bu tek bir kelimeydi ama sonra aynı Dağ ve Denizden koro halinde yükseldi!   Bu ses... Dördüncü Dağ ve Denizin Lordu Ksitigarbha'ya aitti!   Tek bir kelime, nihai kararlılıkla dolu mutlak ezici bir kelimeydi!   Dördüncü Dağ ve Denizi patlayıcı bir ses topluluğu doldurarak Ksitigarbha'nın sesine katıldı. Dördüncü Dağ ve Deniz çıldırıyordu ve gelişimciler avazı çıktığı kadar bağırmaya başlamıştı.   "Dövüş!!"   "Dövüş!!!"   Daha sonra Beşinci Dağ ve Deniz Lordu kafasını geriye atarak kükredi.   "Dövüş!!"   Bunun ardından Üçüncü ve İkinci Dağ ve Denizlerde insanlar bağırmaya başladı. Öldürme arzusu patlayarak yıldızlı gökyüzünü allak bullak etti.   "Dövüş!!"   Daha sonra aniden Birinci Dağ ve Denizden antik bir ses yankılandı.   "Dövüş!!"   Tüm yıldızlı gökyüzü, tüm Dağ ve Deniz Alemi kaynıyordu. Alemin dört bir yanından sayısız ses bir araya geldi. Bu sesler sonsuzca yankılanırken bunlara Dokuzuncu Dağ ve Denizden bir ses, Ji Tian'ın sesi de katıldı!   "Dövüş!!"   Dağ ve Deniz Alemi sarsılırken Meng Hao'nun dedesi, Sekizinci Dağ ve Deniz Lordu Sekizinci Dağ'ın zirvesinde otururken tamamen gözlerini açtı. Bunun ardından güç patlaması yıldızlı gökyüzünü sarstı ve Göklerin titremesine neden oldu. Yavaşça ayağa kalkarken gözlerinden yıldız gibi ışıklar saçıldı. Ardından gök gürültüsü gibi sesi tek bir kelimeyle gümbürdedi.   "DÖVÜŞ!!"   Bölüm İsmi: DÖVÜŞ!

29 Görüntülenme
20 Nis 2025
Bölüm 1312